tarihinde gönderildi.

Modern İnsan Dine Mecburdur! – Serdar Demirel

İnsanlar, modernitenin ürettiği ya da büyüttüğü bireysel ve toplumsal, iktisadî ve siyasî birçok sorunlarına modernite içi cevap bulamamıştır.

[ayraç]‘ta bugün sizlere Serdar Demirel hocanın Yerelden Küresele Ahlaki Duruş isimli eserinden iktibâs yapıyoruz. Demirel hoca, Modernitenin getirdiği sorunlara değiniyor. Modernitenin kendi içerisinde sorunlarına cevap bulamadığına değiniyor. Zenginlik ve Fakirlik konusuna da değinen Demirel hoca, Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şerif ile yazısını nihayete erdiriyor.1)Yerelden Küresele Ahlakî Duruş, Serdar Demirel, RIHLE Kitap, İstanbul 2009, Sayfa 127-129

[ayraç] | kitaba biraz mola…

Küresel çaptaki büyük sorunlar karşısında aciz kalan insanın çözüm için dinden medet ummaya başlaması, önemli bir gelişmedir. Böylece pozitivizmin ürettiği “tanrı öldü!” aforizmasının tabutuna çivi çakılmıştır.

Dr. Serdar Demirel
Dr. Serdar Demirel

Kimisi, lâ dinî modernitenin yaşadığı bu tarihsel kırılmayı, insanın iç dünyasını ihmal etmesine ve onun salt maddî yönünü merkeze almasına bağlıyor. Buna göre, göreceli de olsa tekrar dinle barışma çabaları, maneviyata aç maddeye doygun insanın arayışlarının bir sonucudur.

Bir yere kadar doğru bir teşhis bu, ama sınırları iyi tesbit edilmezse eğer, çok yanıltıcı bir analize de dönüşebilir.

Bu teşhis, olsa olsa maddî anlamda doyuma ulaşmış boşluktaki insanlar için geçerli olabilir, lâkin dine iltifat edenler bu azınlığı oluşturan kesimden ibaret değil ki!

Gerçek sebep şudur: İnsanlar, modernitenin ürettiği ya da büyüttüğü bireysel ve toplumsal, iktisadî ve siyasî birçok sorunlarına modernite içi cevap bulamamıştır.

Meselâ, en tehlikeli kitle imha silahlarından daha tehditkâr boyutlara ulaşan fakirliğe, küresel ısınma gibi çevre sorunlarına, âdil siyasî yapıların oluşturulamamasına, güçlü devletlerin müreffeh konumlarını sömürmeye borçlu olmalarına..

Küresel fakirlik sorununu ele alarak konunun izini takip edelim.

[quote]Çağdaş seküler dünya görüşlerinin döl yatağı modernite, dünya halkları arasındaki gelir dağılımını, daha âdil çözümlere kavuşturmayı öngörüyordu, başaramadı. Sınırsız maddî üretimi hedeflediği hâlde, zengin ve fakir arasındaki makasın, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar açılması, ironik olarak modern zamanların nasibine düştü.[/quote]

Fakir ve zengin arasındaki ayrımcılık, ırksal ayrımcılığı bile geçti. Dünya nüfusunun yüzde 1’inin, dünya toplam gelirinin yüzde 60’ını aldığını bilmek bile insanı ürpertiyor, değil mi?

Bill Gates’in kişisel serveti birçok ülkenin toplam zenginliğinden daha fazla. Fakirlikle ilgili bir önceki yazıda verdiğimiz istatistik rakamlar her gün daha kötüye gittiğimizi söylüyor maalesef. Hâkim seküler dünya görüşü bütün hümanist söylemlerine rağmen çözüm üretemiyor. Bu çözümsüzlüğün altında paradigmanın tıkanmasının yattığını, konuya kafa yoran kim inkâr edebilir ki?

Dinlerin insanları motive istidadı, bağlayıcı temel ahlak prensipleri, insan zaaflarını tedavi etme yeteneği, karşılık beklemeden insanlarla paylaşmaya sevkeden kutsal metinlerin yaptırım gücü, modernitenin yabancı olduğu hususlardan…

Dini yardıma çağırma paradigma kayması olarak telakki edilse de, aç milyarların ideolojik tartışmalara karnı tok, acil çözüm lâzım. Dinlerin bu tür sorunlara getirdiği teorik ve pratik toplumsal çözümler, mekanik toplum algısına sahip kişileri bile hayretler içinde bırakıyor.

