tarihinde gönderildi.

NakitÖde Artık RIHLEKitap’da!

Kıymetli Okuyucularımız,

Kredi kartı ile alışveriş yapmayan okuyucularımız için yeni ödeme hizmetimiz Nakit Öde artık rihlekitap.com’da. Nakit Öde seçeneği ile kredi kartına gerek kalmadan, banka şubesine uğramadan siparişinizin tutarını ödeyebilirsiniz. Nakit Öde seçeneğini nasıl kullanacağınıza dair size kısa bir makale hazırladık.

1. Adım: Siparişi Oluşturma

Mağazamızdan almak istediğiniz kitap/kitapları seçin, ardından ödeme yapmak için Sepeti Göster’e tıklayın. Eğer eklemek/çıkarmak istediğiniz kitap/kitaplarınız yoksa Siparişi tamamlama adımına geçin.

2. Adım: Bilgileri Girme

Siparişin kime ve hangi adrese teslim edileceğine dair sizden istenilen bilgileri girdikten sonra, mesafeli satış sözleşmesini onayladıktan sonra, Ödeme Yap düğmesine tıklayın.

3. Adım: Referans Numarası

Ödeme yap düğmesine tıkladıktan sonra sizi ödeme sayfamıza yönlendireceğiz. Ödeme sayfamızda yer alan kısımlarda Kredi Kartı ile Öde, BKMExpress ve Nakit Öde seçeneklerinin yer aldığı sekmelerden Nakit Ödeye tıklayın. Açılacak sayfada yer alan bilgilerinizi kontrol edin ve sağ tarafta yer alan kutucuğa TC Kimlik numaranızı girin. Ardından aşağıda yer alan Referans Numarası Al düğmesine tıklayın.

Sistem size bir referans numarası üretecek. Bu referans numarasını not alarak herhangi bir PTT şubesine gidin ve UPT ödemesi yapacağınızı belirterek, bankodan sipariş ücretini yatırabilirsiniz. Referans numarası ve hesap ismi bilgileri e-posta adresinize gönderilmektedir. Dilerseniz e-posta adresinizi kontrol edebilirsiniz. Referans numarasına ilgili ücreti yatırdıktan sonra siparişiniz kargo firmasına teslim edilecektir.

Önemli

Referans numarasını aldıktan sonra UPT şubesinde ya da PTT şubesinden işlem yaparken hesap sahibi ismi bölümünde; PayU Ödeme Kuruluşu AŞ olması gerekmektedir.  Sorularınız olursa bize 0 212 531 5030 ya da satis@rihlekitap.com adresi ile ulaşabilirsiniz.

Hayırlı okumalar.

RIHLEKitap.

tarihinde gönderildi.

35. Kitap ve Kültür Fuarı

Kıymetli okuyucularımız,

2009 yılından bu yana katılmış olduğumuz Geleneksel Kitap ve Kültür Fuarına bu yılda 113 numaralı stantta iştirak ettik.

Bâyezîd meydanında gerçekleşen Kitap Fuarı, Ramazan ayı boyunca açık olacak. 10:00 – 22:00 arası siz kıymetli okuyucularımıza hizmet vereceğimiz Kitap fuarında, inşallah Ebubekir Sifil hocanın da imza ve söyleşi günü yapılacak. İmza ve söyleşi gününün detaylı bilgisi ise ilerleyen günlerde duyurulacak.

Yer: Bâyezîd Meydanı – Fatih / İstanbul.

Bulunduğunuz noktadan yol tarifi almak ve toplu taşıma seçeneklerini incelemek için buraya tıklayabilirsiniz.

 

tarihinde gönderildi.

Malatya Kitap Fuarı’ndayız!

Malatya Kitap Fuarı’ndayız!

Kıymetli Okuyucularımız, 10-15 Mayıs tarihleri arasında düzenlenecek olan 5. Malatya Kitap ve Kültür Fuarı’nda RIHLEKitap yayınlarını Şamil yayınlarının standında bulabilirsiniz.

375 yayınevi ve 290 yazarın katılacağı fuarda, 520 imza günü etkinliği ile 60 söyleşi, panel ve konferans düzenlenecek. Her geçen yıl uluslararası bir boyut kazanan Malatya Kitap Fuarı’na yurt dışında İngiltere, Bosna, Tataristan, Kırgızistan, Irak, Suriye gibi ülkelerde önemli isimler katılarak eşlik edecek. Arap dünyasından 15 yayınevi kitap fuarına katılacak. Yurt dışında okuyan öğrenciler de fuara katılacaklar.

Malatya Büyükşehir Belediye binası arkasında bugün (10 Mayıs) kapılarını açacak olan fuar, 15 Mayıs’a kadar sürecek. Dilerseniz buradan yol tarifi alabilir, size uygun toplu taşıma seçeneklerini öğrenebilirsiniz.

tarihinde gönderildi.

Bolu Kitap Fuarı’ndayız!

Yer: Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi Tarih: 10-13 Mart 2016 Stant: RıhleKitap

Kıymetli Okuyucularımız,

Bolu’da Milli Türk Talebe Birliği ve Bolu Belediyesi ile birlikte tertip edilen, Bolu kitap fuarına, RIHLE Kitap standımıza, Bolu’lu okuyucularımızı bekliyoruz.

