• Toplumun temeli olan aileyle ilgili hadislerin bir araya geldiği, açıklamalarında günümüzün sorunlarına da değinilen, nebevî rehberliğin ışığını evlere taşıyacak bir başucu eseri.

  • Fıkh’ı, “Müslümanların önünü açmakla görevli bir mekanizma” olarak görme eğiliminin giderek ısrara dönüşmekte olduğu bir ortamda, “ahiretimiz için neyin zararlı olduğu” değil, “dünyamız için neyin faydalı olduğu” sorusu ve endişesi ön plandadır. Seküler dünyanın talepleri, dayatmaları, kuşatmaları karşısında -“direnmek” şöyle dursun-, “uyum sağlama”yı hayat ilkesi edinmiş Müslümanların, Fıkh’a “durumu meşrûlaştırıcı” bir misyon yüklemesi kaçınılmaz olmaktadır.

     

    Fıkıh’la ilişkimizdeki tâyin edici faktör, dünya merkezli/seküler tercihlerimiz olunca Fıkıh da dünyayı ahirete yönelik olarak tanzim etmenin vahiy merkezli zemini olmaktan çıkıp, dünyayı dünya için tanzim eden “hukuk”a dönüşmektedir. Üstelik de pek çok boyutu tırpalanmış olarak.

    Elinizdeki kitap, esas itibariyle bu kırılmanın İslâmî ilimlerin hemen tamamına taalluk eden tezâhürlerini mercek altına almaktadır. Sorulan sorular, hükmü merak edilen fer’î-fıkhî meselelerle sınırlı olmayıp, bütünüyle din telakkimizi ilgilendiren alanları ihâta etmektedir. Akaid/Kelâm başta olmak üzere bütün İslâmî ilimlerle ve Kur’ân-Sünnet başta olmak üzere edille-i şer‘iyyenin hemen tamamıyla ilgili soru ve cevapları ihtivâ eden bir kitabın özet/muhtasar olması mümkün değildi. Bu sebeple sorulara “el-Cevap: Caizdir/değildir” demekle yetinilmemiş, kimi zaman soruların arka planına da inilerek detaylı cevaplar verilmeye çalışılmıştır.

     

    Cilt Kapak | İstanbul, 2020| 1. Kitap 619 Sayfa | 2. Kitap 533 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: 40 Hadis Şerhi Evlilik Üzerine


    Bu 40 Hadis derlemesinde Muftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî, herkesi olmasa bile insanların çoğunu ilgilendiren bir konuyu ele alıyor: evlilik. Evliliğin amacı ve öneminin ne olduğu sorularına cevaplar arayan müellif; zoraki evlilik, velisiz nikâh, aile içi şiddet gibi daha tartışmalı meseleleri çözüme kavuşturuyor. Hadisin lafzının basit bir şekilde izahından öte hadisler detaylı bir şekilde şerh edilerek, hadisle nasıl amel edileceği ve bu hadislerin evlilik hayatında neye karşılık geldiği gibi bir takım mülahazaları ihtiva ediyor.


     

    Muhammed b. Âdem el-Kevserî


    Müftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî; Birleşik Krallık, Pakistan ve Suriye gibi dünyanın muhtelif yerlerinde geleneksel usûlle Arap Dili ve İslâmî ilimler tahsilinde bulunmuş bir İslâm âlimidir. Cinsel Hayata İslâmî Bakış ve İslâm’da Doğum Kontrolü ve Kürtaj isimlerinde eserler kaleme aldı. Dünyanın farklı yerlerinde çeşitli konularda dersler verdi. Hâlihazırda Leicester şehrinde (Birleşik Krallık) ikamet eden Müftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî, İslâmî ilimler tedrisatı ile meşgul olmakta, Daru’l-İfta’da da (www.daruliftaa.com) direktör ve araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

     

     


     

     

    Karton Kapak | Ocak 2020 | 1. Baskı | 112 Sayfa

     

     

     

     

     

     

  • İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin mezhebinin delillerinin Kütüb-i Sitte imamlarına veya bazılarına muvâfakat ettiği hadisleri içeren bu eserin (Ukûdü’l-Cevâhiri’l-Münîfe) müellifi, son asırlarda yetişmiş en büyük hadis hâfızlarından Seyyid Muhammed Murtazâ ez-Zebîdî (ö. 1205/1791)’dir. Hadis, fıkıh, lügat, tasavvuf ve nesep ilimlerinde çok büyük alimdir.

