tarihinde gönderildi.

Usülsüz Vusül Olmaz – Ebubekir Sifil

[ayraç]‘ta bugün sizlere Ebubekir Sifil hocanın Hikemiyât eserinden iktibâs yapıyoruz. Sifil hoca, Dua etmenin adabı ve duanın kabul olma şartlarını hadis-i şerifler ile açıklıyor. Efendimiz (sav)’in örnek dualarına yer veriyor.1)Hikemiyât, Ebubekir Sifil, RIHLE Kitap, İstanbul 2015, Sayfa 168-170

[ayraç] | kitaba biraz mola…

Duayla ilgili bu manevi edeplerin yanı sıra, dualarımızı Arş’a yükseltecek ve ilâhî huzurda kabulüne vesile olacak diğer hususları Allah Rasulü (a.s.)’ın tavsiyeleri ışığında şöyle sıralayabiliriz:

Rasulullah (a.s.) Efendimiz şöyle buyurmuştur:

Sizden biriniz dua ederken, ‘Ya Rabbi! Dilersen beni mağfiret eyle, dilersen bana merhamet eyle.’ demesin. İstediğini, sağlamca ve kesin bir ifade kullanarak istesin. Çünkü Allah’ı şu veya bu işe zorlayabilecek hiçbir kuvvet yoktur.2)Buharî, “Deavât”, 20; Müslim, “Zikr”, 3.

[box type=”alert” size=”large” style=”rounded”]Buradan anlaşılan odur ki, mümin kul birşey dilemek için Rabbi’ne yöneldiğinde, o şeyin olmasını bütün benliğiyle istemeli, kalbinde “olmasa da olur” şeklinde bir gevşeklik bulunmamalıdır.[/box]

Duaya, Allah Teala’ya hamd ve sena, Rasulullah (a.s.) Efendimiz’e salât ve selam ile başlamalıdır.

Efendimiz (a.s.), bir adamın duasını duydu ve Bu adam acele etti. buyurdu. Sonra da onu yanına çağırtıp şöyle dedi: Biriniz namaz kılıp arkasından dua için ellerini kaldırdığında, Allah’a hamd ve sena ile başlasın, sonra Peygamber’e salât ve selam okusun, ondan sonra istediği duayı yapsın.” 3)Tirmizî, “Deavât”, 65; Ebû Dâvûd, “Sücûdü’l-Kur’ân”, 358.

Duayı, “âmin” kelimesi ile bitirmelidir. Bu kelime, “Rabbim, kabul eyle” anlamına gelir.

Duayı, “âmin” kelimesi ile bitirmelidir. Bu kelime, “Rabbim, kabul eyle” anlamına gelir. [fotoğraf: © ctvnews.ca]
Duayı, “âmin” kelimesi ile bitirmelidir. Bu kelime, “Rabbim, kabul eyle” anlamına gelir. [fotoğraf: © ctvnews.ca]

Sahabe’den birisi şöyle anlatır:

Bir gece Rasulullah (a.s.) ile dışarı çıkmıştık. Israrla dua eden bir adama rastladık. Rasulullah (a.s.) durup onu dinlemeye koyuldu. Sonra da şöyle buyurdu: Eğer sonunu iyi bağlarsa, istediklerini hak eder.

Cemaatten birisi, “Ey Allah’ın Resulü! Duayı nasıl bitirmesi gerekir?” diye sordu. Allah Rasulü (a.s.): Âmin kelimesi ile… Eğer böyle bitirirse, istediği kendisine verilir. buyurdu.

Rasulullah (a.s.)’a soran adam, oradan ayrılıp dua eden kişinin yanına geldi ve şöyle dedi:

Duanı ‘âmin’ kelimesi ile bitir ve gözün aydın olsun.”4)Ebû Davud, “Salât”, 172.

Dua ederken elleri açarak kaldırmalıdır. Rasulullah (a.s.) Efendimiz, dua ettiği zaman ellerini kaldırdığında (elbisesinin yenleri geniş olduğu için) koltuk altlarının göründüğü olurdu.5)Buharî, “Hiyel”, 14.

