tarihinde gönderildi.

RUZEM Katılımcılarına Özel %50 İndirim!

RUZEM Katılımcılarına Özel %50 İndirim!

11 – 30 Eylül tarihleri arasında RUZEM Katılımcılarına özel rihlekitap.com‘dan -yayınevimize ait olan kitaplarda- %50 indirim. Ayrıca 75TL üzeri kitap alımlarınızda ise kargo adresi Türkiye olan tüm okuyucularımıza Ücretsiz Kargo imkânı.

Kampanyadan Nasıl Faydalanacaksınız?

Öncelikle almak istediğiniz kitapları sepetinize ekledikten sonra üst menüde yer alan Mağaza(A) yazısının üzerine gelin ve açılır menüde yer alan Alışveriş Sepetine(B) tıklayın. Ardından Alışveriş sepetine yönlendirileceksiniz.

Alışveriş Sepeti sayfasında aldığınız kitapların özet listesini göreceksiniz. Özet listesinin altında yer alan Kupon Kodu bölümüne tıklayın ve küçük harfler ile sadece ruzem yazıp (A), kupon kodunu uygula düğmesine tıklayın.(B)

2

Düğmeye tıklama işlemenizden sonra %20 ek indirim miktarını göreceksiniz. Ara Toplam %30’luk indirimli satış fiyatı olduğu için indirim fiyatı üzerinden %28 indirim daha yapılarak toplam Liste Fiyatı üzerinden  %50 indirim yapılmış oluyor.  Liste Fiyatı: Kitabın indirimsiz fiyatıdır. Ödeme sayfasına Git düğmesine tıklayarak size uygun ödeme yöntemi ile Alışverişinizi tamamlayabilirsiniz. Fatura Adresi bölümünde bilgilerinizi doldururken lütfen RUZEM’e tanımlı e-posta adresinizi giriniz. Aksi takdirde indirim kuponu kabul edilmeyecektir.

3

Eğer e-posta adresinizi hatırlamıyor veya hata oluşuyorsa buraya tıklayarak RUZEM Öğrenci Hizmetleri‘ne bir talep göndermenizi rica ediyoruz. Talebiniz en kısa süre içerisinde cevaplandırılacaktır.

Kampanya Koşulları

  • Kampanya rihlekitap.com üzerinden alınan RIHLE Kitap yayınevine ait olan kitaplarda Liste fiyatı üzerinden geçerlidir.
  • Kampanyaya Semerkand Yayınevi, Sebil Yayınevi, Ravza Yayınları, Hisar Yayınevi, Timaş yayınları ve RIHLE Dergisi kitap ve dergileri dahil değildir.
  • RUZEM’e kayıtlı tüm katılımcılar kampanyadan bir defalığına yararlanabilmektedir.
  • Kampanyadan yararlanan siparişlerdeki veriler ile RUZEM’in verileri arasında tutarsızlık görülmesi durumunda Siparişi İptal Etme Hakkı rihlekitap.com’a aittir.
  • Kampanyadan yararlanabilmeniz için 400TL veya 400TL altı alışveriş yapmanız gerekmektedir.
  • Kampanya kodu “ruzem” dir ve kampanya kodu RUZEM’deki e-posta adreslerinize tanımlıdır. Fatura bilgilerinizde RUZEM e-posta adres bilgilerinizin doldurulması gerekmektedir.
  • Kampanya 11-30 Eylül tarihleri arasında geçerlidir.
  • 75TL üzeri kitap alımlarında Kargo adresi Türkiye olan okurlarımız ücretsiz kargodan yararlanabileceklerdir.
  • Kampanya koşullarında ve/veya şartlarından değişiklik yapma hakkını rihlekitap.com saklı tutar.
  • Kampanya sadece rihlekitap.com üzerinden yapılacak siparişlerde geçerlidir.
tarihinde gönderildi.

7. Kocaeli Kitap Fuarındayız

7. Kocaeli Kitap Fuarı

Bismillah.

Bu sene 7.si düzenlenecek 7. Kocaeli kitap fuarında 16 – 24 Mayıs tarihleri arasında B salon B79 numaralı stantta siz okuyucularımızla buluşuyoruz. Kitap fuarı süresince indirimli kitap ve dergilerimize erişebilirsiniz.

Yazarımız Ebubekir Sifil hocanın kitap fuarında okuyucuları ile imza ve söyleşi günüde düzenliyoruz.

[box type=”alert” size=”large” style=”rounded”]İmza ve Söyleşi günü 16 Mayıs Pazar 15:00 – 17:00 arası gerçekleşecektir. [/box]

Tüm okuyucularımızı bekliyoruz.

Kitap fuarı adresi:

7. Kocaeli Kitap Fuarı – İnterteks Uluslararası Fuar Merkezi – Kocaeli / Türkiye

Bulunduğunuz noktadan yol tarifi almak için: http://j.mp/FuarTarif

tarihinde gönderildi.

Tüm Dergilerde İndirim!

RIHLE Dergisi Tüm Sayılar İndirimli!

rihlekitap.com’dan yeni bir kampanya! Alanında uzman hocalar tarafından dosya konusuna göre yazılan yazılardan oluşan RIHLE Dergisi’nin 16 sayısı 30 Mart’a kadar 157,00TL yerine 120,00TL + Aynı Gün Ücretsiz Kargo! RIHLE Dergisi her üç ayda bir yayımlanan akademik ve ilmî bir dergidir. Her sayıya münhasır dosya konuları ile alanında uzmanların yazılarından oluşmaktadır. Soruşturma, İntikad, Mülâkât, Bediiat vb. diğer bölümleri bulunan derginin 16 sayısının takdim bölümlerini sizler için bir araya getirdik.

Kampanya koşulları hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan yararlanmak için buraya tıklayabilirsiniz.

RIHLE 1. Sayısı: “Din ve Değişim”


O’NUN ADIYLA

[quote]Normalden biraz daha uzun süren bir hazırlık safhasından sonra nihayet huzurunuzdayız. İlmî karakteri yanında tarih, kültür, medeniyet yazılarının da yer aldığı, kendine mahsus bir estetik anlayışı ve görsel yanı olan, ama seviyeyi görselliğe kurban etmeme endişesi taşıyan bir dergi olsun istedik Rıhle. Bunun zor olduğunu ve ideal anlamda gerçekleşmesinin zamana ihtiyaç gösterdiğini biliyoruz.[/quote]

“Rıhle kısa bir süre sonra okuyucusuyla buluşuyor” tarzındaki sınırlı duyurunun ardından buluşmamızın bu güne sarkması bundan. “İlk sayı-ilk intiba” hassasiyetinin ve daha iyisini nasıl yaparız titizliğinin yanında, her sayımızda, yurt dışından ilim-fikir adamlarının Rıhle’ye özel yazı ve röportajlarına mutlaka yer verme kararımızın da bu gecikmede etkisi var.

Ala külli hal, Rıhle şu anda elinizde. Elhamdülillah..

Rıhle’nin kendisinden bekleneni verebilmesi için farklı tarz ve muhtevalardaki yazılardan oluşması gerekiyordu.İlk kategoride dosya yazıları yer alıyor. Ehil isimlerin değerlendirmelerinin alındığı soruşturma dışında, müstakil makalelerle de muhtelif veçheleriyle ele alınması, dosya konularının doyurucu bir şekilde işlenmesini mümkün kılacak.

Dosya konusu dışındaki serbest makalelerin, ilmî seviyesi yanında, gündemimizdeki problemlere neşter vurucu özellikte olması temel hedeflerimiz arasında yer alıyor.

RIHLE 1. Sayısı: "Din ve Değişim" Makâlâtü’l-Kevserî’den İtikad Fıkıh İlişkisi / Dr. Ebubekir Sifil Fıkhın Kaynakları / Talha Hakan Alp Makâsıd Fıkhı’nın Mahiyeti / Dr. Serdar Demirel Ahkâmda Değişim / Murat Hafızoğlu İllet ve Maslahat Açısından İctihad / Dr. Nu’man Cagîm Eski Zamanlarda İlim Yolculukları / Mehmet Fatih Kaya Modern Zamanlarda “İctihad ve Terakki”ye Yerli Bir İtiraz: Bediüzzaman Said Nursî Örneği / Murat Türker Bütünsel Bilginin Peşinde Hikmet / Doç. Dr. Bedri Gencer Söyleşi: Süleymaniye Kütüphanesi Müdürü Emir Eş ile Soruşturma Prof. Dr. Orhan Çeker Prof. Dr. Cevat Akşit Selman en-Nedvî Prof. Dr. Vehbe ez-Zuhayli Prof. Dr. Tahsin Görgün Prof. Dr. Erkrem Buğra Ekinci İsmail Çetin Sahabeye Saygının Aşınması ya da “Hakem Olayı”nın Aslı / Dr. Ebubekir Sifil Tezakir – Son Asırdaki Büyük Yürüyüşler “Şeyh Senusî” / Turan Kışlakçı Kitâbiyât
RIHLE 1. Sayısı: “Din ve Değişim”

Bir diğer kategoriyi, “intikad” bölümündeki eleştiri yazıları oluşturuyor. Barika-i hakikatin zuhurunu hedeflemekle birlikte, bunu sağlayacak şeyin her zaman müsademe-i efkâr olduğunu söylemek gerçeğin ifadesi olur mu? Doğrusu bu konuda çekincelerimiz var. Zira Rıhle’nin temel amacı İslamî ilimlerin her branşında Ehl-i Sünnet çizginin devasa birikimini vüs’atimiz ölçüsünde günümüz dünyasına yansıtmak. Bunun ancak “tartışma”yla mümkün olabileceğini söylemenin tartışmalı olduğunu düşünüyoruz…

Nihayet medeniyetimizin, kültürümüzün ve tarihimizin muhtelif kesitlerini dikkatinize arz eden yazılarla “iki dünya” arasında mukayese yapmanın, daha doğrusu geçmişi bugünün hayal aynasına yansıtarak modernitenin kuru, ruhsuz, renksiz, dijital dünyasında yaşamanın bize nelere mal olduğunu görmenin imkânlarını araştırıyoruz.

Ve kitap tanıtım yazıları… Her sayıda ilgilileri için zikre değer çalışmaların tanıtımının önemli olduğunu düşünüyoruz. Gerek ülkemiz dahil İslam aleminde, gerekse yurt dışında yayımlanmış çalışmaların kısa tanıtım yazılarıyla okuyucuya sunulmasını, yapmak istediğimiz şeyi tamamlayan bir çalışma olarak değerlendiriyoruz.

Yapmak istediklerimizi tam anlamıyla yapabildik mi? Biz bu soruya gönül rahatlığıyla “evet” diyemiyoruz. Bunun ancak zaman içinde, sizlerin de dua ve katkılarıyla gerçekleşecek bir husus olduğunu biliyoruz.

Birlikte çıktığımız “RIHLE”nin, bu kutlu yolculuğun Rabb-i Zülcelal’in rızasına uygun, O’nun dinine hizmete layık ve ehil ve uzun soluklu olması arzumuzu, gönülden iştirak edeceğiniz dua makamına koyarak sizi ilk sayımızla baş başa bırakıyoruz.

RIHLE 2. Sayısı: Sünnet


[dropcap]S[/dropcap]ünnet-i Seniyye’yi kapak konusu yapan ikinci sayıyla bizi buluşturana hamdolsun.

İçinde bulunduğumuz zaman dilimi Din hakkında arızalı yaklaşımlar üretmede geçmiş zamanlardan hayli ileride. Kaynakları, kurumları, kavramları ve pratiğiyle Din’in tartışma konusu yapılmayan noktası neredeyse kalmadı. Bu çerçevede İslam’ın hayata akseden yüzü olan Sünnet de enikonu tartışılmaya devam ediyor.

Modern zamanlarda Sünnet etrafında ortaya atılmış bulunan soru işaretlerinin tamamını ele almak ve tartışmak, bir derginin sınırlı hacmi içinde elbette mümkün değil. Dolayısıyla konu seçimini isabetli bir şekilde yaparak sınırlı sayıdaki yazıyla konu etrafındaki temel soru işaretlerine eğilmek, yapılabilecek en doğru şeydi. Biz de bunu yapmaya çalıştık.

[dropcap]S[/dropcap]ünnet Din’in yaşanabilirliğini temin eden en önemli unsurdur. Bu sebeple Sünnet bilincindeki bir çözülme, doğrudan Din anlayışına yansımaktadır. Sünnet, istikametimizin tayininde nirengi noktası olduğu için onu görmezden gelmek ya da hafifsemek dalalete sürüklenmekle eşanlamlıdır. Tarihte olduğu gibi günümüzde de bid’at oluşumların beslendiği en verimli alan, Sünnet’in anlam ve önemi konusunda yeterli ciddiyet ve hassasiyeti göstermeyen nahif din anlayışlarıdır.

RIHLE 2. Sayısı: İstikametimizin Tayininde Nirengi Noktası Sünnet Makâlâtu’l-Kevserî’den Modern Müslümanın Zihin Durumu ve Sünnet Algısı / Dr. Ebubekir Sifil  Günümüz Hadis Tartışmaları Bağlamında “Mütevâtir Hadis” / Talha Hakan Alp Hadis Hafızlığı / M. Fatih Kaya Sünnet-Vahiy İlişkisi / Dr. Mustafa Genç Sünnet Müdafaası veya Risâle-i Nur’da Hadis Vurgusu / Murat Türker  Sebep ve Sonuçları Bakımından Mâna ile Hadis Rivâyeti / Dr. Hikmet Atan  Hz. Peygamber (s.a.v)’in Hadislerinde Çevre Ahlâkı / Dr. Serdar Demirel Soruşturma: Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan Prof. Dr. Muhammed Acâc el-Hatîb Dr. Nurettin Boyacılar Prof. Dr. S. Kemal Sandıkçı Prof. Dr. Nûruddîn Itr Muhammed Salih el-Ğursî (Ekinci) Prof. Dr. Zekeriya Güler Mülakat: “Kırk Hadis” Kitabı Üzerinden İsmet Özel İle Bir Hasbihal Tarih ve Şiddet / Mustafa Armağan  Modern İslamcı Kadın Hareketleri ve Kubeysî Hanımlar / Ömer Faruk Tokat  Din Dışı Anlayış ve Aktörlerin Dini Tanımlama Savaşımı / Mustafa Özcan  Tezâkir: Son Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi / Turan Kışlakçı Kitâbiyât
RIHLE 2. Sayısı: İstikametimizin Tayininde Nirengi Noktası Sünnet

Bu sebeple Rıhle olarak Sünnet konusunda günümüzde üretilen soru işaretlerine vakit geçirmeden neşter vuralım istedik. Bu çerçevede Makâlâtu’l-Kevserî‘den seçtiğimiz makalenin ardından Dr. Ebubekir Sifil, Modern İnsanın Zihin Durumu ve Sünnet Algısı başlıklı yazıyla genel bir çerçeve çizdi. Arkasından Hakan Talha Alp, Dr. Abdullah Hikmet Atan ve Dr. Mustafa Genç, Sünnet’in/Hadislerin ontolojik ve epistemolojik değerini ortaya koyan yazılarıyla bu sayıya esaslı katkılar sundular.

Dr. Serdar Demirel ilginç bir konuyu ele aldı: Hz. Peygamber’in Hadislerinde Çevre Ahlakı. Murat Türker, kısa bir Sünnet müdafaasını ve Bediüzzaman merhumun Hadis vurgusunu aynı yazı içinde bütünleştirerek takdim etti. Salih Ekinci hocanın makalesi, Sünnet’in hücciyyeti üzerindeki soru işaretlerini ortadan kaldırmaya matuf, müdellel bir yazı.

Rıhle’nin kendine mahsus tarzının bir yansıması olarak dosya konusunu sadece makalelerle ilmî formatta işlemekle yetinmiyor, “Soruşturma“yı bu sayıda da Sünnet konusunda devam ettiriyoruz.

  • Sünnet’in kaynaklık değeri,
  • Sünnet’e ittibanın anlam ve önemi,
  • Sünnet’in Müslüman birey ve toplumun kimliğinin inşasında nasıl bir belirleyiciliğinin bulunduğu… gibi sorulara yurt içinden ve dışından mütehassıs ilim adamları cevap verdi.

Bu sayıda İsmet Özel‘le yaptığımız mülakatın ayrı bir anlamı var. Zira onunla, gündemden düşmeyen İsmet Özel merkezli tartışmaları değil, “Kırk Hadis“i konuştuk. Ülkemizde ve İslam Dünyası’nda Sünnet/Hadis konusunda ilahiyatçılar problem üretmekle iştigal ederken İsmet Özel‘in, her ilahiyatçıda görülemeyecek özgüven, sadakat ve saygı yüklü yaklaşımı Kırk Hadis‘i gerçekten farklı kılıyor. Sünnet/Hadis konusundaki bu muhkem duruş İlahiyat Fakültelerine ders olacak kıymette…

Kitâbiyât bölümünde de yine ilgiyle okuyacağınız kitap tanıtım yazıları yer alıyor.

RIHLE 3. Sayısı: Bilincimize Musallat Olan Çağdaş Virüs: MODERNİZM


Bu sayıda zihin kurcalayan, istikamet şaşırtan ve kalp kimyasını bozan temel bir “mesele” ile karşınızdayız: Modernizm.

İslam’ın kaynaklarına, tarihte ortaya konulmuş pratiklerine, inşa ettiği ferde ve topluma ve bugüne ne söylediğine ilişkin olarak kafa karıştıran soru işaretlerinin, nereden kaynaklandığını sormayı çoğumuz akıl edemiyoruz. Din adına ortaya atılan yeni keşiflerin bizi çarpması, toplum olarak, “Meğer bugüne kadar bize öğretilenler yanlışmış; işin aslı öyle değilmiş” tarzı cümleler kurmaya hazır bir algı durumuna, böyle bir kıvama getirilmiş olmamızdandır. “Tedeyyün”, tabiatı icabı bu kadar kolay yapı-bozumuna uğrayan bir hal değil oysa…

Kafa karıştırıcı soru işaretlerinin ve dini, kolayca değişiveren bir “tasavvur”a indirgeyen şeyin ne olduğu sorusunu sormayı akıl edenlerimizin önemlice bir kısmı ise cevap olarak “bireysel sapmalar”ı işaretliyor. Şu veya bu ilahiyat profesörünün dudak uçuklatıcı “fetva”ları ya da tesbitleri, evet belki onaylanmıyor büyük kitle tarafından, ama ona bunu dedirtenin ne olduğunu sorduğunuzda cevap, “delidir, ne yapsa yeridir” kabilinden, onun bireysel şaşırmışlığına yapılan bir göndermeden ibaret oluyor büyük ölçüde.

Oysa bu topraklarda resmî olarak Tanzimat’tan bu yana, fiilî olarak ise Cumhuriyet’le birlikte İslam’ın modernizasyonu bilinçli, planlı ve çok yönlü bir operasyon olarak yürürlükte bulunmaktadır. Sözünü ettiğimiz “şu veya bu ilahiyat profesörü”nün yahut şu veya bu kanaat önderinin yaklaşımlarının ilk ve son olmaması ve hatta onların, meselenin “fazla öne çıkmış” bir görüntüsünden ibaret bulunması bu yüzdendir.

RIHLE 3. Sayısı: Bilincimize Musallat Olan Çağdaş Virüs: MODERNİZM  Makâlâtü’l-Kevserî’den Bir Bid'at Mezhep Olarak İslam Modernizmi / Dr. Ebubekir Sifil Tarihte Bir Kırılma: Modernite / Dr. Serdar Demirel Modernite Dine Alternatif Olabilir mi? / Doç. Dr. Adnan Aslan Modernizm ve İslam: İslam Modernizmi Neye Tekabül Ediyor? / Prof. Dr. Tahsin Görgün Modern İlahiyatçılar Hangi Anlayışın Mümessilleri / Prof. Dr. Salim Öğüt İslam Modernizminde Allah ve Vahiy Tasavvuru / Ahmet Turan Soruşturma Abdurrahman Arslan Dr. Abdulkadir Hüseyin Prof. Dr. Mehmet Bayraktar Dr. Misbahullah Abdulbakî el-Afganî Prof. Dr. Hasan eş-Şafiî Dr. Ahmed Fazıl Mülâkât: Sri Lankalı İlim Adamı Prof. Dr. Dîn Muhammed Muhammed Mîrâ Sâhib ile… Tarihî Kırılma, Varoluş ve Hakîkat Arayışı ve Medeniyetin Hayatiyeti / Yusuf Kaplan İntikâd: İctihad Kapısı Nereye Açılır ya da Dinlerarası Diyaloğun Öteki Yüzü / Dr. Ebubekir Sifil Hadis Hıfzını Mümkün Kılan Sebepler / M. Fatih Kaya Batılı İslamologların Modernist Müslümanlara Bakışı ve Avrupa Üniversitelerinde İslam Din Eğitimi ile İlahiyat Bölümleri / Prof. Dr. Bülent Uçar Libarelleştirebildiklerimizden misiniz? / Murat Türker Medeniyet Tutulması / Mustafa Armağan Tezâkir: 19. Yüzyılın Gazzali’si: Şibli Numani / Turan Kışlakçı Kitâbiyât
RIHLE 3. Sayısı: Bilincimize Musallat Olan Çağdaş Virüs: MODERNİZM

Modernizm’in bu topraklardaki serüveni üzerine kafa yoranların genellikle gözden kaçırdığı bir nokta var: Fazlur Rahman’dan yapılan çeviriler öncesinde “modernizm”den ziyade “reform”u konuşuyorduk. Efgani ve Abduh isimlerinin Luther çağrışımıyla birlikte anılması ve başını onların çektiği ekolün faaliyetlerinin, “reform” kavramı ile ifade edilmiş olması bunun en bariz göstergesidir. O süreçte “modernleşme”yi anlatmak için kullanılan yaygın tabir “asrîleşme”dir; ancak “asrîleşme” denince genellikle profan/din dışı bir hayatı benimseme tavrı anlaşılmıştır. Yani “Müslümanlığın asrîleşmesi” söz konusu değildir henüz.