    İmam Ebû Hanîfe’nin rivâyet ettiği hadisler Kütüb-ü Sitte’de yoksa diğer hadîs musannefâtına tek tek müracaat eder.

    İmam Zebîdî “Mukaddime” kısmında: “Bu kitabı yazma amacım, “Ebû Hanîfe Kıyas’ı, Resûlullah (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’in hadîsleri üzerine takdim eder” diyen doğru yoldan sapmış bazı mutaassıp kimseleri reddetmek içindir. Ömrüme yemin olsun ki böyle bir iddiayı ona nispet etmek doğru değildir” der.

    İmam Ebû Hanîfe şöyle derdi: “Anam babam feda olsun. Resûlullah’dan (Sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadîs geldiği zaman başım-gözüm üzerinedir. Biz ona muhâlefet etmeyiz. Sahâbeden bir fetvâ geldiği zaman ise onlardan birisi ile amel ederiz. Sahâbe dışında bir başkasından bir görüş gelirse, onlar nasıl içtihat ettilerse biz de içtihat ederiz.”

    “İMAM-I ÂZAM EBÛ HANÎFE’NİN RİVAYET ETTİĞİ AHKÂM HADİSLERİ”nde (Ukûdü’l-Cevâhiri’l-Münîfe) tekrarları hariç olmak üzere toplam 615 hadis vardır. Tercüme esnasında senedde ravinin isminin geçtiği yerde cerh-ta’dil kitaplarından durumunu dipnotta gösterilmiştir. Ayrıca açıklanması gereken kelime, mevzu ve hadisleri yeri geldikçe “Açıklama” adı altında izah edilmeye çalışılmıştır. Kitabın sonunda İmam Ebû Hanîfe’nin (Rahmetullâhi Aleyh) hocalarının durumlarını özet olarak hususi başlık altında verilmiştir.

  • Sasaniler, Göktürkler, Doğu Romalılar dünyaya hükümran olmak için acımasız bir yarışın içindeydiler.


    İbrahim Peygamber’den kalan inanç mirasını, Hanifler denilen bir topluluk yaşatmaya çalışıyordu.


    Zenginin alabildiğine zengin, güçsüzün ise insafsızca ezildiği bir dünyaydı. İsa Peygamber’in vefatından sonra yeni bir Peygamber gönderilmemiş; bu fetret döneminin yaklaşık dört yüzyıl geçeceğini kimse tahmin edememiş, semavi dinler aradan geçen yüzyıllarda tahrife uğramış, yeni bir peygamber yeni bir vahiy beklentisi had safhaya ulaşmıştı.


    Sayısız ticaret kervanı birçok şehre uğrayıp sadece kültürleri birbiriyle harmanlamıyordu.


    Yeni haberler vardı. Önce Tevrat’ta, sonra’da İncil’de geleceği müjdelenen ve haksızlıkları, adaletsizlikleri bitirecek, adı dilden dile dolaşan bir peygamberin gelmesi yakındı.

  • Günümüzde maddi hayatın manevi hayata hâkim olduğu, imanımızın her geçen gün zayıfladığı, ahlaki değerlerin kaybedildiği bu yüzden yeni buhranların/ sorunların meydana geldiği bir toplumda yaşıyoruz. Günümüz insanı dünyada istediklerine kavuşunca, yavaş yavaş manevi hayattan uzaklaşıyor. Cehalete kapılan insanoğlu huzurun ve mutluluğun olmadığı tekdüze bir hayatı yaşamaya mahkûm ediliyor. Çoğu insan bu mutsuzluktan kurtulup huzurlu bir hayatı istese de bunu elde edememektedir.


    Şunu çok iyi bilmeliyiz ki mutluluğu elde etmek oldukça kolaydır. Mutlu olmak çok kolay olmasına rağmen insanlar bunu başaramadıkları için mutsuz oluyorlar. Bu yüzden insanlar hem kendi hayatlarını hem de başkalarının hayatını cehenneme dönüştürebiliyor. Mutlu ve huzurlu bir hayat herkesin başarabileceği kolay bir iştir. Küçücük bir çabayla içimizdeki mücevherleri ortaya çıkararak huzur ve mutluluğu yakalayabiliriz.