Yer: Mehmet Akif Ersoy Kültür Merkezi

Tarih: 10-13 Mart 2016

Stant: RıhleKitap

 

tarihinde gönderildi.

Hz. Peygamber’in Sözlerinin Değeri – Salim Öğüt

Malumdur ki O'nu diğer insanlardan üstün kılan yönü, kendisine vahyolunmasıdır.

[ayraç]‘ta bugün sizlere Merhum Salim Öğüt Hocanın Modern Düşüncenin Kur’an Anlayışı eserinden iktibâs yapıyoruz. Merhum Öğüt Hoca, Efendimiz (sav)’in sözlerin niçin ve neden önemli olduğuna değiniyor. Güzel tespitlerin yer aldığı bu iktibâsı hayırlı okumanız duası ile…[ref]Modern Düşüncenin Kuran Anlayışı, Salim Öğüt, RIHLE Kitap, Sayfa 147-148[/ref]

[ayraç] | kitaba biraz mola…

Hz. Peygamber’e gelince, O’nun (s.a.v.) kendi sözlerine dair bu şekilde bir değerlendirmesi olduğunu bilmiyoruz ama bu alanda câiz olduğunu düşünerek kıyas yoluyla aynı sonuca varabileceğimizi sanıyoruz. Yani Hz. Peygamber’in sözlerinin de bizim sözlerimize nisbeti, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bizlere nisbeti gibi olmalıdır.

Malumdur ki O’nu diğer insanlardan üstün kılan yönü, kendisine vahyolunmasıdır.[ref]Kehf Sûresi, 18/110[/ref]

"O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O(nun konuşması kendisine) vahyedilenden başkası değildir."<br/>Necm Sûresi, 53/ 3-4
“O, kendiliğinden konuşmamaktadır. O(nun konuşması kendisine) vahyedilenden başkası değildir.”
Necm Sûresi, 53/ 3-4

Dolayısıyla O’nun sözünü bizim sözümüzden üstün kılan yönü de budur. Çünkü “O, kendiliğinden konuşmamaktadır. 0(nun konuşması kendisine) vahyedilenden başkası değildir.“[ref]Necm Sûresi, 53/ 3-4[/ref]

[highlight]Bütün bu ön bilgilerden sonra asıl ifade etmek istediğimiz nokta şudur: Sözün değerinin muhtevasından/içeriğinden kaynaklanması prensibi, Allah ve Rasulü için geçerli değildir. Hatta onlar için bu kural tersinden çalışmakta, çünkü onlardan sâdır olan sözün kıymeti, kaynağından ileri gelmektedir.[/highlight]

Yani bir Kur’ an ayeti değerlendirilirken, muhteva bakımından incelendikten sonra değer hükmüne varılmaz. Tam tersine, o sözün değeri söyleyeninden ileri gelmektedir, dolayısıyla bizatihi kendisi değerlidir. Buna göre bir ayetle karşılaştığımız zaman, sadece ve sadece ondan en verimli, en isabetli ve en doğru şekilde istifade etmeye bakarız.

Sünnet için de aynı değerlendirme geçerlidir. Uzmanlarınca bilinmektedir ki, Sünnet’in Kur’an’dan farkı, sübut problemidir.

Sünnet diye rastladığımız herhangi bir söz, fiil veya takrir, gerçekten de, O’na ait mi, değil mi, sorusu, her dönemde geçerliliğini korumuştur. O’na aidiyeti sabit olduktan sonra, Sünnet’in hükmü de Kur’an gibidir.

Bu yüzden, soru sormak üzere gelen bir kimseye Rasulüllah’ın bir hadisiyle cevap veren İmam Mâlik, soran kişinin: “ama falan sahabe de bu konuda şöyle diyor” demesi karşısında öfkelenmiş ve parmağıyla Hz. Peygamber’in kabrine işaret ederek [ref]İmam Mâlik derslerini Hz. Peygamber’in (s.a.v.) mescidinde, O’nun kabr-i şerifinin yanında vermekte idi[/ref] şu tarihi cevabı vermiştir: [dropcap]”Herkesin sözü alınır da, reddedilir de, ancak şu kabrin sahibi müstesna; O’nun sözü sadece alınır.”[/dropcap]

Basit gibi gözüken bu hakikat, son zamanlarda göz ardı edilmeye başlandığı için, bazı problemlerimizi eskiye nisbetle daha zor halleder, hatta daha doğru bir tabirle, halledemez duruma düştük.

tarihinde gönderildi.

Tüm Kitap ve Dergilerde %35 İndirim

Bismillah.

Kıymetli Okuyucularımız,

rihlekitap.com’da yeni bir kampanya başladı. Yeni kampanyamız bir ay boyunca sürecek ve %35 indirim ile tüm dergi ve kitaplarımızı alabileceksiniz. Ayrıca 75TL ve üzeri kitap ve dergi alan okuyucularımıza, siparişlerini kargo bedeli olmadan göndereceğiz. rihlekitap.com’a Akaid’den Fikir’e 11 yeni kitap eklendi. Bu kitapları da %35 indirim ile alabilirsiniz. Bize ulaşmak isterseniz, sağ alt köeşedeki Yardım Menüsünden ulaşabilirsiniz. Bütün Kitaplarımıza buradan ulaşabilirsiniz.

