• Fetvalar, insanların her çağda karşılaştığı sorunlara İslam ekseninde çözüm üretmektir. Bu nedenle her dönemde fetvalar olacaktır, çünkü İslam’ın her döneme göre güncellenmesi gerekmektedir. Fetvaların bir diğer önemli özelliği de dönemin insanlarının sosyolojisi ve kültürünü görmek açısından da ipuçları vermektedir. Bu açılardan tarihi, ekonomik ve sosyolojik veriler barındırmaktadır.
    Seyda Muhammed Emin Er Hocamız da kendisine çeşitli zamanlarda iletilen soruları ve onlara verdiği cevapları derleyerek bu geleneği sürdürmüştür. Hocamızın fetvalarının en önemli özelliği güncel olmasıdır.

    Ülkemizde bilhassa yabancı ülke alimlerinin fetva kitapları tercüme edilerek yayınlanmaktadır. Halbuki bazı fetvalar bölgeseldir. Yani bir bölgede geçerli olan bir hüküm, başka bölgede geçerli olmayabilir. İmam-ı Şafii bile Bağdat’taki görüşlerini Mısır’a gidince değiştirmiştir. Bu nedenle yaşadığımız coğrafyanın örfünü, sorunlarını bilen kendi bölgemizdeki alimlerin fetvalarını dikkate almak daha yararlı olacaktır.

  • “Bu risâlenin temel kaynağı, Şeyh Ömer b. Şeyh Osman et-Tavîlânî’nin halifesi Şeyh Muhammed Emîn el-Erbilî’nin (k.s.)
    Tenvîru’l-kulûb fî mu’âmeleti ‘allâmi’l-guyûb” adlı eseridir. Fakat bu eserde sâdık kaldığım tek şey, manayı korumak olmuştur. Bu sebeple, takdîm-tehîr, ekleme-çıkarma ve kısaltma gibi tasarruflarda bulundum ve bütün bunları belli bir hedef doğrultusunda yaptım. Cenâb-ı Hak’tan niyâzım; bu amelimi kendi rızasına muvâfık ve ilim tâliplerine müyesser kılması ve hepimiz için faydalı olmasıdır. Son duamız; Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.“
    Merhum Seyda Muhammed Emin ER

  • “Seyda Muhammed Emin ER’in çeşitli gazete ve dergilerde yıllar boyunca yayınlanmış söyleşilerini sizler için derledik. Böylece bu söyleşilerin dergi sayfaları arasında kaybolmasını engellediğimiz gibi, günümüz insanlarının da istifadesine sunduk.


    Bazı söyleşiler,  o günün şartlarında çok dikkat çekerken ve insanlar için önemli konuları kapsarken günümüz insanları için çok bir şey ifade etmese de ülkemizin insanlarının dini konularda dönemlere göre neyi tartıştıklarını da görmemizi sağlamış olmaktadır.


    Söyleşilerin ekserisi İslam Mecmuasında yayınlanmış olsa da diğer İslami dergilerde de kısmen yayınlanmış söyleşiler bulunmaktadır.


    Fakat, Seyda’nın yurt dışına gitmesi ve İslam Mecmuasının yayın merkezinin Ankara’dan İstanbul’a taşınması üzerine söyleşiler kesildi. Burada aslında kaybeden ülkemiz insanı oldular. Bu söyleşiler, bir dönemin aydınlanmasını sağladığı gibi, soru cevap ve sohbet şeklinde olması herkesin en ağır fıkhi meseleleri bile anlamasına yol açmıştı. Bu üslubu ile de fıkhın geniş kitlelerce sevilmesine yol açmıştı.


    Birçok konunun güncelliğini kaybetmediğini düşünürsek, bu eserin bugünde çok önemli faydaları olacağına inanıyoruz..”

  • Babam Muhammed Emin Er Seyda’nın bir kitabını  daha kamuoyuna  kazandırmaktan onur duyuyoruz.
    Bu eser sıradan bir eser olmadığı gibi, sıradan bir yazarın veya araştırmacının yazdığı bir eser de değildir. Bu eser tasavvuf üzerine bizzat tasavvufun içinde olan aynı zamanda bir meşayih olan alim bir zat tarafından yazılmıştır. Son yüzyılda yetişmiş bütün mutasavvuflarla birlikte olan ve tasavvufu bizzat yaşayan bir alimin görüşlerinin toplandığı bu eser, konuya merak ve ilgi duyan herkesin faydalanabileceği bir eser olmuştur.

    Babam, henüz hayatta iken değişik zamanlarda yazdığı makalelerin toplandığı bu eseri derlemek ve düzenlemek bize nasip oldu. İnşallah diğer çalışmalarını da yavaş yavaş siz sevenlerine sunarız.
    İbrahim Halil Er

  • Eserin Tam İsmi: Akaid Risalesi


    21. asra girdiğimiz bu günlerde bir taraftan oryantalistler, bir taraftan İslam ülkelerindeki akademisyenler bin yıllık konuları yeni bir mevzu bulmuş gibi gündeme getirmekte, bu durum kafa karışıklığını artırdığı gibi dini ilimlere karşı bir lakaytlığın oluşmasına ve din konusunda herkesin konuştuğu boş bir alan oluşmasına neden olmaktadır.

    Bu sancılı günlerimizde hocamızın akaid ile ilgili tutmuş olduğu bu ders notlarını sevenlerine sunmaktan bahtiyarlık duymaktayız. Bu eserin en önemli özelliği selefi akaid anlayışını ehli sünnetin Eşari ve Maturudi anlayışına göre yeniden yorumlamasıdır. Böyle bir çalışma yapmasının temel amacı hocamızın her zaman özlemini duyduğu Müslümanlar arasındaki vahdeti gerçekleştirme arzusudur. Bu eserle üç önemli akaid ekolünün konuları ele alırken, aslında birbirinden fazla uzak olmadığını anlatmaya çalışmıştır. Bir anlamda Taftazani’nin Şerhul Akaid ile Eşari ve Maturudi akaidini uzlaştırma çalışmasının modern versiyonu diyebiliriz. Bu sayede Selef ve Halef anlayışını mecz etmeye ve yakınlaştırmaya çalışmıştır. Çalışma bu perspektifle okunduğunda özgün bir çalışma olduğu görülecektir.
    Hocamızın diğer eserleri de peyderpey Türkçe’ye çevrilerek okuyucularımıza sunulacaktır.


    Görsel Temsilîdir. 


    Mevsimler Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 1. Baskı | 176 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Bediüzzaman Said Nursi Seyahatnamesi


    Bediüzzaman Said Nursî, son asırda yaşamış büyük mütefekkir ve İslam kahramanlarından birisidir. Ömrü boyunca İslam dünyasının geri kalmışlığı ve maruz kaldığı ihtilâfları ortadan kaldırmaya kafa yormuş ve çözüm yollarını göstermeye çalışmıştır.
    Onun hayatı birçok yönden ibret alınacak levhalarla doludur. Hep başkası için yaşamış, hep başkası için yanmıştır. İnsan ve iman odaklı bir hayat takip etmiştir. Gerektiğinde inancı uğrunda hayatını feda etmekten çekinmeyen bir şahsiyet olarak karşımıza çıkmaktadır.
    Bediüzzaman Said Nursî, küçüklüğünden vefatına kadar birçok yere uğramış, birçok yere gitmiştir. Dokuz yaşından itibaren anne ve babasından ayrılmış, çeşitli seyahatlerde bulunmuştur. Bu seyahatlerin bazıları isteğe bağlı, bazıları da zorunlu olmuştur. Öyle bir hayat yaşamıştır ki, doğduğu köye, ayrıldığı dokuz yaşından itibaren seksen yedi senelik ömrünün sonuna kadar gidememiştir.
    Bu kitapta; Bediüzzaman Said Nursî’nin gezdiği, gördüğü ve kaldığı yerler kronolojik olarak aktarılmıştır. “Seyahatnâme” isminin verilmesindeki asıl amaç, seyahat ettiği yerler ve karşılaştığı olayların bir sıra takibi hâlinde ele alınmış olmasıdır.
    “Bediüzzaman Said Nursî Seyahatnâmesi” adındaki bu çalışma, diğer seyahatnâmelerin aksine bir Hüzün Seyahatnâmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun seyahatleri acı, keder, sıkıntı ve zahmetlerle dopdoludur. Bu seyahatnâmenin birçok yerinde gözyaşlarının tutulamayacağına inanıyoruz.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Mevsimler Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 1. Baskı | 336 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: İmamet Teorisinin Hadis Referansları: Ehl-i Sünnet ve Şia Örneği


    Zamanın, Din tarafından gösterilen istikâmetin heyecanı ve hassasiyeti üzerinde birtakım küllendirmelere yol açtığı, ayrıca tek tek her insanda aranması gerekmese de idari mekanizmada kendini hissettirdiği belli bir süre sonra toplumun siyaseti üzerinde etkili olmaya başladığı da bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır. Sadr-ı İslâm’ın akabinde, siyasal farklılıkların oluşması ve bunların giderek birer iktidar mücadelesine dönüşmesi, sonraları ümmetin iki ana kanadını oluşturacak olan Ehl-i Sünnet ve Şîâ’da somutlaşmasına rağmen, her iki taraf da nihâî noktada Râşid Halifeler dönemindeki uygulamalara atıf yaptığından ve orada sosyal ve siyasal arenada meydana gelen olayları referans olarak aldığından çalışmamızı bu dönem olaylarına odaklandırmayı uygun bulduk. Çalışmamızda, referans olarak gösterilen Râşid Halifeler Dönemini Hicrî IV. asırda yaşamış bulunan Ebû Nu’aym el-İsfehânî’nin Kitâbu’l-İmâme ve’r-Raddu ala’r-Rafida isimli eserini ana kaynak kullanmak suretiyle İmâmet ve ilgili meseleler açısından incelemeyi hedefledik. Ehl-i Sünnet ve Şîâ’nın konuyla alakalı temel argümanlarını ele alan ve tartışan eserin, ilgilenen aydınların bilgi hazinelerine katkı sağlayacağına inanıyoruz.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Mevsimler Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2017 | 1. Baskı | 312 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Sahabi’nin Muhalefeti


    Sahabe, genel olarak bu ümmetin en mümtaz ve en bilgili neslidir. Vahyin gölgesinde yaşamış ve Hz. Peygamber’in (s) eğitim ve terbiyesinden geçmişlerdir. Dolayısıyla İslam’ın hem kavlî hem fiilî yorum ve uygulamalarını bizzat Hz. Peygamber’de (s) görmüş ve tatbikatını müşahede etmişlerdir. Bununla birlikte, her insanda olduğu gibi Sahabe’nin de muhâlefeti söz konusu olmuştur ki, bu hem İslam’ın öngördüğü hem insan olmanın bir özelliğidir. Dolayısıyla Sahabe birbirlerine ya kavlî (söz) veya fiilî veya farklı fetva vermekle muhâlefet etmişlerdir. Bu da Kur’an ayetlerinin veya Rasûlullah’ın (s) kavlî veya fiilî sünnetinin veya Sahabe icraatının ya aksine veya bunlardan farklı olarak fetva verme veya tercihte bulunma veya yorumlaması şeklinde olmuştur.
    Bu çalışmadan amaç, genel olarak muhâlefeti ele almak veya siyasî muhâlefeti ortaya koymak değildir. İslam’a göre bir beşer olarak Hz. Peygamber’e (s) bile muhâlefetin olabileceğinin, muhâlefet eden bazı Sahabîlerin bulunduğunun ve Hz. Peygamber’in (s) muhâlefetin çerçevesi içinde kalanlara ses çıkarmadığının ve bunun, İslam’ın önemli ilkelerinden biri olduğunun bazı örneklerini sunmaktır.

    Başta Hz. Ömer olmak üzere bazı Sahabe’nin Rasûlullah’a (s) soru sormaları; anlayamadıkları konuları O’na taşımaları, yeterince kavrayamadıkları olaylarda O’na muhâlefet etmeleri, hatta eleştirmeleri, dinî hassasiyetlerinden kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla birbirlerinin görüşlerine muhâlefet etmeleri, bazı söz ve davranışlarda birbirlerini eleştirmeleri de aynı hassasiyetten kaynaklanmaktadır. Bunu başka türlü algılamak ve yorumlamak “Allah onlardan razı olmuştur.” Kur’ânî hakikatine saygısızlık olacaktır.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Mevsimler Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 1. Baskı | 192 Sayfa

  •  

    ​”​Ne zaman Şîa, Şiîleşme ve İmamiyye akidesinde derinleşsem, Şîilik ve Şîileşme arasında bazen açık çelişkiye varan büyük bir uçurum buluyorum. Öyleki Şîileşmenin ayrı, Şîliğin ayrı şeyler olduğunu açıkça görüyorum. Ne zaman Şiileşmek ve Şiilik arasındaki çatışma tarihine dalıyorsam, karşıma İran’da h. 907’de Safevî Şah İsmail’in kurduğu Safevî devletinin ortaya çıktığı II. asra giden yolu hazırlayan, Büyük Gaybet’ten sonra fikrî çatışmaların başladığı I. asrı da kapsayan ilk üç asır çıkmaktadır. Buradan da, çağımızda da gördüğümüz yeni Şîi ve Şîileşme fikirlerinin çatıştığı III. ve son asır gelmektedir. Yer ve göklerin taşıyamadığı Şîî toplumunda esen tehlikeli ve üzüntü verici sonuçlar doğuran fikirler.
    Bu ıslah kitabımızda​ harflere noktaları koymamız için fikirleri gerçek şekilleriyle ortaya koyarak yolu aydınlatmalıyız ki okuyucu ipuçlarına sahip olsun.”


     

    Mevsimler Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2017 | 1. Baskı | 138 Sayfa

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.