• İstikamet Seti – 1 (9 Kitap)

    253.00  129.00 

    Modern Bir Din Projesinin Tenkidi – Salim Öğüt (442 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Modern Düşüncenin Kur’an Anlayışı – Salim Öğüt (326 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Modern Düşüncenin İslam Anlayışı – Salim Öğüt (419 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Derin Paradoks: Takiyye – Serdar Demirel (152 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Müslüman Bilincin İnşası – 1 – Serdar Demirel (305 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Müslüman Bilincin İnşası – 2 – Serdar Demirel (296 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    İstikamet Yazıları 1 – Ebubekir Sifil (398 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    İstikamet Yazıları 2 – Ebubekir Sifil (398 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    İbadetler Fıkhı – Şefîkurrahmân en-Nedvî (239 Sayfa, 17 × 24cm)

  • Fetvalar, insanların her çağda karşılaştığı sorunlara İslam ekseninde çözüm üretmektir. Bu nedenle her dönemde fetvalar olacaktır, çünkü İslam’ın her döneme göre güncellenmesi gerekmektedir. Fetvaların bir diğer önemli özelliği de dönemin insanlarının sosyolojisi ve kültürünü görmek açısından da ipuçları vermektedir. Bu açılardan tarihi, ekonomik ve sosyolojik veriler barındırmaktadır.
    Seyda Muhammed Emin Er Hocamız da kendisine çeşitli zamanlarda iletilen soruları ve onlara verdiği cevapları derleyerek bu geleneği sürdürmüştür. Hocamızın fetvalarının en önemli özelliği güncel olmasıdır.

    Ülkemizde bilhassa yabancı ülke alimlerinin fetva kitapları tercüme edilerek yayınlanmaktadır. Halbuki bazı fetvalar bölgeseldir. Yani bir bölgede geçerli olan bir hüküm, başka bölgede geçerli olmayabilir. İmam-ı Şafii bile Bağdat’taki görüşlerini Mısır’a gidince değiştirmiştir. Bu nedenle yaşadığımız coğrafyanın örfünü, sorunlarını bilen kendi bölgemizdeki alimlerin fetvalarını dikkate almak daha yararlı olacaktır.

  • İslam hukukunun esas kaynakları olan Kur’an ve Sünnet, Müslümanların hayata, eşyaya ve ilme bakış açılarını şekillendiren aslî unsurlar olduğundan teklîfî hüküm terimlerinin doğuşunda da belirleyici role sahip olmuştur. Bununla birlikte Kur’an ve Sünnet’te teklif bildiren hükümler, fıkıh usûlü kaynaklarında ele alındığı şekliyle farz, vacip, mendub, haram, tahrîmen mekruh, tenzîhen mekruh ve mübah terimleriyle ifade edilmemiştir. Bu terimler, fakihlerin Kur’an ve hadislerdeki ifadelerin ve sahabenin, tâbiînin ve müçtehid imamların kullandıkları kavramların üzerinde yoğunlaşan çalışmaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Konuyla ilgili muhtelif çalışmalar yapılmış olmakla birlikte bu terimlerin doğuşuna yön veren Kur’an, Sünnet, Sahabe, tâbiîn ve müçtehid imamların sözlerindeki kullanımlardan başlayarak özellikle ilk beş asır fıkıh usûlü eserlerinde terimlerin gelişim seyrini izlemeyi hedefleyen müstakil bir çalışmaya rastlayamadık. Bu sebeple fıkıh düşüncesinin ve fıkıh tarihinde terimleşme süreçlerinin gelişim seyrine ışık tutma açısından katkı sağlayacağını düşünerek elinizdeki çalışmayı kaleme aldık. Bu yönüyle eser hem bir usûl hem de bir hukuk tarihi olma niteliği taşımaktadır.
  • Günümüz Müslümanlarının, genel itibarıyla şartlarını kendilerinin oluşturmadığı bir dünya içerisinde İslam’a uygun bir yaşam sürmek gibi önemli bir meseleleri bulunmaktadır. Şartları başkasının oluşturduğu dünyada İslam’ın taleplerine uygun bir hayat sürmek ise birçok problemi ve soruyu beraberinde getirmektedir.


    “Günümüz fıkıh problemleri” gerek çağımızda ortaya çıkan yeni meseleler gerekse yeni olmasa bile fıkıh açısından çağımızda da bir sorun olmaya devam eden ve yeniden değerlendirme ihtiyacı bulunan meseleleri ifade eder.