Bugüne geldiğimizde ise kitap isimleri yahut makale başlıkları arasında “Dinde reform”un bulunmaması, onun yerine “İslam modernizmi”, “Modern İslam düşüncesi”, “din anlayışının revize edilmesi/yenilenmesi” veya benzeri terkiplerin yaygınlık kazanması en dikkat çekici olgu olarak görünüyor. Bunun sebebi sadece “İslam modernizmi” vb. tabirlerin “dinde reformculuk”a göre daha az tepki uyandıran, daha olumlu, entelektüel boyutu olan, daha süzme, hatta belki “daha az zararlı”?! çağrışımı yapıyor olması mıdır? Şüphesiz hayır!

Asıl sebep, yukarıda sözünü ettiğimiz operasyon çerçevesinde toplum-din ilişkisi alanında yaşanan bir değişim, daha doğrusu bir “takdim-tehir”dir. “Dinde reform” döneminde din reforme edilerek onun üzerinden ulema ve giderek toplum dönüştürülmek isteniyordu; bugünse din, değişen toplumun talepleri doğrultusunda dönüştürülmek isteniyor. Dönüşüme direnen ulemanın terk-i dünya ettiği bir vasattayız; toplum değişmiş durumda ve din ona ayak bağı olmaktan uzaklaştırılmak isteniyor.

Reform aşamasında, ulema olmasa da toplum bu dönüşüme refleksif olarak tepki gösterecek kıvamda idi. Şimdi ise dinî hassasiyetlerinin canlı olduğu farz edilen muhafazakâr kesim öyle bir dönüşüme uğramış durumda ki, yenilikçilik, ictihad, tecdid, çoğulculuk, özgürlükler, insan hakları, barış… gibi büyülü kavramların eşliğinde 1400 yıllık birikim ve tecrübeye burun kıvırarak bakıyor ve Modernitenin amentüsüyle çelişmeyecek “yepyeni” bir İslam tasavvuru yolunda atılan her adımı çabucak ve içtenlikle benimsiyor, alkışlıyor! Şüphesiz bu durum, Modernitenin inşa ettiği yepyeni bir birey ve toplum gerçeği ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.

[dropcap]M[/dropcap]odernite, sadece bizde gerçekleştirdiği bu dönüşüm sebebiyle değil, bütün bir İslam dünyasında, hatta bütün dünyada yol açtığı dinî, kültürel, sosyal, ekonomik, teknolojik, siyasî… sonuçlar dolayısıyla Müslümanların kalıcı gündemini oluşturmalıdır. Böyle bir olgunun, bir dergi formatı içinde bütün boyutlarıyla ele alınması mümkün de değildir, doğru da. Bu sebeple RIHLE’nin bu sayısında konunun bazı veçhelerini yansıtmaya çalıştık.

***

RIHLE 4. Sayısı: Kur’an Merkezli Söylemlerin Amacı: VAHYİ “Uygulamak mı”? “Uyarlamak mı”?


Modern zamanlarda Ümmet-i Muhammed’in zihniyet planında maruz kaldığı en önemli operasyonun üzerinde gerçekleştiği zemini konuşuyoruz bu sefer: “Kur’ân’ı anlamak” yerine “Kur’ân’a anlam yüklemek” olarak ifade ettiğimiz faaliyet, Kur’ân’ı “yalıtılmış bir metin” olarak kabul ettiğimiz andan itibaren devreye giriyor.

Operasyon son derece ustaca kurgulandı: Şuurumuzda önce “âlim” imajı örselendi. “Peygamber varisi” adam, yerini “emekliye ayrılmış” adama bıraktı. Problem şurada ki, onların yerine ikame edilenler, önceki âlimlere talebelik dahi yapamayacak kadar niteliksiz, çapsız ve daha da önemlisi hedefleri farklı kişilerdi.

Arkasından mezhep kurumu hedef tahtasına oturtuldu, bir sonraki adımda Sünnet-i Seniyye… Bütün bu aşamalarda Batı’dan ithal edilen adamlar, fikirler, metotlar hep baş rolde oldu. Ağzını “zamanın değiştiğini” söyleyerek açan herkes, bir sonraki cümleyi “ihya”, “ıslah”, “tecdid”, “yenilenme”… kelimelerini merkeze alarak kurdu. Enteresan olan şu ki; âlimi, mezhebi, Sünnet’i… devre dışı tutan hiç kimse, bunu açıktan, yiğitçe ve cesurca yapmadı/yapmıyor…

Ve sonunda “olması gerektiği” gibi iş gelip Allah’ın Kitabı’na dayandı. Kur’ân’ın mucizevî özelliklerinden birisi olarak bilincimizde yer etmiş bulunan “beşer müdahalesine uğramamış tek kaynak” olma özelliği, şimdilerde doğrudan Kur’ân’ın tahrifi olarak değerlendirilebilecek girişimlere basamak olarak kullanılıyor.

Kurgu şu: Mademki Kur’ân dışında güvenebileceğimiz başka bir kaynak mevcut değil; o halde gelin Kur’ân’a gidelim. Oysa gidilen Kur’ân değil, kitleleri Kur’ân’a çağırdığı düşünülen kişinin/kişilerin Kur’ân’dan anladığı şey. Bu ikisi arasındaki farkı fark edemeyen kitleler, Allah’ın Kitabı’na yöneldikleri vehmiyle oradan oraya savrulup gidiyor…
Peki Kur’ân’a gitmek nasıl olacak?

RIHLE 4. Sayısı: Kur'an Merkezli Söylemlerin Amacı: VAHYİ "Uygulamak mı"? "Uyarlamak mı"?  "Makâlâtü'l-Kevserî'den - ""Kim Kendini Bir Kavme Benzetirse Onlardandır"" Hadisi" Dr. Ebubekir Sifil - Muradullah mı, Meal Yazarının Kanaati mi? Dr. Serdar Demirel - Kur’ân’daki Muhammed’e karşı “Muhammed’siz Kur’ân!” Projesi Dr. Şevket Kotan - Kur’ân ve Tarihsellik Üzerine Yard. Doç. Dr. Faruk Gürbüz - Bir Ömürdür İslam Doç. Dr. Orhan Atalay- Mahiyeti ve Keyfiyeti Açısından Vahiy Talha Hakan Alp - Meallerde Referans Sorunu ve Şaz Kıraatler (Muhammed Esed ve Mustafa İslamoğlu’nun Mealleri) Prof. Dr. Selahattin Sönmezsoy - Allah Kelamı Kur’ân ve Oryantalist Tutum Prof. Dr. Muhammed Fatih Kesler - Kur’ân Meallerinde Gözardı Edilen Bazı Anlama Karinelerinin Tespiti ve Öneriler Orhan Ençakar - Yedi Harf Prof. Dr. Tahsin Görgün - İslam ve Modernizm: İslam Modernizmi Neye Tekabül Ediyor? -II- Dr. Ebubekir Sifil - İNTİKÂD: Operasyonel Meal-yazıcılığı ya da Meal Üzerinden Din Tasavvuru İnşası Prof. Dr. Mustafa Tavukcuoğlu Doç. Dr. Abdulhamit Birışık Dr. Abdulkadir Hüseyin MÜLÂKÂT: Halid Miş’al’in Hayatında Kur’ân Etkisi Tahir Tural - Eser Tenkidi: “Sahabe Dönemi İktidar Kavgası” Murat Türker - ‘Bu Ülke’ Müellifi ve Bu Ülkenin Aydınları Üzerinden Bir Mağlûbiyet Tahlili KİTÂBİYÂT
RIHLE 4. Sayısı: Kur’an Merkezli Söylemlerin Amacı: VAHYİ “Uygulamak mı”? “Uyarlamak mı”?

En basit şekliyle söyleyelim: 1400 küsür yıldan beri nasıl gidiliyorsa, öyle!

Eğer birileri size Kur’ân’ın 1400 küsür yıldır yanlış anlaşıldığını söylüyorsa, ya aklından veya niyetinden şüphe etmenizi istiyor demektir! Muhatabınızın durumuna göre bunun kararını siz vereceksiniz. Ancak bir noktayı hatırınızdan hiç çıkarmayın: Allah Teâlâ Kur’ân’ı bu Ümmet’in Kur’ân’a olan bağlılığı, aşkı, liyakati ve itaati ile muhafaza buyurmuştur. Bugüne kadar böyle oldu, bundan sonra da böyle olacak. Kur’ân’ı eşi benzeri görülmemiş bir muhabbet ve ta’zim ile yüreğinde taşımış olan Ümmet’in, onu gereği gibi anlama ve hayata aktarma noktasında gerekli dirayet ve ehliyetten mahrum bulunduğunu söylemek belki kolaydır da, bunun isbatı ancak bu Ümmet’in geriye bıraktığı ilim mirasından istifadeye mütevakkıftır! Anlamayanlar için özetleyelim: Bu, “imkânsızın” ifadesidir!

Elinizdeki sayı, Kur’ân konusunda sahih/müstakim bir bilince ulaşmak için gerekli alt yapı konusunda sadece kimi ipuçları verme düşüncesiyle hazırlandı. Dosya makalelerinin, içinde bulunduğumuz zaman diliminde bu noktada ortaya çıkmış arızalı yaklaşımları tartışmak kadar, meselenin doğrusunu göstermeyi hedefleyen muhtevaya sahip olmasına da dikkat ettik.

Bu sayımızda yer alan makalelerle ilgili olarak, Dr. Ebubekir Sifil, meal olgusunun bizi muradullaha ulaştırmasının imkânını sorguladı. Dr. Serdar Demirel, “Muhammed’siz Kur’ân” projesini ve altında yatan saikleri yazdı. Talha Hakan AlpMeallarde Referans Sorunu ve Şaz Kıraatler” başlıklı yazısında Esed ve İslamoğlu meallerindeki iki örnekten hareketle bir “yaklaşım tarzı“nı mercek altına aldı. Prof. Dr. Selahattin Sönmezsoy, oryantalistlerin Kur’ân hakkındaki iddialarını tartışan yazısıyla konuya farklı bir açıdan ışık tuttu. Doç. Dr. Orhan Atalay, vahiy olgusunu “mahiyeti ve keyfiyeti” açısından ele aldı. Dr. Şevket Kotan‘ın Kur’ân’ın tarihselliği iddialarını konu edinen yazısını zevkle okuyacaksınız. Daru’l-Hikme hocalarından Orhan Ençakar‘ın “Yedi Harf” başlıklı yazısı, Kur’ân tarihinde önemli bir yere sahip olan “yedi harf” ve “mütevatir kıraatler” meselesi konusunda teknik bilgiler veriyor.

Serbest yazılar içinde Prof. Dr. Tahsin Görgün‘ün, ilk bölümünü geçen sayıda okuduğunuz Modernizm ve İslam: İslam Modernizmi Neye Tekabül Ediyor? başlıklı yazısının ikinci bölümü yer alıyor. Murat Türker de bu bölümde her sayı katkısını aldığımız bir diğer yazarımız. Yrd. Doç. Dr. Faruk Gürbüz İslam’ın bir “Din” olarak ne ifade ettiğini, nasıl anlaşılması gerektiğini ve onu yaşamanın nasıl mümkün olacağını anlatıyor yine bu bölümdeki Bir Ömürdür İslam başlıklı yazısında.

Soruşturma‘yla yine yurt içinden ve yurt dışından ilim adamlarının dosya konusuyla ilgili görüş ve düşüncelerini taşıdık sayfalarımıza.

Ve bu sayıyı bizim için önemli kılan bir diğer bölüm: Mülâkât. Bu sayıda Gazze‘de direnişin destanını yazan Hamas‘ın Suriye‘deki lideri Halid Miş’al ile yapılan bir sohbet var. Hamas‘ın gözlerden kaçmış, farklı, ama son derece önemli bir yanını dikkatimize sunması dolayısıyla son derece önemli. Hamas sadece silahlı bir direniş hareketi değil; siyasî faaliyetleri, sosyal hizmetleri ve teşkilatları yanında, aynı zamanda, “ilmî” sahada da altı çizilmesi gereken hizmet ve anlayışa sahip bir kurum. Bildiğiniz gibi Hamas‘ın ilmî tarafını temsil eden ve Müslim‘e şerh yazacak kadar dirayet ve birikim sahibi olan Nizar Reyyan, son Gazze işgalinde şehadet şerbetini içmiş, böylece şahsında üç zirve hasleti birleştiren ender bir insan olduğunu ortaya koymuştu: İlim, cihad ve şehadet!

Hamas‘a karakterini veren esas unsurlardan birisini (ilim) ortaya koyması bakımından dikkatle okunması gereken bir mülakat gerçekten.

Ve her sayıda olduğu gibi Kitabiyat‘ta dosya konusuyla örtüşen kitap tanıtımları yer aldı. Bu bölümün özel bir ilgiyle takip edildiğini biliyor, biz de bu ilgiyi diri tutmak için gayret gösteriyoruz.
Bir dahaki sayıda buluşmak ümidiyle, Allah’a emanet olunuz…

RIHLE 5-6. Sayısı: Dünya-Ahiret Dengesinde: Fıkıh ve Hayat


[quote]İslam’ı, ferdin ve toplumun hayatında görünür kılmanın zemini olarak Fıkh’ı konuşuyoruz bu sayıda. Geçmiş devirlerde nasıl tarif edilmiş, anlaşılmış ve iş görmüş olursa olsun, Fıkh’ın günümüzde eskisinden daha hassas bir misyon yüklendiği açık. Zira ne yapsak bir parçası olmaktan kurtulamadığımız seküler dünya, geldiğimiz noktada bizi fıkhî değerlendirmelerle içine çekiyor, vakumluyor. Dolayısıyla seküler dünyada Fıkh’ı konuşmak ayrı bir nezaket arz ediyor… [/quote]

İslam insanı “mükellef varlık” olarak görür. Bu, insanın var kılınışının en temelde birtakım mükellefiyetleri yerine getirmesi amacına matuf olduğunu ifade eder. Mükellefiyetler üzerine kurulu bir hayat ve varlık çizgisinde, davranışların hükümleri (ef’al-i mükellefîn), şüphesiz en hassas noktayı oluşturmaktadır. Nerede ve ne halde bulunuyor olursak olalım, içinde bulunduğumuz halin bilgisine ve hükmüne vasıl olmanın yegâne yolu Fıkıh’tır.

Bu son cümle, Fıkh’a temel karakterini veren ana unsurun “sabiteler” olduğunu ifade ediyor aynı zamanda. Fıkıh, “sabiteler” (neshten, tahsisten ve ana özelliğini etkileyecek her türlü muarazadan salim hükümler) üzerine kurulu bir hayat vasıtasıyla murad-ı ilahîye ulaşmayı taahhüt eder.

RIHLE 5-6. Sayısı: Dünya-Ahiret Dengesinde: Fıkıh ve Hayat Dr. Ebubekir Sifil / Seküler Dünyada Fıkh’ı Konuşmak Prof. Dr. Tahsin Görgün - İslam ve Modernizm: İslam Modernizmi Neye Tekabül Ediyor? -III Farklılıkların Siyasallaştırılması ve Siyasallaşmanın Aşılması Talha Hakan Alp / Dünden Bugüne İctihad Anlayışımız Dr. Serdar Demirel - Şia ve Ehl-i Sünnet Arasındaki İhtilaflarda Sünnet Algısının Rolü Orhan Ençakar / Fetva ve Fetva Verme Usûlü Muhammed Avvâme Hocayla MÜLÂKÂT Hikemiyât "Dr. Muharrem Önder - Re’y Kavramı; Hz. Peygamber ve Sahabe Döneminde Re’y İctihadı" "Abdulkadir Yılmaz - İNTİKÂD: ""er-Risalê'nin Şekil ve Muhteva Açısından Eleştirisi"" İsimli Makalesi Bağlamında HAYRİ KIRBAŞOĞLU ELEŞTİRİSİ" Prof. Salah Muhammed Ebu’l-Hâc - Mutaassıp Olmadan Mezheb Mensubu Olmak Hikemiyât SORUŞTURMA: Hüsnü Aktaş Prof. Dr. Kays b. Muhammed Al-i Şeyh Mübarek Prof. Dr. Orhan Çeker Prof. Dr. Ahmed el-Haccî el-Kurdî Hüseyin Kutlu Hocayla Sanat Ekseninde Bir Söyleşi İbn Âbidîn Ukûdu Resmi’l-Müftî (Hazırlayan: Emre Yazıcı) Prof. Dr. Orhan Çeker / Endelüs Mektubu Murat Türker / Dâvâ Adamı ile Stratejist Dr. Mahmud Seyyidoğlu - TEZÂKİR: Bir Osmanlı Âlimi: Muhammed Trabzonî TENKÎDÂT: Tûnus Hâkimi Şeyh İsmâil es-Safâihî (Mütercimi: H.Fevzi, Hazırlayan: Hikmet Akpur) Murat Hafızoğlu / Ramazanı Yaşamak
RIHLE 5-6. Sayısı: Dünya-Ahiret Dengesinde: Fıkıh ve Hayat

İçinde bulunduğumuz halin hükmünü “değişkenler” merkezinde belirleme eğilimlerinin hiçbir zaman olmadığı kadar yoğun biçimde gündemde tutulduğu bir zaman diliminde bu nokta gerçekten ayrı bir ehemmiyet arz ediyor. Niçin tarihin hiçbir döneminde müşahede edilmeyen bir yoğunlukta “değişim”den, “hükümlerin esnekliği”nden, “kolaylık”tan, “yeni ictihadlar gerektiği”nden bahseder olduk?

“İnsanın, içinde bulunduğu hal ile ilgili bilgileri öğrenmesi farz-ı ayndır” diyoruz. Bu, tarih boyunca hep böyle bilindi ve yaşandı. İçinde bulunduğumuz hal ile ilgili mevcut bilgiler bizim için bir biçimde “problem” oluşturduğundan, şimdilerde “hal”imizi yeniden tarif etmekle ve bu “yeni durum”la ilgili “yeni” bilgiler üretmekle iştigal ediyoruz. Şu farkla ki, geçmişte yaşanan hayat da, üretilen bilgi de, onların üzerine oturduğu ontoloji de “tabiî/fıtrî” idi; şimdi yaşadığımız hayat da, ürettiğimiz bilgi de “sentetik!”

Hadd cezalarının, cihad emrinin, cizyenin, hilafetin tarihte kaldığından, kadının “erkek karşısındaki” konumundan, haklarından, sosyal hayattaki rolünden… hasılı bize günümüz dünyasında “problem” teşkil ettiği telkin edilen hususlardan bahsederken “tarihin yükünü omzundan atmış olma”nın rahatlığını tattıranın ne olduğunu gerçek anlamda düşünen kaç kişi var aramızda? “İyi ki artık bunlar yok” diye düşünerek içinde yaşadığımız durumu bize “armağan” edenlere eni-konu minnettarlık hissedenlerimizin sayısında azalma mı var, artma mı?

“Seküler dünyada Fıkh’ı, Usul-i Fıkh’ı, fetvayı, ictihadı… konuşma”nın önemi buradan geliyor. Elinizdeki sayının gecikmesinin bir sebebi yaşadığımız birtakım teknik arızalar ise, bir diğer sebebi de ele aldığımız konunun hassasiyeti.

RIHLE 7. Sayısı: Sahih İslam Çizgisinin Kilit Kuşağı: Sahabe


Kur’ân ve Sünnet’le irtibatımızı, Allah Teala ve Resûlü’nün muradı doğrultusunda tesis etmenin vazgeçilmez vasıtası olan Sahabe üzerinde duruyoruz.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de bu kutlu nesil hakkında pek çok spekülasyon dolaşıma çıkarılmış bulunuyor. Tek tek kimi sahabîlerden, bir bütün olarak Sahabe kuşağı hakkında ileri sürülen iddia ve söylemlerin her birinin arkasında ayrı bir “din telakkisi”ni ikame etme gayret ve hedefi bulunduğunu görmek durumundayız. Sahih ve sahici bir Sahabe tasavvuruna sahip olmadan sahih ve sahici bir Müslümanlığın mümkün olmadığını görmek durumundayız. Meseleyi “olduğu gibi” görmemizi engelleyen yaklaşımların bizi “kurgusal” din anlayışlarının tuzağından başka bir yere götürmeyeceğini görmek durumundayız.

