• Osmanlı ulemasının en önemli şahsiyetlerinden biri olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, ömrünü
      İslam dinine adamış; üstün yetenekleri, muhakeme gücü, dehâ çapındaki zekâsı, ilmi ve kültürüyle ün salmış büyük din alimidir. Süleymaniye Medresesi Müderrisliği vazifesinde de bulunan Elmalılı Hamdi, ilmi hizmetleri sebebiyle, Osmanlı nişanı ile ödüllendirilmiştir.

    Muhammed Hamdi, 1926’da yazımına başladığı, sabırla ve itinayla sürdürdüğü “Hak Dini Kuran Dili” adlı tefsirini, on iki yıllık uzun ve zorlu çalışmanın ardından, 1938’de tamamladı. Milletimizin Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlayabilmesi amacıyla yazılan bu eser, ilim çevrelerinin güven ve takdirini kazanan önemli tefsirlerdendir.

    10 Cilt Hadis, Ayet ve Tefsirlerden Alıntılar Tamamen Tahricli. Rical, Alfabetik Fihrist ve Lügatçe İlaveli. Türkiyede Benzeri Bulunmayan Bu Şaheser, Artık Günümüz Türkçesinde İnsallığı karanlıktan çıkaracak ilahi mesaj, Elmalı M.Hamdi Yazırım Kuran tefsiri ile sizleri aydınlığa çağırıyor cumhuriyet döneminin en büyük tefsir çalışmalarından biri olması Prof.Dr.İsmail Karaçam, Yrd.Doç.Dr Emin Işık, Dr.Nusrettin Bolelli ,Abdullah Yücel
    tarafından yapılan bu sadeleştirmenin halen aşılamamış olması bu esere ayrı bir önem kazandırmaktadır.

  • Hicri 7. miladi 13. asırda yaşamış olan Müfessir Kurtubî, hem Tefsir hem de Hadis İlminde derin bir vukûfiyete haiz idi. Kurtubî’ye ait el-Câmi’ li Ahkâmi’l Kur’an adlı tefsir; bugün literatürümüzün en değerli ve en meşhur ahkâm tefsirlerinden biridir. Kurtubî’nin hadis ilmindeki vukûfiyetini tefsirine almış olduğu 6700’ün üzerinde hadisi değerlendirme ve şerh etme şeklinden anlıyoruz.Yirmi ciltten oluşan bu ahkâm tefsiri, yüz yıllardan beri elden ele dolaşmış, nesilden nesile aktarılmış ve Müslümanlar ondan azami derecede müstefîd olmuşlardır.

  • Siyer-i Nebi – Ahmet Gökdemir

    53.00  34.00 

    Bu eser Siyer ve En Güzel Örnek Hz. Peygamber (sas) olmak üzere iki ana bölümden oluşmaktadır.

    – Birinci bölümde konular ile uyumlu tablolar, resimler ve haritalarla birlikte ele alınmıştır.
    – İkinci bölümde ise konularla alakalı tablolar şeklinde Kur’ân İklimi, Nebevî Sedâ ve Okuma

    – Parçaları adı altında Sahabe hayatından tablolar verilerek konular içerik açısından zenginleştirilmiştir.Kitabın içindeki konu başlıklarının seçiminde kriter olarak MEB lise ders müfredatı gözetilmiş olunup Lise ve İmam-Hatip Liseleri ders kitaplarında bulunan tüm konular kitabın içeriği ile mevcuttur.

    – Kitap yaklaşık 300 ayet, 750 hadis, sahabe hayatından tablolar, klasik Siyer kaynakları ile Hz. Peygamber’den bahseden güncel kaynaklardan müteşekkildir.