  • İslam dünyasının en meşhur kırk hadis derlemesi olarak bilinen İmam en-Nevevî’nin el-Erbeûn isimli eserinin Babanzade Ahmed Naim Efendi tercümesi yeni baskısıyla karşınızda. Yeni sayfa tasarımıyla Osmanlıca öğrenmeye yeni başlayanlar için kolaylık sağlayacak bu baskı, hadisleri tercüme hususunda geliştirdiği tekniklerle emsal teşkil eden bir eser.

  • Bu çalışmada İmam Suyutî’nin “el-Cami’us-Sağîr” isimli eserindeki nehy hadisleri bölümü üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Eserde kullanılan hadislerin hem sıhhatlerine bakılmış hem de başka kaynaklardaki yerleri tespit edilmeye gayret edilmiştir. Konu başlıklarından sonra hadislere geçmeden önce konu ile ilgili ayetler verilmiştir. El-Cami’us-Sağir’da ele alınan konularla ilgili benzer birçok hadis olmasına rağmen; mükerrer olan hadisler verilmemeye ve hadislerin içerisinde sahih olanlar kullanılmaya gayret edilmiştir. Hadislerin şerhleri yapılırken yer yer konu ile ilgili ayetlere ve muhaddislerin meşhur eserlerine başvurulmuştur. Bölümlerin sonlarına ise konu ile ilgili özet bilgiler verilmiştir. Bu eserin yayımlanmasından amaç Hz. Peygamberin (s.a.v) bizleri sakındırdığı konuları bilmek ve bunlardan uzak durmanın çarelerini aramaktır. Küçükte olsa Hz. Peygamberin (s.a.v) hadislerinin öğrenilmesine, dikkate alınmasına ve yaşanmasına katkısının olması hepimize mutluluk vesilesi olacaktır.
  • Vaazlarımızda kullandığımız, günlük hayatımızda birbirimize hatırlattığımız, kitaplarımıza koyup serlevha ettiğimiz, internet ortamında tedavülde olan nice hadîs vardır. Elbette bunlar içinde çokca sahih hadis vardır. Ama bu hadîslerin bazısı vardır ki, uydurmadır, bazısı çok zayıftır, bazısının aslı yok, bazısı ise kitaplarda bile mevcut değildir. Aslında bu, günümüzün sorunu da değildir. Eskiden beri var olan sorunlardan biridir. Bu hadîslere dikkat çekmek ve onları değerlendirmek kaçınılmazdır. Bu hadîslerin bazısı önemli alimlerin eserlerinde de yer alır. Bu hadîslerin hadîs tekniği açısından muteber olmamaları o alimin ve eserinin değerini asla düşürmez.


    Bunların yanında günümüzde tartışılan, tenkit edilen, Kur’an’a, akla aykırı bulunan hadîsler de vardır. Bunların hadîs ilmi açısından değerini araştırmak ve anlamaya çalışmak gerekir. Hatta belki bilip de ondan sonra kullanmak gerekir. Bu konuda Keşfu’l-hafâ gibi hadis geleneğimizde pek çok kitap yazılmıştır. Bu çalışma da onların devamı niteliğinde olup halkımızın aydınlanması amacıyla bu tür hadîslerin sıhhati, kaynakları ve anlaşılmasıyla ilgili bir demet sunmayı amaçladık.

  • İlmihal, davranış bilgisi demektir. Hadislerin tesbiti ve anlaşılması hususunda hadis taliblisinin bilmesi gereken esaslara ve bu esasların nasıl tatbik olunacağına, bir hadisle karşılaştığı zaman nasıl davranacağına dair bu çalışmamız neticesinde gördük ki, Peygamber (s.a.v.)’in kavlen, fiilen ve takriren beyan buyurduğu hususları yani hadisleri ve bunlardan sabit olan hüküm yani sünnetleri doğru bir şekilde anlamak, Hz. Muhammed (s.a.v.)’i, bir peygamber bir önder ve bir rehber edinmenin icabıdır.


    Hadislerin ve dolayısıyla sünnetlerin fıkhını isteyen, bizzat o hadislerin sahibi olan Peygamber (s.a.v.)’dir. Hadis ve sünnet bilgisi, din bilgisidir. Peygamber (s.a.v.)’in hadis ve dolayısıyla sünnetlerini anlamayanlar elbette İslam’ı anlayamazlar.


    İslam’ın anlaşılması adına klasik Usûl-ü Hadis kitaplarında ele alınan prensiplerin nasıl uygulanılacağını arzetmeye ve hadislerden nasıl hüküm çıkarıldığını izah etmeye çalıştığımız “Hadis İlmihali” dediğimiz bu eserimizde hadise dair meseleleri tedrici, anlaşılır ve detaylı bir şekilde inceleyerek istifadenize sunduk.