Bir kısmı tarihten günümüze sarkan, bir kısmı da günümüzde ortaya çıkan bu yaklaşımların her birinin “kurgusal” olmakla malul olduğu aşikâr. Ama bu kurgusallığın, yaygınlıktan aldığı bir “meşruiyet”le her gün biraz daha yayılma ve benimsenme eğiliminde olduğu da bir başka açık gerçek.

O halde meselenin üzerine soğukkanlı bir şekilde giderek hakikatin ne olduğunu net bir şekilde ortaya koymak bizim sorumluluk anlayışımızın bir gereğidir dedik ve RIHLE olarak bu konuyu hiçbir komplekse kapılmadan ele almaya çalıştık.

Okuyacağınız yazılardan her biri konuyu farklı bir veçhesiyle ele alıyor. Sahabe ile ilişkili olarak kimi teknik Usul konularına taalluk eden, kimi daha pratik mahiyet arz eden bu yazılar, dinî istikametimizin sahih ve sahici bir Sahabe tasavvuruna bağlı olduğu hakikatinin idrakine katkı sunarsa maksat hasıl olacaktır.

RIHLE 7. Sayısı: Sahih İslam Çizgisinin Kilit Kuşağı: Sahabe Sahabe Tarifindeki İhtilafın Sahabe Tasavvuruna Etkisi - Talha Hakan Alp Sahabe Arasındaki İhtilaflara Genel Bir Bakış ve Tarihçilerin Durumu - Muhammed Salih Ekinci (el-Ğursî) SEBB-İ SAHABE MESELESİ -Sahabe-i Kiram Hakkında Uygunsuz Konuşmanın Hükmü - Abdulkadir Yılmaz Sahabe’den Bir Kısmı Münafık Olabilir mi? - Dr. Mehmet Efendioğlu Fıkhî Meselelerde Hüccet Olması Bakımından SAHABE KAVLİ - Orhan Ençakar Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan Prof. Dr. Zekeriya Güler Prof Dr. İyâde b. Eyyûb el-Kubeysî İNTİKAD: Ebû Hureyre’yi Anlamak -I - Yrd.Doç. Dr. Ahmet Tahir Dahyan HİKEMİYAT MÜLAKAT: Suriyeli Ünlü Davetçi ve İlim Adamı Muhammed Ebu'l-Hudâ el-Yakûbî Hocayla... Bilim ve Kültür Tarihimizde Hadis Kitaplarının Yeri ve Hadisçilerin Hizmetleri ve Sorumluluğu (Ümmet-Sünnet İlişkisi Özelinde Bazı Tespitler) - Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan “İnsanlık Âilesi” Sloganının Örttüğü Gerçek: MASONLUK–SÖMÜRGECİLİK İLİŞKİSİ - Yusuf Hanif Türkiye’de Özel Din Eğitiminin Önem ve İmkânı - Mehmet Atalay Kitaplarla Beraber Otuz Yıl - M. Fatih Kaya TEZAKİR: Hint Alt Kıtasında Bir Evliya Çelebi, Büyük Dava Adamı, Mürşid, Mürebbi ve Seyyah EBU’L-HASEN ALİ EN-NEDVİ EL-HASENİ -1956 TÜRKİYE ZİYARETİ- Abdullah Zerrar Cengiz KİTABİYAT
RIHLE 7. Sayısı: Sahih İslam Çizgisinin Kilit Kuşağı: Sahabe

Bu sayımızda Talha Hakan Alp “Sahabe Tariflerindeki İhtilafın Sahabe Tasavvuruna Etkisi”ni, Sahabe tarifleri, bu konudaki ihtilaflar, ihtilaf sebepleri, bunun zemini, hikmeti vb. konular üzerinden olabildiğince detaylandırdı.

Abdulkadir Yılmaz, Sahabe’ye dil uzatmanın, onlar hakkında uygunsuz konuşmanın hükmünü “Sebbi-Sahabe Meselesi” konu başlığıyla mercek altına aldı.

Orhan Ençakar ise “Fıkhî Meselelerde Delil Olması Bakımından Sahabe Kavli” gibi teknik bir konuyu işledi.

Dr. Mehmed Efendioğlu, “Sahabe’den Bir Kısmı Münafık Olabilir mi?” sorusunu sordu ve habbelerin nasıl kubbelere dönüştürüldüğünü, bir takım zevatın bu husustaki çarpıtmalarını gözler önüne serdi.

İntikad bölümümüzde Yrd. Doç. Dr. Ahmet Tahir Dahyan‘ın, birinci bölümünü tefrika edeceğimiz “Ebû Hureyre’yi Anlamak” yazısı yer alıyor. Yazı, kadim zamanlarda peydahlanmış bazı iftiraların günümüzde yeni dillere dolanarak nasıl ulu orta yayıldığını inceliyor ve gerekli ilmî reddiyeleri son derece güzel bir üslupla okuyucuya sunuyor.

M. Fatih Kaya kitaplarla olan dostluğunu; Yusuf Hanif, Masonluğun sömürgecilikle irtibatını anlattı.

Tezakir‘de Ebu’l-Hasen en-Nedvi; Hikemiyât bölümünde günümüzde tartışılan bir takım meselelerin aslında tarihin tozlu raflarından indirildiği hakikati var.

Bu sayıda editörümüz Dr. Ebubekir Sifil’in yazısı yok. Sifil hocamız son bir ayın neredeyse tamamını kanser olan annesinin tedavisiyle uğraşarak geçirdi. Bu süreç halen devam ediyor. Yüce Allah’tan hocamızın muhterem annesine acil şifalar dilerken sizlerin de dualarınızı beklediğimizi bilmenizi isteriz.

RIHLE 8. Sayısı: Tarihin Son Dönemeci: Âhir Zaman


İçinde yer aldığımız bir fotoğraf karesini dışarıdan seyretme imkânımız olsaydı söyleyecek ne çok şeyimiz olurdu değil mi? O fotoğrafı çektirdiğimiz anın üzerinden geçen zaman, bize kazandırdığı tecrübelerle onu her defasında farklı bir veçhesiyle okuma şansı sunar. En önemlisi de kendimize dışarıdan bakarak o anki durum hakkında daha objektif düşünme imkânı bulmuş olmamızdır…

İçinde yaşadığımız zaman dilimi, fikirler, gelişmeler… hakkında “dışarıdan bakarak” fikir yürütme imkânından mahrum olduğumuz için, derya içre yaşadıkları halde deryanın farkında olmayan “ol mahiler”den çok fazla bir farkımız yok aslında. Gerek genel olarak insanlığın, gerekse özel olarak Müslümanların ahvalini, fiilen içinde yaşadığımız için fazlasıyla kanıksamış bulunuyoruz.

[dropcap]O[/dropcap]ysa Efendimiz (s.a.v)’in 1400 küsür yıl öteden uzanan beyanları, yaşadığımız durumun ne anlama geldiğine dair açık ve net fotoğraflar sunuyor bize. Biz o Nebevî beyanlar sayesinde yaşadığımız durumun bir fitne, çözülme, bozulma ve yozlaşma olduğunu anlıyor ve en az bunun kadar önemlisi, bu sürecin bizi nereye götürmekte olduğunu bilmek gibi bulunmaz bir imkânı da elimizde bulunduruyoruz.

Ahir zamanı Efendimiz (s.a.v)’in gözüyle görmek, görmeye alıştığımız için bize yabancı gelmeyen fikir, olay ve olguları O’nun teşhis ve ihbaratıyla değerlendirmek, içinde bulunduğumuz durum hakkında sağlıklı karar vermenin tek yoludur. Son Din olarak İslam, onun kaynakları, itikadiyatı, ahkâm ve ahlakiyatı, tarihî tecrübesi… ve bütün bunların bugüne yansımaları hakkında yerli-yabancı binbir türlü fikir ve tesbitin cirit attığı modern dünyada ayağımızı sağlam bir zemine basarak yürüyebilmek için o Nebevî ihbarata ab u hava’dan daha fazla muhtacız.

Rıhle yaşadığımız durumun Nebevî pencereden arz ettiği görünümü dikkatlerinize sunmak amacıyla “Ahir Zaman” olgusunu dosya konusu yaptı bu sayıda.

RIHLE 8. Sayısı: Tarihin Son Dönemeci: Âhir Zaman  Ahir Zaman Bilinci - Dr. Ebubekir Sifil Kıyamet Alametlerine Genel Bir Bakış - Mahmut Yurdakul Kıyamet Öncesi En Büyük Fitne: Mesih Deccal - Orhan Ençakar Bir Kıyamet Alameti: Ye’cûc ve Me’cûc - Abdulkadir Yılmaz Ahir Zamanda Beklenen Mehdi - Ömer Faruk Akkaya Soruşturma Abdurrahman Arslan  Ebubekir el-Adenî  Prof. Dr. S. Kemal Sandıkçı  Âhir Zamanda ‘Şeâir’i Konuşmak - Murat Türker Bediiyat: El Yazması Sayfalarda Sonsuzluk Parıltıları -Tezhip Sanatı- Ali Rıza Özcan İslam İlim Müktesebatının İzinde Bir Merkez Olarak Hindistan Fıkıh Konseyi - Ömer Faruk Tokat Mülakat: Emin Saraç Hocaefendi’yle İlmî Yakın Geçmişe Dair İntikad: Ebû Hureyre’yi Anlamak-II - Yr. Doç. Dr. Ahmet Tahir Dayhan Tezakir: Tuğgeneral Mahmud Şît Hattâb - Bilal Müslim Dağ Kitabiyat Söyleşi:Nüzul-i İsa (a.s) Üzerine Ebubekir Sifil Hoca ile Ufuk Açıcı Bir Söyleşi
RIHLE 8. Sayısı: Tarihin Son Dönemeci: Âhir Zaman

Bu sayıda yer alan ilk konu başlığımız Editörümüz Dr. Ebubekir Sifil‘in “Ahir Zaman Bilinci” başlıklı yazısı. Bundan kısa bir süre önce validesi dar-ı bekaya irtihal eden hocamıza ve yakınlarına bir kez de buradan başsağlığı dilerken, validesi için de gani gani rahmet dualarımızı sunmak isteriz.

Daru’l-Hikme hocalarından Mahmud Yurdakul, “Kıyamet Alametlerine Genel Bir Bakış” başlığı altında, küçük ve büyük kıyamet alametlerini, konuyla ilgili rivayetler ışığında kısa kısa maddeler halinde ele aldı.

Yine Daru’l-Hikme hocalarından Orhan Ençakar “Kıyamet Öncesi En Büyük Fitne: Mesih Deccal” başlığı altında bütün peygamberlerin, ümmetlerini, kendisi hakkında uyardığı Deccal fitnesini, Mesih Deccal hakkında cumhur ulemanın inancını ve onların, hadis kaynaklarındaki rivayetler ışığında konuyla ilgili sorulara verdikleri cevapları çok fazla detaya inmeden dikkatlerimize sunmaya çalıştı.

Abdulkadir Yılmaz hocamız da Ye’cûc-Me’cûc meselesini, Kur’ân ve hadis nasslarıyla birlikte bazı İslam âlimlerinin bu iki kaynağa dayanan yorumlarını ihtiva eden “Bir Kıyamet Alameti: Yecûc ve Mecûc” başlığıyla mercek altına aldı.

Mehdi meselesini ise Ömer Faruk Akkaya konuyla ilgili sahih rivayetler ışığında ve ilgili rivayetlerin manevî mütevatir derecesinde olduğunu belirten selef ve halef âlimlerinin görüşleri doğrultusunda “Beklenen Mehdi” başlığıyla sayfalarımıza taşıdı.

Soruşturma dosyasına bu sayıda katkı verenler arasında pek değerli üstad Abdurrahman Arslan, kıyamet ve alametleri konusunda yazmış olduğu dikkat çekici eserleriyle tanınan Yemenli âlim ve düşünür Ebubekir el-Adenî ve Prof. Dr. Kemal Sandıkçı var.

Bu sayının Mülâkât bölümünde Emin Saraç hocaefendi ile yapılmış “İlmî Yakın Geçmişe Dair” sıcak bir sohbet;

Tezâkir bölümünde ise Musul’lu Tuğgeneral Mahmud Şît Hattâb’ın çarpıcı yaşam öyküsü yer almakta…

Murat Türker ise “Şeair”i konuşalım dedi ve bazı “türedi” söylemlerin Müslümanları nerelere savurduğunu gözler önüne serdi.

Dosya konularından biri olan Nüzul-i İsa meselesini, Talha Hakan Alp‘in hazırladığı “Söyleşi” başlığı altında dergiye bir ek olarak koyduk.

RIHLE 9. Sayısı: Ölümle Uyanacağımız Ebedi Hâkikat: Ahiret


“Ahir zaman”dan sonra “ahiret”i dosya konusu olarak işlemenin uygun olacağı düşüncesiyle “Ahirete Yakînen İman” konusunu ele alıyoruz.

Kur’an-ı Kerim’de “Allah’a iman” meselesinin zikredildiği ayetlerin pek çoğunda “ahirete iman”ın ona eşlik ettiği dikkat çekiyor. Dünya hayatının ancak yakin mertebesinde bir ahiret inancıyla istikamet üzere yaşanabileceği gerçeğinin en belirgin ifadesi bu olsa gerek…

İçinde yaşadığımız zaman diliminde ahiret inancıyla ilgili pek çok “arızalı yaklaşım” mevcut. Bunların bir kısmı “ötekine” bakan yüzümüzde ortaya çıkarken, bir kısmı bünyeye “iç hastalık” vasfıyla arız olmuş durumda.

Ahiretteki nihaî kurtuluşun çerçevesi ve şümulü ile ilgili modern savrulmalar arızanın birinci boyutunu teşkil diyor. Nihaî kurtuluş ve kazancın Ümmet-i Muhammed yanında –“tedarik edilmiş” belli şartları taşımaları halinde– Kitap ehlini de kapsayacağı görüşünün –Ehl-i Sünnet bir yana– tarih içinde herhangi bir İslamî fırka tarafından gündeme getirildiğinden haberdar değiliz. Dinlerarası Diyalog sürecinin inkâr edilemez bir biçimde katkıda bulunduğu bu savrulmanın “iman-küfür” sınırını berhava ettiğini ayrıca belirtmeye gerek yok!

Öte yandan, içine çektiği her anlamı buharlaştıran “sekülerleşme” süreci, ahiret bilincimizi de flulaştırıyor. Ahirete inandığını söyleyen, ancak hayatında bu inancın herhangi bir tezahürüne rastlanmayan, takva, zühd, istiğna… gibi kavramları sürgüne göndererek dünya hayatını gayrı müslümlerin algıladığı gibi algılayıp onlar gibi dizayn eden insan tipine bu kadar yoğun rastlanması hayra alamet değil…

Kur’an ahiret hayatını ana hatlarıyla zikretmişse, resmi somutlaştıran ve belirgin kılan unsurlar da Sünnet’te ifadesini bulmuştur. Yukarıda dile getirdiğimiz ikinci arıza tam da bu noktada kendisini gösteriyor. Sünnet-i Seniyye konusunda bilincimizde oluşturulan kara delikler bir yandan Sırat, Mizan, Şefaat, Kabir azabı… gibi hususlarda inkâra dayalı bir algı tarzının oluşmasına sebebiyet verirken, diğer yandan tarihsel teşbih/tecsim arızasını su yüzüne çıkarıyor.

Bütün bu hususlarda müstakim Müslümanlığın kırmızı çizgilerini, Sahabe’den devralınan İslam algısını bir kere daha ve ciddiyetle düşünmek, hatırlamak ertelenemez bir vecibe durumundadır.
Meselenin bütün boyutlarını kuşatmasına dikkat ettiğimiz dosya yazılarını ilgiyle okuyacaksınız.

RIHLE 9. Sayısı: Ölümle Uyanacağımız Ebedi Hâkikat: Ahiret  Yüzü Ahirete Dönük Yaşamak - Dr. Ebubekir Sifil Ahiret Hayatının Mahiyeti: Haşr-ı Cismânî Meselesi - Talha Hakan Alp Kur’ân ve Hadisler Işığında Şefaat İnancımız - Prof. Dr. Yener Öztürk Kur’ân Kıraatinin Ölü İçin Sevap Değeri - Abdulkadir Yılmaz Reenkarnasyon İddiaları Karşısında Kur’ân-ı Kerîm - Prof. Dr. Veysel Güllüce Ahiret Ahvalinden Bahseden Hadisleri Nasıl Anlamalıyız? - Said Abüllatîf Fûde Soruşturma 87 Prof. Dr. İsa Rabîh 93 Prof. Dr. Süleyman Toprak 96 Prof. Dr. Râcih Abdülhamid el-Kürdî İslam Tarihindeki İlk Daru’l-Hadis: Dâru’l-Hadîsi’n-Nûriyye - Emre Yazıcı Osmanlılar Döneminde Kutlu Şehir İstanbul’un Temizliği - Fatih Güldal Bediiyat: Hamdım, Piştim, Oldum: Türk Çini ve Seramik Sanatı - Levent Kum Mülakat: Emin Saraç Hocaefendi’yle Yakın Geçmişe Dair -II Kitabiyat Açık Oturum: Kabir Azabıı
RIHLE 9. Sayısı: Ölümle Uyanacağımız Ebedi Hâkikat: Ahiret

Bu sayıda yer alan ilk yazı Editörümüz Ebubekir Sifil hocanın “Yüzü Âhirete Dönük Yaşamak” başlıklı makalesi.

Dâru’l-Hikme hocalarından Talha Hakan Alp, “Ahiret Hayatının Mahiyeti: Haşrın Cismânîliği Meselesi” başlıklı makalesinde Ahiret hayatının mahiyetine dair izahata esas teşkil eden haşr-ı cismânî meselesini ve dirilişin hem beden hem ruhla mı, yoksa sadece ruhla mı olacağı konusunu ele aldı.

Yine Dârul-Hikme hocalarından Abdülkadir Yılmaz hoca “Kur’ân Kıraatinin Ölü İçin Sevap Değeri” başlıklı makalesinde ilgili konuyu dört mezhebe göre ele alarak Ehl-i Sünnet’in meseleye bakışını netleştirmeyi hedefledi.

“Kur’an ve Hadîsler Işığında Şefaat İnancımız” başlıklı yazısında Yener Öztürk hoca şefaat meselesini mercek altına aldı.

Reenkarnasyon konusundaki çalışmalarıyla bilinen Veysel Güllüce hoca “Reenkarnasyon İddiaları Karşısında Kur’ân-ı Kerîm” başlıklı makalesinde Reenkarnasyon iddialarını Kur’ân merkezinde bir değerlendirmeye tâbi tuttu.

Yusuf Özcan hoca “Ahiret Yolcusunun Ardından” başlıklı yazısında ölünün ardından icra edilen ritüeller ve bunlara ilişkin ahkâmı inceledi.

Ürdünlü değerli ilim adamı Said Fude hoca âhiret ahvâliyle ilgili hadisleri nasıl anlamamız gerektiğine dair bir makâleyle RIHLE’ye önemli bir katkıda bulundu.

Bu sayının soruşturma dosyasına katkı veren hocalarımız;

  • Süleyman Toprak hoca (prof. dr.),
  • Ürdün Üniversitesi hocalarından Râcih el-Kürdî (prof. dr.)
  • İsa Rabîh (prof. dr.) 

Bu sayının Mülakat bölümünde yine, muhterem Emin Saraç hocaefendi ile yaptığımız sıcak sohbetin devamını yayınlıyoruz. Geçen sayıda başlayan ve bu sayıda da devam eden, Türkiye yakın tarihindeki ilim ve davet çalışmalarına dair bu mülakatı ibret ve keyifle okuyacağınızı umuyoruz.

Bu sayının serbest makaleler bölümüne ise Murat Türker, Emre Yazıcı, Levent Kum ve Fatih Güldal yazılarıyla; Yusuf Hanif ise J. R. I. Cole’den yaptığı çeviriyle katkıda bulundu.
Dergide ayrıca, Dâru’l-Hikme hocalarının katıldığı, “Kabir Azabı” konulu uzun bir yuvarlak masa toplantısını yayınlıyoruz. Kabir azabıyla ilgili hemen her konunun tartışıldığı bu açıkoturumu beğeniyle okuyacağınızı umuyoruz.

RIHLE 11. Sayısı:Yabancılaşmanın Ayartıcı İğvası: İmaj ve Teşebbüh


İçinde bulunduğumuz zaman dilimi, “küreselleşme” vakıasının “evrensel bir kaçınılmazlık” olarak görülmesi ve gösterilmesi dolayısıyla insanlık tarihinin geride bıraktığı zaman dilimlerine benzemiyor. Hayatı batılılar gibi yaşamak bu vakıanın olmazsa olmazlarının başında geliyor.