[box type=”alert” size=”large” style=”rounded”]Açları doyurmak için dünyanın birçok bölgesine yayılmış sivil örgütlere baktığınızda, dinin ne kadar önemli rol oynadığını görürsünüz. Zira, dinin terbiye ve ikna gücü olmazsa, insanlar maddî birikimlerini tanımadıkları, görmedikleri muhtaçlarla niye paylaşsınlar ki?..[/box]

Din, vicdanlardaki merhamet duygularını kuvveden fiile geçirmede başka hiçbir şeyle kıyaslanmayacak kadar güçlüdür. Çünkü bunun temelinde inanç vardır. İnsanı harekete geçiren inançtır. Bunu gören pragmatist modern aklın, dinin sorun çözücü yönünü kabullenmeye başlaması, çözümsüzlüğündendir.

Dinî nassların bu zemindeki öğretilerinin gücüne İslam’dan bazı misaller vererek devam edelim:

Kur’an şöyle buyurur: Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!2)Tevbe: 34.

Kur’an şöyle buyurur: “Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!” Tevbe: 34.
Kur’an şöyle buyurur: “Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele!” Tevbe: 34.

Peygamber Efendimiz (s.a.s) de; “Komşusu açken kendisi tok yatan bana indirilene iman etmiş olmaz3)Mecmau’z-Zevâid: 8/305. diyerek bu konunun önemsenmesini istemiştir.

Bu minvaldeki kutsal metinlerin kudsiyetine iman etmiş bir bireyin ya da toplumun açlara duyarsız kalması pek mümkün değildir. Türkiye’den dünyanın dört köşesine yayılmış yardım kuruluşlarının muharrik gücünün din olması tesadüf değildir elbet.

“Modern sistemler”, yoksulluk meselesinde olduğu gibi diğer meselelerde de acil ve kalıcı çözümler üretemediğinden, dine mecburdur. İman, insanlık için en büyük imkân olduğundan yükselmektedir.

Dipnotlar   [ + ]

1.Yerelden Küresele Ahlakî Duruş, Serdar Demirel, RIHLE Kitap, İstanbul 2009, Sayfa 127-129
2.Tevbe: 34.
3.Mecmau’z-Zevâid: 8/305.
tarihinde gönderildi.

Modern İnsan – Ebubekir Sifil

RIHLE Dergisi 2.Sayı: Sünnet

[ayraç]‘ta bugün sizlere Modern İslam Algısı serisinden paylaşım yapacağız. İktibâs ettiğimiz pasaj Ebubekir Sifil Hocanın Rıhle Dergisi 2.Sayısında kaleme aldığı Modern Müslümanın Zihin Durumu ve Sünnet Algısı başlıklı makalesinde bir pasaj paylaşıyoruz. İnşallah bu makalenin devamını pasajlar halinde paylaşacağız. Hayırlı Okumalar…

[ayraç] | kitaba biraz mola…

“Modern insan” veya “Modern Müslüman” terkipleri ile “zamansal” bir durumu değil, bir bilinç durumunu kasdettiğimi belirterek başlamam isabetli olacak. Bu yazıda bu terkipler, temel kimlik kodlarını modernitenin belirlediği insan tipini anlatmaktadır.

[dropcap]M[/dropcap]odernite, “dünya hayat”ını öncelenmesi temelinde şekillendiği için modern insanın öncelikleri dünya merkezlidir. Modern insan eşyayı ve olayları değerlendirirken merkeze kendisini, kendi algı, heves, beklenti, menfaat ve rahatını koyar; şeyler ve kavramlar dünyasını da bu temel de yeniden dizayn eder.Dinlerin ve inanç sistemlerinin de bu çerçevede değerlendirme konusu olması tabiidir.

RIHLE Dergisi 2.Sayı: Sünnet
RIHLE Dergisi 2.Sayı: Sünnet

Bütün değerler, modern insanın merkezinde oturduğu bir yaklaşımla ele alındığı için modernite insanlık tarihinde yaşanmış en büyük kırılmadır. Geçmişte yaşanmış herhangi bir olayın ya da benimsenmiş herhangi bir değerin bugün farklı bir anlam ve çağrışım alanına sahip olması, modern durumun insanlık tarihinin bütünü karşısında arz ettiği esaslı farklılığın göstergesidir.

Moderniteye karakterini veren unsurları iki başlık altında toplayabiliriz: Dünya merkezlilik ve Tarihsellik. Moderniteyi oluşturan diğer bütün unsurları bu iki başlığın kapsamında ele almak mümkündür. Devam edecek.