tarihinde gönderildi.

Dünya Merkezlilik – Ebubekir Sifil

Modern insan aşkın değerler karşısında özgürlük savunusu yaparken, aslında nefsine köleliğin mücadelesini vermektedir. - Ebubekir Sifil

[ayraç]‘ta bugün sizlere Modern İslam Algısı serisinin ikincisi pasajını paylaşacağız. İktibâs ettiğimiz pasaj Ebubekir Sifil Hocanın Rıhle Dergisi 2.Sayısında kaleme aldığı Modern Müslümanın Zihin Durumu ve Sünnet Algısı başlıklı makalesinde ikincialt başlık olan Dünya Merkezlilik adlı pasajı paylaşıyoruz. İlk paylaştığımız pasaja buradan ulaşabilirsiniz1)Modern Müslümanın Zihin Durumu ve Sünnet Algısı, Ebubekir Sifil, RIHLE Dergisi, Cild I, Yıl I, İstanbul,. Hayırlı Okumalar…

[ayraç] | kitaba biraz mola…

[dropcap]M[/dropcap]odern insanın dünya hayata tanıdığı merkezîlik o denli baskındır ki, modern dönemde bütün kavram, değer ve sistemler bu çerçevede şekillenmiştir dense sezadır. İyinin ve kötünün, doğrunun ve yanlışın belirlendiği yegâne temel burasıdır.

Moderniteye karakterini veren “rasyonalite”, “konfor”, “özgürlük”, “ilerlemecilik”… gibi kavramların vücut ve anlam bulduğu alan da burasıdır. Modern insan rasyonel olarak izah edemediği şeyleri anlamsız bulur ve reddeder. Kader, ahiret, hatta Allah inancı böyledir. Modern insan bu sebeple “mucize”ye inanmaz, yine bu sebeple günah-sevap olgularına yabancıdır.

Rahat ve konforunu bozacak herhangi bir duruma, ancak nihayetinde daha büyük bir rahat ve konfora ulaştıracağını hesap ettiği zaman katlanır modern insan. Savaş ancak bu dolayımda –daha geniş topraklara, zengin kaynaklara ve stratejik üstünlüğe ulaştırdığı için– anlamlı ve katlanılmaya değerdir. Yeryüzünün başka herhangi bir bölgesindeki açlık, sefalet, adaletsizlik, ancak kendisine bir avantaj sağlaması halinde ilgilenmeye değerdir modern insan için.

Özgürlüğünden ise hiçbir şey karşılığında ödün vermez. Yaptığı işin haklılığını ya da meşruluğunu kimsenin sorgulamasına tahammülü yoktur. “İnsan hakları” kavramına hayat veren en önemli faktör de işbu “başkasının müdahalesinden azade olma” ihtirasıdır. Hiç kimse kendi doğrularını, yaşamasına engel çıkarılmasını istemediği için herkes başkasının hayat tarzına ve anlayışına saygılı davranma konumunu muhafaza eder. İnsan nefsinin bütün arzularını yerine getirmeyi hayatının en başat görevi addeder ve bunun adına da “özgürlük” der.

RIHLE Dergisi 2.Sayı: Sünnet
RIHLE Dergisi 2.Sayı: Sünnet

Modern insanın özgürlüğü “başkasından alınan” bir şey olduğu için o, fedakârlık anlamı taşıyan herhangi bir davranış biçimine alan açmaz. Prometeus’un ateşi tanrılardan “çalması”, modern hayatta pek çok davranış ve anlayış biçiminin kodlarını bünyesinde barındıran son derece özel bir anlama sahiptir. Ateş özgürlüğü sembolize eder ve mücadele verilerek elde edilmiş olmasının anlamı büyüktür. Tanrıların, insanın muhtaç olduğu bir şeyi bencillik ederek ısrarla ellerinde tutması, insanın da mücadele ederek ve türlü riskleri göze alarak onu tanrılardan çalması, modern hayata özellik veren birçok şeyi anlamlandırmada bize yardımcı olur. Hem insanın “tanrılar”ın sembolize ettiği “aşkın”la ilişkisinin, hem de özgürlük anlayışının mahiyetinin izini bu antik hurafede rahatlıkla sürebiliriz…

(Buradaki “özgürlük”ü, “köleliğin zıddı” olarak anlamak yanıltıcıdır. Burada söz konusu olan, “hukukî” değil, “ontolojik” durumdur. Gerçi modern insan “öteki”nin hukukî kölelik statüsünde tutulmasından fayda elde ettiği sürece bu durumu devam ettirmiş ve ancak daha faydalı bir başka durum sebebiyle köleliği ortadan kaldırmaya razı olmuştur: Makineleşme. Daha az maliyetli, daha seri üretim yapma imkânı veren ve daha dayanıklı!)