Küreselleşme vakıasının Müslümanlar üzerinde yaptığı etki, diğerleriyle kıyaslanamayacak sonuçlara yol açmış olması bakımından farklı değerlendirilmek durumunda. Zira Müslümanlar tarih boyunca –kendileri başkalarına benzemekten titizlikle uzak durdukları gibi– başkalarını kendilerine benzemekten sürekli olarak sakındırmışlardır. Bunu bir “izzet” meselesi olarak gören İslam ümmeti, ahir zamanda dehşet verici bir dönüşüm sürecine maruz kaldı. Hakkın ve hakikatin şahitleri olan Müslümanlar bu süreçte kılık kıyafetlerinden şehirlerine, din ve dünya algılarına kadar her alanda “öteki”ne daha çok benzediğini ispatlamanın yarışı içinde adeta. Modern şehirler, modern insanlar, modern kurumlar, ilişkiler, iletişim tarzları…

Bütün bunlar bizi, bir zamanlar kılık-kıyafette benzeşmeye bile tahammül edemeyen İslam ümmetini gayrimüslimlerin izzetini ikrar ederken kendi zilletinin altına gönüllü olarak imza atar duruma getirdi, farkında değiliz. Zira kendisini başkasına benzetme tavrında, benzetenin benzetilene öykünmesi ve ta’zimi bahis konusudur.

Bu ülkede kılık-kıyafet devrimi gibi bir olaya muhatap olmuş milletimiz, yeni yetişen nesillerine, başındaki sarığı çıkarmaktansa ölümü tercih eden insanın tavrını nasıl anlatır? Divan edebiyatındaki “şarap” mazmunundan, “kafa çekme”den başka bir şey anlamayan, koca bir tarihi ve medeniyeti miyop gözlerinin algıladığından ibaret zanneden zavallı nesiller çoktan “görüntüsünü çoğalttıkları kavimden” olmuşlardır…

Ötekine benzeme illeti, sadece hayatın görünen alanlarında değil, görünmeyen alanlarda da icrayı faaliyet etmektedir. İbadette müslüman, ekonomide kapitalist, siyasette liberal, uluslar arası ilişkilerde küreselleşme yanlısı, Avrupa Birliği hedefinde tutucu… insan tipi, o mahut “benzeme” illeti olmadan nasıl mümkün olabilirdi?!

Bu sayıda, benliğimizi sarmış bulunan “ötekine benzeme” histerisini mercek altına alıyoruz. Önceki kuşaklar “benzeme-teşebbüh” denildiğinde sadece kılık-kıyafette benzemeyi anlar ve o noktada yoğunlaşırdı. Buna şaşırmamak gerekir. Zira fıtrî zamanlarda “benzeme” illetinin kılık-kıyafetten başka bir alana sirayet etme şansı yoktu.

Şimdi ise “küreselleşmiş” dünyada “açık toplum” türküleri söylüyoruz. “Ötekine benzeme” vakıası bireysel ve toplumsal hayatımızı neredeyse tamamen kuşatmış bulunuyor. Bu sayıda bu problemin mahiyet ve boyutlarını mercek altına alıyoruz.

Bu sayının ilk yazısı, genel yayın yönetmenimiz Ebubekir Sifil hocanın “Ötekine Benzeyerek Ötekileşme” başlıklı makalesi. Sifil hoca bu makalede, günümüz dünyasında Müslümanların gayr-i Müslimlerle ilişkilerini ve hâkim paradigmanın rengiyle boyanmaya başlamış olan değerlerimizi masaya yatırarak önemli tesbitlerde bulunuyor.

Talha Hakan Alp hoca, “Kafirlere Teşebbühle İlgili Fıkhî Hükümler” başlıklı makalesinde kafirlere benzeme sorununu bir fakih perspektifiyle ele alıyor ve konuyu dünüyle bugünüyle değerlendiriyor.

“İmaj, Yabancılaşma Krizi ve Teşebbüh Hadisi” başlıklı makalesinde Serdar Demirel hoca teşebbüh hadisine farklı bir perspektiften bakıyor.

Ahir Zamanda Tesettürü Konuşmak veya Bediüzzaman’ın Tesettür Risalesi Üzerine Birkaç Mülâhaza” başlıklı makalesinde Burak Ertürk, Üstad Said Nursî’nin tesettür yaklaşımından hareketle modern zamanların Müslümanlarının tesettür telakkisini mercek altına alıyor.

“İmaj ya da Küresel Benzeşim İçerisinde Müslüman Birey” başlıklı makalesinde Mehmet Özay hoca imaj konusunu sosyolojik kavramsallaştırmalar bağlamında ele alıyor ve imajın Müslümanlara taalluk eden boyutunu sorguluyor.

“Bir İletişim Felsefesine Doğru: Laik İkonoloji Ve Yeni-Paganizmin Hem Vasatı, Hem de Vasıtası Olarak Medya” başlıklı makalesinde Yusuf Kaplan hoca, kapsamlı bir iletişim felsefesi geliştirme çalışması yaparken okuyucuya ufuk açıcı bir perspektif sunuyor.

Zahit Yıldız “Gayri Müslimlere Benzeme Konusundaki Hadisler Ve Sübut Durumları” başlıklı yazısında mevzuya dair rivayetleri sübut ve sıhhat açısından ele alıyor.

İzmir’den Hüseyin Avnî hocanın yanı sıra bu sayının “Soruşturma” bölümüne Suudlu araştırmacı Halid b. Abdullah el-Müzeyyinî hoca katkıda bulundular.

Bu sayının “Mülâkât” bölümünde Mısır Dâru’l-İftâ müdürü Amr el-Verdânî hoca ile yaptığımız, İslamî ilimler tasavvur ve usulüne dair mühim mütalaaları hâvî ilmî bir sohbet; “İntikad” bölümünde Ahmed Tahir Dayhan hocanın “Ebû Hureyre’yi Anlamak” başlıklı serî tenkit yazısının üçüncü bölümü var.

Bu sayıya ayrıca, değerli üstad, tarih ve dava adamı Kadir Mısıroğlu “Batılılaşma mâcerâmız ve İflâsın eşiğindeki batı” başlıklı makalesiyle,

Abdülkadir Yılmaz hoca “Hanefi Mezhebinin Rical Ve Kitabiyatına Dair Bazı Tetkikat” başlıklı makalesiyle,

Erdal Kurgan, “Yapısal Dönüşüm: Kamusalın Örtülenmesi Ya da Mahremiyetin Kamusallaşması” başlıklı yazısıyla,

Fatih Güldal “İlk Mektep Çocuklarının Bayram Günü: Amin Alayı” başlıklı yazısıyla,

Yusuf Hanif, Juan R. I. Cole’ün “Efgânî’nin Mısır Hayatına Dair Bazı Yeni Tesbitler” başlıklı makalesinin tercümesiyle katkıda bulundular.

Teşebbüh gibi can yakıcı ve mühim meselelerin izinde daha nice Rıhle sayılarında buluşmak ümidiyle Allah’a emanet olun.

RIHLE 12. Sayısı: Modernitenin Kıskacındaki Aile: ‘Anne’ye Karşı ‘Kadın’


O’nun adıyla.

Kadın ve aile, modern zamanlarda İslam’ın “yumuşak karnı” olarak işaretlenen hususların başında geliyor. Müsteşriklerin ve onlarla aynı safta konuşlanan çevrelerin, miras paylaşımı, şahitlik, çok eşlilik… gibi meseleleri “problemli alanlar” olarak işaretlemesi, Müslümanların zihninde, “kurtulunması gereken İslamî meseleler” gibi ucube bir alanın oluşmasına yol açtı. Tabii ki bir meselenin hem “İslamî” olması, hem de Müslüman tarafından “kurtulunması gerekenler” kategorisinde görülmesi eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu durumun oluşturduğu paradoksu aşmak ancak birbirine taban tabana zıt birden fazla İslam olabileceği gibi bir düşüncenin oluşması ve kabul görmesi gerekir.

Bu noktada imdada “kavramlar” yetişti. İşbu “kurtulunması gereken” hükümler “geleneksel İslam’a” fatura edilince mesele kolaylıkla halledilmiş oldu. Tabii ki bunun için önce İslam’ın “geleneksel olan” ve –bunun karşıtı olarak– “çağdaş/modern olan” iki farklı versiyonu bulunduğu varsayıldı. Bu varsayımı “kayda değer” kılan da “İslam düşüncesi” kavramı oldu büyük ölçüde.

İslam zihinlerde bir “din” olmaktan çıkartılıp “düşünce”ye dönüştürülünce, düşünce mahsulü her meselede olduğu gibi burada da “farklılık/çeşitlilik” normal/meşru hale geldi kendiliğinden.
Neticede yukarıda işaret edilen “problemli” meseleler, “geleneksel İslam”a mal edilince problem halloldu ve İslam’ın, bu türlü arızalardan ari kılınmış, başkaları ve özellikle de küresel sistemin koruyucu ve kollayıcıları tarafından makbul/kabul edilebilir bir İslam versiyonu ortaya konulmuş oldu.

[quote]Elbette bu operasyon kadın ve aile alanına münhasır değildir. Daha başka alanlarda da benzer operasyonlar yapıldı, yapılıyor. Ama bunlar içinde kadın ve aileye yönelik olanların ayrı bir ehemmiyeti vardır. Zira teorik olarak neyi ne kadar bilirseniz bilin, onu hayata intikal ettirme imkânınız yoksa onun herhangi bir kıymet-i harbiyesi de olmayacaktır. Zira bu din “bilinsin” diye değil, “yaşansın” diye gönderilmiştir.[/quote]

Kadın ve aile toplumun temelini teşkil ettiğinden, bu alanda açılan bir gedik, kısa süre sonra toplumun tümüne sirayet eder. Nesiller arasındaki iletişim kanallarının tahribi, kültür değişimi gibi hususlar bu alanda yaşanan çözülmenin görünür sebepleridir aslında. Asıl büyük ve sonuç getirici hamle, İslam telakkisinin dönüştürülmesi alanında yapılmıştır. Geldiğimiz noktada aynı dili konuşuyor, aynı harflerle yazıyor olduğumuz halde farklı İslam telakkilerinin söz konusu olması bundandır.

Kadına ve onun inşa ettiği aileye hâkim olan, topluma hâkim olmuştur. Bu sebeple kadın ve aile üzerinde yürütülen operasyonlar “zemin döşeyici” mahiyeti haizdir. Küresel enformasyon merkezlerinin “kadın” vurgulu söylemleri bunun için ayrı bir ciddiyetle ele alınmalıdır.

RIHLE bu sayıda bu “temel” problemi masaya yatırıyor.

RIHLE 12. Sayısı: Modernitenin Kıskacındaki Aile: 'Anne'ye Karşı 'Kadın'   “Kadın Fitnesi” - Ebubekir Sifil Erkek Kimliği ve Aile - Nazife Şişman Değişkenler ve Sabiteler Denkleminde Aile Kurumu - Serdar Demirel Mustafa Sabri Efendi'nin Kadın ve Aile Konusunda Modernistlere Cevabı - Seyfi Say Kadın Meselesine İçeriden Bir Bakış Denemesi - Murat Türker Ev ve Şehir / Devlet Diyalektiğinde Aile ya da Kurban Olarak Erkek - Suheyb Öğüt Soruşturma Muhammed Reşid el-Kabbânî  Selmân el-Huseynî en-Nedvî İnci Sümeli Hanefi Mezhebinin Rical ve Kitabiyatına Dair Bazı Tetkikat - Abdulkadir Yılmaz Küreselleşme, İnsan Hakları ve İnsanî Müdahale: Gayri Meşru Hukuktan Medet Ummak - Erdal Kurgan Evlâdiyelik - Sakine Akça 19. Yüzyılda Filistin’de Arazi Satışları ve Osmanlı Devleti’nin Tutumu - İbrahim Buazzi Mülâkât: Kadir Mısıroğlu ile Tezakir: Tanıdıklarım - Kadir Mısıroğlu İntikad: Mustafa İslamoğlu’nun Eşarîlik Sendromu - Talha Hakan Alp Kitâbiyât: 135 el-İstidlâlü’l-Fıkhî 141 Kur’an’ın Tasavvufî Yorumu
RIHLE 12. Sayısı: Modernitenin Kıskacındaki Aile: ‘Anne’ye Karşı ‘Kadın’

Bu sayının ilk yazısı, genel yayın yönetmenimiz Ebubekir Sifil hocanın “Kadın Fitnesi” başlıklı makalesi. Sifil hoca bu makalede “Kadın”dan hareketle aileyi mercek altına alarak kadının kurucu rolünü ele alıyor ve kadın ve aile konusunda bir bilinç tazelenmesine davet ediyor.

Nazife Şişman, “Erkek Kimliği” ve Aile” başlıklı yazısında modern dönemde en az kadınlar kadar erkeklerin de rol karmaşası yaşadığını ifade ederek erkeklere “kavvamlık” sorumluluğunu hatırlatıyor.

Seyfi Say, anti-modernist İslamcı söylemin tutarlılığını sorgulayarak başladığı “M. Sabri Efendi’nin Kadın ve Aile Konusunda Modernistlere Cevabı” başlıklı makalesinde, Şeyhülislam M. Sabri Efendi’nin kadın ve aile konusundaki görüşlerini değerlendiriyor.

“Şehir Diyalektiğinde Aile ya da Kurban Olarak Erkek” başlıklı yazısında Suheyb Öğüt, seküler etikçilerin kadın ve erkek anlayışını sorguluyor.

Ayrıca Serdar Demirel, “Değişkenler ve Sabiteler Denkleminde Aile Kurumu” başlıklı yazısıyla;

Murat Türker, “Kadın Meselesine İçeriden Bir Bakış Denemesi” yazısıyla ve Mehmet Özay, “Aile ve Kadın” başlıklı makalesiyle bu sayının dosya konusuna katkıda bulunuyor.

Bu sayının soruşturma bölümüne Hindistan ulemasından Selman en-Nedvî hoca, Lübnan müftüsü, Muhammed Reşid Kabbânî hoca ve eğitimci yazar İnci Sümeli katkıda bulundular.

Bundan böyle dergimizin “Tezâkir” bölümünü yazacak olan üstad Kadir Mısıroğlu’yla bu münasebetle bir mülâkât yaptık. Türkiye Müslümanlarının yakın tarihine ilişkin önemli mevzuların konuşulduğu bu mülâkâtı ve Kadir Mısıroğlu’nın Tezâkir yazısını zevk ve ibretle okuyacağınızı umuyoruz.

“Mustafa İslamoğlu’nun Eşarîlik Sendromu” başlıklı yazısıyla Talha Hakan Alp hoca bu sayının “İntikâd”ını yazdı.

Bu sayıya ayrıca “Hanefi Mezhebinin Rical ve Kitabiyatına Dair Bazı Tetkikat” başlıklı önemli makalesiyle Abdülkadir Yılmaz hoca;

“Küreselleşme, İnsan Hakları ve İnsanî Müdahale: Gayri Meşru Hukuktan Medet Ummak” başlıklı yazısıyla Erdal Kurgan; “XIX. Yüzyılda Filistin’de Arazi Satışları ve Osmanlı Devleti’nin Tutumu” başlıklı yazısıyla İbrahim Buazzî katkıda bulundular.

Her zaman ki gibi Müslümanlar için hayatî ehemmiyet taşıyan konuları gündeme taşıyan daha nice RIHLE sayılarında buluşmak ümidiyle… Allah’a emanet olun.

RIHLE 13. Sayısı:Ümmet’in Varlık Zemini: İslâmi İlimler


O’nun adıyla.

İlimsiz bir müslümanlık mümkün müdür?

Modern öncesi zamanlarda insanı ve hayatı ilim temelinde inşa eden İslam için modern zamanlarda bunu ilimsiz yapmak kabil-i tasavvur değildir. Bir başka ifadeyle, geçmişte kendisine ait dünyayı İslamî ilimler üzerinden görünür kılan Müslümanlar, bugünün dünyasında ayaklarını Batıya ait zihin kodları üzerinde vücut bulmuş paradigmalara bastıkları sürece “kendileri olarak” var olamayacaklardır! Ümmet, dirayet sahibi ilim sahiplerine bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Problem şu ki, İslam’ın vücut vermediği bir ortamda ve İslamî ilimlerin inşa etmediği zihin yapısıyla İslamî ilimleri hakkıyla öğrenmek ve özümsemek mümkün değil.

Bu sebeple kolayca savruluyoruz; modernitenin fetişleştirdiği herhangi bir kavram ya da pratikle çatıştığını düşündüğümüz İslamî kavram ve pratikleri bu sebeple hemen dünyamızdan ve inancımızdan kovmanın yollarını arıyoruz.

Eğer “Kulları içinde Allah’tan hakkıyla ancak âlimler korkar” (35/el-Fâtır, 28) gerçeğine şeksiz şüphesiz iman ediyorsak ve de “peygamber varisi” âlimlerin kılavuzluğundan mahrum toplumların dünyada da ahirette de zelil olacağının farkındaysak, İslamî ilimlere ve gerçek âlimlere olan ihtiyacımızı konuşmak bile zait olmalıdır bizim için.

[box type=”alert”]Modern zamanlarda bu ümmet kendisi olarak var olacak ve dünyanın maruz bırakıldığı küresel çürümeye dur diyebilecekse, bunu ancak İslamî ilimler ve gerçek âlimler vasıtasıyla yapacaktır.[/box]

Bu sebeple “İslâmî İlimler” dosyasıyla karşınızdayız.

RIHLE 13. Sayısı:Ümmet'in Varlık Zemini: İslâmi İlimler  Müslümanlığın Yegâne Zemini Olarak İslamî İlimler - Ebubekir Sifil Sünnet-Sahabe ve İslamî İlimler Örgüsüne Dair Bir Mülahaza - Talha Hakan Alp Fıkıh’tan Hukuk’a: Eğitim Programı Yoluyla Laikleşme - Murteza Bedir Cumhuriyet Döneminde Medreseler: Alet İlimlerinin Mahiyeti, Önemi ve Tertibi - Maşuk Yamaç İslâm Medreseleri Tarihine Bir Bakış - Ekrem Buğra Ekinci Âdâbü'l-Âlim ve'l-Müteallim - Zahid Yıldız Mülâkât: Sri Lanka’lı İlim Adamı Din Muhammed Hocayla İlim Yolcusunu Uğurlarken: Geç Kalmış Bir Uğurlama Yazısı - Mehmet Fatih Kaya Postmodernizm: Yeni Sofistler - Seyfi Say Sıkıcı Bir Anlatı Denemesi: Liberalizmden Neoliberalizme - Erdal Kurgan ‘Bizimkiler’ - Burak Ertürk Tezakir: Tanıdıklarım - Fuad Şemsi (İnan) II - Kadir Mısıroğlu İntikad: Bayındır Eleştirisi: Kuran-ı Kerim’i Anlamada Hz. Peygamber’in Rolü - Talha Hakan Alp Kitâbiyât: 135 Fâtihatü’l-Ulûm 138 eş-Şeyh Muhammed Bedreddin el-Hasenî ve Eseru Mecâlisihi fi’l-Müctemeı’d-Dımaşkî  Gerekçeli Meal’in Gerekçesiz İddiaları 143 Aktüel Manası ve Hakikati Arasında İslam Düşüncesi
RIHLE 13. Sayısı:Ümmet’in Varlık Zemini: İslâmi İlimler

[dropcap]B[/dropcap]u sayıda genel yayın yönetmenimiz Ebubekir Sifil hoca, ilmin önemini ve İslamî ilimlere olan ihtiyacımızı anlatıyor. “Sünnet-Sahabe ve İslamî İlimler Örgüsüne Dair Bir Mülahaza” başlıklı yazısında Talha Hakan Alp hoca, İslamî ilimlerin sistematiğinin Kur’an ve Sünnet temelini ve Hz. Peygamber (s.a.v)’in Sahabe’ye uyguladığı talim (öğretim) ve tezkiye (arındırma) yönteminin İslamî ilimler için modelliğini ele alıyor.

“Fıkıh’tan Hukuk’a: Eğitim Programı Yoluyla Laikleşme” başlıklı Makalesinde Murteza Bedir hoca, son iki asırda Müslümanların fıkıh konseptine ilişkin algılarının dönüşümünü ele alıyor.Bu makale, 2004 yılında “Islamic Law and Society” dergisinde yayınlandı. Türkçe olarak yayınlanmayan makalenin Türkçesini, dosya konusuyla ilgili olduğu için ve önemine binaen RIHLE bu sayısında yayınlıyor. Makaleyi tercüme eden Ahmet Zeki Olaş’a ve katkılarından dolayı Yusuf Hanif’e teşekkür ediyoruz.