    Bu kitapta günümüz fıkıh problemlerine ilişkin görüşler ve tercihler ortaya konulurken Kur’an ve Sünnet’in rehberliğini göz önünde bulunduran, geleneksel fıkıh mirasını merkeze alan, icmaya aykırı düşmeyen, kurumsal ictihada bireysel ictihaddan daha büyük önem veren, dinin temel amaçlarına, ümmetin dünya ve âhiret maslahatlarına önem veren bir bakış açısından hareket edilmeye çalışılmıştır.

  • Bu eser; İbn Hâcer el-Heytemî’nin İslâm dünyasında bilinen en meşhur eseridir.
    Eserde, tam 467 Büyük Günah/Kebair’in Ayet ve Hadis-i Şeriflerle açıklaması vardır.
    Metin halinde (Kaynak Gösterilen) 4 bin Hadis-i Şerif’in tahric ve tahkiki yapılmıştır.
    Bazı konularda tembihler halinde Fıkhi Hükümler mevcuttur.
    Eserin tercümesi Ahmed Serdaroğlu (merhum)ve Lütfi Şentürk, hadislerin tahricleri ise Osman Kandaz tarafından yapılmıştır.
    Eser, okuyucular için hem müracaat, hem kaynak eser, hem vaaz-ı nasihat hem de hazır hutbe kitabı niteliğindedir.
    Bugüne kadar bu sahada böyle ciddi bir eser tercüme edilmiş veya yazılmış değildir.
  • Müellif-i merhum, Hasan b. Ammâr b. Alî eş-Şürünbülâlî, 16.yy. Mısırda yetişmiş büyük alimlerden olup Ezher’de müderrislik yapmış, müteahhir Hanefî fakihlerindendir.

    Usûl-i fıkıh, tefsir, hadis, kelâm, akaid, tasavvuf, Arap dili ve edebiyatı alanlarında da yetkin konumuda olan Şürünbülâlî, eserlerinde kullandığı dil sadeliği, verdiği bilgilerin güvenilirliği ve mantıkî örgüsünün sağlamlığı bakımından muasırı alimler tarafından da yaygın kabul görmüştür.

    Şürünbülâlî İslâmî ilimler sahasında pek çok eser kaleme almıştır. Bunlardan en meşhuru ve en çok okunanı taharet namaz ve oruç ibadetlerine dair “Nûru’l-İzâh” adlı eserdir.

    Eser günümüzde de ibadetler fıkhına giriş kitabı olarak okutulmaktadır. Mütercimler eseri kelime kelime ayriyeten arapça metinin altında tercüme ve izahatlarla günümüz şartlarında olması gereken en üzt düzeye getirilerek hazırlanmıştır.

  • Usul-i fıkıh, İslamî ilimlerin tümü için ortak metodoloji sunan tek ilim dalıdır. Bütün İslamî ilimlerin ortak paydasını teşkil etmesi sebebiyle asırlar boyu bu ilim dalında büyük eserler kaleme alınmıştır. Eserleriyle Hanefî ilim çevrelerinde geniş bir kabule sahip olan ve usul-i fıkhın olgunluk döneminde ilmî faaliyetlerde bulunan İmam Nesefî’nin Menâru’l-envâr adlı eseri, Hanefî usulünün en temel metinlerinden olan Pezdevî’nin Kenzü’l-vusûl adlı eserinin başarılı bir özeti mahiyetindedir. el-Menâr, ilk yazıldığı dönemden itibaren geniş bir kabule mazhar olmuş, Osmanlı medreselerinde uzun asırlar boyunca ders kitabı olarak okunup okutulmuş, eser üzerine onlarca şerh, hâşiye, ihtisar ve nazım çalışması yapılmıştır.


    İlahiyat fakülteleri ve diyanet eğitim merkezleri başta olmak üzere usul-i fıkhı klasik kaynaklarından okumak isteyenler için Menâru’l-envâr adlı bu eser büyük önem arz etmektedir. Eserin muhtasar olması ve anlamayı zorlaştıran bir hüviyete sahip olması sebebiyle eser hazırlanırken şerhlerinden istifade edilerek dipnotlarda gerekli açıklamalar yapılmış, örneklerle zenginleştirilen eser ilim tâliblerinin istifade edeceği bir hüviyete kavuşturulmuştur.