Kampanya Koşulları:


  • Kampanya 16 Kasım – 16 Aralık 2015 tarihleri arasında rihlekitap.com, Hızlı Sipariş hattı veya Eyüp’te bulunan satış merkezimizde geçerlidir.
  • Kampanyadan Sosyal Medya Hesaplarımız ve Telefon Çağrısı yolu ile de yararlanabilirsiniz. (Sizin belirteceğiniz e-posta hesabına ödeme bağlantısı gönderilecek veya kapıda ödeme seçeneği ile ürünler adresinize gönderilecektir.)
  • Kampanyada yer alan ürün/ürünler bir başka ürün/ürünler ile değiştirilemez veya paketten çıkartılmaz
  • Tüm Kitaplarda %35 tutarında indirim uygulanmaktadır. İndirimler liste fiyatı üzerinden yapılmaktadır. Fiyatlar KDV dahildir.
  • Ürünlerde herhangi bir sorun oluşursa/varsa tekrar iade edebilirsiniz.
  • Kampanya süresince kullanılan tüm görseller temsilidir.
  • Yurtdışı gönderilerinizde 75TL ve üstü siparişleriniz, ücretsiz kargo kampanyasına dahil değildir.
  • Banka Havalesi seçeneği seçildikten 3 (üç) iş günü içerisinde havalenin yapılması gerekmektedir. Havale yapılmasının ardından e-posta veya telefon aracılığı ile bildirmeniz gerekmektedir.
  • RIHLE Kitap, Kampanyada değişiklik yapma hakkını saklı tutar.

Yeni Gelen Kitaplar


 

İmân-ve-Aksiyon---Necip-Fazıl Sarayın-Kutsalları---Talha-Uğurluel İmamı-Azamın-Beş-Eseri İdeolacya-Örgüsü---Necip-Fazıl Hayat-Felsefesi-Yahut-Yaşamak-Sanatı---Kadir-Mısıroğlu Müslümanca-Düşünme-Üzerine-Denemeler---Rasim-Özderene Müslümanca-Bir-Hayat---İmam-Gazzali

Ehl-i Sünnet Akaidi Ömer Nasuhi Bilmen Semerkand Yayınları İslam Akaid

Dünya-Bir-İnkilap-Bekliyor---Necip-Fazıl

Ana-Hatlarıyla-Hadis---İsmail-Lütfi-Çakan D-_Kampanyalar-RIHLE-Kitap-Görselleri_Set---II_PSD_Tekli---Ön_Hitâbeler---Necip-Fazıl


tarihinde gönderildi.

Osmanlı’da Bayram

Bismillah. Değerli [ayraç] okuyucularımız, Bugün sizler için Osmanlı’da Bayram geleneğine dair Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil beyin Osmanlı’da Bayram başlıklı yazısını iktibâs ediyoruz. Tüm okuyucularımızın Kurban Bayramını tebrik eder, Kurban Bayramının Kan, Gözyaşı ve çığlıklar arasında kavrulan coğrafyamızın kurtuluşuna vesile olmasını Cenâb-ı Hakk’tan niyâz ederiz.[ref]Osmalı’da Bayram, Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, http://ahmetsimsirgil.com/osmanlida-bayram/ adresinden 24 Eylül 2015 15:25’de iktibâs edilmiştir. Editör[/ref]

[ayraç] | kitaba biraz mola…

Sarayda Bayramlaşma ve İhtişamlı Görüntüler

Aslında Iyd-ı fıtr yani Ramazan bayramı Müslümanlar için bir hüzündür. On bir ay yolunu gözledikleri çok kıymetli bir misafiri, bir sultanı yolcu etmişlerdir. Öte yandan on bir ayın sultanı mübarek Ramazanı şerife ulaşmanın, onun getirdiği feyiz ve bereketlere nail olmanın ve o ayda Rabbinin rızasına kavuşmanın neticesidir bayram. Osmanlılarda Ramazan ayı saraydan köylere kadar bir ve beraber heyecanla geçirildiği gibi bayramda huşu ve muhabbetle kutlanırdı.

[fotoğraf: @ vecdimuratsoydan.blogcu.com]
[fotoğraf: @ vecdimuratsoydan.blogcu.com]
Bir cihan devleti olan Osmanlı İmparatorluğu, İslâm medeniyetinin en ihtişamlı temsilcisi olarak yeryüzüne hükmettiği devirlerde, her şey gibi bayramlar da tebaaya manevi bir haz ve bambaşka bir zevk verirdi. Devletin öngördüğü her işin tertipli ve intizamlı bir şekilde yürümesine önem veren Osmanlı padişahları, Topkapı Sarayı’nda yapılacak olan Bayram merasiminin de, Devlet-i Aliyye’nin şanına yaraşır bir biçimde yürütülmesine büyük özen gösterirdi.