“Cumhuriyet Döneminde Medreseler: Alet İlimlerinin Mahiyeti, Önemi Ve Tertibi” yazısında Maşuk Yamaç hoca, Cumhuriyet sonrası medreselerde okutulan âlet ilimlerinin mahiyetini, önemini ve tedristeki tertibin nedenlerini zikrederek analiz ediyor ve medrese müfredatında uzun yıllar boyunca yerini korumaya devam eden ve sahip oldukları bir takım hususiyetleri sebebiyle öne çıkan bazı ilimlerin önem ve meziyetlerine değiniyor.

Ekrem Buğra Ekinci hoca, “İslâm Medreseleri Tarihine Bir Bakış” makalesinde Asr-ı Saadet ve Sahabe döneminden başlayarak Osmanlı dönemine kadar Müslümanların eğitim kurumlarını ve medreseyi anlatıyor.

“Âdâbü’l-Âlim ve’l-Müteallim” başlıklı makalesinde Zahid Yıldız, “âdâbü’l-âlim ve’l-müteallim” denilen bu sahayla ilgili literatürü tasnif ediyor ve âlimin ve ilim talebesinin sahip olması gereken ahlâkî prensipleri (âdâb) ele alıyor.

Bu sayının “Mülâkât”ını Sri Lankalı ilim adamı Din Muhammed Mira Sahib hocayla yaptık. Hocayla İslâmî ilimleri, İslam dünyasında yaşanan ilim ve düşünce faaliyetlerini ve tasavvufun rolünü konuştuk.

“Tezâkir” bölümünde değerli üstad Kadir Mısıroğlu, geçen sayıda yazdığı, yakın dönemin mütemeyyiz şahsiyetlerinden Fuad Şemsi beyi anlatmaya devam ediyor.

Bu sayının “İntikad” bölümünde Talha Hakan Alp hoca, Abdülaziz Bayındır’ın dinî yaklaşımlarındaki arızaları ele aldı.

Bu sayıya ayrıca, Mehmet Fatih Kaya hoca, “İlim Yolcusunu Uğurlarken” başlıklı yazısıyla, Seyfi Say, “Postmodernizm: Yeni Sofistler” makalesiyle,

Erdal Kurgan, “Sıkıcı Bir Anlatı Denemesi: Liberalizmden Neoliberalizme” başlıklı yazısıyla,

Burak Ertürk, “Bizimkiler” başlıklı yazısıyla katkıda bulundular.

RIHLE 14. Sayısı: Ruhumuzun Mayası: Tasavvuf – I


14. sayıyla huzurlarınızdayız. Müyesser kılana hamdolsun…

Tasavvuf, Ümmet’in en temel gerçeklerinden, kimlik ve hayat unsurlarından biri… Tarih içinde olduğu gibi günümüzde de müslüman bireyin ve toplumun inşa ve idamesinde ikamesiz bir fonksiyon ifa ediyor.

[dropcap]B[/dropcap]ununla birlikte, tarih içinde olduğu gibi bugün de Tasavvuf etrafında cereyan eden tartışmalar varlığını sürdürüyor. Yazık ki Tasavvuf deyince akla hemen uydurma hadisler, asılsız/bid’at uygulamalar, tartışmalar, ayrışmalar geliyor. Bir de Tasavvuf’la arasında doğu ile batı arasındakinden daha büyük mesafe bulunması gereken dünya ve dünyevileşme eğilimleri…

Bütün bunlar, bu sayısında Rıhle’nin parmak basmayı hedeflediği meseleler. Bizim meselelerimiz.

[quote]Elbette her şeyi bir dergi sayısı çerçevesinde halletmek, bütün problemleri cevaplandırmak ve bütün şüpheleri bıçakla keser gibi ortadan kaldırmak gibi bir iddiamız yok. Ama en azından kendi duruşumuzu ortaya koymuş ve –yeni bir tartışma başlatmak yerine– mevcut problemlerden çıkış yolunu işaretlemiş olmak, bizim açımızdan maksadı hâsıl etmeye yetecektir.[/quote]

Bu sayıyı Ebubekir Sifil hocanın Mü’minin ruh dünyasını Kur’an ve Sünnet esasında kemale taşıyan sistem olarak Tasavvuf‘u ele alan yazısıyla açıyoruz.

RIHLE 14. Sayısı: Ruhumuzun Mayası: Tasavvuf - I “Hal” Olarak Tasavvuf - Ebubekir Sifil İbnü’l-Arabî ve İmâm-ı Rabbânî Mukâyesesi - Necdet Tosun Ali el-Kârî’nin İbnü’l-Arabî’ye Yönelik İtiraz ve Tenkitleri - Halil Baltacı Dünden Bugüne Hadis - Tasavvuf İlişkisi - Muhittin Uysal “Şayet O İki Yıl Olmasaydı Numan Helak Olurdu” Sözünün İmam Ebû Hanîfe’ye Nisbeti ve Mahiyeti - Zekeriya Güler İstiğâse Meselesine Dair Bir Mülahaza - Talha Hakan Alp Soruşturma:  89 Seydâ Şeyh Muhammed Emin Er Hocaefendi 99 Muhammed Tâhir Nûr Velî  106 es-Seyyid İbrahim el-Halîfe eş-Şâfi'î el-Ahsâî  110 Musab el-Hayr İdris Mustafa el-İdrisî “Kudsî Hadis”te Mahiyet Problemi - Abdülkadir Yılmaz Mülakat: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi Tezakir: Tanıdıklarım - Mahmud Cevdet (Sezer) - Kadir Mısıroğlu İntikad: Tıbb-ı Nebevî Hadîsleri Vahiy midir? - Hikmet Akpur Kitâbiyât: 161 İbn Battûta Seyahatnâmesi 166 Basiratu’s-Salikin 169 Mahku’t-Takavvül fî Meseleti’t-Tevessül 171 el-Manzûmetü’l-Beykûniyye 174 Nâzûratu’l-Hak fî Farziyyeti’l-İşâi ve in lem Yağibi’ş-Şafak
RIHLE 14. Sayısı: Ruhumuzun Mayası: Tasavvuf – I

Talha Hakan Alp hoca, “İstiğâse Meselesine Dair Bir Mülahaza” başlıklı yazısında yüzyıllardır tartışılan İstiğase konusunu masaya yatırıyor.

Necdet Tosun hoca “İbnü’l-Arabî ve İmâm-ı Rabbânî Mukâyesesi” başlıklı makalesinde bu iki büyük Tasavvuf öncüsünün karşılaştırmasını yapıyor ve İmâm-ı Rabbânî ile İbnü’l-Arabî’nin ayrıştığı konuları ele alıyor.

“Ali el-Karî’nin İbnü’l-Arabî’ye Yönelik İtiraz ve Tenkitleri” başlıklı makalesinde Halil Baltacı hoca Ali el-Karî’nin, Muhyiddîn İbnü’l-Arabî’ye yönelttiği tenkitleri masaya yatırıyor.

Metin Yiğit hoca, “Ehl-i Sünnet Tasavvufunda Kaynak Telakkisi” makalesinde sûfîlerin kaynak telakkisini ele alıyor.

“Dünden Bugüne Hadis – Tasavvuf İlişkisi” başlıklı makalesinde Muhittin Uysal hoca sûfîlerin hadis telakkisini inceliyor.

Zekeriya Güler hoca “İmam Ebû Hanîfe’ye Atfedilen “Şayet O İki Yıl Olmasaydı Nu’mân Helâk Olurdu” Sözünün Mahiyeti” başlıklı makalesinde bu sözün İmam Ebû Hanife‘ye nisbetinin sıhhatini sorguluyor.

Muhammes Salih el-Gursî (Ekinci) hocanın, Muhammed Arabkendî hazretlerinin ilmî ve tasavvufî hayatını anlattığı “eş-Şeyh Muhammed el-Arabkendî ve Hayâtühû el-İlmiyye ve’t-Tasavvufiyye” başlıklı makalesini, -Arabkendî (rh. a) hocanın İslam dünyasında tanınmasının önemli olduğuna inandığımız için- Arapça olarak yayınlıyoruz.

Bu sayının mülâkâtını Türkiye’deki sahih tasavvufun öncü şahsiyetlerinden Osman Nuri Topbaş hocaefendiyle yaptık.

Soruşturma bölümünde tasavvufla ilgili yönelttiğimiz sorulara cevap vererek katkıda bulunan Seydâ Şeyh Muhammed Emin Er hocaefendi, Mekke-i Mükerreme‘den Muhammed Tâhir Nur Veli hocaefendi, Suudi Arabistan el-Ahsâ’dan İbrahim el-Ahsâî hocaefendi ve Katar Üniversitesi’nden Musab el-Hayr el-İdrisî hocaları okuyabilirsiniz.

Bu sayıda ayrıca, Abdulkadir Yılmaz hocanın Hadis-i Kutsî ve Hadis-i Şerif ayrımına dair tesbitlerini okuyabilirsiniz.

Tezâkir bölümünde, üstad Kadir Mısıroğlu, yakın geçmişin mühim şahsiyetlerinden Mahmud Cevdet Sezer‘e dair tanıklığını anlatıyor.

İntikad bölümünde ise Hikmet Akpur, İbn Haldun ve Fazlurrahman’ın Tıbb-ı Nebevî hadislerine yaklaşımlarını masaya yatırıyor.

Mühim ve derin bir alan olduğu için Tasavvuf’u iki sayıda ele almak gerekti. Rıhle’nin bir sonraki sayısı da Tasavvufla ilgili olacak.

RIHLE 15. Sayısı: Tasavvuf II – “Tasaffi”


Tasavvufu özellikle hakikatin yitirildiği postmodern dönemde konuşmak ayrı bir önemi haiz. Zira modernitenin kalbe karşı inşa ettiği rasyonel akıl, geçen asırda hakikati temsil etmek bir yana batıl da olsa mevcut olan ‘bir hakikat anlayışı’nı yok etti. Postmodern dönemde insanın hakikate dair olan bilgisi ve imanı artık eskisi kadar güçlü değil.

[quote]Tüm dünyanın içine girdiği anlam krizinden hakikatin esenlik yurduna yol bulmak için nefislerimizin ve ruhlarımızın bir arınma sürecinden geçmesi gerekmektedir. Bu süreç aynı zamanda kalbimizi de içine alan diriliş anlamı taşıyor. ‘Akleden Kalb’e sahip olmak ancak bu dirilişle mümkün.[/quote]

RIHLE’nin Tasavvuf konusuna tahsis ettiğimiz bir önceki sayısında, nadiren rastladığımız bir durumla karşılaştık: Tasavvuf dosyası için umduğumuzun üzerinde nitelikli yazı gönderilmişti. Bu yazıların tamamını bir sayıda vermek hem mümkün hem de doğru olmazdı. Elinizdeki sayıyı “Tasavvuf-2” üst başlığıyla vermek hem meseleye bir nebze de olsa hakkını vermek, hem de elimizdeki yazıları hak ettiği ölçüde değerlendirmek için tek yol olarak göründü.

Bu sayıda RIHLE kapılarını Ebubekir Sifil hocanın ‘Hangi Tasavvuf?’ başlıklı makalesiyle açıyor. Ebubekir Sifil hoca başlıktan da anlaşılacağı üzere aktüel tasavvuf anlayışları ve sürçtükleri noktaları nazarımıza sunduktan sonra Tasavvuf derken kastedilenin ne olduğunu vuzuh bir dille ifade ediyor.

RIHLE 15. Sayısı: Tasavvuf II  Hangi Tasavvuf? - Ebubekir Sifil Şeyh Ahmed Zerrûk’a Göre Tasavvufun Esasları - Orhan Ençakar Zaman Tarikat Zamanı mı? - Murat Türker Mülakat: Abdulhamid Medkur - Hasan Şafii Osmanlı Millet Sistemi ve Ulus: Hakikat ile Kurgu - Erdal Kurgan "Teoriden Reele; Tarihsel ve Modern Sahabe Tenkitçiliğinin Anlamı - Serdar Demirel" Filistin Topraklarında Dinler ve Mezhepler - Nizar Abu Munshar Tezakir: Tanıdıklarım - İbrahim Hakkı Konyalı - Kadir Mısıroğlu Açık Oturum: Eleştirellikten Tekfire: Tasavvuf Anlayışı İntikad: Adetli Kadının Orucu Meselesi ve Modern Fetvalar - Talha Hakan Alp Kitabiyat: 121 Risâletü’l-Müsterşidîn 123 Bahru’l-Fevâid/Ma’âni’l-Ahbâr  124 İ’lâmü’n-Nübelâ fîmen Tasavvafe mine’s-Sâdeti’l-Hanâbileti’l-Fudalâ  125 Tutkular ve Çıkarlar - "Tasaffi"
RIHLE 15. Sayısı: Tasavvuf II – “Tasaffi”

Orhan Ençakar hoca ‘Şeyh Ahmed Zerrûk’a Göre Tasavvufun Esasları’ başlıklı makalesinde âlim ve aynı zamanda iki tarikat kolundan (Şâzelî ve Kâdirî) icazet sahibi bir mürşit olan Şeyh Ahmed Zerrûk hazretlerinin tasavvufu tashihi ve fıkıhla olan/olması gereken ilişkisine dair görüşlerini inceliyor.

Ne zaman üstad Bediüzzaman ve tasavvuf aynı cümlede anılsa hemen üstadın ‘Zaman tarîkat zamanı değil, belki îmânı kurtarmak zamanıdır’ sözünü söylediği dile getirilip üstadın tasavvuf hakkındaki nihai görüşünün bu olduğu söylenir. Murat Türker bu konuyu işlediği ‘Zaman Tarikat Zamanı Mı?’ başlıklı makalesiyle bu konuyu açıklığa kavuşturuyor.

Ali Pekcan hoca ‘İmam Şatıbî’de Tasavvuf Anlayışı’ başlıklı Arapça makalesiyle İmam Şatıbî’nin tasavvuf anlayışını inceliyor.

Bu sayıda Kahire Üniversitesi Dâru’l-Ulûm Fakültesi, Kelam hocası Prof. Dr. Hasan Şâfiî ve yine aynı üniversitenin Tasavvuf bölüm başkanlığını yapan Prof. Dr. Abdulhamid Medkûr hocalarla Tasavvuf ve Kelam merkezli gerçekleştirdiğimiz mülâkâtı okuyacaksınız.

“Ukûl”, “Ukûl-u tis’a”, “Nüfûs-u aşare”, “Eflâk-ı tis’a” vb. kavramların Neoplatonizm’le; tasavvufun diğer dinlerdeki mistik oluşumlarla ilişkisini, Hakikat-i Muhammediyye, Nur-i Muhammedî, kelime/logos felsefesi vb. kavramları ve modernist din yorumlarını konuştuğumuz bu mülâkâtın tasavvuf anlayışımızda ufuk açıcı olacağı kanaatindeyiz.

Açık oturum bölümünde, Daru’l-Hikme hocalarının Türkiye kamuoyunda tasavvuf eleştirisi bağlamında en çok başvurulan eserlerden olan İbrahim Sarmış’ın Teorik ve Pratik Açıdan Tasavvuf ve İslam adlı kitabın üzerine yaptıkları değerlendirmeyi bulacaksınız.

Tezakir bölümünde üstad Kadir Mısıroğlu bir tarih ve vesika talanına karşı mücadele etmiş olan bir tarih aşığını hatırlatıyor: İbrahim Hakkı Konyalı.

İntikad bölümünde ise Talha Hakan Alp hoca son birkaç yıldır Türkiye’de gündem olan bir meseleyi ‘Adetli Kadının Orucu Meselesi ve Modern Fetvalar’ başlıklı makalesiyle derinlikli bir kritiğe tabi tutuyor.

Bunların dışında Erdal Kurgan’ın ‘Osmanlı Millet Sistemi ve Ulus: Hakikat ile Kurgu’ başlıklı makalesi ile Nizar Abu Munshar’ın ‘Filistin Topraklarında Dinler ve Mezhepler’ başlıklı çalışmasını da sayfalarımızda bulacaksınız.

RIHLE 16. Sayısı: Siyer’e Dair


Ahir zamanda bulaşıcı hastalık gibi yayılan “farklılık arayışı”, Kur’an’ın ve Sünnet’in farklı okumaların nesnesi kılınması sonucunu doğurdu kaçınılmaz olarak. Bu süreçte belki de ilk çarpılma, zihinlerde yaşandı.

[dropcap]B[/dropcap]ir kısım Müslümanların zihni, ters istikamette çalışmaya başladı ve bizi elimizden tutup rıza-i Bari’ye götürecek olan deliller –ki “delil”in ontolojisi bunu gerektirir– bir kısım Müslümanlar nezdinde şahsi görüşlerin, nefsî hevaların gerekçesi kılındı. Kur’an ve Sünnet nereye götürürse oraya gitmek üzere yola çıkmış Müslüman zihnin okuma faaliyeti, yerini, Kur’an ve Sünnet’i gitmek istediği yere götürmeye azmetmiş “müslüman oryantalistler”in ya da daha doğru bir tanımlamayla “çağdaş bid’at ehli”nin manipülasyonlarına bıraktı.

“Farklı okuma” faaliyetinin, hedefine ulaşabilmesi için sadece Kur’an ve Sünnet nassları üzerinde icra-i faaliyet etmekle yetinmesi elbette söz konusu olmayacaktı. Farklılık arayışı kaçınılmaz olarak Siyer alanına da sirayet etti ve “Siyer’i farklı okuma” denemeleri ortaya çıkmaya başladı.

Ümmet, uzun tarihi soyunca “aşırı yüceltmeci peygamber tasavvuru” ile “aşırı indirgemeci peygamber tasavvuru” arasında saat sarkacı gibi gidip gelmiş ve bir türlü dengeyi tutturamamıştır “farklılık” söylemini dillendirenlerin iddiasına göre.

[dropcap]E[/dropcap]sasen bu ideolojinin müntesiplerine göre bu ümmetin tarih içinde iyi/doğru adına ortaya koyabildiği hiçbir şey olmamıştır. Kur’an’ı, Sünnet’i, Siret’i… hep yanlış/hatalı okumuş, Allah Teala’nın kendisinden ne istediğini ve Resul-i Ekrem (s.a.v) efendimizin kendisini nereye sevk ettiğini bir türlü anlamamış, belki de “anlamak istememiş”tir! Dolayısıyla Müslümanların tarihi de yanlış/arızalı bir tarihtir!

[box type=”info”]Elbette hiçbir millet mensubu kendi tarihine bu kadar ön yargılı, bu kadar çarpık, bu kadar şaşı bakmaz; bakmamıştır. Bu “redd-i miras” psikolojisinin altında bir tek gerçek yatmaktadır: İslam’ın kaynaklarının ve Müslümanların tarihi tecrübelerinin, Modernitenin oluşturduğu hastalıklı algı biçimiyle hiçbir şekilde örtüşmemesi. Yenilmişlik psikolojisinin kabullenilmesi sonucunda oluşmuş bulunan bu yabancılaşma hali, elbette modern değerlerle çatışma teşkil etmeyen Kur’an ve Sünnet algısı yanında Siret’i de bu kalıp içinde şekillendirmeyi görev bilecektir![/box]

RIHLE bu sayısında Siyer konusu etrafında oluşmuş bulunan hastalıklı algıları konu edindi. 

RIHLE 16. Sayısı: Siyer'e Dair   Peygamberlik ve Mucize - Ebubekir Sifil İmamet’in Tebliği: Hz. Peygamber’e Yüklenen Zoraki Misyon - Serdar Demirel “İslam Peygamberi” İsimli Eser Üzerine Bazı Mülahazalar - Orhan Ençakar İncil’de Hz. Peygamber ve İslâmiyet - Ziya Kazıcı Müfteri Oryantalizmin Peygamber Tasavvuru: William Müir Örneği - Seyfullah Kara Ulvî Bir Vazife Olarak Tebliğ ve Siyerin Örnekliği - M. Emin Yıldırım Soruşturma: 61 İsmail Yiğit  68 Leys Suud Casim  76 Ömer Yahyavî İbni Haldun ve Tarih: Anlam-Yorum ve Tarihsel Bilgiyi Anlamada Yöntem - Erdal Kurgan Dinin ve Düşüncenin Tezahürü versus Moda - Nurullah Aydın Mülakat: M. Boynukalın Hocayla Kitabu’l-Asl ve Tahkik Faaliyeti Üzerine İntikad: Allah Teâla Geleceği Bilmez mi? - Ebubekir Sifil Tezakir: İstanbul’un Ulu Hocaları - Abdülkadir Yılmaz Kitabiyat: 123 Şerhu'l-Mukaddimât 125 Câmiu'l-Beyân fî Tefsîri'l-Kur'ân  126 Fethu'r-Rahmân Şerhu Lukatati'l-'Aclân  128 Bilimsel Nesnellikten Postmodernizme Yirminci Yüzyılda Tarih yazımı
RIHLE 16. Sayısı: Siyer’e Dair

Bu sayıda, Ebubekir Sifil hoca ‘Peygamberlik ve Mucize’ başlıklı makalesiyle modern hurafelerle zihinleri işgal edilenlerin örümcek ağı misali zayıf olan iddiaları bağlamında peygamberlik ve mucize arasındaki kopmaz ilişkiyi delilleriyle sunuyor.