[box type=”info”]Modern insanın, özgürlüğe bu kadar “abanması”, aslında nefsaniyet merkezli bir tutumun dışa vurumu olduğu için aynı zamanda bir paradokstur da! Zira ona –başkasına zarar vermediği sürece– istediği gibi yaşamasını “kutsal bir hak” olarak telkin eden aslında egosudur. Yani modern insan aşkın değerler karşısında özgürlük savunusu yaparken, aslında nefsine köleliğin mücadelesini vermektedir. Kendisini insan yapan değerlerden özgürleştikçe nefse zebunluğu artan modern insan![/box]

Ancak bütün bu söylenenler, modern insanın geçmişten tevarüs ettiği herhangi bir değer bulunmadığı anlamına gelmez. Bunun anlamı, geçmişten tevarüs edilenlerin, bu “yeni” veya daha doğrusu “esas” duruma uyumlu olduğu sürece kabule şayan bulunmasıdır. Muhtevasını yeniden belirlemek, kısmî rötuşlarla maksada uygun hale dönüştürmek ya da farklı unsurlarla takviye ederek işler hale getirmek, geçmişin mirası üzerinde gerçekleştirilen operasyonların belli başlı özellikleridir.

Devam Edecek.2)ayraç editörü

Dipnotlar   [ + ]

1.Modern Müslümanın Zihin Durumu ve Sünnet Algısı, Ebubekir Sifil, RIHLE Dergisi, Cild I, Yıl I, İstanbul,
2.ayraç editörü
tarihinde gönderildi.

Tenkid Okumaları: Özgürlük Nedir? – Merhum Salim Öğüt

Modern Bir Din Projesinin Tenkidi - Salim Öğüt (Prof. Dr.)

Tenkid Okumaları başlığı altında yayınladığımız bu yazı Merhum Salim Öğüt hocanın Modern Bir Din Projesinin Tenkidi kitabının Sahih Dini Tahrif Etme Projesi başlıklı bölümünde geçen bir bölümdür. Mezkûr kitapta Salim Öğüt hoca. Yaşar Nuri Öztürk’ün görüşlerini tenkid ediyor. 1)rihlekitap.com editörü

Söz buraya kadar gelmişken çağımızın en büyük zihinsel paradoksuna işaret etmeden geçmek istemiyorum:

Modern çağın en büyük iddiası, insanları ve aklı özgürleştirmektir ama bu kadar büyük bir iddianın ana maddesi olan özgürlük kavramı, insanlığın kahir ekseriyeti için hala karanlık bir kutudur. Özgürlük nedir sorusuna cevap olarak çoğunlukla: “İçgüdüleri serbest bırakmak ve sınırları aşmak” gibi karşılıklar verilmesi bu paradoksu, kaosa dönüştürmektedir.

Merhum (Prof. Dr.) Salim Öğüt hoca, 17 Haziran 2012 tarihinde vefat etmiştir.
Merhum (Prof. Dr.) Salim Öğüt hoca, 17 Haziran 2012 tarihinde vefat etmiştir. Özgeçmişi için tıklayınız.

Artık son zamanlarda yavaş yavaş seküler çevrelerin bile dillendirmeye başladığı üzere asıl özgürlük “içgüdüleri serbest bırakmak değil, denetlemek, duyguların peşinden sürüklenmek değil, onları kontrol etmektir.” Buna göre arzularımızı ve isteklerimizi denetleyebildiğimiz kadar özgür, duygularımızı ve dürtülerimizi kontrol edebildiğimiz kadar hürüz.

Peki, bu denetimi ve kontrolü hangi ölçülere göre yapacağız? Mesela hayatın en anlamlı ve insanlar için en değerli iki ilişki biçiminden örnek verelim.

  • Birincisi karşı cinsle yani kadınlarla veya erkeklerle, ikincisi ise para ile alakamızdır. Bizim bu konulardaki ilişkilerimiz hangi esaslar üzerine kurulacaktır.
  • Bu konuda laiklik ne demekte ve akıl ne buyurmaktadır?
  • Daha da önemlisi insanlar bu ilişkilerini akıl ve laiklik kriterlerine  danışarak mı kurmaktadırlar?
  • Yoksa zevk ve yarar ilkesini esas alarak mı yaşamaktadırlar?

Dürüst olma çabası içindeki her insan kabul eder ki, bu konularda tek ölçü koyucu ve kriter belirleyici kurum dindir. Bu tür davranışlar meşruiyetlerini dinden alırlar. Dolayısıyla ya dinin koyduğu meşruiyet sınırlarına riayet ederiz ya da bizi bağlayacak hiçbir ölçü bulamayız.2)Salim Öğüt, Modern Bir Din Projesinin Tenkidi, Rıhle Kitap, İstanbul 2013, 2. Baskı, Sayfa 88-89

Dipnotlar   [ + ]

1.rihlekitap.com editörü
2.Salim Öğüt, Modern Bir Din Projesinin Tenkidi, Rıhle Kitap, İstanbul 2013, 2. Baskı, Sayfa 88-89