Öyle ki, bayram töreni ile ilgili düzenlemeler, basit bir şekilde hazırlanmasına rağmen Osmanlı Devleti’nin ilk Kanunnamesinde dahi yerini almış; törenin ne şekilde yapılacağı ve merasim heyetinin kimlerden oluşacağı titizlikle belirlenip kararlaştırılmıştı.

Osmanlı Devleti’nde Bayram töreni ile ilgili ilk resmî düzenleme Fatih Sultan Mehmed tarafından yapılmıştır.İstanbul’un fethinden sonra şehrin en güzel yerinde büyük ve muhteşem bir saray inşa ettiren cihan padişahı, çıkardığı ilk Osmanlı Kanunnamesinde burada yapılacak Bayram töreninin adap ve erkânını da açıklamıştı.

Bayram törenlerinin hazırlıkları Teşrifat Kalemi’nin, yani Protokol Müdürlüğü’nün vazifesiydi. Padişah için düzenlenecek tebrik töreninin teferruatı bu daire tarafından hazırlanır ve işlemler buna göre yürürdü. Ramazan Bayramı namazı ve bayramlaşma merasimine katılacaklara davet tezkireleri dağıtılırdı.

Arife Divanı

Sarayda bayram merasimleri Ramazanın son gününde “Arife Divanı” ile başlardı. O gün öğle namazından sonra, divan çavuşları tören kıyafetiyle Divanhane’nin (Kubbealtı) önünde saf tutarlardı. Tören kıyafetinin bir parçası olarak ellerinde tuttukları uzun sopalarla görülmeye değer bir manzara oluşurdu.

Onların arkasında Has Ahır halkı/seyisleri yer alırdı. Bunlar padişahın atından sorumluydu. Padişahın atı o güne mahsus olarak süslenmiş olurdu. Koşumları kıymetli taşlarla süslenirdi.

[fotoğraf: @ istanbultarih.com]
[fotoğraf: @ istanbultarih.com]
İkindi namazından sonra mehteran nevbet vurmaya başlardı. Bu sırada padişah Arz Odası önüne konulan sedef işli Arife tahtında otururdu. Kısa bir dua yapılır, duayı müteakip Fatihalar okunurdu. Ardından Padişah Birun ve Enderun görevlileri ile Ocak Ağalarının kutlamalarını kabul eder, bayram armağanları verirlerdi.

Arife Divanı’ndan sonra padişahın ata binerek Hasbahçe’de kısa bir gezinti yapması, akabinde bahçedeki köşklerinden birinde dinlenirken, içoğlanlarının müsabakalarını seyretmesi de gelenekti.

Bayram törenleri

Padişah bayram sabahı namazını Hırka-i Saadet Dairesi‘nde veya Ağalar Camiinde kılardı. Ardından Hırka-i Saadet Dairesi önüne kurulan tahtına otururdu. Enderun’un güzel sesli hafızları dualar okurlar, ardından görevliler bunlara hediyelerini verirlerdi. Mehter çalmaya başlayınca bir taraftan da topluluk hep bir ağızdan “Ömrün uzun olsun”! “Iydin said olsun”! (Bayramın mübarek olsun) diye bağırırlar ve dua ederlerdi.

Diğer taraftan padişahı ile bayramlaşma hakkı olan kişiler sabah namazını Ayasofya Camii‘nde kıldıktan sonra saraya gidip Divan-ı Hümayun’da toplanırlardı. Topluluğun geldiği haberi padişaha iletilince, sultan da Arz Odası‘na geçerdi. Daha sonra da görevlilerin dizildiği yoldan tahtın bulunduğu yere gelirdi. Bu sırada görevliler “Aleyke avnullah” diyerek seslenirlerdi.

Tören sırasında kimin nerede duracağı en ufak teferruatına kadar belliydi. Örneğin padişahın oturduğu tahtın arkasında sağda harem ağası, solda da silahtar bulunurdu. Buradaki tören sırasında mehter durmadan çalardı. Bayramlaşmaya gelen padişahı karşılayan nakibüleşraf dua ederdi.

Bu duaya âmin diyen padişah tahtına oturur ve devlet adamları rütbelerine göre sağ taraftan gelerek padişahın bayramını tebrike başlarlardı. Veziriazam, kazasker gibi görevliler etek öperken padişah ayağa kalkardı. Bu üst düzey ricalden sonra sıra defterdar, nişancı reisülküttap, defter emini gibi bürokratlarındı. Ancak bunlar öncekiler gibi etek değil eşik öperlerdi. Şeyhülislâm ise padişahın önünde eğilir ve elini öperdi. El etek öpme işlemini bitiren görevliler kendileri için belirlenmiş yere geçerek tören müddetince ayakta dururlardı. Kapıkulu ocaklarının üst düzey subayları da bu bayramlaşmada bulunurdu.