    Hadis çalışmalarına bir katkı olması temennisiyle…

  • “Bu çalışmada, tasavvuf tarihinde önemli ve farklı bir yeri olan, H. IV./M. X. asırda yaşamış ve hadisle ilgilenmiş zâhid ve sûfîlerle, sûfî meşrebli muhaddisler incelenmiş; onların hadis anlayışları ile kullanmış oldukları hadislerin durumları ele alınmıştır.


    Böyle bir çalışma iki yönden önem taşımaktadır: Evvelâ, sûfîlerin hadis anlayışları, hadisçilere ve hadis ilimlerine karşı tavırları ile, bilhassa konularıyla ilgili seçmiş oldukları hadislerin durumları hep merak konusu olmuştur. Çünkü bu kesime mensub kimselerden bazılarının iyi niyetle de olsa, hadisçiler tarafından şiddetli bir şekilde tenkit edilen hadis uydurma faaliyetine adlarının karıştığı tarihen tespit edilmiştir. Böyle bir uygulama hepsinde var mıdır, yoksa ilgilenmiş oldukları alanda zayıf hadisle amele yumuşak bakılması mı buralara götürmüştür, ya da cehalet mi bunda etkili olmuştur? Hadis ilimleriyle iştigal edenlerde de bu hata görülmekte midir? İşte, benzer hususlar hep merak edilmiştir.


    Ayrıca; tetkik edilen asrın, tasavvuf tarihinde farklı bir yeri vardır. Bu asırda, daha önce başlatılan ve tasavvufa Kur’ân ve Sünnet’ten kaynak bulma, tasavvufu Sünnî bir temele oturtma gayretleri olgunlaşmış ve ürünleri alınmaya başlamıştır. Nitekim Sünnî tasavvufun temel kaynakları bu dönemde kaleme alınmıştır. Tasavvuf, aynı zamanda, yine bu asırda, ricali ve kaynakları ile müstakil bir ilim olma çabası içerisindedir.


    Yukarıda değindiğimiz meselelere ışık tutmayı hedefleyen bu eser, H. IV./M. X. asırdaki muhaddis sûfîleri ile sûfî muhaddislerinin tesbiti cihetine giderek, tasavvuf-hadis münasebetinin ortaya konulmasına yardımcı olmayı hedeflemektedir.”

  • İdrak ve Tasdik – Ebubekir Sifil

    28.00  17.00 

    “Yerli müsteşrikler”in Sünnet-i Seniyye ile başı pek hoş değildir. Elbette bu tavırlarını Sünnet’e karşı doğrudan ve açıkça cephe alarak belli etme yanlışına düşmezler. Bunun yerine pek çok hadisin akla ve Kur’ân’a uymadığından, genel olarak haber-i vahitlerin doğruluğundan emin olmanın imkânsızlığından, uydurma vakıasından… söz etmeyi tercih ederler…

    Elinizdeki kitabın, ağırlıklı olarak Hadis sahasıyla ilgili makalelerden oluşmasının en temel sebebi budur. Sünnet’in ve Hadis’in bilincimizdeki yeri muhafaza edilirse, cüz’î yalpalamaların kimliğimizi etkileyecek istikamet sapmalarına dönüşmesi mümkün olmayacaktır.

    Varisi bulunduğumuz devasa mirasın önce anlaşılması ve “idrak” edilmesi, arkasından da “tasdik” ve müdafaa edilmesi, itikadımızı da, fıkhımızı da murad-ı ilahî doğrultusunda şekillendiren Sünnet-i Seniyye’nin merkezî konumunun muhafazası ile mümkün olabilecektir.

    Makalelerin kaleme alınış tarihleri 1990’lı yılların başından 2006’ya kadar geniş bir yelpazeyi kuşatmaktadır. Bir kısmı muhtelif dergilerde neşredilmiş bulunan, bir kısmı ise herhangi bir mevkutede yer almayan bu yazıların, sahih Din tasavvurunun “idrak ve tasdik”ine katkı sunması temel arzumuzdur.