  • Kuduri’nin Muhtasar’ı, Hanefi mezhebinde en çok güvenilen ve üzerine en çok şerh yazılan temel metinlerden biridir. Hanefi fıkıh literatüründe “el-Kitab” denildiği zaman Kuduri’nin bu eseri kastedilir. Metinler bazında ihtilafların asgariye indirilmesi klasik dönemin ilk muhtasarı sayabileceğimiz Kuduri’nin Muhtasarı’yla başlamış ve sonraki muhtasarların hemen hepsinde sadece Ebu Hanife’nin görüşlerine yer verilmek suretiyle teşekkül döneminde Kerhi, Hakimü’ş-şehid ve Tahavi tarafından yazılan muhtasarlardaki Ebu Hanife -Ebu Yusuf- İmam Muhammed çizgisi daraltılarak mezhep Ebu Hanife’nin görüşleriyle sınırlandırılmıştır.


    Bütün ayrıntılar göz önüne alındığında yaklaşık 12.000 meseleyi ihtiva ettiği söylenen Muhtasar, diğer klasik fıkıh eserlerinde olduğu gibi kitap ve bab sistemine göre düzenlenmiştir. Muhtasarın iç tasnifi diğer muhtasarlarda olduğu gibi ibadet bahisleriyle başlar. İbadet bahislerinden sonra muamelât konuları, sonrasında da münâkehât konuları gelir.


    Muhtasar, zengin muhtevası ve sade üslubuyla Hanefî fıkıh tarihinde hem ders kitabı hem temel başvuru kaynağı olarak şöhret kazanmıştır.

  • Fıkh’ı, “Müslümanların önünü açmakla görevli bir mekanizma” olarak görme eğiliminin giderek ısrara dönüşmekte olduğu bir ortamda, “ahiretimiz için neyin zararlı olduğu” değil, “dünyamız için neyin faydalı olduğu” sorusu ve endişesi ön plandadır. Seküler dünyanın talepleri, dayatmaları, kuşatmaları karşısında -“direnmek” şöyle dursun-, “uyum sağlama”yı hayat ilkesi edinmiş Müslümanların, Fıkh’a “durumu meşrûlaştırıcı” bir misyon yüklemesi kaçınılmaz olmaktadır.

     

    Fıkıh’la ilişkimizdeki tâyin edici faktör, dünya merkezli/seküler tercihlerimiz olunca Fıkıh da dünyayı ahirete yönelik olarak tanzim etmenin vahiy merkezli zemini olmaktan çıkıp, dünyayı dünya için tanzim eden “hukuk”a dönüşmektedir. Üstelik de pek çok boyutu tırpalanmış olarak.

    Elinizdeki kitap, esas itibariyle bu kırılmanın İslâmî ilimlerin hemen tamamına taalluk eden tezâhürlerini mercek altına almaktadır. Sorulan sorular, hükmü merak edilen fer’î-fıkhî meselelerle sınırlı olmayıp, bütünüyle din telakkimizi ilgilendiren alanları ihâta etmektedir. Akaid/Kelâm başta olmak üzere bütün İslâmî ilimlerle ve Kur’ân-Sünnet başta olmak üzere edille-i şer‘iyyenin hemen tamamıyla ilgili soru ve cevapları ihtivâ eden bir kitabın özet/muhtasar olması mümkün değildi. Bu sebeple sorulara “el-Cevap: Caizdir/değildir” demekle yetinilmemiş, kimi zaman soruların arka planına da inilerek detaylı cevaplar verilmeye çalışılmıştır.

     

    Cilt Kapak | İstanbul, 2020| 5. Baskı | 533 Sayfa

  • İbni Hacer el-Askalânî’nin ahkâm hadisleri konusunda İslam dünyasında en çok tanınmış eseri olan Bulûğu’l-Merâm, özellikle ibadetler ve günlük yaşantı esnasında karşılaşılan sorunlara dair zengin içeriğe sahiptir.
    Nureddin Itr tarafından şerh edilerek alanında uzman isimlerden Ahmet Efe, Fatih Mehmet Albayrak, Ahmet Hamdi Yıldırım ve Nureddin Yıldız tarafından Türkçemize kazandırıldı.