Dua ettikten sonra elleri yüze sürmelidir. Rasulullah (a.s.) Efendimiz dua için ellerini kaldırdığı vakit yüzüne sürmeden indirmez ve ashabına da böyle yapmalarını söylerdi.6)Ebû Dâvûd, “Sücûdü’l-Kur’ân”, 358; Tirmizî, “Deavât”, 12.

Âlimlerimiz, dua adabı olarak bunlardan başka, yine Rasulullah (a.s.)’ın hadislerine ve uygulamasına dayanarak aşağıdaki hususları da tavsiye etmişlerdir:

[unordered_list style=”tick”]

  • Abdestli bulunmak.
  • Namaz sonrasında dua etmek.
  • Kıbleye yönelmek.
  • Eğer kıtlık, umumî sıkıntı ve felaketlerin kalkması için dua ediliyorsa, elleri kaldırarak avuçların içi aşağıya gelecek şekilde dua etmek ve böyle dualardan sonra elleri yüze sürmemek.
  • Rızkını helal yollardan kazanmaya ve helal lokma yemeye titizlikle dikkat göstermek.
  • Sünnetullah’a, yani varlığa hakim tabiat kanunlarına aykırı birşey istememek.
  • Duada, Allah Tealâ’nın rızasına uygun olmayan şeyler talep etmemek.

[/unordered_list]

Şunu da ilave edelim: Mümin, kendisi, sevdikleri ve malı hakkında bedduada bulunmamalıdır. Rasulullah (a.s.) Efendimiz bundan sakındırmış ve şöyle buyurmuştur:

Kendinize beddua etmeyin! Çocuklarınıza beddua etmeyin! Hizmetçilerinize beddua etmeyin! Mallarınıza da beddua etmeyin! Çünkü o bedduanız Allah tarafından kabul edileceği bir saate rastlar da, kabul edilir (ve sonunda yine kendiniz üzülürsünüz.)7)Ebu Davud, “Vitr”, 27.

Resulullah (a.s.) Efendimiz’in bu konudaki tavsiyesi açıktır:  “Kim sıkıntı ve güçlük içinde bulunduğu zamanlarda duasının kabul olunmasını isterse, bolluk ve mutluluk zamanlarında çok dua etsin.”  [fotoğraf: © islamveihsan.com]
Resulullah (a.s.) Efendimiz’in bu konudaki tavsiyesi açıktır: “Kim sıkıntı ve güçlük içinde bulunduğu zamanlarda duasının kabul olunmasını isterse, bolluk ve mutluluk zamanlarında çok dua etsin.” [fotoğraf: © islamveihsan.com]

Ayrıca mümin, sadece ihtiyaç ve sıkıntı anında Rabbi’ne yönelmez. Aksine, genişlik ve rahatlık içinde bulunduğu zamanlarda da duayı ihmal etmez ki, darlık ve sıkıntı zamanlarında Yüce Allah onunla birlikte olsun.

Resulullah (a.s.) Efendimiz’in bu konudaki tavsiyesi açıktır:

Kim sıkıntı ve güçlük içinde bulunduğu zamanlarda duasının kabul olunmasını isterse, bolluk ve mutluluk zamanlarında çok dua etsin.”8)Tirmizî, “Deavât”, 9; Hâkim, Müstedrek, 1/543.

Evet, dua başlı başına bir ibadettir ve diğer bütün ibadetler gibi ancak usül ve edebine riayet edildiğinde makbul olur. Arifler, “Usül olmadan vusül, yani hedefe ulaşma olmaz.” derler.

Edebe dikkat etmeyene dost kapısının açılmayacağı da bilinir.

Dipnotlar   [ + ]

1.Hikemiyât, Ebubekir Sifil, RIHLE Kitap, İstanbul 2015, Sayfa 168-170
2.Buharî, “Deavât”, 20; Müslim, “Zikr”, 3.
3.Tirmizî, “Deavât”, 65; Ebû Dâvûd, “Sücûdü’l-Kur’ân”, 358.
4.Ebû Davud, “Salât”, 172.
5.Buharî, “Hiyel”, 14.
6.Ebû Dâvûd, “Sücûdü’l-Kur’ân”, 358; Tirmizî, “Deavât”, 12.
7.Ebu Davud, “Vitr”, 27.
8.Tirmizî, “Deavât”, 9; Hâkim, Müstedrek, 1/543.