  • Tefsîrü’l-Münîr, en son yazılan ve en kapsamlı tefsirdir. Her cildinde iki cüzün tefsiri bulunmakta olup bu özellik sadece bu tefsire aittir. Bu, eserden yararlanılmasını kolaylaştırması açısından son derece önemli bir yeniliktir.Tefsir günümüz insana hitap eden bir üslûpla kaleme alınmıştır. Âyetler ilk önce konu başlığı verilerek bölümlere ayrılmış, ardından i’rab’ı, daha sonra sırasıyla araştırmacılar için son derece önemli olan belâgatı yapılmıştır. Kelime ve İbarelerin anlamı verilmiş, sonra sırasıyla âyetler arası ilişki, var ise nüzul sebebi, âyetlerin geniş bir şekilde tefsiri verilmiştir. Sonunda da maddeler halinde âyetlerden çıkan hüküm ve hikmetler sıralanmıştır. Tefsirde kullanılan bütün hadislerin ve rivâyetlerin sıhhat ve zayıflık dereceleri belirtilmiştir. Kur’ân’dan çıkan gündelik hayata yönelik bütün fıkhî hükümler teferruatlı bir şekilde ve fıkıh mezheplerinin görüşleri çerçevesinde ele alınmıştır. Müfessirin aynı zamanda bir fıkıhçı olması, bu tefsiri diğer tefsirlerden ayıran bir başka özelliktir. Müfessir Taberî, İbni Kesir, Kurtubî, Râzî, Menar, Zemahşerî gibi güvenilir tefsirlerden alıntılar yapmıştır. Bu yönüyle hem rivâyet hem dirâyet tefsiridir.

  • Fetvalar, insanların her çağda karşılaştığı sorunlara İslam ekseninde çözüm üretmektir. Bu nedenle her dönemde fetvalar olacaktır, çünkü İslam’ın her döneme göre güncellenmesi gerekmektedir. Fetvaların bir diğer önemli özelliği de dönemin insanlarının sosyolojisi ve kültürünü görmek açısından da ipuçları vermektedir. Bu açılardan tarihi, ekonomik ve sosyolojik veriler barındırmaktadır.
    Seyda Muhammed Emin Er Hocamız da kendisine çeşitli zamanlarda iletilen soruları ve onlara verdiği cevapları derleyerek bu geleneği sürdürmüştür. Hocamızın fetvalarının en önemli özelliği güncel olmasıdır.

    Ülkemizde bilhassa yabancı ülke alimlerinin fetva kitapları tercüme edilerek yayınlanmaktadır. Halbuki bazı fetvalar bölgeseldir. Yani bir bölgede geçerli olan bir hüküm, başka bölgede geçerli olmayabilir. İmam-ı Şafii bile Bağdat’taki görüşlerini Mısır’a gidince değiştirmiştir. Bu nedenle yaşadığımız coğrafyanın örfünü, sorunlarını bilen kendi bölgemizdeki alimlerin fetvalarını dikkate almak daha yararlı olacaktır.

  • Müslümanların her konuda bilgi sahibi olmaları bir görevidir. Din konusunda bilgi ise İlmihal (Herkesin durumuna göre gerekli olan bilgiler) adını alarak en önemli yeri tutar. Her Müslümanın bağlı bulunduğu İslam dini konusunda yeterli bilgi sahibi olması bir borçtur. Edindiği bilgilerle de üzerine düşen dini görevleri yerine getirmiş olacaktır.

    Aslında bütün insanlığın manevi ruhu yerinde olan dinden, din bilgisinden hiç kimse uzak kalamaz, öteden beri ister ilkel olsun, ister medeni toplumlar, hiçbiri bir dine bağlı kalmaktan dışarı çıkamamıştır.

    İnsanların gerçek mutluluktan ve saadetleri ilahi bir din yolu ile ortaya çıkar. Sağduyulu kimselerin ruhları ve vicdanları, böyle bir din ile huzursuzluktan kurtulur, yatışır, insanlığın yaratılışındaki yüksek amaç ancak böyle ilahi bir dine sarılmakla gerçekleşir.

     


    Gayem Yayınevi | Ciltli |1. Baskı | 553 Sayfa

     

     

     

  • Ben,derdi severim beyim! Derdim büyüdükçe dermanım büyür.Dillerim çözülür,fermanım büyür.Böyle derdi seyran etmesem olmaz. Hamd ü sena etmeyip sussam olmaz.Onun kendine has bir tadı vardır.Bir zamanlar gelir,dert demeye utanır da dil,lütuf der,nimet der,ikram der. Ona dert demeye kıyamaz.Adını dert koymaya utanır.