Padişahların bayram merasimini ezbere bilmeleri gerekmezdi. Bayram tahtı kurulup musâfaha başladığı zaman, padişaha kim için ayağa kalkıp, kim için kalkmayacağı usulünce hatırlatılırdı. Kalkması gerektiği an çavuşlar hep bir ağızdan: “Hareket-i hümayun Padişahım! Devletinle bin yaşa!” diye seslenir; tekrar oturması gerektiğinde de, yine gür bir sesle: “İstirahat-i hümayun Padişahım! Devletinle bin yaşa!” diye hitap ederek, âdâb ve erkâna göre oturmasını ve kalkmasını temin ederlerdi. Tören boyunca kesintisiz olarak Mehter vurulur; Sarayburnu önüne getirilen Donanma-i hümayun da ona eşlik ederek, Mehter sesi kesilinceye kadar ard arda top atışında bulunurdu.

Bayram alayı ve namazı

Sarayda bayramlaşmanın tamamlanmasından sonra padişah Hasoda’ya geçerek bayram namazı için üstünü değiştirirdi. Bayram namazı büyük camilerden birisinde genellikle saraya yakın Ayasofya veya Sultanahmet‘te kılınırdı. Bayramdan önce padişaha namazı nerede kılacağı sorulur, buna göre hazırlık yapılırdı.

Padişah haremden çıkıp, özel olarak süslenmiş atına biner ve Babüsselam Kapısı önünde kendisini bekleyen devlet adamlarıyla birlikte camiye doğru yola çıkardı. Devlet ileri gelenleri rütbelerine göre atlı veya yaya olarak padişahı takip ederlerdi. Tören bölüklerini teşkil eden solaklar ve peykler ise kıyafetleri ve hareketleri ile göz dolduran bir görünüm arz ederdi. İstanbul halkı bu manzaraya şahitlik edebilmek için güzergâhı doldururdu.

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil [fotoğraf: @ ahmetsimsirgil.com]
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil [fotoğraf: @ ahmetsimsirgil.com]
Camiye gidilip, namaz kılındıktan sonra da aynı düzen içerisinde saraya geri dönülürdü. Bayram namazı için yapılan bu gidiş ve dönüşe bayram alayı denilirdi.

Fransız seyyahı Paus Lucas eserinde bir bayram alayını şöyle tasvir etmektedir:

At üzerindeki hükümdarın ihtişamı ile hiçbir şey mukayese edilmezdi. Bindiği ve yedekte götürdüğü atları yeryüzünün en güzel atları idi. Atların güzelliği ve koşumlarının zenginliği ve subayların çokluğu içinde alay intizam ve hem kendisinden hem de seyreden halktan gelen dikkate şayan bir sessizlik içinde yol alıyordu. Gerçekten de dünyanın en eğlenceli ve en meraklı gösterisi idi”.

Bütün merasimlerde padişahın hemen arkasında bulunan Rikabdar, Silahdar ve Çukadar ise sırma bantlı kırmızı kadifeden yatırtma başlıkları kıymetli kumaştan yapılan kaftanları ile dikkati çekerdi. Alay-ı Hümayun’larda asıl tören bölükleri ise sırma bantlı kırmızı kadifeden yatırtma başlıkları kıymetli kumaştan yapılan kaftanları ile dikkati çekerdi.Saray-ı hümayuna dönülür dönülmez Bayram ziyafeti ve eğlenceleri başlardı. Has Oda önüne kurulan tahtına oturan padişahı, saray nedimleri ve musahipleri birbirinden güzel nüktelerle eğlendirirlerdi. Bu sırada Helvahâneden tabaklar ile helvalar getirilip dağıtılırdı. Yeniçerilere kızarmış koyun ve çörek servisi yapılırdı. Yeniçeriler yemeklerini arka bahçede yerlerdi. Bayram ziyafeti bitince artık tören tamamlanır ve hane halkıyla bayramlaşmak üzere herkes evine dağılırdı. Padişah da ailesi ile bayramlaşmak üzere hareme giderdi.

Diğer faaliyetler

Bayramın ikinci günü Padişah “yeni saray” yani Topkapı Sarayı’nda bulunan Gülhane Köşkü’nde bulunurdu. Buraya Kaymakam, Şeyhülislam, Kaptanpaşa gibi görevliler, maiyetleri ile birlikte gelirler ve bayram tebriki için bir tören düzenlenirdi. Bayramın üçüncü günü ise, Padişahlar eski geleneklere göre, Eski Saray’da cirit oyunu seyrederlerdi.

Bazı bayramlarda Padişahlar halka açık büyük şenlikler düzenletirdi. Bu gibi durumlarda seyirciler yarım ay şeklinde otururlar, padişahın otağı da bunların tam merkezinde bulunurdu. Padişahın otağının sol yanında ziyafet çadırı yer alırdı. 15. yüzyıldan sonra şenlik düzeni belirli bir protokol ve programa bağlanmıştır. Bayramlarda öğleden önce bayramlaşma, ikram, pişkeşlerin dağıtılması ve yemekle geçer, öğleden sonra da gösteriler yapılırdı. Büyük törenlerde geceleri kandiller, mahyalar ve fişeklerle donanma düzenlenirdi. Yapılan gösterilerde çeşitli hünerler, esnaf oyunları, sportif müsabakalar yer alırdı.

