RIHLE Dergisi 18. Sayı – Râfıza vs. Ehl-i Beyt

RIHLE Dergisi 


Kapak Konusu: Râfıza vs. Ehl-i Beyt


Hazreti Peygamber’in (aleyhissalatu vesselam) ümmete bıraktığı iki emanetten biri olan evlad-ı resul, hiç kuşukusuz ahirette ümmetin kendilerine olan muhabbetine şahitlik ederek Muhammedu’l-Emin’in (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetinin de ‘emîn’ olduğunu ifade edecek.


Görsel temsilîdir. 


İstanbul, 2014 | 1. Baskı | 144 Sayfa

10.00 

Stok Kodu: RIHLE18 Kategoriler: Etiketler: ,

Açıklama

RIHLE 18. Sayısı: Ehl-i Beyt vs. Râfıza


Hz. Âdem (a.s)’dan Hz. Peygamber (s.a.v)’e kadar gönderilen tüm peygamberlerin (aleyhimusselam) ümmetleri içinden çıkıp, peygamberlerinin kutlu mesajını tahrif etmiş ya da o mesajın anlamını dejenere etmiş bir takım insanlar olagelmiştir.

Kur’an-ı Azimuşşan’ın tahrif tehlikesine karşı bizzat Rabbimiz tarafından koruma altına alınması, onun ifade buyurduğu anlamı sahih mecrasından saptırmak isteyeceklerin olmasına engel değildir. Nitekim tarih boyunca tüm bid’at fırkalar bu yolu denemiş, hadisleri devre dışı bırakarak Kur’an’a kendi inanç ve kanaatlerini söyletmeye çalışmışlardır.

Bu bağlamda en etkili olmuş bid’at fırka olarak Şia’yı görmek şaşırtıcı değildir. Özellikle son asırda Ümmetin yaşadığı problemler göz önüne alındığında, sıkıntıların sadece dış kaynaklardan doğmadığını, aynı zamanda içsel bazı hastalıkların da Ümmet bünyesine zarar verdiğini müşahede etmek mümkündür.

Bu ve daha birçok sebepten dolayı RIHLE, bu sayısını Şia’ya ayırdı. 

RIHLE Dergisi 18.Sayı Ehl-i Beyt ve Râfıza

Ebubekir Sifil hoca, İmâmiyye Şiası‘nın etkin propagandası sonucunda ‘Şia’ ve ‘Ehl-i Beyt’kavramlarının adeta eş anlamlı hale gelmiş olduğunu belirttiği makalesinde, Râfızilik ideolojisini benimsemenin; Ehl-i Beyt’i sevmenin, onlara tabi olmanın ve onların hukukunu korumanın olmazsa olmaz yolu olarak sunulduğunu söylüyor. ‘Ehl-i Beyt ve Râfıza’ başlıklı makalesinde hoca, Sünnîliğin de Ehl-i Beyt düşmanlığının adı olarak lanse edilmekte olduğunu, Ehl-i Sünnet’i düşman olarak görüp onlara buğz  etmenin Ehl-i Beyt muhabbetinin tabii ve gerekli
neticesi olarak gösterilmekte olduğunu ortaya koyuyor.

Abdulcabbar Adıgüzel, İmâmiyye’de beş temel inanç esası olan tevhid, adâlet, nübüvvet, imâmet ve meâd’ı incelediği ‘Şiîlikte İnanç Esasları’ başlıklı makalesinde, Şia’yı farklı kılan; Allah’ın sıfatlarının zâtı ile aynı olması, ru’yetullah’ın imkânsızlığı, Kur’an’ın mahlûk olması ve bedânın kabul edilmesi gibi meseleleri inceliyor. Ayrıca Şia’nın Mu’tezile ile olan ilişkisini de mezkûr konular bağlamında irdeliyor.