    Karton Kapak | İstanbul, 2020 | 5. Baskı | 256 Sayfa

     

  • Bu eser; İbn Hâcer el-Heytemî’nin İslâm dünyasında bilinen en meşhur eseridir.
    Eserde, tam 467 Büyük Günah/Kebair’in Ayet ve Hadis-i Şeriflerle açıklaması vardır.
    Metin halinde (Kaynak Gösterilen) 4 bin Hadis-i Şerif’in tahric ve tahkiki yapılmıştır.
    Bazı konularda tembihler halinde Fıkhi Hükümler mevcuttur.
    Eserin tercümesi Ahmed Serdaroğlu (merhum)ve Lütfi Şentürk, hadislerin tahricleri ise Osman Kandaz tarafından yapılmıştır.
    Eser, okuyucular için hem müracaat, hem kaynak eser, hem vaaz-ı nasihat hem de hazır hutbe kitabı niteliğindedir.
    Bugüne kadar bu sahada böyle ciddi bir eser tercüme edilmiş veya yazılmış değildir.
  • İslâm tarihinin en önemli biyografi eserlerinden olan ve siyer çalışmalarına da kaynaklık eden en eski biyografi kitabı olma özelliğini taşıyan İbn Sâ’d’ın Kitabü’t-Tabakati’l- Kebir eseri 15 öğretim üyesinin ortak çalışmalarıyla birlikte Türkçe’ye çevrildi.

    1. Cilt: Resulullah’ın (sas) Kutlu Sireti
    2. Cilt: Resulullah’ın (sas) Gazve ve Seriyyeleri
    3. Cilt: Muhacir ve Ensar’dan Bedir’e Katılanlar
    4. Cilt: Muhacir ve Ensar’dan Uhud’a Katılanlar
    5. Cilt: Muhacir ve Ensar’dan Hendek’e Katılanlar
    6. Cilt: Mekke Fethi ve Sonrasında Müslüman Olan Ashab – Resullullah (sas) Vefat Ettiğinde Yaşları Küçük Olan Ashâb
    7. Cilt: Medineli Tabiin
    8. Cilt: Mekke, Taif, Yemen, Yemame, Bahreyn ve Kufe Ashabı Tabiin ve Tebeu’t-Tabiin
    9. Cilt: Basralılar, Bağdatlılar, Şamlılar, Mısırlılar ve Diğerleri
    10. Cilt: Hanımlar
    11. Cilt: Dizin

  • Ebu Hureyre (r.a.) Allah Resulü’nin (s.a.v.) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. “Mü’minin mü’min üzerinde altı hakkı vardır:

    1- Hasta olduğunda onu ziyaret eder,

    2- Öldüğünde cenazesinde bulunur,

    3- Davet ettiğinde , davetine icabet eder,

    4- Karşlaştığında ona selam verir,

    5- Aksırdığında ona ‘Yerhamükellah!’ der,

    6- Uzakta da olsa yakında da olsa ona nasihat eder”

    | Tirmizi, 2737; Nesai, Cenaiz 52/3

  • Örnek Nesil – Şerafeddin Kalay

    55.00  40.00 

    Eserin Tam İsmi: Peygamber Dostları Örnek Nesil / İslâmı Nasıl Anladılar, Nasıl Yaşadılar


    Sahabe üzerine pek çok şey yazıldı bugüne kadar. Elinizdeki eser de, 2000’lerden Asr-ı Saadet’e bakıp ,çağımıza güzellikler taşıma gayretindeki bir film adamının yıllar alan çalışmasının ürünü. Eser hassas bir kalp ikliminde oluşmuş. Bizzat yazar, ele aldığı her sahabinin hayatından önce kendi kişiliği için bir şeyler devşirme gayretiyle hareket ediyor. Bir kuyumcu işçiliği bu. Her olaydaki, her hayattaki ayrıntıyı arama ve özündeki mesajı yakalama çabası.

  • İslâm dünyasının hemen her bölgesinde, asırlardır âlimlerin ve ilim talebelerinin olduğu kadar, Rasûlullah Efendimiz’in (s.a.v) hadislerini okuyup hayat düsturu edinmek isteyen her Müslümanın başucu kitabı olan Riyâzü’s-Sâlihîn, İmam Nevevî’nin en önemli eserlerindendir.


    “Bu eser, insanlara dünya ve âhiret saadetini kazanma yollarını gösterecek, zahirî ve bâtınî edepleri elde etmelerini sağlayacak, iyiyi ve güzeli teşvik ederek, kötüden ve çirkinden uzaklaşmayı temin edecek sahih hadislerden oluşan muhtasar bir kitap olacaktır.”