  • Hz. Peygamber’e ilk vahyin inişiyle temeli atılan İslâm medeniyeti, dünyanın en büyük medeniyetlerinden biridir. Hz. Peygamber hayattayken Arabistan’a, daha sonra da Atlas Okyanusu’ndan Çin’e kadar geniş bir alana hâkim olan Müslümanlar, İslâm medeniyetinden sonra asırlardır dünya tarihine damgasını vuran Batı medeniyetinin gelişmesine önemli katkılar sağlamışlardır.
    İslâm medeniyetlerinin temel dinamiklerinin başında İslâm dini gelmektedir. İslâm inancının farklı coğrafyalarda ve farklı zamanlarda, küçük farklarla da olsa yaşama şansı bulması, İslâm dininin içtihat kapısını açık tutmasının sonuçlarındandır.


    İslâm medeniyetinin gelişmesine geleneklerin de önemli katkısı olmuştur. İslâm dini, vahye ve Peygamber’in uygulamalarına ters düşmeyen geleneklerin varlığını kabul etmiş; yaşamasına izin vermiştir. Tarihsel İslâm’ın oluşmasının üzerinde geleneklerin hissedilir bir ağırlığı bulunmaktadır.
    İslâm medeniyeti gibi, hem coğrafî hem de tarihsel bakımdan ihata edilmesi güç olan bir medeniyeti birkaç yüz sayfalık bu çalışmanın olanakları çerçevesinde ele almaya çalıştık. Bu bağlamda İslâm medeniyetinin daha çok Anadolu’ya uzanan yönünü vurgulamaya özen gösterdik.
    İslâm medeniyetinin muhteşem günlerini tekrar görmemiz dileğiyle…

  • Ne güzel demiş Sâdi: “Cennet, sevmeyi bilenlerindir.”
    Seviyorum diyen çok da sevmeyi bilen o kadar az ki…
    Sevdiğini kendi canı istediği gibi değil, onun hoşlandığı gibi sevenler, sevgi bahçesinin gülü-bülbülü olabilirler.
    “Eşim aşkımdır.” diyenler, “Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur.” atasözünü bilirler.

    Sevgi emek ister. Karpuz değil ki tarlada kendi başına büyüsün.
    Sevgi bir bebek gibidir; ilgi ister, bakım ister, fedakârlık ister.
    Kimisi “Eşim baksın, büyütsün…” diye bırakır sevgiler açlıktan ölür.

    Kimisi tıka basa doyurur o zaman da sevgiler tokluktan çatlar ölür.

    Bu kitap sevgi bakım kitabı. Mutluluğunuz artsın, Eşiniz Aşkınız Olsun, diye…

  • Eşimin Eşi Yok – Sema Maraşlı

    27.00  18.50 

    Bugüne kadar evlilik üstüne çok şey yazılıp çizildi. Kimi mukaddestir diye evliliği göklere çıkardı, kimi aşkı öldürüyor diye yerden yere vurdu, kimi de bol bol öğüt verdi.
    Ben de hikâyesini yazmak istedim.

    “Neden hikâye?” derseniz, şöyle açıklayabilirim: Ben hikâyelerin gücüne çok inanırım. Hikâyeler duyguları elle tutulur, akılda kalır bir hâle getirir. Yaşanmış olaylardan yola çıkarak yazdığım hikâyelerde pek çok kişinin kendinden bir parça bulacağına inanıyorum. Yazdıklarım; dertleriyle, çareleriyle evlilikte mutluluk sanatına katkıda bulunacak hikâyeler olsun diye uğraştım.

    Bu kitaptaki hikâyelerde maddî sıkıntılar, fedakârlıklar, büyük olaylar yok. Yangının değil, yangına sebep olan kıvılcımın hikâyesini yazdım. Gülün değil, gülü yeşerten suyun hikâyesini yazdım. Dilerim beğenirsiniz…

  • Eşinizi Ne Kadar Tanıyorsunuz?” adlı bir televizyon programına davetlisiniz. Sizi dürüstlük koltuğuna oturtacaklar.

    Tereddüt etmeden katılabilir misiniz?

    Aynı evi ve aynı yatağı paylaştığınız kişiyi ne kadar tanıyorsunuz?