Böylece bayramlar bir devlet halk kaynaşmasını da beraberinde getirmiş olurdu.

tarihinde gönderildi.

RUZEM Katılımcılarına Özel %50 İndirim!

RUZEM Katılımcılarına Özel %50 İndirim!

11 – 30 Eylül tarihleri arasında RUZEM Katılımcılarına özel rihlekitap.com‘dan -yayınevimize ait olan kitaplarda- %50 indirim. Ayrıca 75TL üzeri kitap alımlarınızda ise kargo adresi Türkiye olan tüm okuyucularımıza Ücretsiz Kargo imkânı.

Kampanyadan Nasıl Faydalanacaksınız?

Öncelikle almak istediğiniz kitapları sepetinize ekledikten sonra üst menüde yer alan Mağaza(A) yazısının üzerine gelin ve açılır menüde yer alan Alışveriş Sepetine(B) tıklayın. Ardından Alışveriş sepetine yönlendirileceksiniz.

Alışveriş Sepeti sayfasında aldığınız kitapların özet listesini göreceksiniz. Özet listesinin altında yer alan Kupon Kodu bölümüne tıklayın ve küçük harfler ile sadece ruzem yazıp (A), kupon kodunu uygula düğmesine tıklayın.(B)

2

Düğmeye tıklama işlemenizden sonra %20 ek indirim miktarını göreceksiniz. Ara Toplam %30’luk indirimli satış fiyatı olduğu için indirim fiyatı üzerinden %28 indirim daha yapılarak toplam Liste Fiyatı üzerinden  %50 indirim yapılmış oluyor.  Liste Fiyatı: Kitabın indirimsiz fiyatıdır. Ödeme sayfasına Git düğmesine tıklayarak size uygun ödeme yöntemi ile Alışverişinizi tamamlayabilirsiniz. Fatura Adresi bölümünde bilgilerinizi doldururken lütfen RUZEM’e tanımlı e-posta adresinizi giriniz. Aksi takdirde indirim kuponu kabul edilmeyecektir.

3

Eğer e-posta adresinizi hatırlamıyor veya hata oluşuyorsa buraya tıklayarak RUZEM Öğrenci Hizmetleri‘ne bir talep göndermenizi rica ediyoruz. Talebiniz en kısa süre içerisinde cevaplandırılacaktır.

Kampanya Koşulları

  • Kampanya rihlekitap.com üzerinden alınan RIHLE Kitap yayınevine ait olan kitaplarda Liste fiyatı üzerinden geçerlidir.
  • Kampanyaya Semerkand Yayınevi, Sebil Yayınevi, Ravza Yayınları, Hisar Yayınevi, Timaş yayınları ve RIHLE Dergisi kitap ve dergileri dahil değildir.
  • RUZEM’e kayıtlı tüm katılımcılar kampanyadan bir defalığına yararlanabilmektedir.
  • Kampanyadan yararlanan siparişlerdeki veriler ile RUZEM’in verileri arasında tutarsızlık görülmesi durumunda Siparişi İptal Etme Hakkı rihlekitap.com’a aittir.
  • Kampanyadan yararlanabilmeniz için 400TL veya 400TL altı alışveriş yapmanız gerekmektedir.
  • Kampanya kodu “ruzem” dir ve kampanya kodu RUZEM’deki e-posta adreslerinize tanımlıdır. Fatura bilgilerinizde RUZEM e-posta adres bilgilerinizin doldurulması gerekmektedir.
  • Kampanya 11-30 Eylül tarihleri arasında geçerlidir.
  • 75TL üzeri kitap alımlarında Kargo adresi Türkiye olan okurlarımız ücretsiz kargodan yararlanabileceklerdir.
  • Kampanya koşullarında ve/veya şartlarından değişiklik yapma hakkını rihlekitap.com saklı tutar.
  • Kampanya sadece rihlekitap.com üzerinden yapılacak siparişlerde geçerlidir.
tarihinde gönderildi.

Kula Lazım Olan 24 Esas – Muhammed Emin Er

Beyan ettiği hasletlere yapışmakla insanın, fitne zamanlarında kafa karışıklığına düşmekten korunacağını, düşmüşse bunlara yapışmakla düştüğü yerden kalkacağını anlatmıştır.

Bismillah.  [ayraç]’ta bugün sizlere Merhum Seyda Muhammed Emin Er Hocanın Adab Risalesi‘nden iktibâs yapıyoruz. Merhum Seyda Er hoca, İnsanın kul olabilmesi için gerekli olan 24 esasını açıklıyor. Beyan ettiği hasletlere yapışmakla insanın, fitne zamanlarında kafa karışıklığına düşmekten korunacağını, düşmüşse bunlara yapışmakla düştüğü yerden kalkacağını anlatmıştır. Hayırlı okumalar.

[ayraç] | kitaba biraz mola…

Doğru yolun esası, Allah-u Teâlâ’nın emirlerini tutmak, yasaklarından sakınmak, imtihanlara sabır etmek, takâta göre (güç yettiğince) nafile ibadetler yapmak ve kişinin kuvvet ve mertebesine göre usûl çerçevesinde herkesi Allah’a davet ederek, Allah-u Teâlâ’ya kulluk etmektir. Kulluk görevini hakkıyla yapabilmek için önem sırasına göre aşağıda zikredeceğim 24 temel esası bilmek ve tatbik etmek gerekir.

Seyda Muhammed Emin Er Hoca
Seyda Muhammed Emin Er Hoca

İlim


  1. Ehli sünnet itikadını öğrenmek,
  2. İşlenmesi ve terki farz ve müstehap olan şeyleri öğrenmek: Bunların en önemlileri İslam’ın, imanın, abdestin, guslün, teyemmümüm, namazın şartlarını, erkânlarını, müfsidlerini ve müstehaplarını öğrenmektir.
  3. Zekât farz olunca zekatın, Ramazan orucu farz olunca Ramazan’ın ve orucun, Hac farz olunca Hacc’ın şartlarını, erkanlarını, müfsidlerini ve müstehaplarını öğrenmek,
  4. Herhangi bir muameleyi, akdi veya görevi yapmak istediğinde onların mahiyetlerini, şartlarını, erkanlarını, müfsidlerini ve müstehaplarını öğrenmek.

Tevbe


Tevbe, günahları terketmek demektir. Bir takım şartları vardır. Bunlar:

1. Bütün günahlardan pişman olmak,

2. Yapmakta olduğu günahları hemen terk etmek,

3. Bir daha yapmamaya azim ve kesin niyet etmek,

4. Üzerinde kul hakkı varsa ödeyerek hak sahibini razı etmek,

5. Namaz, zekât, oruç borçları varsa kaza etmek. Her ay en az bir aylık namazı, üç günlük orucu kaza etmek.

Zühd


Allah’tan insanı alıkoyan her şeyi terk etmek, endişe dahi etmemek anlamına gelir.

Uzlet


Zaruret yoksa şerir ve ehli gaflet olan kimselerden uzak kalmak. Bunlarla bir arada bulunmak istikametten ayrılmaya ve gaflete düşerek halin bozulmasına sebeptir.

Mücadele


Nefsi, takva zoruyla heva ve hevesinden men etmektir. Yani nefsin hakkı verilir ancak hazzından men edilir. Nefsin hakkı zaruret ve ihtiyaç miktarıdır. Az yemek, az uyumak, az konuşmak ve kalabalıklara az katılmak yoluyla nefsin hakkı verilmiş olur. Nefsin hazzı ise heves, lezzet, şehevâni ve fûzuli şeylerdir.

Muhalefet


Şeytanın vesveselerine aldırmamak, şerrinden Allah-u Teâlâ’ya sığınmak ve şeytanın vesveselerine, nefsin desiselerine muhalefet edip tersini yapmaktır.

Tevekkül


Tüm işlerde yalnız Allah-u Teâlâ’ya güvenmek ve ona itimat etmektir. Ancak meşru sebeplere başvurulur, fakat sebeplere değil sebeplerin Rabbine güvenilir.

Tavfiz (Tevfiz)


Herhangi bir şeyin hayır veya şer olduğu kesinlikle bilinmediği takdirde onu ısrarla istememek; Allah-u Teâlâ’ya havale etmek; “Ya Rabbi hayırlıysa olsun, değilse olmasın” deyip kalbini çeşitli endişelerden kurtararak rahat etmektir.

Rıza


İmtihan, bela ve musibetlerde kadere teslim olmak, “Belki bu bize daha hayırlıdır, biz hikmetini bilmiyoruz” deyip nefsini teselli edip kalbini rahat ettirmektir. Başa gelen şeylere rıza göstermek insanı başta rızık endişesi olmak üzere şeytanın vesveselerinden kurtarır.

Sabır


Tüm eziyet ve meşakkatlere tahammül etmek ve şikâyetçi olmamaktır.

Havf (Korku hali)


Allah Azze ve Celle’nin gazabından, azabından ve mekrinden korkmak, günah işlememektir.

Recâ (Ümit hali)


[fotoğraf: © telgraph.co.uk]
[fotoğraf: © telgraph.co.uk]

Allah Azze ve Celle’nin rahmetini, cennetini ve keremini ümid etmek ve ona göre amel etmektir.
Tenbih: Havfın çok ziyade olması ümitsizliğe, recânın çok ziyade olması emin olmaya götürdüğü gibi, havfın çok azı emin olmaya, recânın çok azı da ümitsizliğe götürür. Her dördü de büyük günahlardandır ve –mazaallah- amelin terkine sebeptirler.

Emeli kısa tutmak


Her dakika aniden ölüm ihtimalini düşünmek ve uzun arzularını kısaltmaktır. Böylece insan sürekli salih ameller yapmaya çalışarak günbegün terakki edecektir.

İhlas


Tüm hayır ve amellerin yalnız Allah için olması, gösteriş ya da maddi menfaat için olmamasıdır. İhtiyaçlar kullarından değil, Allah-u Zülcelal’den istenmelidir. Allah Azze ve Celle isterse onu kullarından birinin eli üzerinde gönderir. Ümid ve gönül sadece Allah-u Teâlâ’ya bağlı olmalıdır.

