• Bu çalışmada İmam Suyutî’nin “el-Cami’us-Sağîr” isimli eserindeki nehy hadisleri bölümü üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Eserde kullanılan hadislerin hem sıhhatlerine bakılmış hem de başka kaynaklardaki yerleri tespit edilmeye gayret edilmiştir. Konu başlıklarından sonra hadislere geçmeden önce konu ile ilgili ayetler verilmiştir. El-Cami’us-Sağir’da ele alınan konularla ilgili benzer birçok hadis olmasına rağmen; mükerrer olan hadisler verilmemeye ve hadislerin içerisinde sahih olanlar kullanılmaya gayret edilmiştir. Hadislerin şerhleri yapılırken yer yer konu ile ilgili ayetlere ve muhaddislerin meşhur eserlerine başvurulmuştur. Bölümlerin sonlarına ise konu ile ilgili özet bilgiler verilmiştir. Bu eserin yayımlanmasından amaç Hz. Peygamberin (s.a.v) bizleri sakındırdığı konuları bilmek ve bunlardan uzak durmanın çarelerini aramaktır. Küçükte olsa Hz. Peygamberin (s.a.v) hadislerinin öğrenilmesine, dikkate alınmasına ve yaşanmasına katkısının olması hepimize mutluluk vesilesi olacaktır.
    Quick View
  • İslam hukukunun esas kaynakları olan Kur’an ve Sünnet, Müslümanların hayata, eşyaya ve ilme bakış açılarını şekillendiren aslî unsurlar olduğundan teklîfî hüküm terimlerinin doğuşunda da belirleyici role sahip olmuştur. Bununla birlikte Kur’an ve Sünnet’te teklif bildiren hükümler, fıkıh usûlü kaynaklarında ele alındığı şekliyle farz, vacip, mendub, haram, tahrîmen mekruh, tenzîhen mekruh ve mübah terimleriyle ifade edilmemiştir. Bu terimler, fakihlerin Kur’an ve hadislerdeki ifadelerin ve sahabenin, tâbiînin ve müçtehid imamların kullandıkları kavramların üzerinde yoğunlaşan çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Konuyla ilgili muhtelif çalışmalar yapılmış olmakla birlikte bu terimlerin doğuşuna yön veren Kur’an, Sünnet, Sahabe, tâbiîn ve müçtehid imamların sözlerindeki kullanımlardan başlayarak özellikle ilk beş asır fıkıh usûlü eserlerinde terimlerin gelişim seyrini izlemeyi hedefleyen müstakil bir çalışmaya rastlayamadık. Bu sebeple fıkıh düşüncesinin ve fıkıh tarihinde terimleşme süreçlerinin gelişim seyrine ışık tutma açısından katkı sağlayacağını düşünerek elinizdeki çalışmayı kaleme aldık. Bu yönüyle eser hem bir usûl hem de bir hukuk tarihi olma niteliği taşımaktadır.
    Quick View
  • Müslümanca düşünemeyen toplumlar, önce ahlakî bir yozlaşmaya maruz kalır, birkaç nesil sonra da deizme veya ateizme kayarlar. Müslümanca düşünmeyi başaramayanların, Müslümanca yaşamaları ve uzun vadede Müslüman kalmaları da mümkün değildir. Dolayısı ile Hayatı Müslümanca Okumak bizim için tabiri caizse bir beka meselesidir.


    Kur’an’ın ilk inzal olan ayetlerinin başında “ikra” yani “oku” buyrulmuştur. “Nasıl okumalıyız?” sorusuna da “bismi Rabbike” yani “Rabbinin ismiyle” diye cevap verilmiştir. (Bkz. Alak, 1) Bu ayet Müslümanların hayatı okuma modelini ortaya koymaktadır. Demek ki biz Müslümanların hayatı okuma modeli alelade bir okuma modeli değil, Rabbimizin isminin merkezde olduğu bir okuma modelidir.


    Dolayısı ile bizler hayata ve olgulara bakarken, onu anlamlandırırken herhangi bir insan gibi ya da bir gayr-i müslim gibi değil kendimize has bir şekilde ona bakarız. Bizim din ve dünya görüşümüz onlarınkinden çok farklıdır.


    Biz hayatı ve olguları Rabbimizin adıyla okuruz. Rabbin adıyla okumak demek, ahlaktan hukuka, ekonomiden iktisada, sağlıktan ticarete, eğitimden yönetime kadar istisnasız hayatın her alanında Rabbimizin ölçülerini dikkate alarak okumak demektir.


    Bu mütevazı çalışma ideolojilerin, izmlerin ve birtakım düşüncelerin zihinleri lekelediği bir çağda, ifrat ve tefrite düşmeden Müslümanca düşünmenin imkanlarını arayan bir çabanın, bir anlam arayışının ürünüdür. Rabbimizden bu çalışmanın insanlara ulaşmasını ve faydalı olmasını dileriz.

    Quick View
  • Ebu Hureyre (r.a.) Allah Resulü’nin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. “Mü’minin mü’min üzerinde altı hakkı vardır:

    1- Hasta olduğunda onu ziyaret eder,

    2- Öldüğünde cenazesinde bulunur,

    3- Davet ettiğinde , davetine icabet eder,

    4- Karşlaştığında ona selam verir,

    5- Aksırdığında ona ‘Yerhamükellah!’ der,

    6- Uzakta da olsa yakında da olsa ona nasihat eder”

    | Tirmizi, 2737; Nesai, Cenaiz 52/3

    Quick View
  • “Kardeşlerim! Size Hint kıtasının bir sesi olarak sesleniyorum. Filistin’in işgal edilmesi üzerine bütün Müslümanların olağanüstü bir hayat yaşamaları ve sürekli hazırlıklı olmaları gerekirdi. Yüce Allah’ın onlara helal kıldığı zevkleri bile kendilerine yasaklamaları gerekirdi. Zafer kazanan başarılı ordular tarihte hep böyle yaptı. Hindistan’da üç buçuk asır hüküm süren Moğol devletinin kurucusu Babür beraberinde yirmi bin savaşçı bulunarak meydana çıktı. Düşmanı Rana Sanga içinde iki yüz bin savaşçının bulunduğu büyük bir orduyu komuta ediyordu. Ne yaptığını biliyor musunuz? Babür, şaraba düşkün biriydi. İçmeden duramıyordu.Tarihte onun şaraba düşkün olduğu bilinir. Çarpışma alanında biranda durdu ve Allah’a tevbe etti.”Ey Allah’ım! Ben kendime şarabı yasaklıyorum ve artık onu kendime yaklaştırmayacağım” dedi. Haramlardan ve çirkin işlerden uzaklaştı. Sonra savaşa daldı, hedefine odaklandı ve kendini meşgul eden bütün engellerden kurtularak düşmanla çarpıştı. Böylelikle büyük bir zafer kazandı. Mimari ve sosyal eserleri hâlen kalıcı bir şekilde ayakta duran bu büyük devleti kurmayı başardı. İşte işi ciddiye alan şahıslar, milletler ve ordular ciddi iş yapar ve netice alırlar.

    Quick View
  • İslâm dünyasının hemen her bölgesinde, asırlardır âlimlerin ve ilim talebelerinin olduğu kadar, Rasûlullah Efendimiz’in (s.a.v) hadislerini okuyup hayat düsturu edinmek isteyen her Müslümanın başucu kitabı olan Riyâzü’s-Sâlihîn, İmam Nevevî’nin en önemli eserlerindendir.


    “Bu eser, insanlara dünya ve âhiret saadetini kazanma yollarını gösterecek, zahirî ve bâtınî edepleri elde etmelerini sağlayacak, iyiyi ve güzeli teşvik ederek, kötüden ve çirkinden uzaklaşmayı temin edecek sahih hadislerden oluşan muhtasar bir kitap olacaktır.”


    Yaşadığı dönemde (1233-1277) ilim adamı hassasiyetini hep ön plânda tutarak, İslâm’ın sancaktarlığını üstlenmiş olan İmam Nevevî’nin, Riyâzü’s-Sâlihîn’in önsözünde dile getirdiği yukarıdaki sözler, eserin değerini özellikle günümüz için bir kat daha artırmaktadır.


    Sözün özü; Riyâzü’s-Sâlihîn, her Müslüman ailenin evinde bulunması gereken bir kaynak eserdir. Kelimenin tam anlamıyla müttakîler için bir sığınma ve sâlihler için bir bahçedir.

    Quick View
  • Eserin Tam İsmi: Halifeler Tarihi (Tarihu’l Hulefa)


    Suyuti’nin en meşhur eserlerinden birisi halifeler tarihini [Tarihu’l-Hulefa (Menahilüs-Safa bi-Tevarihİ’l-Eimme ve’l-Hulefa)] ele aldığı kitabıdır. Bu kitabında başlangıcından kendi dönemine kadar yaşamış olan halifelerin tarihi hakkında muhtasar bilgiler vermektedir. Özellikle çerçeve bilgiye ihtiyaç duyanlar için okuyucunun ilgisini çekecek bir çalışma ortaya koyduğu görülmektedir. Elinizdeki kitap, Hz. Ebu Bekir döneminden başlayarak yaşadığı döneme kadar yaşamış olan halifeler hakkında kronolojik sırasıyla bilgi veren bir eserdir. Derli toplu olması ve kronolojik olarak hazırlanması bu eserden kolaylıkla yararlanmayı mümkün kılmaktadır. Onun yaşadığı dönemde Abbasi halifesi Kahire’de yaşıyordu. Kitabın girişinde Abbasî hilafetini övücü, Emevi hilafetine uyarıcı bir anlatıma sahip olduğu görülür. Halifeleri kronolojik olarak anlattıktan sonra kitabının sonunda Endülüs Emevileri ve Fatımi devletleri gibi birkaç devlet hakkında bilgi vermektedir. Beşer ürünü olan her kitabın olduğu güçlü tarafları olabildiği gibi zayıf tarafları olabilir; katıldığımız yönleriyle birlikte eleştirebileceğimiz yönleri bulunabilir. Önemli olan, okuma amacımızın bilincinde olarak kitabın dünyasına girmek ve kritik ederek okumaktır. Bu şekilde okuduğumuzda kitaptan daha çok yararlandığımızı ve okumalarımızın zihin dünyamızı zenginleştiren birer tuğla olarak manevi dünyamızı inşamıza katkıda bulunduklarını görürüz.

    Hayırlara ve yeni çalışmalara vesile olması temennisiyle sizi kitabın dünyasına davet ediyorum.

    | Prof. Dr. Adnan Demircan


    Asalet Yayınları | Cildli | İstanbul, 2018 | 1. Baskı | 623 Sayfa

    Quick View
Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.
X
0