    Sizinle yaşamak, onun damağında nasıl bir tat bırakıyor?

    Tatlı, tuzlu, acı, ekşi, kekremsi… Hangisi, biliyor musunuz?

    Kadınlar ve erkekler, birbirlerine benzemezler.

    Farklılıkları bilirseniz nimet, bilmezseniz külfet olur.

    Farklılıkların keyfini çıkarmak isteyenler için…

    İşte size İPUCU HİKÂYELERİ…

  • Sevgi emek ister, sevgili muhabbet etmek ister. Muhabbete de hizmet gerek.

    Muhabbeti istiyorsun sevdiğine adım adım yaklaş, onun adımlarını saymadan ve beklemeden.

    Ona hizmet et. Elinle, ayağınla, dilinle, gözünle, kulağınla, aklınla ve tabiî ki gönlünle.

    Muhabbet yolundaki taşlara dikkat et.

    Sevgi gönülden doğar, akılla beslenir büyür.

    Akıl sevgiyi beslemezse o sevgi kısa zamanda ölür gider.

    Evlilikte gönül ve akıl işbirliği çok önemlidir. Gönül ve akıl el ele verirse sevginiz hiç azalmaz, gün geçtikçe artar.
    Sevdiğin neden hoşlanır, nasıl mutlu olur, neye kızar, niçin kırılır, onun için ne yapman lazım. Nerde hata yapıyorsun? Sor soruları, bul cevabı, yap hizmeti, bakalım sevgi ölüyor mu?

    Yuvasında muhabbet isteyenler için işte size adım adım muhabbet.
    “Eşimle muhabbet edemiyoruz” diyenlere rehber bir kitap.

    Muhabbetiniz bol olsun diye…

  • Gencim Nereye? – İsmail Çetin

    30.00  20.00 
    Müellif bu eserinde, zamanımızda teknolojideki hızlı gelişmelerin ve dünya lezzetlerine kolayca erişmenin büyüsüne kapılarak gençlerimizin, gün geçtikçe daha fazla ğayri Müslimin örf ve adetlerine uymalarına, şahsi menfeat peşinde koşarak dünya işlerinde rekabet etmekle Dinden uzaklaşmalarına dikkat çekerek, her Mü’mine, özellikle gençlerimize gereken bilgileri soru ve cevab şeklinde vermektedir.
    Allah Teâlâ en önce neyi yaratmıştır?
    “Elest Günü”nde Allah Teâlâ’nın kullarıyla yaptığı antlaşma nedir?
    Bu antlaşmayı biz niye hatırlamıyoruz?
    Akıl ve kısımları nelerdir?
      “İlim ve kısımları nelerdir?” gibi sorularla başlayan eserde; ma’rifet, Rabb ile kulu arasındaki haklar, iman, İslam, şartları, rükünleri, şart, rükün gibi Dînî terimlerin manaları beyan edilmekte; Allah’a, peygamberlerine, kitablara, meleklerine, ahiret gününe ve kadere imanın keyfiyetleri;
        Allah Teâlâ’nın isim ve sıfatları, Peygamberimiz’e nasıl inanmamız gerektiği izah edilmekte, Peygamberimiz’in siyer-i şerîfi özetlenmekte ve bol misallerle mu’cizeleri anlatılmaktadır.
          Tevhid, itikad, mezheb, amel, din, ibadet, takva, muamele, emanet, miras, ukûbat = cezâlar, âdâb, teklifî hükümler, farz, vâcib, nafile, haram, mekruh, müfsid, mübah, abdest, ğusül, teyemmüm, namaz, zekat, oruç, hac, günah, küfür, şirk, nifak ve bunlara bağlı konular açıklanmaktadır.
          Günümüzde gençlerimizi bekleyen tehlikeler ve bunlardan kurtuluş çareleri gösterilmekte, bunun yanında her Müslümanın hayatında olan ve dikkat çeken konular izah edilmektedir; mesela:
    Aile nedir?
    Evladın ebeveyninin, ebeveynin de evladının üzerindeki hakları nelerdir?
    Çocuklara öğretilmesi gereken elli dört farz nelerdir?
    Kabir ziyareti nasıl yapılır?
    Komşunun komşusu, arkadaşın arkadaşı üzerindeki hakları nelerdir?
    Cennet ve cehennemlik kimlerdir?
    Müellifin “İttifak nedir?” sorusuna cevabı, eserin ehemmiyetini gözler önüne sermektedir.
  • Gözümün Nuru Namaz