Minnet


İnsanın, tüm başarılarını kendi nefsine değil, Allah-u Teâlâ’nın lütfuna isnat etmek, Allah’ın nimet ve tevfikine (kulunu başarılı kılmasına) şükür ederek, taksiratlarından (hata ve kusurlarından) istiğfar (tevbe ) etmek.

Tefakkud (Soruşturma, muhasebe)


En az her yirmi dört saatte bir kere, amelini ve kendisinden sadır olan bütün fiil ve sözlerini gözden geçirmek. Hayır ise şükür etmek, taksiratlardan istiğfar etmek, şer ise kadere teslim olmak ve istiğfar etmek.

Tahliye


Kalbine, tüm kötülüklerin başı olan, başka insanlardan korkmak, rızık endişesi, dünya muhabbeti ve nefsini beğenmek gibi rezîlelerin (tümünden kurtarıp), kötü huyların yerine, kuldan korkmamak, rızık için endişe etmemek, dünyayı sevmemek ve nefsini beğenmemek gibi faziletleri yerleştirmektir. Evet, dünyaya girilir amma dünya insanın içine girmemelidir. Dünya kalpte değil, elde olmalıdır.

İ’fâf


Suâl (sözlü olarak istemek), işraf (sözüyle değil haliyle istemek), israf ve nifak gibi mürüvveti (izzet-i nefsi) zedeleyen şeyleri yapmamaktır.

İhsan (ehli olmak)


Tüm mahlukata şefkatli olmak, onları kendisine yaptıkları kötülükleri iyiliklerin en iyisi ile karşılamak, vermeyene vermek, zulmedeni affetmek, ilişkiyi kesen dost ve akraba ile ilişkiyi kesmemek, kötülüğü kötülükle karışlamamaktır. (Pisliği, temiz su temiz eder, pis su temiz edemez). Ancak, şeytana lanet okumalıdır.

Tesebbüt


Delile dayanmayan hiç bir söze kulak vermemek, gerekirse tahkik etmektir. (‘İşitilen, öğrenilen şeyleri Kur’an ve sünnette var mı, kitaba ve sünnete uygun mu değil mi, âlimler bu hususta ne demiş, yapmışlar mı yoksa kaçınmışlar mı?’ diye araştırmak ve bunlarda varsa uygulamak yoksa kaçınmak…)

Muhabbet


Müminleri sevmek ve bunun neticesi olarak onların hayrını ve iyiliğini düşünmektir. Hiçbir Müslüman kardeşinin kötü duruma düşmesini istemeyip daima hayrını istemek, nefsi için istediği bir şeyi tüm Müslüman kardeşleri için de istemek. Nefsi için istemediği bir şeyi onlar için de istememek.

Şunu net olarak ifâde etmek gerekir ki sûfiyye ile ilmiyye arasında zaman zaman vuku bulan münâkaşalara her iki tarafın veya taraflardan birinin noksanlıkları sebebiyet vermiştir. Her iki kesimin veya en azından birinin kâmil olduğu zaman, ciddî bir münâkaşa görülmemiştir.
fotoğraf: [blogs.ft.com]

Kanaat


Dünya malı bakımından daima kendisinden aşağıdakilere bakmak ve onlara karşı merhametli olmak, kendi haline razı olup şükretmektir.

Teessi


Ahiret bakımından daima kendisinden yukarıdakilere bakmak ve onlara, iktida etmek (uymaktır). Kanaat ve teessi yokluğu insanı günahlara götürür. Evvelki hasede, ikincisi de ucube götürür. Hâlbuki her ikisi de büyük günahtır.

Tevazu


Akibeti (hatimeyi veya son nefesi) düşünerek nefsini hiçbir mahluktan (yaratılmış olan tüm canlı ve cansızlardan) üstün görmemek, herkese karşı alçak gönüllü olmak ve gerçeği kimin söylediğine bakmaksızın kabul etmektir.


Üstad Seyda Muhammed Emin Er Hocaefendi, yukarıda beyan ettiği hasletlere yapışmakla insanın, fitne zamanlarında kafa karışıklığına düşmekten korunacağını, düşmüşse bunlara yapışmakla düştüğü yerden kalkacağını anlatmıştır. Hiç şüphesiz bunlardan en önemlisi en başta belirtilen ehl-i sünnet itikadı üzere inancı tashih etmek ve ehl-i sünnet üzere amel ve itikad etmektir. Bunun önemine binaen Ubeydullah Ahrar kuddise sirruhu şöyle demiştir:

“Bütün hâlleri ve keşifleri bize verseler, fakat Ehl-i sünnet ve cemâat îtikâdını kalbimize yerleştirmeseler, hâlimi harâb, istikbâlimi karanlık bilirim. Eğer bütün harâplıkları, çirkinlikleri verseler ve kalbimizi Ehl-i sünnet îtikâdıyla süsleseler hiç üzülmem.”[ref]https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10203492043533052&set=a.1111046147678.2015913.1572607892&type=1&fref=nf&pnref=story adresinden 17.08.2015 tarihinde 12:57’de erişilmiştir.[/ref]