    Ciltli | İstanbul, 2018 | 3. Baskı | 2338 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Büyük Şafii İlmihali (Hediyetu’l Habib)


    Haramın ve helalin birbirine girdiği bir çağda yaşıyoruz.
    Çok dikkat ve özen gösterilecek bir zamandayız.
    Lehimize veya aleyhimize olabilecek dini vecibelerimizin farkında mıyız?

    Öğrenmek isteyenler için Büyük Şafii İlmihali
    (Hediyetu’l Habib)


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Dua Yayıncılık | Cildli | İstanbul, 2016 | 2. Baskı | 687 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Büyük Şafii İlmihali


    Bilindiği gibi “Büyük Şafii İlmihali” isimli kitabımız, Müslümanlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılanmış ve neticede bir çok defa basılmıştır. Şafii mezhebi mensuplarının dini hayatlarını ilgilendiren bir çok konuya havi bu eser, aynı zamanda bir kıyas ve muhakeme bakımından da gerektiği yerde Hanefi mezhebinin görüşünü de beyan etmiş bulunmaktadır.


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Yasin Yayıncılık | Cildli | İstanbul, 2013 | 2. Baskı | 629 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Delilleriyle Büyük Şafii İlmihali


    Mütercim: Nizamettin Ersöz
    Müslüman, imanın özü olan İslam’a dönmedikçe huzur yüzü göremez. İslam’a dönmekte şüphesiz İslam’ı bilmekle olur. İslam’ı bilmek de, okumakla olur. İslam’ın kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’in tefsiri herkesin anlayacağı dillere çevrilmiştir. Resulullah’ın sünnetini teşkil eden sünnet ve yine de her iki kaynak olan Kur’an ve Sünnet’in anlaşılmasını gerektiren fıkıh ilimleri günümüzde herkesin bariz bir şekilde anlamalar sağlanarak Türkçe’ye çevrilmiştir.
    Bu kitap, öz bir şekilde fıkhi konuların hemen hemen hepsini kapsamaktadır. Ayrıca her konu için ayet ve hadisten delil getirilerek açıklanmıştır.

    Kadı Ebu Şuca’ 40 yılı aşkın bir zaman Basra’da Şafii Mezhebi üzerine müderrislik yapmıştır. Daha sonra Medine-i Münevvere’ye yerleşerek vefatına kadar Mescid-i Nebevi’ye hizmet etmiş ve “Bab-ı Cibril” de Peygamber (sav) efendimizin mübarek hücrelerine yakın bir yerde defnedilmiştir. Yazdığı bu güzel eseri asırlarca medreselerde ders kitabı olarak okutulmuştur.

    Kendisi kitabını şöyle tanıtıyor:

    “Dostlarımdan bazıları, metni az manası çok ve hem okuyan, hem de okutan için kolay olup, yeni başlayacak kişiler için ezberlenebilen bölüm ve maddelere ayrılmış İmam Şafii Mezhebi’ne ait fıkhi konuları kapsayan bir eser yazmamı istediler. Allah’ın tevfik rağbetine dayanarak, sevabını O’ndan umarak bu işe giriştim. Yüce Allah dilediği her şeyi yapmaya kadir, kullarına karşı büyük lutüf sahibi ve onların her şeyinden haberdardır.


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Ravza Yayınları | Cildli | İstanbul, 2017 | 2. Baskı | 620 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Dört Mezhebe Göre Namaz Risalesi


    Seyda Muhammed Emin Er’in namazla ilgili bu müstakil eserini sunmaktan dolayı mutluyuz.
    Bu eserin özelliği, namaz ile ilgili dört mezhebin görüşlerini ve ihtilaflarını bir arada zikretmiş olmasıdır.
    Okuyucunun namaz konusunda mezhepler arasındaki farklı görüşlerin tümünü bir arada görmüş olması açısından önemlidir.
    Bu durum, mezhep konusundaki taassubun da ortadan kalkmasına katkı sağlayacaktır.
    Aynı zamanda bu kitabın en önemli özelliği Arapça aslıyla
    beraber yayınlanmasıdır.
    Bu açıdan 2 Dil 1 Kitap’ta toplanmıştır.
    Bu eserin çok önemli bir boşluğu
    dolduracağına inanıyoruz.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Mevsimler Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2017 | 1. Baskı | 160 Sayfa

  •  

    Hanefî mezhebinin kurucusu İmam-ı Âzam’ın, ehl-i sünnet vel-cemaat inancını anlattığı Fıkh-ı Ekber adlı kitabının Aliyyül-Kârî Şerhi dilimize hiçbir yorum katılmadan, sade ve akıcı bir dille Mevlüt Karaca tarafından çevrilmiş olup, ehli sünnet yolunu ve ehli sünnet ahkamını sağlam şekilde yeni baştan öğrenmek isteyenler için başucu kitabı mahiyetindedir.