    22.00  16.50 

    Namaz, Cenâb-ı Hakk’ın sadece müslümanlara ikrâm ettiği mânevî bir nîmetidir. Rûhun gıdâsı, kalblerin şifâsı ve dertlilerin devâsı olup insana sıhhat, neşe ve zindelik verir.
    Namaz, mü’minin mirâcı olup, kulu Allah’a yaklaştıran, rûhen arındırıp yücelten, bir ibâdettir.
    İnsanın Allah indindeki değeri, namaza verdiği değer kadardır.
    Namaz, gözümüzün nûru, gönlümüzün sürûru ve huzûrudur.
    Bir hadîs-i şerîflerinde:
    “Dünyâdan bana üç şey sevdirildi:
    Sâliha kadın, Güzel koku ve Gözümün Nûru Namaz.” diye buyurmuşlardır. Sevgili Peygamberimizin namazdan bahsederken “Gözümün Nûru” tâbirini kullanmaları, bu ibâdetin kudsiyyetine, önemine ve şerefine işârettir.

  • Gül’ün Gülleri – Adem Saraç

    30.00  22.50 

    Bilindiği gibi gül, güzelliği ve zerafeti temsil eder. Herşeyden önce sevgilidir gül; bütün güzellikler ona yakıştırılır.
    İslam edebiyatı ve tasavvufunda Efendimizi temsilen sembol olarak gül kullanılmıştır.

    Gül, aynı zamanda aşkı, muhabbeti de temsil eder. Bütün bunlar Peygamber Efendimiz (s.a.)’de fazlasıyla mevcut olduğu için O’na “Gül”, sevgili kızlarına da”Güller” dedik. Böylece “Gülün Gülleri” oluştu.

  • Adem Saraç’tan Hz. Vahşi’nin hayatında tablolaşan bir hasretin hikayesi.
    Aldanışların girdabına düşmüş bir ömür düşünün. Esaret zincirinin muazzam cürümler işlettiği Vahşi’nin hayatını… Bir gün ruhunu ve bedenini saran tutsaklığı söküp alıyor. İslam’ın ruhları dirilten iklimine koşuyor.Yüreğindeki zindanlar aydınlanıyor birden. Bir ışık doğuyor içine; acaba diyor, acaba? İki Cihan Güneşi’nin nazarları değer mi gözlerime? Doya doya bakabilir miyim nur yüzüne? Hayali cihana değer bir tebessüme nail olabilir miyim? Yazık ki bir uyarı gelip çatıyor önüne: Ve o, Gül Yüzlü’nün yakınında iken Gül Yüzlüye Hasretle geçiyor günleri… Vahşi (r. a)ın ızdırabı, içimi burkar diye endişe etmeyin… Eminiz ki onun kararlı duruşu içinizi ısıtacak. İslam olmakla aydınlanan yüzü şavkıyacak hayalinize. Rasûlullah’ı uzaktan görmek için ışıyan gözlerinden bir umut ışığı doğacak yüreğinize. Artık onun sadece adı Vahşi. Yüreği, kimliği asırları aydınlatan bir Hazret… Hazreti Vahşî’nin aziz hatırasını okumak ister misiniz?

  • Eserin Tam İsmi: Hüccetü’l-İslam Zeynüddin İmam-ı Gazali / Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri, Te’siri, Hizmetleri

  • Dr. Mahmut Kelpetin hocamızın titiz bir araştırması olan Hulefâ-yi Raşidin dönemi tarihi üst başlıklı eseri bir doktora çalışması olup dört ana bölümden meydana gelmektedir. Bu çalışmada, günümüze rivayetleri aracılığıyla ulaşmış, hakkında ciddi ve kapsamlı bir çalışma bulunmayan Seyf b. Ömer’in gün yüzüne çıkarılması amaçlanmıştır. Seyf b. Ömer’in tarihçiliği ile ilgili ipuçlarının tespiti ve bunlardan hareketle Seyf b. Ömer’in rivayetleri ve tarihçiliğinin değerlendirilmesi hedeflenmiş ana çalışmalarımızdan birisidir.