Serdar Demirel hocanın ‘İmamet’in Tebliği: Hz. Peygamber’e (sas) Yüklenen Zoraki Misyon’ başlıklı makalesi, Şia’nın nass’tan bir cüz olarak okuduğu İmamet’in Hz. Peygamber (a.s.) üzerinden uydurma haberlerle nasıl meşrulaştırıldığını irdeliyor.

Orhan Ençakar Hoca ise sadece Türkiye’de değil, yaptığı samimi ve klas siyer çalışmalarıyla dünyada haklı bir takdire sahip olan merhum Muhammed Hamidullah Hocanın İslam Peygamberi adlı siyerindeki şazz görüşlerin bazılarını kritik ettiği ‘Merhum Muhammed Hamidullah Hocanın ‘İslam Peygamberi’ İsimli Değerli Eseri Üzerine Bazı Mülahazalar’ makalesiyle hem ilmî ehliyetin nasıl olduğunu hem de Müslümanların yaptığı çalışmaların hakkını vermenin neye tekabül ettiğini gösteriyor.

Ziya Kazıcı Hoca ‘İncil’de Hz. Peygamber Ve İslâmiyet’ başlıklı makalesinde, ehl-i kitabın tahrife nasıl devam ettiğini kitaplarındaki Hz. Peygamberi (a.s.) muştulayan pasajlar üzerinde yapılan çarpıtmalar örneğiyle işliyor.

‘Ulvî Bir Vazife Olarak Tebliğ Ve Siyerin Örnekliği’ başlıklı makalesinde M. Emin Yıldırım Hoca hayatımızın her alanında örnek olan hazret-i peygamber-i zîşan efendimizin (a.s.) tebliğ ve davet usulünü anlatıyor.

Dosya konumuzun son makalesi emperyalizmin ileri kolu olan oryantalizm ve siyer üzerine. Oryantalizmin çarpık peygamber anlayışını Seyfullah Kara Hocanın ‘Müfteri Oryantalizmin Peygamber Tasavvuru: William Müir Örneği’ makalesi bu konuda güzel bir çalışma olarak sayfalarımızda.

Mülâkât bölümünde İmam Muhammed’in (rahimehullah) el-Asl’ını tahkik ederek neşredilmesine vesile olan Mehmet Boynukalın Hoca ile tahkik ve el-Asl üzerine yaptığımız mülakatı bulacaksınız.

RIHLE bu sayısında soruşturmasında yine dünyanın farklı beldelerindeki ehl-i ilmi konuk etmeye devam ediyor. Bu sayımızda soruşturmamıza İsmail Yiğit, Leys Suud Casim ve Ömer Yahyavî Hocalarımız cevap verdiler.

İntikad kısmında Ebubekir Sifil Hocamız, artık vaka-i âdiye haline gelen, her gün bir yenisine şahit olduğumuz ilimden de edepten de uzak görüşlerden etki alanı geniş olan bir meseleyi, ‘Allah Teala Geleceği Bilemez mi?’ başlıklı makalesiyle değerlendiriyor.

Tezakir kısmında Abdülkadir Yılmaz Hoca ‘İstanbul’un Ulu Hocaları’nı merhum Ahmet Cevdet Paşa’nın şahadetiyle anlatıyor.

Sayfalarımızda ayrıca Erdal Kurgan’ın ‘İbni Haldun ve Tarih’ başlıklı makalesini, Abdullah Küskü’nün ‘Ma’rifetü Medari’l-İsnad Adlı Eserin Kritiği’ başlıklı değerlendirmesi ve bu sayımızdaki Arapça metin olan Salah Muhammed Ebu’l-Hac’ın makalesini bulacaksınız.

RIHLE 17. Sayısı: Ehl-i Beyt


RIHLE bu sayısında Evlâd-ı Nebi’yi yani Ehl-i Beyt’i dosya konusu olarak işledi.

[quote]Hazreti Peygamber’in (aleyhissalatu vesselam) ümmete bıraktığı iki emanetten biri olan evlad-ı resul, hiç kuşukusuz ahirette ümmetin kendilerine olan muhabbetine şahitlik ederek Muhammedu’l-Emin’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetinin de ‘emîn’ olduğunu ifade edecek.[/quote]

Bu sayıda, Ebubekir Sifil hocamız, ‘Ehl-i Sünnet’in Ehl-i Beyt’e Bakışı’ başlıklı makalesinde Ümmet’in ana gövdesini yani Ehl-i Sünnet’i Ehl-i Beyt’e karşı ilgisizlikle, ihmalle, hatta ‘ihanet’le suçlayan İmamiyye Şiası’nın güçlü biçimde işlettiği  ‘kara propaganda’nın izini sürüyor. Tamamen iftira olan bu tezviratı idrak edebilmek için yapılması gerekeni işaret ederek bir ‘hafıza tazelemesi’ yapıyor.

RIHLE 17. Sayısı: Ehl-i Beyt   Ehl-i Sünnet'in Ehl-i Beyt'e Bakışı - Ebubekir Sifil İlgili Ayet ve Hadisler Işığında Ehl-i Beyt Kimdir? - Bahauddin Varol “Ben Dâru’l-Hikmetim, Ali de Onun Kapısıdır.” - Murat Sarıcık Ehl-i Beyt, Ümmet ve Tasavvuf - Müfit Yüksel Sahâbe Nesli, Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt - Muhammed Emin Yıldırım Seyyid ve Şerif Kavramlarının Oluşum Sürecine Dair Notlar - Mustafa S. Küçükaşcı Soruşturma: 52 Muhammed Salih el-Gursî  68 Hasan Gümüşoğlu Akıl, Akletme ya da İbrahimî Tecessüs - Abdurrahman Arslan Hakikat’e Nasıl Vâsıl Oluruz? - Süheyb Öğüt M. Kemal Paşa’nın Mütareke Dönemi’nde İtilaf Devletleri Mümessilleriyle Olan İlişkileri ve Bu İlişkilerin Anadolu’ya Tayin Edilmesi Üzerindeki Tesiri - Melih Koşucu Kültüralist Fragmanlar - Nurullah Aydın Tezakir: Tanıdıklarım: Celâl Hoca (Celâleddin Öktem) - Kadir Mısıroğlu Röportaj: Abdulfettâh Ebû Gudde ile Yüksek Öğrenim Üzerine - Tercüme: Hikmet Akpur Kitabiyat: İsticlâbu İrtikâi’l-Ğuref 129 Eş-Şeceretü’n-Nebeviyye fi Nesebi Hayri’l-Beriyye  130 el-Müntekâ mine’n-Neseb ve’l-Müsâhere 130 Hz. Muhammed ve Ehlibeyt Sevgisi 131 20. Yüzyıl Felsefe Tarihi 132
RIHLE 17. Sayısı: Ehl-i Beyt

Prof. Dr. M. Bahaüddin Varol hoca, kendini Ehl-i Beyt Mezhebi olarak tavsif eden Şia’nın taraflı ve marjinal Ehl-i Beyt tanımlamasına karşın konunun temeline inerek ‘İlgili Ayet ve Hadisler Işığında Ehl-i Beyt Kimdir?’ başlıklı makalesinde nasslar çerçevesinde Ümmet’e emanet bırakılanların kimler olduğunu ilmî delilleriyle ortaya koyuyor.

Prof. Dr. Murat Sarıcık hoca “Ben Dâru’l-Hikmetim, Ali de Onun Kapısıdır” mealindeki hadis bağlamında, Hz. Peygamber’in niçin kendini Dâru’l-Hikmet olarak adlandırdığı, “dâr” ve “hikmet” kelimelerinin anlamları açısından konunun nasıl anlaşılması gerektiğini irdelediği makalesinde ayrıca Hz. Ali’ye tabi olduğunu söyleyenlerin samimiyetini nasıl ispat etmeleri gerektiğini de bildiriyor: Dâru’l-Hikmet olan Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi ve sellem)  Sünnet-i Seniyye’sine uyarak.

Prof. Dr. Mustafa S. Küçükaşçı hoca ise tarihsel süreçte Ehl-i Beyt’in, özellikle de Âl-i Fâtıma’nın (r. anha) Ümmet içerisindeki konumuna ışık tutuyor. ‘Seyyid ve Şerif Kavramlarının Oluşum Sürecine Dair Notlar’ başlıklı makalesinde, Ümmet’in Ehl-i Beyt’in şecere kayıtlarını tutmak için inşa ettikleri Nakîbüleşrâflık kurumunu ve önemini izah ediyor. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemâat, gerek Ehl-i Beyt kavramının anlam ve muhtevası konusunda, gerek değer ve kıymetinin ne olduğu hususunda, her türlü siyasî ve fikrî baskılara rağmen makul ve mutedil bir düşünce geliştirmiş ve bunu da muhafaza etmenin gayretini vermiştir. Ehl-i Sünnet’in böyle davranmasının kökeninde yatan sebep, hiç şüphesiz Sahabe (radiyallahu anhum ecmaîn) efendilerimizin davranışlarını örnek almalarıdır.

Bu bağlamda Muhammed Emin Yıldırım hocanın ‘Sahâbe Nesli, Ehl-i Sünnet ve Ehl-i Beyt’  başlıklı makalesini okuyacaksınız. Müfid Yüksel hocanın ‘Ehl-i Beyt, Ümmet ve Tasavvuf’ başlıklı makalesi de Ehl-i Beyt sevgisinin ve bağlılığının tasavvuf ehlince ne kadar önemli bulunduğunu irdeliyor.

Bu sayımızdaki Soruşturmamıza Yrd. Doç. Dr. Hasan Gümüşoğlu ile değerli âlim Muhammed Salih Ekinci hocalar katkı sağladılar. İlim ile amel arasındaki ilişkinin bir benzerini bilgi ile iktidar arasında kuranlar, Batıda üniversite kurumunun ya da diğer bir deyişle akademinin iktidar için bilgi ürettiğine de vurgu yaparlar.

Bu sayımızda Ehl-i Sünnet’in yaşayan en önemli Kelam âlimlerinden Said Abdullatif Fûde hoca ile gerçekleştirdiğimiz mülâkâtı bu bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Asleynden olan Kelâm ilminin güncellenmesi gerektiğine vurgu yapan Fûde hoca, bahsettiği faaliyetin neticesinde ehl-i bid’atin sadece tarihte kalmadığını, günümüzdeki sapmaların da benzer soru(n)lardan kaynaklandığını göreceğimizi, bunun yanında mazimizdeki ilmin/usulün verdiği öz güvenle atiyi de inşa edebileceğimizi vurguluyor.

Ayrıca merhum Abdulfettah Ebu Gudde hocanın hayattayken verdiği en son mülâkâtı da sayfalarımızda bulacaksınız.

Modern paradigmanın felsefî kabulleri üzerine yaptığı itirazlardan, Müslüman muhayyilesinin öz yurdu olan medreseye ve sahih usule olan davetinden tanıdığımız üstad Abdurrahman Arslan’ın ‘Akıl, Akletme ya da İbrahimî Tecessüs’ başlıklı makalesi modern aklın neye tekabül ettiğini gösteriyor.

Tezâkir bölümünde üstad Kadir Mısıroğlu, merhum Celaleddin Öktem hocayı yâd ediyor.

Bunların dışında Sayfalarımızda Süheyb Öğüt’ün ‘Hakikat’e Nasıl Vâsıl Oluruz?’ başlıklı çalışması, Melih Koşucu’nun yakın tarih çalışması bağlamında ‘M. Kemal Paşa’nın Mütareke Dönemi’nde İtilaf Devletleri Mümessilleriyle Olan İlişkileri ve Bu İlişkilerin Anadolu’ya Tayin Edilmesi Üzerindeki Tesiri’ başlıklı araştırma yazısı ve Nurullah Aydın’ın ‘Kültüralist Fragmanlar’ başlıklı denemesini bulacaksınız.

RIHLE 18. Sayısı: Ehl-i Beyt vs. Râfıza


Hz. Âdem (a.s)’dan Hz. Peygamber (s.a.v)’e kadar gönderilen tüm peygamberlerin (aleyhimusselam) ümmetleri içinden çıkıp, peygamberlerinin kutlu mesajını tahrif etmiş ya da o mesajın anlamını dejenere etmiş bir takım insanlar olagelmiştir.

Kur’an-ı Azimuşşan’ın tahrif tehlikesine karşı bizzat Rabbimiz tarafından koruma altına alınması, onun ifade buyurduğu anlamı sahih mecrasından saptırmak isteyeceklerin olmasına engel değildir. Nitekim tarih boyunca tüm bid’at fırkalar bu yolu denemiş, hadisleri devre dışı bırakarak Kur’an’a kendi inanç ve kanaatlerini söyletmeye çalışmışlardır.

Bu bağlamda en etkili olmuş bid’at fırka olarak Şia’yı görmek şaşırtıcı değildir. Özellikle son asırda Ümmetin yaşadığı problemler göz önüne alındığında, sıkıntıların sadece dış kaynaklardan doğmadığını, aynı zamanda içsel bazı hastalıkların da Ümmet bünyesine zarar verdiğini müşahede etmek mümkündür.

Bu ve daha birçok sebepten dolayı RIHLE, bu sayısını Şia’ya ayırdı. 

RIHLE Dergisi 18.Sayı Ehl-i Beyt ve Râfıza
RIHLE Dergisi 18.Sayı Ehl-i Beyt ve Râfıza

Ebubekir Sifil hoca, İmâmiyye Şiası‘nın etkin propagandası sonucunda ‘Şia’ ve ‘Ehl-i Beyt’ kavramlarının adeta eş anlamlı hale gelmiş olduğunu belirttiği makalesinde, Râfızilik ideolojisini benimsemenin; Ehl-i Beyt’i sevmenin, onlara tabi olmanın ve onların hukukunu korumanın olmazsa olmaz yolu olarak sunulduğunu söylüyor. ‘Ehl-i Beyt ve Râfıza’ başlıklı makalesinde hoca, Sünnîliğin de Ehl-i Beyt düşmanlığının adı olarak lanse edilmekte olduğunu, Ehl-i Sünnet’i düşman olarak görüp onlara buğz  etmenin Ehl-i Beyt muhabbetinin tabii ve gerekli
neticesi olarak gösterilmekte olduğunu ortaya koyuyor.

Abdulcabbar Adıgüzel, İmâmiyye’de beş temel inanç esası olan tevhid, adâlet, nübüvvet, imâmet ve meâd’ı incelediği ‘Şiîlikte İnanç Esasları’ başlıklı makalesinde, Şia’yı farklı kılan; Allah’ın sıfatlarının zâtı ile aynı olması, ru’yetullah’ın imkânsızlığı, Kur’an’ın mahlûk olması ve bedânın kabul edilmesi gibi meseleleri inceliyor. Ayrıca Şia’nın Mu’tezile ile olan ilişkisini de mezkûr konular bağlamında irdeliyor.

Prof. Dr. Metin Bozan hoca Şiî temel kaynaklara dayanarak hazırladığı ‘Oniki İmamcı Şia’nın Oluşum Süreci’ başlıklı çalışmasında Şia mezhebinin oluşum ve kurumsallaşma sürecini imamet nazariyesi merkezli olarak ele alıyor ve imamet teorisi ile ilgili unsurların izini buradan takip ediyor. Dr. Fatih Yücel hoca ise Şia’da ortaya çıkan bir ayrışmayı ‘İmamiyye-Zeydiyye Polemikleri’ başlığı altında inceliyor. Bu bağlamda İmamet nazariyesi, Kur’an’ın sübutu, Sünnet anlayışı, mut‘a nikâhı ve abdestte ayakların yıkanması gibi konularda yaşanan tartışmalara makalesinde yer veriyor.

Suriyeli âlim Abdulkadir Muhammed el-Hüseyin hoca ise çok önemli bir konuyu, Ehl-i Sünnet-Şia ilişkilerinin makul seviyeye gelebilmesinin imkanlarını Şia ve Tashih isimli kitaba yaptığı değerlendirmeyle sorguluyor. Hocanın ‘Şia ve Tashih -Şia ile Teşeyyu Arasındaki Mücadele- İsimli Kitaba Dair’ başlıklı makalesini bu gözle değerlendirmek gerek.

Bu sayımızda Ürdün’de ikamet etmekte olan Şeyh Ahmed Cemmâl el-Hamevî hoca ile Şîa üzerine esaslı bir mülakat okuyacaksınız. Fikret Çetin’in yaptığı bu mülakat, hem Şia’nın tarihsel tavırlarını hem de aktüel tercihlerini anlamak için başvuru kaynağı olmaya aday…

Ayrıca bu sayıda soruşturma bölümümüze katkı veren Doç. Dr. Serdar Demirel hocanın yanı sıra Abdulkadir el-Hüseyin hocanın soruşturma cevaplarını Türkçe ve Arapça olarak istifadenize sunuyoruz. İntikad bölümümüzde ise Yrd. Doç. Dr. Ahmet Tahir Dayhan hocanın ‘Sahâbeyi Ötekileştirmek Üzerine’ başlıklı değerlendirmesini bulacaksınız. Dayhan hoca çalışmasında, ilk önceleri kendini Ehl-i Sünnet sanan –hatta Tunus’ta İhvan-ı Müslimin’in ilk kurucularının içinde de yer alan- fakat daha sonra hidayete ererek (!) Şiî olan Muhammed et-Ticânî es-Semavî’nin hidayetini (!) ve hidayetine neden olan (!) argümanları değerlendiriyor. Şia’nın teo-politik yayılmacılığının entelektüel/ilmî altyapısı olarak kullanılan es-Semâvî’nin eserlerinin -ya da hidayet (!) serüveninin- ilmî ve sahih bilgilerden ne kadar uzak olduğunu, ayet ve hadislerden cımbızlama ve yönlendirme yöntemi ile ne kadar fasit görüşün çıkarıldığını görmek açısından ibret verici bir durum.

Bu sayımızda ayrıca Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan hocanın Hz. Aişe validemizden bir rivayetle yapılan Sünnet tanımını değerlendirdiği ‘Hz. Aişe’nin Yanlış Değerlendirilen İki Sözü: Pek Veciz Bir Sünnet Tarifi’ başlıklı yazısı ile Mustafa Özcan’ın Şiî yayılmacılığın bölgesel ve uluslararası etkisini incelediği ‘Paralel Mezhep Ortadoğu’yu Kuşatıyor’ başlıklı yazısını da bulacaksınız.

Kampanya koşulları hakkında detaylı bilgi almak ve kampanyadan yararlanmak için buraya tıklayabilirsiniz.

tarihinde gönderildi.

İstikamet Kitapları Set I’de Neler Var?

Rihlekitap.com’da yeni bir kampanya başlıyor. 1 Mart – 30 Mart tarihleri arasında rihlekitap.com’dan alacağınız İstikamet Kitapları Set I’de %10 indirim + Aynı Gün Kargo ücretsiz. Peki sette hangi kitaplar var? Cevabını sizler için paylaşıyoruz. Aşağıda yer alan yazıda Eserlerin İsimleri, Yazarları, Takdim veya Önsözleri ve İçindekiler bölümü hakkında bilgi yer almaktadır. Seti satın almak ve incelemek için buraya tıklayın.

Muhtasar Hayatü’s- Sahabe – M. Yusuf Kandehlevi

M.Yusuf Kandehlevi
M.Yusuf Kandehlevi

Hindistanlı Merhum Allame Muhammed Yusuf Kandehlevî Hayatü’s-Sahabe eserinde bize tamamen hadis-i şerifler ile derlenmiş eserini sahabeyi ve Efendimiz Aleyhissalatu Vesselam tanımamıza olanak sağlıyor.

Ebûl-Hasen Ali el-Haseni En-Nedvî’nin Yazdığı Takdim;

“Bu kitap, ashabın hayat ve davranışlarını, kıssa ve hikâyelerini içinde toplamıştır. Bütün bunların bir kitapta bulunması, çok enderdir. Çünkü onları birçok hadis,  tarih ve tabakat kitaplarından derlemiştir.

Bu yüzden bu kitap o asrın canlı bir örneğidir. Sahabenin hayatını, özelliklerini, ahlak ve hatıralarını gözler önüne sermiştir. Bu kitaptaki araştırma dikkatli, rivayetler çok, kıssalar doyurucu ve tesirli olmuştur. Ondaki bu tesir, savaş kıssalarını anlatan hiçbir kitapta yoktur. Kitabın o kadar güzel bir yazılış üslubu vardır ki, okuyucu kendini, iman ve tebliğ, kahramanlık ve fazilet, ihlas ve takva muhitinde bulur.

Şu bir gerçektir ki, bu eser, yazarın kalbinin bir parçasıdır. Kitabın tesiri, yazarın iman kuvveti, etkilenme ve duygulanması, onu madde ve manada yaşamasıyla ilgilidir. Bu gerçeği tespit ettikten sonra bu kitabın çok tesirli ve ilgi çekici olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.

Çünkü yazar eseri kendi iman ve kahramanlığından, duyduğu zevk ve sevgiden ilham alarak yazmıştır. Yazar bu eserini yazdığında sahabenin sevgisini etine ve kanına karıştırmıştı. Bu sevgi onun şuurunu ve benliğini sarmıştı.

Halen de devamlı olarak onların sevgisiyle yaşamakta ve onların kaynaklarından faydalanmaktadır. Allah ömrünü uzun etsin.  (Bu takdim yazıldıktan sonra müellif 2 Nisan 1985 yılında vefat etmiştir.) ”

Hayatü's-Sahabe - Muhammed Yusuf Kandehlevî Hayatü’s-Sahabe – Muhammed Yusuf Kandehlevî

Hayatü’s-Sahabe – Muhammed Yusuf Kandehlevî

Hayatü’s-Sahabe’de Hangi Bölümler Var?

  1. Bölüm: Allah ve Rasûlüne Davet
  2. Bölüm: Allah Yolunda Zorluklara Katlanmak
  3. Bölüm: Hicret
  4. Bölüm: Allah’ın Dinine Yardım
  5. Bölüm: Allah Yolunda Cihad
  6. Bölüm: Ashab’ın Mallarını Allah Yolunda Harcamaları
  7. Bölüm: Ashabın Nefsani Arzularından Soyutlanması
  8. Bölüm: Ashabın Şekil ve Şemaili
  9. Bölüm: Ashabın İlim Öğrenme Arzusu
  10. Bölüm: Peygamber ve Ashabın Namaz ve Duaları

İslâm’da Siyâsi, İtikâdî ve Fıkhî Mezhepler Tarihi – Prof. Dr. Muhammed Ebû Zehra

İslâm'da Siyâsî, İtikâdî ve Fıkhî Mezhepler Tarihi - Muhammed Ebû Zehra İslâm’da Siyâsî, İtikâdî ve Fıkhî Mezhepler Tarihi – Muhammed Ebû Zehra

Bu kitap geçmiş ulemamızın engin âhkam bilgileriyle, Allah’ın ve Resulünün emirlerini en ince teferruatına kadar nasıl inceledikleri, Şeriat deryasının uçsuz bucaksız köşelerini keşfedip insanlığın hizmetine nasıl sundukları anlatılmıştır.

İslâm’da Siyâsi, İtikâdî ve Fıkhî Mezhepler Tarihi’nde Hangi Bölümler Var?

  1. Bölüm: İnsanların Düşüncelerinin Değişik Oluşu
  2. Bölüm: Müslümanların İhtilaf Etmelerinin Sebepleri
  3. Bölüm: Müslümanların Arasında Meydana Gelen İhtilafın Sahası
  4. Bölüm: Siyasi Mezhepler
  5. Bölüm: İtikadi Mezhepler
  6. Bölüm: Fıkhi Mezhepler

Hikemiyat – Ebubekir Sifil

[dropcap]İ[/dropcap]slam Dünyası ve Türkiye olarak Din’in anlaşılması noktasında son iki asırdır hep bir arayışın, tereddüdün, şüphenin ve tartışmanın içinde bulunuyoruz. Sürekli tartışıyor, bölünü-yor, azalıyoruz. Doğru nerede, kim haklı, ne yapmalıyım?… Bunun adı “kriz”dir ve biz, bizi bu krizin içine kimlerin ittiğini dahi düşünmeden tabir yerindeyse başımızı bir o yana bir bu yana vurup duruyoruz.

Bu hay-huy içinde bizi yakîne, itmi’nana ve felaha götürecek olanın “kalb-i selîm” olduğunu akılda tutacak mecalden yoksunluğa da mahkûm ediyoruz kendimizi. Bu sebeple öğrendiğimiz hiçbir yeni bilgi, yaşadığımız hiçbir yeni durum bize sekinet getirmiyor.

Yaşadığımız aldatıcı huzur durumları olmuyor değil; ama dürüstlük gibi bir derdi olanlar, hissettiğimizin, bir “kopuş”un, bir “savruluş”un aldatıcı hazzı olduğunu itirafta tereddüt göstermeyecektir.

Ebubekir Sifil Kitapları
Ebubekir Sifil

Bizi dışa dönük yaşamaya; ötekini, dış dünyayı, “ümmeti” kurtarmaya, Din’i “yeniden keşfetmeye” kilitleyen bu tehlikeli gidişat, yaklaşan felaketimizin işareti aslında. Kalbimizi bu şekilde ihmale devam ettikçe, genişleyen malumat dağarcığımızla birlikte hızla eriyen takva hassasiyetimiz, bilgimiz art-tıkça artan cesaretimizle beraber gittikçe yüzümüzü ahiret istikametinden çevirecek ve bir “oyun ve eğlenceden ibaret” “dünya hayat”a râm eden bu “çürüme” süreci devam edecek.

Malumat dağarcığımız genişledikçe cesaretimiz artıyor; takvamız ve ahiret endişemiz azalıyor. Oysa elde ettiğimiz “ilim” olsaydı, bizi daha temkinli/ihtiyatlı cümleler kurmaya zorlayacaktı; dünyadan uzaklaştırıp ahirete yaklaştıracaktı. Özellikle genç nesil… En iyi durumda olanlar “bu dini daha iyi nasıl yaşarım; ne yaparsam kâmil bir imana ve takvaya ulaşır ve kurtulurum”dan ziyade, “ne yaparsam daha çok şey bilen ve başkalarını kurtaran insan durumuna gelirim” diye bir arayışın içinde.

“Önceleri kişinin ilmi, dünyaya buğzunu ve onu terkini artırırdı. Bugünse kişinin ilmi, dünya sevgisini ve arzusunu artırıyor. Önceleri kişi, ilmi doğrultusunda malını infak ederdi. Şimdi ise ilmiyle para kazanıyor. Önceleri alim kişi, zahiren ve batınen kendisini geliştirirdi, bugünse pek çok ilim ehlinin, zahiren ve batınen fesada uğradığı görülüyor.”

Zünnûn el-Mısrî (rh.a) kendi dönemi için bu tesbiti yaparken bugünü de görmüş müdür bilemeyiz, ama bir şeyi çok iyi biliyoruz: Bu tesbit o günden ziyade bugünü anlatıyor.

Bizi içten içe çürüten bu gidişi durdurmak ve dengeyi ya-kalamak zorundayız. Modern hayat bizi vakum gibi içine çekerken ömür sermayesi her geçen gün biraz daha eriyor. Yol zorlu, yük ağır ve süre kısıtlı. Kendimiz için en hayırlı olanı yapmaya muvaffak olursak başkalarına da bir hayır ulaştırmamız mümkün olabilecek.

Elinizdeki kitapta yer alan yazılar, öncelikle yazarının şahsında bu dengeyi kurma amacına matuf olarak kaleme alınmıştır. Başkalarına da faydası olursa, lütf-u ilahî…

Ebubekir Sifil - Hikemiyât

 İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe – Manastırlı İsmail Hakkı

Arka Kapak’tan


Hazret-i Peygamber ve onun seçkin ashabından sonra ümmet-i Muhammed üzerinde en büyük hak sahiplerinden biri İmam-ı Azam Ebu Hanife’dir. O’nun güzel ahlakı ve üstünlükleri, mezheplerin ihtilaf sebepleri, mezhep değiştirme Müctehid imamların dereceleri, başka bir mezhebi taklit, İmam-ı Azam’ın kıyası hadislerin önüne geçirip geçirmediği, Hanefi mezhebinin oturduğu temeller gibi merak edilen birçok sorunun cevabını bir Şafii alimi olan İbn Hacer el-Heytemi’nin kaleminden ilgi ile okuyacaksınız. Müslümanca bir hayat yaşamayı gayeleyen her kesimden insanı ilgilendiren çok faydalı bir eser…

 İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe - Manastırlı İsmail Hakkı
İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe – Manastırlı İsmail Hakkı

Tarihten Günümüze İbret Işıkları – Osman Nûri Topbaş

Ünlü Tarihçi – Yazar Kadir Mısıroğlu’nun İbret  Işıkları adlı esere yazdığı takdim;

Kadir Mısıroğlu [fotoğraf: © kadirmisiroglu.com]
Kadir Mısıroğlu [fotoğraf: © kadirmisiroglu.com]

“İlahi mevhibelerin en büyüklerinden biri, İman istidadı ile o istidadı besleyecek sır idrak ve ihatasına sahip olmaktır. Çünkü bu meziyet, beşeri irtifaın zirvesine doğru vakî yükselişin, yani “vasıl-ı ilallah” olmak gibi temel yaratılış gayesinin ekseni üzerinde gerçekleşecek -tabiri caizse- ışık sür’ati ile ilerlemenin asıl sermayesidir.

Çocukluklarından beri nezih bir fıtratı bütün temayül ve zarafetini sayısız bir surette ortaya koymuş bulunan müstesna tarihi şahsiyetleri kendine mevzu edinmiş olan bu eser, sırf bir “biyografiler mecmuası” değildir.

Müellif, ele aldığı kahramanları vesîle ittihaz ederek, onların ideal davranışlarından verdiği misallerle, okuyucularını, beşeri davaların en mükemmeli olan “vasıl-ı ilallah” olmak istikametine yönlendirici, feyizli telkinlere yer vermiştir.

Müellif, bundan evvel birbirinden değerli altı eserle umumi efkâr önüne çıkmıştı… Şimdi onun yeni bir eseriyle karşı karşıyayız. İslâm tefekkürünün özü demek olan tasavvuf perspektifinden vukuat ve şuunatı tahlil eden o değerli eserlerine ilaveten kaleme aldığı bu eser de, birtakım beşeri şahsiyetleri mevzu edinse de, tasavvuf perspektifine sadık kalmış ve kahramanlarının şahsiyetlerindeki deruni cihete ağırlık vermiştir.

Hem de benim yarım yüzyıldan ziyade emek sarf etmiş bulunduğum tarih ilminin mevzuu olan şahsiyetler vesilesiyle İslâmî kıymetlere bağlı kalan görüş ufkunu aksettirmiş bulunmaktadır. Lakin bu eser, yukarıda da ifade edilmiş olduğu gibi sadece bir “biyografiler mecmuası” değildir. Cenâb-ı Hakk’ın peygamberler göndermesi suretiyle sabit olan beşerin rehber ihtiyacına hizmet etmek gayesini güden

Bir kısım şahsiyetler seçilmiş bulunmaktadır. Gerçekten bu şahsiyetlerin bir kısmı dolayısıyla milletimizin Allah yolunda şan üstüne şan kazandığı parlak devirlerdeki muzafferiyetlerin temel saikını, bir kısmı ise İslâm’dan inhirafla sürüklendiğimiz zilletin, dolayısıyla yıkılışı n hikmet ve esbabını satırlar arasına bir “sehl-i mümtenî” tarzında sıkıştırmıştır. Başlangıçtaki ihtişamın temel saiklerini tespit, müellif için elbette zor olmayacaktı.

Lakin bin bir yalan, tezvir ve propagandanın sisi içinde kalmış Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamid gibi şahsiyetlerin nurânî simalarını bu derecede berrak bir surette ortaya koyması, cidden takdire şayandır. Hiçbir propaganda mahsulü tezvîrâtın te’sîri altında kalmadan bu büyük şahsiyetlerin gerçek hüviyetlerini ortaya koyabilmesi, cidden büyük bir muvaffakiyettir. Bu sebepledir ki, onu can ü gönülden ve gıpta ile tebrik ediyor, Cenâb-ı Hakk’dan bu eserin müstakbel gençliğe muhalled bir rehber olması talihini lütfetmesini niyaz ediyorum. Ve minallahittevflk!”

Kadir Mısıroğlu  – Çengelköy 1998

Önsöz’den Bazı Anekdotlar

“…Milletler, tarih sahnesinde hayatiyetlerini din, dil ve tarih şuûru unsurları üzerinde devam ettirirler. Din, hilkat ve fıtratın gayesi, kundak ile keten arasındaki hayatı tanzim eden, böylece kulu ahiret saadetine hazırlayan ilahi kanunlar mecmuasıdır; dil, onun ortaya koyduğu hak ve hakikatlerin ifade vasıtası, tarih de bu iki unsur çerçevesinde insanlığın yaşadığı hadiselerin sebep ve neticelerinin tespit ve tahlili ile milletlerin müstakbel yollarını aydınlatan bir meş’aledir…

Bu bakımdan bu üç unsurun birbirinden ayrılamayacağı gerçeğini göz önüne alarak te’lîf ettiğimiz bu eserde muhterem okuyucularımıza tarihimizdeki abide şahsiyetlerimiz vesilesiyle birtakım hikmet ve ibretli sahneler sergilemeye gayret ettik…

Osman Nuri Topbaş [fotoğraf: © osmannuritopbas.com]
Osman Nuri Topbaş [fotoğraf: © osmannuritopbas.com]

… Bir millet, gerçek tarihini ve maddi-manevi rehberlerini tanıyıp bunları yerli yerince takdir ettiği müddetçe ileri millet, büyük millet demektir. Yetişen yeni nesiller, kendi tarihlerini, başkalarının tarihlerinden daha iyi bilir ve geçmişten gerekli ibretleri alırsa, gelecekten endişe edilmez!

Şayet tarihine yüz çeviren, üstelik onu kötüleyen, maddi-manevi rehberlerini tanımayan,böylece özüne yabancılaşan ve muhteşem bir mirasa nankör bir varis olarak geçmişteki büyük kahramanlarını hain, hainleri de kahraman olarak ilan eden bir nesil yetişirse, istikbal karanlık ve endişe verici olur.

Çünkü mazîye istinâd etmeyenlerin geleceği, hiçbir zaman emniyet altında olmamıştır. Dolayısıyla köklerimiz mazîye, dallarımız istikbale uzanmalıdır…

… Nasıl ki, dünya tarihinin dünü ve bugünü, Osmanlı tarihi bilinmeden anlaşılmaz ise, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu hassas ve her an patlamaya hazır bölgelerinin mes’eleleri de Osmanlı tarihinin akışı bilinmeden anlaşılamaz.

Aynı şekilde İslâm dünyasının yaşamakta olduğu bunalımların kurtuluş çareleri de Osmanlı tarih mirasının doğru olarak tedkîk ve araştırılmasına bağlıdır…

… Biz tarihçi değiliz. Bu sebepledir ki, kronolojik bir tarih yazmak yerine dini ve milli tarihimizin bazı nirengi şahsiyetlerini ele alarak maddi ve zahiri yükselişimizin manevi zemini ile hazin yıkılışın derûnî esbâb ve hikmetini ortaya koymaya çalıştık…

… Görülecek hata ve nisyanların naçiz kalemimize ait telakki olunarak bağışlanmasını muhterem okuyucularımızdan rica ederek bu eserin, dini ve milli heyecan ile dopdolu yetişmesini arzuladığımız müstakbel gençlerimize faideli olmasını ümit ederiz. Bu talebimizin kabulünü Cenab-ı Hakk’ dan niyaz eder, O’nun sonsuz rahmetine sığınırız … “ – Osman Nuri Topbaş

İbret Işıkları - Osman Nuri Topbaş İbret Işıkları – Osman Nuri Topbaş

Gençlerle Başbaşa – Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil

Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil [fotoğraf: © dunyabulteni.net]
Ord. Prof. Dr. Ali Fuad Başgil [fotoğraf: © dunyabulteni.net]

“Gerçek şu ki başarılı olmak, mutlu olmak demek değildir. İnsan başarılı olur, sosyal hayatta özlediği yerin daha üstününü bile alır da, mutlu olmayabilir. Servetin, güç ve şöhretin son noktasına varmış nice insanlar vardır ki, içi daima mutluluk dünyasının hasretiyle yanıp tutuşur.

Gösterişli apartmanlarda, göz kamaştırıcı bir konfor ve lüks içinde yaşayan insanlar görürsün ki, bunların hepsini bir günlük mutlulukla değiştirmeye hazırdırlar. Çünkü mutluluk tamamıyla gönül işidir. Ve içimizdedir. Onu kendi içimizden başka bir yerde sanıp aramak ve mutluluğu sırf servet, güç ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir.

Bununla beraber, mutluluğun yolu, başarının yolundan ayrı da değildir. Ve mutluluk ülkesi, başarı diyarının biraz daha ilerisindedir. Bu diyarı aşmadan mutluluğa erişmek imkânsız değilse de, çok güçtür. Başarılı olmuş bir insan için mutluluğa kavuşmak ise kolaydır. Yalnız birazcık daha gayret işidir.

Yolcum! Ben sana bu esercikte başarı diyarının yolunu göstereceğim. Sen istersen, ondan ötesine, kendin gidebilir ve özlediğin mutluluğu bulabilirsin. – Feneryolu, Mayıs 1949”

Gençlerle Başbaşa’da Hangi Bölümler Var?

  1. Başarılı Olma Yolunun Tehlikeleri ve Düşmanları
  2. Başarılı Olmanın Şartları
  3. Terbiyenin Ruh ve Karakter Üzerine Etkisi
  4. Başarılı ve Verimli Çalışma
  5. Çalışma Hayatının ve Genellikle Başarılı Olmanın Kanunları

Gençlerle Başbaşa - Ali Fuad Başgil - rihlekitap.com'da indirimli! Gençlerle Başbaşa – Ali Fuad Başgil – rihlekitap.com’da indirimli!

Ama Hangi Osmanlı? – Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci

Ekrem Buğra Ekinci (Prof. Dr.) [Fotoğraf: © ekrembugraekinci.com]
Ekrem Buğra Ekinci (Prof. Dr.) [Fotoğraf: © ekrembugraekinci.com]

“ “Ama hangi?” suali muhataplarını şaşırtabilir. Cevabı “Elbette ki bir tane” olmalıydı. Ama günümüzde tarihçisinden sıradan insanına kadar pek çok kimsenin kafası karışmış vaziyettedir. Son zamanlarda Osmanlı tarihine karşı giderek artan bir alaka görülüyor.

Esasen bu alaka Osmanlı Devleti’nin 700. kuruluş yılı sayılan 1999’da başladı. Zamanın erkânı tarafından çeşitli bahanelerle geçiştirilen bu yıldönümü, yine de çoğu kişinin merakını uyandırmaya yetti. Bunda Osmanlı coğrafyasının ehemmiyetini giderek artırmasının ve Osmanlı Devleti’nin tarihte bir başarı hikâyesi yazmış olmasının mühim rolü olduğu düşünülebilir.

Asırlarca Osmanlı hâkimiyetinde yaşamış ülkelerde olsun, Osmanlı Devleti ile yakın siyasi, ekonomik ve kültürel münasebetler içinde bulunan diğerlerinde olsun, Osmanlı tarihi, kültür ve medeniyeti her geçen gün daha çok konuşuluyor, merak ediliyor.

Bu ülkeler, kendileri ile Osmanlılar arasında ehemmiyetli bir irtibat görüyorlar. Memleketimizde, sıkıcı mektep derslerinden olsa gerek, tarihi seven azdır. Buna rağmen hep tarih ile iç içe yetiştirildik.

Bizde tarih, belli kişileri yüceltmek, başkasını kötülemek için güçlü bir vasıta· olarak kullanılırdı. Tarihe merakım ilk mektep üçüncü sınıfta elime geçen küçük resimli bir Osmanlı Tarihi kitabı ile başladı.

O zamanlar çevremizde Osmanlı zamanını yaşamış insanlar hayattaydı. Anlattıklarını dinlemeye veya okumaya doyamazdık. Ne var ki, resmi ağızlardan işittiklerimizle bu dinlediklerimiz aynı şeyler değildi. İşte tarihin farklı yüzleri olduğunu böylece keşfetmeye başladım. Kitaplarda yazan, mekteplerde öğretilen tarih başka, hususi meclislerde biraz temkinli sesle anlatılan tarih başkaydı.

Osmanlı Devleti, zamanının hep ilerisinde olmaya çalıştı, elinden geldiğince geleneklerine sahip çıktı, insan ve hayvan haklarına, Müslüman olmayanların can, mal ve din hürriyetine saygı gösterdi.

Herkese tarafsızlık dersi verirken, bütün bunları görmezden gelmek insafa sığmaz. Boşuna “Yiğidi öldür, ama hakkını yeme!” dememişler. Olup biteni iyi… kötü ayırmadan açıkça ortaya koymak en iyisidir.

Kararı okuyucu versin. Elinizdeki kitap ne bir müdafaanamedir; ne de hiç kimsenin bilme diklerini ortaya çıkarma iddiasındadır. Osmanlı tarihi hakkında bugün çoğu kişinin unuttuğu gerçeklere dikkat çekmek arzusuyla yazılmıştır. Unutulmuş maziye ışık tutmaya çalışmaktadır.

Kardeş katli, Osmanlı’nın kanunu, Hürrem Sultan, Sultan İbrahim, Yavuz Sultan Selim’in küpesi, Osmanlı arması, harem hayatı, haremağaları, gayrimüslimler ve dönmeler, Avrupa’yla münasebetler üzerine az veya yanlış bilinen mevzulara temas etmektedir.”

Ama Hangi Osmanlı? - Ekrem Buğra Ekinci (Prof. Dr.) Ama Hangi Osmanlı? – Ekrem Buğra Ekinci (Prof. Dr.)

Ama Hangi Osmanlı?’da Hangi Bölümler Var?

  1. Osmanlı’yı Anlamak
  2. Osmanlı’yı Anlatmak
  3. Osmanlı Dünyasını Aralamak

Ehl-i Sünnet İnancı – Dilaver Selvi

Bu eser, hacmi nisbetinde önemli itikad konularını ele almıştır. Ele alınmayan ikince derecede önemli konular da mevcuttur; inşallah onları ayrı bir çalışmada inceleme imkânı buluruz.

Eserde, mezhepler arasındaki tartışmalı konulara ve tartışmalara girilmedi; sadece işlenen konudaki temel hükmü bildiren ayet ve hadislerle İslâm alimlerinin vardığı ortak sonuçlar tespit edildi. Bazen hak mezheplerin farklı görüşlerine de değinildi.

Verilen bilgileri kontrol etmek ve detayını görmek isteyenlere dipnotta bazı kaynakların ismi verildi. Kaynak vermeden yaptığımız açıklamalar, ifade yönüyle bize ait olsa da, hepsi önceki alimlerin ve eserlerin meyvesidir.

Ehl-i Sünnet İnancı - Dr. Dilaver Selvi - Semerkand Yayınları - rihlekitap.com'da . İndirimde! Eh-li Sünnet İnancı – Dr. Dilaver Selvi

Ehl-i Sünnet İnancı’nda Hangi Bölümler Var?

  1. İman’ın Temel Esasları
  2. İman ve İslâm’la İlgili Önemli Konular

Din Tahripçileri – Merhum Ahmet Davutoğlu

Ahmed Davudoğlu
Ahmed Davudoğlu [fotoğraf: haber7.com]

Günümüzün seyrek ilim adamlarından ve gerçek takva ve huşû sahibi olduğuna şehadet ettiğim, Yüksek İslâm Enstitüsü Eski Müdürü Ahmed Davudoğlu’nun bu kitabı, ilk defa hakkında “Takriz-önsöz” yazdığım bir eser…

Eserin gerek mevzuu ve gerek o mevzua nüfuzudur ki, bana bu önsöz şevkini vermiş bulunuyor. Günümüzde İslâmiyet’in en büyük belası, onu dışından ve cepheden helak etmeye yeltenenler değil, içinden ve özünden harap etmeye davrananlardır ve bu davranışlarını bir nevi onarma, düzeltme ve yenilenme sayanlar…

“Reformcular” ismi altında topladığımız, 7-8 asır öncesindeki kuru ve nasipsiz akıl borazanına (İbn-i Teymiyye) mizaçları dayalı bir grup, birkaç asır sonra Vehhabîlikten dolaşarak, nihayet Cemaleddin Afgani, Mısırlı Şeyh Abduh ve peşindekilerden bir bölük halinde öyle bir anlayış veya anlayışsızlık batağına uğramıştır ki, İslâm’ı, çökmek üzere bir binaya yapıldığı gibi, dışından payandalar ve kalaslarla tutmayı marifet bilmiş, böylece ruhlarındaki gizil şüpheyi ve İslâm’a güvensizlik duygusunu açığa vurmuştur.

Halbuki İslâm, dışından payandalar ve kalaslarla yıkınaktan korunacak bir bina değil, Allah’ın ezelî ve ebedi yapısı olarak, asırlar boyunca üzerine kondurulan küf, pas, pürüz ve lekelerden temizlenip, olduğu gibi, bütün asliyet ve saffetiyle meydana çıkarılması lazım, sonsuzluk sarayı…

İçten kırmak, eksiltmek, yontmak ve dıştan yapıştırmak, eklemek, yamamak… İşte, bugünkü varış noktalarıyla, olanca tabiyeleri, reformcuların! .. Mehmed Akif’in -heyhat ki, o da kendini reformculara kaptıranlardandır- sandığı gibi: “Asrın idrakine söyletmeliyi İslâm’ı…” değil de, yine aynı vezinle: “İslâm’ın dirilişine söyletmeliyiz asrımızı…”

Bu gamızayı, bu nükteyi, bu sırrı, bu inceliği, bilhassa yeni nesillere, yeni gençliğe sindirdiğimiz gün doğacak olan büyük düşünce adamıdır ki, asrımızın gerçek kahramanı olacak veya küfür yahut küfürden. Beter bir dalalet anlayışıyla sözde iman adına çalışmış sahte kahramanlardan ortalığı temizleyecektir. Temenni edelim ki, bu eser, o düşünce adamına yol gösterici ve malzeme verici ilk teşhis ve tespitlerden biri olsun ve büyük zuhura basamak teşkil etsin…

Necip Fazıl Kısakürek

Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri - Ahmed Davudoğlu - rihlekitap.com'da İndirimli! Dini Tamir Davasında Din Tahripçileri – Ahmed Davudoğlu

Tasavvuf Meseleleri – Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz

Yüce Rabbimiz’ e hamd, Sevgili Peygamberimiz’e, Ehl-i Beyt’ine ve Ashabına salat ve selam olsun .

Tasavvuf, İslâmi hayatın ve kültürümüzün bir parçasıdır. Ortaya çıkışından bu yana daima ilgi odağı olmuştur. Bugün de gerek düşünce sistemi olarak, gerekse hayat tarzı ve terbiye biçimi olarak hem ilgi çekmekte, hem de çeşitli tartışmalara konu edilmektedir.

Tasavvufun sosyal müesseseleri olan tekkeler ve eğitim kurumu sayılan tarikatlar, bu yüzyılın başından beri İslâm ülkelerinin bir kısmında devlet eliyle toplum hayatının dışına itilmeye çalışılmışsa da, halkın bu müesseselere ilgisi pek azalmamıştır. Özellikle Batı’da ve Amerika’ da, tasavvufun hem tarikat boyutundaki eğitim tarzı, hem de düşünce planındaki üslubu, ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Kuzey Afrika menşeli pek çok tarikat mensubu, Fransa, İngiltere gibi Avrupa ülkeleriyle Amerika’da İslamiyet’in yayılmasına öncülük etmektedir. Mevlana, İbn Arabi ve Yunus Emre gibi tasavvufi düşünce temsilcilerinin fikir ve eserleri Batı’daki insanların ilgisini çekmeye devam ediyor.

Türkiye’de İlahiyat Fakültelerinde 1991 yılında “Tasavvuf”un ana bilim dalı haline gelmiş olması, bir merhaledir. İlmî platformda tasavvufun belli bir hüsn-i kabule mazhar olmaya başladığının ifadesidir. Uzun yıllar İstanbul M. Ü. ilahiyat Fakültesi öğrencilerine takrir ettiğimiz tasavvuf ders notlarının yer yer geliştirilip yer yer kısaltılarak yeniden gözden geçirilmesinden ortaya çıkan bu çalışma, gerek ilahiyat mensuplarının, gerekse ilgi duyan insanlarımızın tasavvuf konusundaki soru ve taleplerine cevap vermek üzere kitap haline getirilmiş bulunmaktadır.

Çalışmamız bir giriş ile beş bölümden ibarettir. Giriş bölümünde, günümüz tasavvuf telakkileri ile mistisizm hakkında kısa bir bilgi verilmektedir.

Birinci Bölüm‘de ise tasavvuf ilminin doğuşu, kaynağı, tarif ve gayesi ile diğer ilimlerle münasebeti anlatılmaktadır.

İkinci Bölüm‘de ise tasavvuf tarihinin tanımı, konusu ve gayesi verildikten sonra tasavvuf tarihi, zühd, tasavvuf ve tarikat olmak üzere üç dönem halinde incelenmektedir.

Üçüncü Bölüm’de tasavvuf kavramları taalluk ve tahakkuk olmak üzere iki ana başlık altında sunulmaktadır.Bu iki ana başlık altında tasavvufun temel kavramları tanıtılır.

Dördüncü Bölüm’de tarikatlar, tekkeler ve ahi birliklerinden oluşan tasavvuf kurumları ve başlıca tarikatlar anlatılmaktadır. Beşinci Bölüm’de ise tasavvufi meselelere yer verilmiştir.

Bu bölümde tasavvufî düşüncenin varlık konusundaki “vahdet-i vücud” ve “vahdet-i şühud” görüşüyle, “insan” anlayışı anlatılmıştır.

Yine bu bölümde keramet, rüya, ricalül-gayb, tevessül ve rabıta gibi konular tartışılmıştır. Çalışmaların devamı sırasında destek, teşvik ve yardımlarını gördüğüm meslektaşlarıma ve eserin okuyucu önüne çıkmasını sağlayan Ensar Neşriyat yetkililerine teşekkürü borç bilirim. Başarıya erdiren Allah Teala’dır. Prof. Dr. Hasan Kâmil Yılmaz

Tasavvuf Meseleleri - Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz Tasavvuf Meseleleri – Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz

İslâmcı Gençliğin El Kitabı – Kadir Mısıroğlu

Kadir Mısıroğlu [fotoğraf: © kadirmisiroglu.com]
Kadir Mısıroğlu [fotoğraf: © kadirmisiroglu.com]

Bu eserde yer alan makaleler, “İslam Davası”nın nail olabildiği nisbi bir hürriyet havası içinde ve o sırada neşvü nema halindeki “İslamcı Gençlik”e, zamanın ve mevcud bulunan mahdud imkanların azami bir itina ile kullanılması lüzum ve ehemmiyetini telkin etmek maksadıyla kaleme alınmıştı.

Onların “Sebil”de tefrika edilişiyle işbu surette kitaplaştırılışı arasında geçen kısacık müddet, terviç eylediğimiz “itidal ve “ihtiyat”ın değerini en münakaşa götürmez bir surette müşahhaslaştırmaya kafi gelmiştir.

Bununla beraber şimdi “Ah!.. vah!… ” etmenin hiçbir faydası yoktur. Geçen geçmiştir ve bir daha geri çevirilemez. Üstelik her olan da bir “kader icabı”, yani “kaza”dır. Ancak, bütün imkânları mazide kalmış addederek hal ve istikbali bomboş sanmak da -asla- doğru değildir.

Her anın icabı ve -azlık çokluktan kat’an nazar- imkanları başka başkadır. Mühim olan bunları değerlendirmesini bilmek; “maslahat”a göre hareket edebilmektir.

Bunun içinse, geçmişte yaşanılmış hadiseler ve onların muhtevasındaki “ibret dersleri” birer meş’ale gibidirler. Henüz yürünecek yollar için onların aydınlatıcılığından müstağni kalınamaz.

İslâmcı Gençliği El Kitabı - Kadir Mısıroğlu kitapları rihlekitap.com'da! İslâmcı Gençliği El Kitabı – Kadir Mısıroğlu kitapları rihlekitap.com’da!

Bugün şu Hizmetin her zamankinden daha fazla ehemmiyet taşıdığı pek nazik şartlar içinde bulunmaktayız. Böyle bir mevsimde “İslamcı Gençlik”in ikaz ve irşadına hasredilmiş bulunan işbu eserin yayınlanmasının müstesna bir değer taşıdığı muhakkaktır.

Ne yazık ki; kitap halinde neşri için O’nu tekrar gözden geçirirken -gayr-i müsaid gurbet şartları sebebiyle- gerekli bazı noktaları genişletmek imkânını bulamadık. Bunlar arasında bilhassa “İslam Dünya Görüşü”nün yeniden ve mufassal bir surette yazılamayışını ve bu kısımda yer alan hükümlerin ayet ve hadis olarak şer’i mesnedlerinin -dipnotlar halinde- gösterilemeyişini üzüntüyle kaydetmek isteriz.

Bu mühim işe, bir zamanlar “Sebil”de başlamış, araya giren bazı mâniler yüzünden bitirememiştik. Kitap halinde neşri esnasında da bu imkâna sahip olamayışımız şayan-ı teessüftür.

Umarız ki, naçiz eserimiz, bu gibi noksanlıklarına rağmen yine de faydalı olur ve pak gönülleri, İslâm adına hizmet ve mücahede aşkıyla yanan vatan evlatlarının yürümeye mecbur ve me’mur bulundukları yolları boğan sislerin dağılmasında -bir nebze olsun- fayda sağlar!… Ve minellahittevfik… Kadir Mısıroğlu

tarihinde gönderildi.

Son Gün 25 Şubat!

İndirimlerde Son 5 Gün!

12 Ocak’ta rihlekitap.com’da iki adet kitap kampanyası başlamıştı. Bütün Kitaplarımızdan oluşan set kampanyasında %35 ve Tasavvuf Seti kampanyasında ise %30* indirim yapılmıştı. Bu kampanyaların bitmesine son 5 gün kaldı. Bu kampanyalarda neler vardı? Sizler için setler hakkında kısa bir tanıtım yazısı hazırladık.  (Kampanya bitiş tarihi: 25 Şubat)

Tasavvuf Seti Kampanyası


Tasavvuf deyince aklımıza ne gelmeli? Tasavvuf’suz bir İslamî hayat mümkün müdür? “Evet”se nasıl, “hayır”sa
neden? Bu tür sorulara cevap bulabilmek için Rihlekitap.com olarak Tasavvuf konularını ihtiva eden eserlerimizi sizler için bir set haline getirdik. Tasavvuf Seti Orhan Çeker Hocanın Tasavvufî Meselelere Fıkhî Bakış adlı eseri, Ebubekir Sifil hocanın Hikemiyât adlı eserinden ve Birçok yazarın ilmî ve akademik makalelerinden oluşan ve Tasavvuf yazılarını ihtiva eden Rıhle Dergisi  Tasavvuf I ve Tasavvuf IIsayılarından oluşmakta.

Dergi içerisinden bazı makale başlıkları ve yazarları


  • “Hal” Olarak Tasavvuf – Ebubekir Sifil,
  • İbnü’l-Arabî ve İmâm-ı Rabbânî Mukâyesesi – Necdet Tosun,
  • MÜLAKAT: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi
Tasavvuf Seti Kampanyası
Tasavvuf Seti Kampanyası

14.Sayının Soruşturma’sından


Kimi zaman “Sahabe ve Selef’te var mıydı?” diye sorduk, kimi zaman sözü edildiğinde aklımıza hemen uydurma rivayetler geldi. Güzel çağrışımlar yaptığı da oldu zihnimize, son derece olumsuz yargılarla anıldığına da şahit olduk. Belki fikrî hayatımızın sarkaç gibi hep “uç”lar arasında git-geller yaşaması sebebiyle, belki gözümüze bat-ırıl-an örneklerin hep “uç”lardan oluşması dolayısıyla ye kökten reddetmeyi veya onun adına bize kadar intikal etmiş ne varsa olduğu gibi kabul edip benimsemeyi tercih ettik. Öyle veya böyle Tasavvuf İslam’ın derunî boyutu olarak hayatımızda hep var oldu. Zihnimizi uçlar arasında savrulmaktan koruması için işi ehline havale ve sözü kavanozu dışarıdan yalamakla yetinmeyenlere tevdi edelim istedik:
1. Tasavvuf deyince aklımıza ne gelmeli? Tasavvuf’suz bir İslamî hayat mümkün müdür? “Evet”se nasıl, “hayır”sa
neden?
2. Sahabe ve Selef döneminde Tasavvuf’un izini sürmeye çalışanları neler bekler?
3. Tasavvuf deyince bir kısım çevrelerde hemen akla gelen “rabıta”, “uydurma rivayetler”, “zühd adı altında
tembellik” gibi çağrışımlar hakkında ne söylemek istersiniz?
4. Tasavvuf’un muhtevası ve Tasavvuf ehlinin ahvali noktasında geçmişle günümüz arasında bir karşılaştırma
yapmanızı istesek?

Soruşturma konularına değinen kıymetli hocalarımız; Merhum Muhammed Emin Er Hocaefendi, Muhammed Tâhir Nûr Velî, es-Seyyid İbrahim el-Halîfe el-Ahsâî,Musab el-Hayr İdris Mustafa el-İdrisî

Kampanya 25 Şubat 2015 tarihine kadar geçerlidir. Kampanya ürünlerinin iç sayfalarını görmek ve kampanya koşulları hakkında bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Bütün Kitaplar Seti Kampanyasu


Tüm Kitaplar %35 İndirimli! - Rıhle Kitap
Tüm Kitaplar %35 İndirimli!

Ebubekir Sifil, Orhan Çeker, Salim Öğüt, Fatih Kaya, Murat Türker, T. Hakan Alp ve Serdar Demirel kitaplarından oluşan 27 farklı kitap, %35 indirimli set haline getirildi.

Rıhle Kitap’tan çıkan tüm eserler1)Sete Makâlâtu’l Kevserî ve Sana Dinden Sorarlar II dahil değildir. 25 Şubat 2015 tarihine kadar geçerlidir. Sette yer alan kitapların listesi aşağıdadır. Kitap isimlerinin üzerine dokunarak detaylı bilgi alabilirsiniz. 

Kampanya 25 Şubat 2015 tarihine kadar geçerlidir. Kampanya koşulları hakkında bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Dipnotlar   [ + ]

1.Sete Makâlâtu’l Kevserî ve Sana Dinden Sorarlar II dahil değildir.
tarihinde gönderildi.

Tasavvuf Setinde İndirim

Hikemiyât - Ebubekir Sifil | RIHLE Kitap | İstikamet Yazıları
Hikemiyât – Ebubekir Sifil

[dropcap]T[/dropcap]asavvuf deyince aklımıza ne gelmeli? Tasavvuf’suz bir İslamî hayat mümkün müdür? “Evet”se nasıl, “hayır”sa
neden? Bu tür sorulara cevap bulabilmek için Rihlekitap.com olarak Tasavvuf konularını ihtiva eden eserlerimizi sizler için bir set haline getirdik. Tasavvuf Seti Orhan Çeker Hocanın Tasavvufî Meselelere Fıkhî Bakış adlı eseri, Ebubekir Sifil hocanın Hikemiyât adlı eserinden ve Birçok yazarın ilmî ve akademik makalelerinden oluşan ve Tasavvuf yazılarını ihtiva eden Rıhle Dergisi  Tasavvuf I ve Tasavvuf II sayılarından oluşmakta.

Dergi içerisinden bazı makale başlıkları ve yazarları


  • “Hal” Olarak Tasavvuf – Ebubekir Sifil,
  • İbnü’l-Arabî ve İmâm-ı Rabbânî Mukâyesesi – Necdet Tosun,
  • MÜLAKAT: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi

14.Sayının Soruşturma’sından


Kimi zaman “Sahabe ve Selef’te var mıydı?” diye sorduk, kimi zaman sözü edildiğinde aklımıza hemen uydurma
rivayetler geldi. Güzel çağrışımlar yaptığı da oldu zihnimize, son derece olumsuz yargılarla anıldığına da şahit
olduk. Belki fikrî hayatımızın sarkaç gibi hep “uç”lar arasında git-geller yaşaması sebebiyle, belki gözümüze
bat-ırıl-an örneklerin hep “uç”lardan oluşması dolayısıyla ye kökten reddetmeyi veya onun adına bize kadar
intikal etmiş ne varsa olduğu gibi kabul edip benimsemeyi tercih ettik. Öyle veya böyle Tasavvuf İslam’ın derunî
boyutu olarak hayatımızda hep var oldu.
Zihnimizi uçlar arasında savrulmaktan koruması için işi ehline havale ve sözü kavanozu dışarıdan yalamakla
yetinmeyenlere tevdi edelim istedik:
1. Tasavvuf deyince aklımıza ne gelmeli? Tasavvuf’suz bir İslamî hayat mümkün müdür? “Evet”se nasıl, “hayır”sa
neden?
2. Sahabe ve Selef döneminde Tasavvuf’un izini sürmeye çalışanları neler bekler?
3. Tasavvuf deyince bir kısım çevrelerde hemen akla gelen “rabıta”, “uydurma rivayetler”, “zühd adı altında
tembellik” gibi çağrışımlar hakkında ne söylemek istersiniz?
4. Tasavvuf’un muhtevası ve Tasavvuf ehlinin ahvali noktasında geçmişle günümüz arasında bir karşılaştırma
yapmanızı istesek?

Soruşturma konularına değinen kıymetli hocalarımız; Merhum Muhammed Emin Er Hocaefendi, Muhammed Tâhir Nûr Velî, es-Seyyid İbrahim el-Halîfe el-Ahsâî,Musab el-Hayr İdris Mustafa el-İdrisî

Kampanya 25 Şubat 2015 tarihine kadar geçerlidir. Kampanya ürünlerinin iç sayfalarını görmek ve kampanya koşulları hakkında bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.