    İmam Azam’ın inanç esaslarını açıklayan eseri “el-Fıkhu’l-Ekber”dir. Ebu Hanife Hazretleri yerden ve mekandan münezzeh olan Allah hakkında, yer ve mekan izafe etmenin mümkün olmadığını söylemektedir.

    Bu eser üzerine değişik çalışmalar yapılmıştır. Bunlardan biri de Aliyyü’l-Kari’nin yaptığı şerhtir. Aliyyü’l-Kari İmam Azam’ın bu sözlerini şöyle açıklıyor:
    Allah Teâlâ: «O, kullarının üstünde gâlibdir…» (1) buyurmaktadır. Allah Teâlâ’nın mahlûkatı üzerindeki yüceliği, yer ve mekan yönüyle yücelik değildir. Aksine üstün ve yüce olması itibariyledir. Nitekim Ehl-i sünnet velcemaata göre benimsenen görüş de böyledir. Hatta Mu’tezile, Hâriciler ve sâîr bid’at ehlinin görüşü de böyledir. Ancak, Allah Teâlâ’ya yön ve taraf isnad eden bazı kimseler ile Mücessime taifesi hariçtir. Allah Teâlâ, bunların söylediklerinden beri ve yücedir.
    Yücelik ve üstünlük sıfatına delâlet eden bazı hadîs ve âyetler, selef bilginlerinin Allah Teâlâ’nın yücelik sıfatını isbat edecek delillerdir. Ancak ne var ki hepsi de galip, kahir, hâkim sıfatlarının ifâde ettiği yücelikle te’vil edilmiştir.
    Ebû Muti’ el-Belhi’den rivayet edilen husus da bu kabildendir ki, o, Ebû Hanîfe’ye «Rabbim gökde midir, yoksa yerde midir, bilmiyorum.» diyen kimsenin durumunu sorunca Ebû Hanîfe (r.a) şöyle cevap verdi: O kâfir olmuştur. Çünkü Allah Teâlâ: «Rahman (olan Allah) Arş’ı istila etti.» (3) buyurmuştur. O’nun Arş’ı yedi kat göklerin üstündedir.
    Şeyh el-İmam İbn-i Abdüsselam “Halli’r-Rumuz” isimli kitabında İmam-ı A’zam’ın şöyle dediğini zikretmiştir : «Kim, Allah’ın gökte mi, yoksa yerde mi olduğunu bilmiyorum,» derse, o kimse kâfir olur. Çünkü bu söz Cenab-ı Hakk’ın bir mekânı olduğu hususunda yanlış kanaat verir. Kim ki, böyle bir yanlış kanaata sahib olursa, o kimse müşebbihedendir. Allah’ı mahlukata benzetmiş olur ki bu asla doğru olmaz. İmam Azam Hazretleri de Allah’a mekan ve yer manasına gelecek şeylerden sakınmamız gerektiğini söylemektedir.

    Hisar Yayınları | Cildli | İstanbul, 2013 | 1. Baskı | 496 Sayfa

  • Elinizdeki bu çalışma, bir kadının doğumundan ölümüne kadar kendisini ilgilendiren fıkhi mevzulardan ziyade kadınların mahrem konularından biri olan özel hallerine dair hazırlanmış bir eserdir. Bir fıkıh kitabı niteliğinde olmayıp tek bir mesele üzerinde çalışılmıştır.
    Hedefimiz bu çalışmanın; Ümmü Hanifelere hazırlanan Ümmetimiz’in Ebu Hanife’ye uzanan köprüsünde bir boşluk doldurmasıdır.


    Tahlil Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2018 | 3. Baskı | 264 Sayfa

  • Eserde hanımların âdet günleri, loğusalık ve özür kanamaları gibi özel konuların İslami kaynaklardaki önemi, bilimsel verilerle ve en sade dille, Hanefi ve Şafii mezheplerinin görüşleri ile verilmiş. Cinsel ilişki hâlinde, namaz, hac, tavaf, oruç, Kur’an-ı Kerim okumak gibi ibadet zamanlarında bir hanımın nasıl davranması gerektiği ele alınıyor.

    Karton Kapak | İstanbul, 2015 | 17. Baskı | 120 Sayfa

  • Bu kitap, İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin (Allah ona çokça rahmet etsin ve onu
    rızasıyla kuşatsın) mezhebine göre hazırlanmış, temizlik, namaz, oruç, zekât, hac ve kurban bölümlerinden oluşan fıkhî hükümlerle ilgili muhtasar bir kitaptır.



    Ciltli Kapak | İstanbul, 2018 | 2. Baskı | 239 Sayfa


  • Hazret-i Peygamber ve onun seçkin ashabından sonra ümmet-i Muhammed üzerinde en büyük hak sahiplerinden biri İmam-ı Azam Ebu Hanife’dir. O’nun güzel ahlakı ve üstünlükleri, mezheplerin ihtilaf sebepleri, mezhep değiştirme Müctehid imamların dereceleri, başka bir mezhebi taklit, İmam-ı Azam’ın kıyası hadislerin önüne geçirip geçirmediği, Hanefi mezhebinin oturduğu temeller gibi merak edilen birçok sorunun cevabını bir Şafii alimi olan İbn Hacer el-Heytemi’nin kaleminden ilgi ile okuyacaksınız. Müslümanca bir hayat yaşamayı gayeleyen her kesimden insanı ilgilendiren çok faydalı bir eser…

  • İslam İlmihali – Ali Fikri Yavuz

    62.00  37.00 

    Eserin Tam İsmi: Açıklamalı Muamelatlı İslam İlmihali / İslam Fıkhı ve Hukuku


    Kadın-Erkek her Müslümana öğrenmesi şart olan ilim İlmihal dediğimiz temel din bilgileridir. İnanç Bilgileri, İbadetlerle ilgili bilgiler, Günlük hayatta karşılaşılan muamelat denilen bilgiler, ahlâk ve kişilik terbiyesi ile ilgili bilgiler…

    Her Müslümanın bu temel din bilgilerini bilim ve aklın yolundaki gerçek alimlerden öğrenmesi gerekir. Bu eser Türkiye Milli Kültür Vakfı tarafından Din dalında özel armağana layık görülmüş eşsiz bir hazinedir. Eski İstanbul Müftüsü olan Ali Fikri Yavuz Bey’in kaleme aldığı bu eser; benzeri birçok kitabın hazırlanmasında kaynak olarak başvurulan nadide bir eserdir.


    Çile Yayınları | Cildli | İstanbul, 2018 | 1. Baskı | 524 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: İslam’da Kadın ve Aile


    Kadın hakkında çok değişik görüşler ölçüler vardır. Her sistem, her ideoloji, her dünya nizamı, bu mevzuda ahkâm yürütmüştür. Hepsi de, doğru ve hak olan bizim fikrimizdir der. Ama akıl ve mantık mutlak doğrunun tek olduğunu söyler bize. Acaba hangisi doğrudur?.. Kadın konusunda insanın yaratılışının hikmetine ve mutluluğuna uygun yegâne sistem İslâm’dır. Çünkü onun hükümlerini, insanın ve âlemlerin Yüca Yaratıcısı olan Allah koymuştur. Bu ilâhî ahkâmı Peygamber (s.a.v) hadîsleriyle açıklamış; Peygamberin vârisleri olan İslâm bilginleri de her devirde insanlığa tebliğ edegelmiştir. Yaratık hakkında en doğru ve en güzel hükümler elbette Yüce Yaratıcı’nın koyduklarıdır. Gerisi lâf u güzaftır..


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Bedir Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 1994 | 1. Baskı | 208 Sayfa

  •  

    Sevad-ı Azam’la olan irtibatımız aynı zamanda İslam’a olan sahih teslimiyetimizin ilanıdır. Bu ilan Asr-ı Saadet’ten beri hep böyle olageldi. Ancak bir kısım nev-zuhûr ilahiyatçı zevat bu ilişkiyi ve bu ilişkinin inşa ettiği ilmî usulü hurafe kaynağı olarak tesmiye ettikten sonra, nefsî mülahazalarını din diye ileri sürmeye başladı.

    Kendisiyle varlığı anlamlandırdığımız, bizi biz yapan Usûlümüzü terk ettikten sonra çaresiz maruz kaldığımız modern duruma tam da burada el atıyor mezkûr zevat. Böylece modern durumda Modern Fetvalar serdediliyor yani Çağdaş Hurafeler.

    Bu kitap, çağdaş hurafelerin kadim ilmî usulümüz karşısındaki aciz durumunu ve bid’at halini ifşa ediyor.

     

    Karton Kapak | İstanbul, 2020 | 5. Baskı | 250 Sayfa

  • Allah Teâlâ bazı hükümleri, indirmiş olduğu muhkem naslarla sarih şekilde ilân ederken, bazı hükümleri ise Rasûlü vasıtasıyla beyan etmiştir. Bunun haricinde kullarına, akletmeleri ve fikretmeleri için genişçe bir alan bırakmış, anahtarlarını belirlediği bu alanda, onları kulluğun asil gayesi olan; yüce Zatimin muradı ve rızasını doğru şekilde tespit etmeye yönelik vazifeye memur tayin eylemiştir. Fıkıh olarak ifade edilen ilim; işte bu alanın adıdır. Bir ilmi tahsil etmeye başlamadan evvel, o ilmi, diğer ilimlerden ayıran, mahiyet ve sınırlarını belirleyen tarifini bilmek gerekir. Bir sonraki adım, ilmin mevzuunu bilmektir ki, ilmin bihakkın tahsili bununla mümkün olur. Sonraki merhale ilmin gayesini bilmektir. İlmin sağlayacağı faydalar bununla fark edilir. İlmin tarih boyunca geçtiği merhaleleri, düşünce tarihi açısından ehemmiyetini ve pratik hayata bakan yönünü öğrenebilmek ise, ilme dair tarihi malûmat vesilesiyle mümkün olur. Konu edindiğimiz fıkıh tarihi ya da İslam’ı teşri tarihi olarak ifade edilen bu alanda, bahsettiğimiz lüzuma binaen tarih boyunca hiç şüphesiz pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunun yanında, senelerin beraberinde getirdiği tedrisat tecrübesinin telkiniyle. Fıkıh derslerine başlayacak her talebenin ihtiyaç duyacağı özet bilgiyi sunabilecek nitelikte bir kitaba ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir. Elinizde bulunan kitabın kaleme alınış gayesi de bu ihtiyaç doğrultusunda; İslami ilimleri, bahusus fıkıh ilmini tahsil etmek niyetiyle yola çıkan talebe kardeşlerimize ve bu alan hakkında bilgi sahibi olmak isteyen her seviyeden ilgililere fıkhın önemi ve tarihi hakkında özet bir malumat sunmaktır. Çıkmış olduğumuz bu yolda bizleri muvaffak ve okuyucularımıza ziyadesiyle müstefid kılmasın Cenâb-ı Hak’tan niyaz ederiz.


    Rabbani Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2015 | 1. Baskı | 90 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Muhtasar-ı Kuduri Şerhi Lübab Tercümesi (2 Cild)


    Bu eser, el-Muhtasar olarak meşhur olan, Ebu’l-Hüseyin Ahmed b. Muhammed b. Ahmed b. Ca’fer el-Bağdâdi’ye (v. 428/1037) ait Muhtasaru’l-Kudûri’nin mükemmel şerhlerinden biridir. Hicrî V. asırda kaleme alınan el-Muhtasar, VI. asırda telif edilmeye başlanan “metin­ler” den sayılmıştır ve ders kitabı olarak okutulmuştur. İslam hukukçuları ve halk nezdinde en ziyade itibar gören el-Muhtasar, Abdülganî b. Tâlib b. Hammâde el-Meydânî (v. 1298/1881) tarafından, el-Lübâb fi şerhi’l-Kitâb ismiyle şerhedilmiştir. Bu gün Kudûrînin Muhtasar’ırının şerhleri arasında en yaygın olanıdır.
    Eserde abdest, gusül, teyemmüm, hayz, namaz, cenaze, oruç, zekat, hac, alış-veriş, ticaret hukuku, şirketler, nikah, talak, hadler, kurban, yemin, şahitlik, helal ve haramlar ile feraiz gibi ibadet, muamelat, münakehat ve ukubata dair temel fıkıh meseleleri şerhedilmiştir.


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Muallim Neşriyat | Cildli | İstanbul, 2017 | 1. Baskı | 1232 Sayfa

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.