  • Adalet, nazari ve ameli hikmetle şereflenmiş aklın hükmüdür. Ancak çok yerlerde akıl aciz kaldığından vahye muhtacdır. Çünkü akıl tek başına beşeri sisteminin levazımlarına kafi gelmemektedir. Bunun için vahye uymayan akıl, kanatsız kuşa benzetilmiştir.
    Demek akıl vahye İttiba etmekle hürriyetine kavuşup şuurlanır.
    Şuur:Halk ilham kalbe geldikten sonraki sezgidir; Hükmü: vicdanıdır.
    İşte adalet!..

  • Allah’ım!.. Bu kitabı okuyan herkes, Sen’den haber alsın, Sen’i tekrar düşünsün, Sana daha çok yaklaşın… Kudret Sen’indir. Bu kitabı eline alan, okuyan ve okutan kimseler; hiç ummadık hayırlar içinde kalsınlar da, Sen’in yolunda Sen’in uğrunda darmaduman, pesperişan olsunlar. Özellikle ve öncelikle, “Bu ne biçim duadır?” diyen kulların için kabul eyle Allah’ım!

  • ‘‘Demişlerdir gelenler bizden evvel: Kulak âşık olurmuş gözden evvel…’’

    Hayatın içinden kadın-erkek ilişkilerini akıcı bir üslûpla kaleme alan ve okuyuculara pratik çözüm yolları sunan Sema Maraşlı’nın bu eseri de evlilik hayatında huzur ve mutluluğu arayanlara yepyeni ufuklar açacak.

    Keyif alarak okuyacağınız ve hayatınıza sevgi katacak bir eser…

    Dilinizden, kulağınızdan, yüreğinizden sevgi hiç eksik olmasın…

  • Mü’minim – İsmail Çetin

    20.00  14.00 

    Bir Oku, Bin Düşün

    Özünde İman Harekete Geçsün

  • Özenle hazırladığımız bu eserde, mümkün mertebe detaylı araştırma yapılarak hem evli hanımlara hem de bekâr kızlara hitap edilmiştir. Çalışmamız genel itibari ile hanımlara hitap etmekle birlikte erkeklerin de faydalanabileceği -özellikle ibâdet ve evlilikle ilgili konularda- bilgilerden müteşekkildir.

    Çalışmamız, en mûteber kaynaklar taranarak hazırlanmıştır. Tabii ki bunların başında Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerim ve Rasûlullah Efendimizin (s.a.v.) sünneti gelmektedir. Bundan sonra geçmişten günümüze fıkıh ilminde önde gelen fakihlerin görüş ve yazılarına da yer verilmiştir. Mevzuların daha iyi anlaşılması için konular madde madde açıklanmıştır.


    Eserde; İslâm’da Muâşeret, İbâdetle ilgili tüm konular, Taharet, Necâset ve Temizleme Yolları, Tuvalet Âdâbı, Abdest, Meshetmek, Gusül, Teyemmüm, Namaz, Oruç, Zekât, Hac ve Umre’ye yer verdik. Hanımlara ait özel haller; Âdet, Lohusalık ve İstihâza konularının yanı sıra Avret ve Tesettür, Kadının Süslenmesi ve Mahrem Mevzular yer aldı. Evlilikle ilgili konular; Nişanlılık, Mehir, Nikâh Akdi, Cinsel Hayat, Boşanma ve İddet konularını işledikten sonra ise son olarak Kadınlara Dâir Muhtelif Meseleler, Vasiyet, Miras ve Metafizik Meseleler konuları yer aldı.

    Ayrıca her bölümün sonunda konu ile alâkalı bahislerden müteşekkil fetvalar da bulunmaktadır. Hanımların sormaya ve danışmaya çekindiği birçok mevzuda esere zenginlik katan bu fetvalar günlük hayatımızda çok işimize yarayacak bilgilerden oluşmaktadır.

    Eserimiz, bir başucu kitabı olmaya inşâallah namzettir.

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.