Prof. Dr. Metin Bozan hoca Şiî temel kaynaklara dayanarak hazırladığı ‘Oniki İmamcı Şia’nın Oluşum Süreci’ başlıklı çalışmasında Şia mezhebinin oluşum ve kurumsallaşma sürecini imamet nazariyesi merkezli olarak ele alıyor ve imamet teorisi ile ilgili unsurların izini buradan takip ediyor. Dr. Fatih Yücel hoca ise Şia’da ortaya çıkan bir ayrışmayı ‘İmamiyye-Zeydiyye Polemikleri’ başlığı altında inceliyor. Bu bağlamda İmamet nazariyesi, Kur’an’ın sübutu, Sünnet anlayışı, mut‘a nikâhı ve abdestte ayakların yıkanması gibi konularda yaşanan tartışmalara makalesinde yer veriyor.

Suriyeli âlim Abdulkadir Muhammed el-Hüseyin hoca ise çok önemli bir konuyu, Ehl-i Sünnet-Şia ilişkilerinin makul seviyeye gelebilmesinin imkanlarını Şia ve Tashih isimli kitaba yaptığı değerlendirmeyle sorguluyor. Hocanın ‘Şia ve Tashih -Şia ile Teşeyyu Arasındaki Mücadele- İsimli Kitaba Dair’ başlıklı makalesini bu gözle değerlendirmek gerek.

Bu sayımızda Ürdün’de ikamet etmekte olan Şeyh Ahmed Cemmâl el-Hamevî hoca ile Şîa üzerine esaslı bir mülakat okuyacaksınız. Fikret Çetin’in yaptığı bu mülakat, hem Şia’nın tarihsel tavırlarını hem de aktüel tercihlerini anlamak için başvuru kaynağı olmaya aday…

Ayrıca bu sayıda soruşturma bölümümüze katkı veren Doç. Dr. Serdar Demirel hocanın yanı sıraAbdulkadir el-Hüseyin hocanın soruşturma cevaplarını Türkçe ve Arapça olarak istifadenize sunuyoruz. İntikad bölümümüzde ise Yrd. Doç. Dr. Ahmet Tahir Dayhan hocanın ‘Sahâbeyi Ötekileştirmek Üzerine’ başlıklı değerlendirmesini bulacaksınız. Dayhan hoca çalışmasında, ilk önceleri kendini Ehl-i Sünnet sanan –hatta Tunus’ta İhvan-ı Müslimin’in ilk kurucularının içinde de yer alan- fakat daha sonra hidayete ererek (!) Şiî olan Muhammed et-Ticânî es-Semavî’nin hidayetini (!) ve hidayetine neden olan (!) argümanları değerlendiriyor. Şia’nın teo-politik yayılmacılığının entelektüel/ilmî altyapısı olarak kullanılan es-Semâvî’nin eserlerinin -ya da hidayet (!) serüveninin- ilmî ve sahih bilgilerden ne kadar uzak olduğunu, ayet ve hadislerden cımbızlama ve yönlendirme yöntemi ile ne kadar fasit görüşün çıkarıldığını görmek açısından ibret verici bir durum.

Bu sayımızda ayrıca Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan hocanın Hz. Aişe validemizden bir rivayetle yapılan Sünnet tanımını değerlendirdiği ‘Hz. Aişe’nin Yanlış Değerlendirilen İki Sözü: Pek Veciz Bir Sünnet Tarifi’ başlıklı yazısı ile Mustafa Özcan’ın Şiî yayılmacılığın bölgesel ve uluslararası etkisini incelediği ‘Paralel Mezhep Ortadoğu’yu Kuşatıyor’ başlıklı yazısını da bulacaksınız.

Ek bilgi

Ağırlık0.350 kg

Tüm kredi kartlarına, vade farksız peşin fiyatına 5 taksit.

 

İncelemeler

Henüz yorum yapılmadı.

“RIHLE Dergisi 18. Sayı – Râfıza vs. Ehl-i Beyt” için yorum yapan ilk kişi siz olun

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir