• Tasavvufî hayâtın hedefi ilâhî bir güzellik arayışıdır. Cemâl-i mutlak’a ve hüsn-i mutlak’a ermek, tasavvufun insanları ulaştırmak istediği nihâî gâyedir. Ancak bu gâyeye ulaşmak için geçilecek olan güzergâhlarda pek çok tuzaklar bulunmaktadır. Bu tuzakların en büyüğü insanın kendi içindeki nefs tuzağıdır. Onu aşıp vuslat sâhiline varabilmek kolay değildir.

    İnsanımızın uzun uzun kitap okumaya vakit bulamadığı çağımızda, tasavvufî konudaki sorularına da kolayca cevâb bulmak gibi bir arayış içerisinde olduğu gözlenmektedir. Bu maksada hizmet etmek için hazırlanan elinizdeki eser, tasavvufî hayâta dâir 300 soru ve cevâbından oluşmaktadır.

  • Derviş Keşkülü – Necdet Tosun

    18.50  14.00 

    Tasavvuf ve dergâh kültürümüze dair muhtelif yazılardan oluşan ve Derviş Keşkülü adıyla okuyucuya sunulan bu eser, sufilerin düşünce dünyası ve gelenekleri hakkında faydalı ve önemli bilgiler sunmaktadır.

    Tasavvuf kültüründe çiçek konusuyla başlayan eser, İslâmiyet’in yayılmasında sufilerin rolü, tasavvuf ehlinin miracı, sufi gözüyle hac, hoşgörü, tekke yemekleri, aşure gelenekleri, tasavvuf kültüründe meyve, Yesevilik’te zikir, Üveysilik ve rabıta gibi konularla devam etmekte ve Bandırmalı iki Allah dostunun hayatından çizgilerle sona ermektedir.

    Bir keşkül misali, farklı konuları ihtiva eden eser, değişik çiçeklerden muhtelif tat ve kokular derleyen bir arının balı, ya da bir trenin penceresinde seyredilen farklı manzaraların zevki gibi okuyucuya tasavvufun tadını hissettirmek ve değişik boyutlarını tanıtmak gayesiyle kaleme alınmıştır. Gönül dünyamızda yeni bir kandil olması umuduyla.

  • Ramazanoğlu Mahmud Sami Hz.leri tarafından tertip edilmiş, ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde yer alan dua ve zikirler. Peygamberimiz’in hayatı, yaşanan her anı dualarla dokumanın mümkün ve hatta elzem olduğunu gösteren tarihi bir vesika olarak önümüzde durmakta…

    O, “dua ibadetin özüdür” diye tenbih eder ümmetine. Herhalde bu nebevi işareti en iyi idrak edenler Allah dostlarıdır. Dua ve icabet, Allah’la kul arasındaki münasebetin özeti… Dualar ve Zikirler adlı sevimli kitapçık merhum Üstaz’ın hayatının hülasası. Elinizdeki dualar demeti merhum müellifinin günlerini Peygamberî bir üslüpla yaşadığının delili ve aynı hassasiyeti taşımaları yönünde sevenlerine tavsiyesi mahiyetindedir….

    Abdest alırken dua, eve girerken dua, yola çıkarken dua… Kandil gecelerinde dualar. Bollukta dua, darlıkta yakarış…

  • Gözümün Nuru Namaz

    22.00  16.50 

    Namaz, Cenâb-ı Hakk’ın sadece müslümanlara ikrâm ettiği mânevî bir nîmetidir. Rûhun gıdâsı, kalblerin şifâsı ve dertlilerin devâsı olup insana sıhhat, neşe ve zindelik verir.
    Namaz, mü’minin mirâcı olup, kulu Allah’a yaklaştıran, rûhen arındırıp yücelten, bir ibâdettir.
    İnsanın Allah indindeki değeri, namaza verdiği değer kadardır.
    Namaz, gözümüzün nûru, gönlümüzün sürûru ve huzûrudur.
    Bir hadîs-i şerîflerinde:
    “Dünyâdan bana üç şey sevdirildi:
    Sâliha kadın, Güzel koku ve Gözümün Nûru Namaz.” diye buyurmuşlardır. Sevgili Peygamberimizin namazdan bahsederken “Gözümün Nûru” tâbirini kullanmaları, bu ibâdetin kudsiyyetine, önemine ve şerefine işârettir.

  • Gül’ün Gülleri – Adem Saraç

    30.00  22.50 

    Bilindiği gibi gül, güzelliği ve zerafeti temsil eder. Herşeyden önce sevgilidir gül; bütün güzellikler ona yakıştırılır.
    İslam edebiyatı ve tasavvufunda Efendimizi temsilen sembol olarak gül kullanılmıştır.

    Gül, aynı zamanda aşkı, muhabbeti de temsil eder. Bütün bunlar Peygamber Efendimiz (s.a.)’de fazlasıyla mevcut olduğu için O’na “Gül”, sevgili kızlarına da”Güller” dedik. Böylece “Gülün Gülleri” oluştu.

  • Adem Saraç’tan Hz. Vahşi’nin hayatında tablolaşan bir hasretin hikayesi.
    Aldanışların girdabına düşmüş bir ömür düşünün. Esaret zincirinin muazzam cürümler işlettiği Vahşi’nin hayatını… Bir gün ruhunu ve bedenini saran tutsaklığı söküp alıyor. İslam’ın ruhları dirilten iklimine koşuyor.Yüreğindeki zindanlar aydınlanıyor birden. Bir ışık doğuyor içine; acaba diyor, acaba? İki Cihan Güneşi’nin nazarları değer mi gözlerime? Doya doya bakabilir miyim nur yüzüne? Hayali cihana değer bir tebessüme nail olabilir miyim? Yazık ki bir uyarı gelip çatıyor önüne: Ve o, Gül Yüzlü’nün yakınında iken Gül Yüzlüye Hasretle geçiyor günleri… Vahşi (r. a)ın ızdırabı, içimi burkar diye endişe etmeyin… Eminiz ki onun kararlı duruşu içinizi ısıtacak. İslam olmakla aydınlanan yüzü şavkıyacak hayalinize. Rasûlullah’ı uzaktan görmek için ışıyan gözlerinden bir umut ışığı doğacak yüreğinize. Artık onun sadece adı Vahşi. Yüreği, kimliği asırları aydınlatan bir Hazret… Hazreti Vahşî’nin aziz hatırasını okumak ister misiniz?

  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) halife seçildiğinde minbere çıktı ve ilk nutkunu şöyle söyledi:

    “– Ey nâs!…
    Sizin en iyiniz olmadığım halde sizin başınıza geçmiş bulunuyorum. Vazifemi yollu yolunda îfâ edersem bana yardım ediniz. Yanılır isem bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk emânet, yalancılık hıyânettir. İçinizdeki zaîf hakkını alıncaya kadar nazarımda kuvvetlidir. İçinizdeki kuvvetli de, ondan başkasının hakkı alınıncaya kadar zaîftir.
    Bir millet Allah yolunda cihattan fâriğ olursa o millet zillete dûçar olur. Bir millette fenalık revaç bulursa bütün millet belâya uğrar. Ben, Allah’a ve Peygamber’e itaat ettikçe siz de bana itaat ediniz. Ben Allah’a ve Peygamber’e isyan edersem sizin bana itâatınız lâzım gelmez. Haydi namazınıza, Allah Teâlâ cümlenizi rahmetine lâyık kılsın…”
  • İslâm askerleri Hz. Hâlid bin Velid’in imâmetiyle sabah namazını kıldılar. Hz. Seyfullah atına binerek askerlere hitaben:

    “– Askerler! Rumların hayatı sevdiği kadar, ölüme muhabbet ettiğinizi bilirim. İşte bir elimde seyf-i meslûl-i şeriat, önümde livâ-i Muhammedî duruyor. Sizi ilây-ı kelimetullah’a davet ediyorum.

    Bugün mücâhidlerin ruhâni sesleri, düşmanların kulaklarını dehşetle dolduracaktır. Daha henüz yaraları kapanmamış vücudumun ra’şeleri, kalbimin mukaddes darabatı bu çarpışmaya atılmaktan beni asla menedemez. Haydi sizi göreyim, din arslanları; Peygamberimizin sıdk-ı nübüvvetini, dinimizin ulviyetini, fedakârane bir surette beşeriyet âlemine gösterelim. Ölümden korkmanın hayata hiç bir fâidesi yoktur. Maksadımız, Cennetin bahçeleri ve dünyanın âli kâşâneleri değil; ancak Allah’ın rızasıdır.

    Yürüyünüz!…Varsın, bu sahralar, İsm-i Celâl ile inlesin! Beşeriyet huzur bulsun!…”

  • Hz. Ömer -radıyallahu anh- bir kıtlık zamanında bir deve boğazlayıp, Medine fukarasına ulaştırılmasını istemişti. Meğer hizmetçi, o devenin iyi etlerinden bir parça alıp Halife için hoş bir yemek pişirmişti. İftar zamanında huzuruna getirdikte;
    – “Bu neredendir?” diye sual etti.
    Hizmetçi de:
    – “Ya Emirel-Mü’minin! Dünki boğazlanan devenin etindendir.” deyince, hali değişti ve ağlayarak dedi ki:
    – “Vay benim gibi valiye ki, fukaraya etin kemiğini ulaştırıp, kendisi için iyisini alıkorlar. Ey hizmetçi! Bir daha böyle yapma. Bu yiyeceği kaldır, fukaradan ehl ü iyali olan bir kimsenin evine götür, yesinler. Bana da yine evvelki gibi yiyecek getirin. Halifeye ayda bir kere et yemek kifayet eder.”
    Hizmetçi de eti, sofrası ile bir ehli beyte ulaştırdı. Halife ise adet üzere hizmetçinin getirdiği kuruca ekmek ile bir miktar zeytin yağını ekmeğine katık edip ham eyledi.

  • Allah -celle celâlühû- hazretleri Yâkub ve Yûsuf’a şiddetli bir gam ve büyük bir üzüntü takdir buyurdu ki, bütün acılığına rağmen sabretsinler de Allah’a inâbeleri çok olsun, her zaman Hakk’a dönsünler ve onunla berâber olsunlar, mâsivâya olan alâkaları kesilsin de yüksek derecelere vâsıl olsunlar. Öyle dereceler vardır ki, onlara ancak mihnet ve meşakkatlere tahammül etmek sûretiyle vâsıl olunur.
    Yûsuf’un oniki sene hapiste bırakılmasının hikmeti, onun zât ve sıfatının halvet, riyâzat, meşakkat ve mücâhedât ile kemâle erdirilmesi içindir. Yûsuf babasının yanında kaldığı takdirde bunların tahakkuku müyesser kılınmayacaktı. Bu hikmete binâen nebîler, kendi vatanlarından uzaklara, bir zamana kadar birer garip olarak sevk olunmuşlardır.

  • Hz. Ali kerremallahu vecheh buyurdu ki:
    Ey Oğul!
    Herşeyden önce Allah’dan hakkıyla kork. Bütün emirlerini yerine getir. Onu anmakla kalbini yaşat ipine sımsıkı sarıl. Eğer tutunursan Rabbinle aranızdaki bağdan daha kuvvetli hangi bağ bulunabilir?
    Ciddi olarak ölümü an ve ölümü anmakla kalbini yaşat. Her şeyin yok olacağını bil ve kalbini de yoklukta karar kılacağını ona bildir.
    Bilmediğin şey hakkında konuşma. Vazifen olmayan şeye karışma. Ve her işi kendi ehline bırak.
    İyiliği emret ki iyilik ehlinden olasın. Kötülüğü elin ile ve dilin ile ortadan kaldırmağa çalış.
    Allah yolunda hakkıyla çalış. O’nun uğrunda mücahede ve mücadele etmekten çekinme. Herhangi bir kimsenin ağır sözleri seni yolundan alıkoymasın. Nerede olursan ol, Hakka ulaşmak için bütün güçlükleri aşmağa çalış..

  • Hazreti Osman bir hutbesinde şöyle dedi:
    “Ey insanlar! Allah’a muhalefetten sakınınız. Çünkü Allah’a muhalefetten sakınmak bir ganimettir. En akıllı insan, kendisini hesaba çeken, kendini iyi idare eden, ölümden sonrası için amel yapan ve kabrin karanlığı için Allah’ın nurundan faydalanandır. Kul, gözleri gördüğü halde Allah’ın kendisini ama olarak haşretmesinden korksun! Hikmetten anlayana manalı bir söz kafidir. Ma’nen sağır olanlar zaten hakkı duyamaz.
    Aziz ve Celil olan Allah, size ahireti kazanmanız için dünyayı vermiştir. Dünya fani ahiret ise bakidir. Fani olan dünya sizi şımartıp da baki olan ahiretten alıkoymasın. Dünya yok olup gidicidir, sonunda varılacak yer, Allah’ın huzurudur.
    Allah korkusu, insanı onun gazabından koruyan bir kalkan ve rızasını kazanmaya bir vesiledir. Hadisler karşısında Allah’tan korkun, cemaata sarılın, fırka fırka ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. İz birbirinize düşmandınız da Allah sizin kalplerinizi kaynaştırdı ve onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz.”


    Dört büyük halîfe. İslam’ın Peygamberimiz’den sonraki temel kaideleri. Yakınlık kelimesinin olanca sıcaklığıyla Efendimize yakın olmuşlar. O seçkin halîfeler, hayâtı nasıl yorumlamış dersiniz? İnsanlarla münasebetlerinde öne çıkan nedir? Eşyaya bakışları nasıl olmuş? Aile efradına, yakın çevresine, umum müminlere vermek istedikleri mesaj nedir? Hulefâ-yı Râşidîn’in hayatlarından seçilmiş menâkıbı. merhum Üstad Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun vecîz üslubuyla yeniden okumaya var mısınız?

  • İbret Işıkları

    22.50  17.00 

    Eserin Orjinal İsmi: Tarihten Günümüze İbret Işıkları

     

    Bu kitapta cihangir bir imparatorluğunun cihana hükmeden sultanlarının bir kısmını bulacak, onların hakim oldukları beldelerde rıza-yı ilahi için yaptıkları merhamet, şefkat ve muhabbet dolu hizmet ve kahramanlıklarını, topluma yön veren nasihat ve fiillerini, tarihe bir armağan olarak bıraktıkları hayat hikayelerinin hikmet ve ibretli yönlerini, hulasa onların örnek şahsiyetlerini sergileyen gönül alemlerine aid satırları okuyacaksınız.

    Onların dört yüz atlı ile kurduğu şanlı devlet, ulu bir çınar olmuş, dalları üç kıt’ayı gölgesine almış ve altı asır şerefle yaşamış, sonra da ardından birçok yetim devletçilik bırakmış ve tarih isimli kabristanda şanlı bir türbe şekline bürünmüştür. Şimdi bize düşen, bu şanlı türbenin layık bir türbedarı olmaktır.

  • Allah’ım!.. Bu kitabı okuyan herkes, Sen’den haber alsın, Sen’i tekrar düşünsün, Sana daha çok yaklaşın… Kudret Sen’indir. Bu kitabı eline alan, okuyan ve okutan kimseler; hiç ummadık hayırlar içinde kalsınlar da, Sen’in yolunda Sen’in uğrunda darmaduman, pesperişan olsunlar. Özellikle ve öncelikle, “Bu ne biçim duadır?” diyen kulların için kabul eyle Allah’ım!

  • Birer hanım olarak da hakîkatlerimiz var. Bir kardelen çiçeği gibi narin, hassas, duygulu, azimli ve çekici olmak gibi… Fakat yüce Allah azze ve cellenin bize hediye ettiği bir vasıf var ki, son derece kıymetli: Annelik. Dikkatle baktığımızda, fıtratımızdaki tüm özelliklerin, iyi anne olabilmemiz için verildiğini görürüz. Şefkatin, sabrın ve sevginin kalbimizde bu kadar yoğun olması, bir insanı lâyıkıyla yetiştirebilmemiz için…

    Eğer, anneliğin erişilmesi en zor kariyer olduğunu unutmamışsak, ne güzel. Evet. Ulaşılması en zordur, zira sadece Allah’ın lûtfetmesiyle mümkün olur. Hiçkimse, kendi çabalarıyla anne olmaz. Bir hanımın mutluluğu, anne olduğunda kemâl bulur. Yaratılış gayesine uygun bir hayatı benimseyen her kadın, anne olduğunda bir nevi taçlanır.

    O tacın hakkını vermek için, anneliğin son derece önemli ve ulvî bir meslek olduğunu unutmamak gerekir. Bu kitap size, mesleğin kadrini ve inceliklerini hatırlatmakla kalmayacak, nasıl başarılı olabileceğinize dair de ipuçları verecektir.

  • Marifet Yolu – Ahmed er-Rifai

    22.50  16.00 
    Prof.Dr. Hasan Kâmil Yılmaz Hoca’nın temiz tercümesi ile yayın hayatına kazandırılan Ahmet Er- Rıfâî’nin bu müstesna eseri, Tasavvuf yolunda ilerlemek isteyen bir insana adeta pusula vazifesi görmektedir. Bilginin sözünün bittiği yerde marifet ehlinin sözleri devreye girer. İşte bu kitap, İrfan yolunun çetin kavşaklarında adeta insana bir kandil gibi aydınlık sunacaktır.
    Ulema lisanıyla konuşacağınız zaman, kalplerinizi ve azalarınızı Latîf ve Habîr olan Allah’ın hoşuna gitmeyecek her şeyden muhafaza etmiş olmalısınız.
    Allah ile hüsn-i hâl üzere olmalı, insanlara ve kendinize karşı daima iyi davranmalısınız. Halvette ve celvette, ölüm anında ve öldükten sonra dirilme ile sual zamanında, daima hüsn-i hal üzere bulunun. Çünkü amel defteri, büyük küçük hiçbir şeyi bırakmadan hepsini sayıp döker. Allah kalplerinizdekini ve göz ucuyla olan bakışlarınızı dahi bilir.
  • Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi’nin Takdimi ile… Halime Demireşik’in kaleminden… Peygamber Efendimizin örnek âile hayatına bir bakış!.. “Peygamber Efendimiz, âile yuvasında nasıl bir zevc idi? Hanımlarına nasıl muâmele ederdi? Hanımları kimlerdi? Ne gibi özellikleri, farklılıkları ve ortak yönleri vardı? Peygamber Efendimiz ile zevceleri arasında ihtilaflar olmuş muydu? Olduğu zamanlarda bu problemler nasıl çözülmüştü? Kısacası her hâliyle bizlere örnek olan Peygamber Efendimizden, günümüzde giderek sarsılan âile ve cemiyet hayatımıza ne gibi örnek ve ibretler çıkarmak mümkündür?”

  • Nebiler Silsilesi Ders Kitabı – 1

    14.00  10.00 

    Kur’ân-ı Kerim’de mübarek isimleri geçen peygamberlerin hayatından hikmet ve ibret tabloları. Nebîler Silsilesi’nden ihtisar edilerek ders kitabı formatında hazırlanan iki cilt ve bunlara ait soru kitapçıkları. Hz. Mevlânâ der ki; “Kur’ân-ı Kerîm peygamberlerin hal ve evsafından ibarettir. Onu huşû ile okuyup tatbik edersen, kendini nebîlerle, velîlerle görüşmüş farz et.” Bu kitaplar Kur’ân kurslarında okuyan, ilim ve irfan yuvalarında tahsil gören gençlerimizle onları eğiten hocalarımızın istifadesi için hazırlandı.

  • Nebiler Silsilesi Ders Kitabı – 2

    14.00  10.00 

    Kur’ân-ı Kerim’de mübarek isimleri geçen peygamberlerin hayatından hikmet ve ibret tabloları. Nebîler Silsilesi’nden ihtisar edilerek ders kitabı formatında hazırlanan iki cilt ve bunlara ait soru kitapçıkları. Hz. Mevlânâ der ki; “Kur’ân-ı Kerîm peygamberlerin hal ve evsafından ibarettir. Onu huşû ile okuyup tatbik edersen, kendini nebîlerle, velîlerle görüşmüş farz et.” Bu kitaplar Kur’ân kurslarında okuyan, ilim ve irfan yuvalarında tahsil gören gençlerimizle onları eğiten hocalarımızın istifadesi için hazırlandı.

  • Niceleri Benim Sandı

    20.00  15.00 

    Niceleri Benim Sandı, diyor Neslihan Nur Türk. Emaneti sahiplendi… Saçlarıyla hava atardı, ipek gibi cildim var derdi. Malı mülküyle pek övünürdü…. Neslihan Nur Türk, insanın serencamını anlattığı kitabında okuru tefekküre davet ediyor..

  • Örnek Nesil – Şerafeddin Kalay

    55.00  40.00 

    Eserin Tam İsmi: Peygamber Dostları Örnek Nesil / İslâmı Nasıl Anladılar, Nasıl Yaşadılar


    Sahabe üzerine pek çok şey yazıldı bugüne kadar. Elinizdeki eser de, 2000’lerden Asr-ı Saadet’e bakıp ,çağımıza güzellikler taşıma gayretindeki bir film adamının yıllar alan çalışmasının ürünü. Eser hassas bir kalp ikliminde oluşmuş. Bizzat yazar, ele aldığı her sahabinin hayatından önce kendi kişiliği için bir şeyler devşirme gayretiyle hareket ediyor. Bir kuyumcu işçiliği bu. Her olaydaki, her hayattaki ayrıntıyı arama ve özündeki mesajı yakalama çabası.

  • Saliha Kadın – Emine Taşgetiren

    14.00  10.50 

    Sâliha Kadın her insanın bir misyonla yaratıldığını bilen kadındı. Nasıl ki yaratılmış her zerre boş, anlamsız olmayıp bir hikmete mebni ise…

    Sâliha Kadın toplumda yaşayan sorunlara eklemlenmeyen kadın. Duyguların akışına kendisini kaptırmayan, olumsuz duygulara set çeken kadın…

    Sâliha Kadın karanlığa ve suçlulara öfke-hiddet mesajları iletmeyip karanlığa mum yakan, suçluluk sonucunun-nedenini araştıran kadın.

  • Tezkiretü’l Evliya

    25.00  18.50 

    Büyük mutasavvıf Feridüdin Attar Hazretleri’nin meşhur eseri ‘Tezkiretü’l Evliya’dan seçme menkıbeler.
    Allah dostlarının, salih kulların anıldığı mekanlara rahmet melekleri nüzûl eder. Onlara hep yakın durmak, halleriyle hallenmeye vesile olması cihetiyle

  • Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlileri Prof. Dr. Mehmet Yaşar Kandemir, Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan ve Doç Dr. Raşit Küçük’ün 6 yıllık emeğinin sonucu meydana gelen, İmam-ı Nevevi’nin meşhur eseri Riyazü’s-Salihin’e yaptıkları tafsilatlı şerh çalışması.
    Türkiye’de bir çığır açmak, var olan bir güzel yolu genişletmek, Sâlihler Bahçesine varan güzergahın kullanılırlığını arttırmak… Bu sözler Erkam Yayınevi’nin yeniden şerh ve tercüme ettirip yayınladığı Riyazü’s-Sâlihîn hakkında söylenirse, bir gerçeğin teslimi olur. Yayınevimizin ricası üzerine Prof. M. Yaşar Kandemir, Prof İ. Lütfi Çakan ve Prof. Raşit Küçük beyler, Huzûr-ı Risâletpenâhîye sunulacak kıvamda bir esere omuz verdiler. İnsanımızın severek okuduğu Riyazü’s-Sâlihîn’i büyük bir titizlikle yeniden tercüme ettiler. Hemen herkesin azami derece istifade edebileceği bir üslupla konuları açıkladılar. Bu eser hazırlanırken her yönüyle en iyisi, en güzeli olsun arzu edildi. Hoca efendiler, talebeler belli başlı konulardaki hadis-i şerifleri ve açıklamalarını, güvenilir bir tercüme ve şerhte kolayca bulabilsinler diye düşünüldü. Dost meclislerinde, evlerde okunup istifade edilsin istendi. Hadis-i şerifler, ilgili ayet-i kerimelerle ve diğer hadislerle izah edildi. Her hadis-i şeriften sonra; hadisten alınan dersler maddeler halinde sıralandı. Bu ümmet hadis-i şeriflerin sahibidir. Bu millet Riyâzü’s-Sâlihîn’e sahip çıkmıştır. Camilerde, okullarda, kütüphanelerde, evlerde onu baş tacı etmiştir. Okumak, dinlemek ve anladığı ile amel etmek üzere onu benimsemiştir. Ümmetin ittifakla sahiplendiği şeyde hayır vardır. Riyâzü’s-Sâlihîn okumalar sünnete sarılmanın canlı örnekleridir. Bu sofrada sizin de nasibiniz olsun.

    Erkam Yayınları | Ciltli | İstanbul, 2019 | 2. Baskı | 4354 Sayfa

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.