    Yaşadığı dönemde (1233-1277) ilim adamı hassasiyetini hep ön plânda tutarak, İslâm’ın sancaktarlığını üstlenmiş olan İmam Nevevî’nin, Riyâzü’s-Sâlihîn’in önsözünde dile getirdiği yukarıdaki sözler, eserin değerini özellikle günümüz için bir kat daha artırmaktadır.


    Sözün özü; Riyâzü’s-Sâlihîn, her Müslüman ailenin evinde bulunması gereken bir kaynak eserdir. Kelimenin tam anlamıyla müttakîler için bir sığınma ve sâlihler için bir bahçedir.

  • Fıkh’ı, “Müslümanların önünü açmakla görevli bir mekanizma” olarak görme eğiliminin giderek ısrara dönüşmekte olduğu bir ortamda, “ahiretimiz için neyin zararlı olduğu” değil, “dünyamız için neyin faydalı olduğu” sorusu ve endişesi ön plandadır. Seküler dünyanın talepleri, dayatmaları, kuşatmaları karşısında -“direnmek” şöyle dursun-, “uyum sağlama”yı hayat ilkesi edinmiş Müslümanların, Fıkh’a “durumu meşrûlaştırıcı” bir misyon yüklemesi kaçınılmaz olmaktadır.

     

    Fıkıh’la ilişkimizdeki tâyin edici faktör, dünya merkezli/seküler tercihlerimiz olunca Fıkıh da dünyayı ahirete yönelik olarak tanzim etmenin vahiy merkezli zemini olmaktan çıkıp, dünyayı dünya için tanzim eden “hukuk”a dönüşmektedir. Üstelik de pek çok boyutu tırpalanmış olarak.

    Elinizdeki kitap, esas itibariyle bu kırılmanın İslâmî ilimlerin hemen tamamına taalluk eden tezâhürlerini mercek altına almaktadır. Sorulan sorular, hükmü merak edilen fer’î-fıkhî meselelerle sınırlı olmayıp, bütünüyle din telakkimizi ilgilendiren alanları ihâta etmektedir. Akaid/Kelâm başta olmak üzere bütün İslâmî ilimlerle ve Kur’ân-Sünnet başta olmak üzere edille-i şer‘iyyenin hemen tamamıyla ilgili soru ve cevapları ihtivâ eden bir kitabın özet/muhtasar olması mümkün değildi. Bu sebeple sorulara “el-Cevap: Caizdir/değildir” demekle yetinilmemiş, kimi zaman soruların arka planına da inilerek detaylı cevaplar verilmeye çalışılmıştır.

     

    Cilt Kapak | İstanbul, 2020| 5. Baskı | 533 Sayfa

  • Araştırmacıların, Kur’an-ı Kerim’in içinde ve Emin Rasulün hadislerinde dil şahidlerini, i’cazlı edebi delilleri ve açık belagatı bulmaları, şiir beyitlerinde veya eski hikmetli sözlerde aramalarından daha hayırlıdır. Ayrıca araştırmacı bununla müşterek bir gayreti, faydalı bir birlikteliği ve örnek bir öğretim metodunu bulacaktır.

  • Eserin Tam İsmi: Kenzü’l İrfan / 1001 Hadis-i Şerif Tercüme ve İzahı


    KENZÜ’L İRFAN adlı bu eser, çoğunluğu ahlak ve ibadet ile ilgili 138 konuda 1001 hadis ve tercümesini ihtiva etmektedir.
    Muhammed Es’ad Erbili, ana dili Türkçe olmakla beraber aynı kuvvetle Arapça, Farsça ve Kürtçe de bilirdi.
    Divanı ve diğer eserleri buna delildir.
    O’nun Türkçeyi kullanmaktaki liyakati ve şiirlerindeki başarısını Necip Fazıl şöyle ifade etmektedir:
    “Esad Efendinin Kenzü’l-İrfan isimli eserinde asli metne ve Osmanlıca’ya büyük bir sadakat ve hakimiyet müşahede ettiğimi belirtmek borcundayız…”
    “Şiirlerine gelince bunlar, Şeyh Es’ad Efendi’nin bir hassasiyet ve şiir kabiliyyetine malik bulunduklarına işarettir…”


     

    Çelik Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 1. Baskı | 288 Sayfa

  •  

    Elinizdeki kitap, İslâm’da kadının yerine, onun nasıl bir kimlik ve kişilik kazanması gerektiği meselesine Rasûl-i Ekrem’in dilinden Kırk Hadis çerçevesinde açıklama getiren bir çalışmadır. Mütevazı bir hadis şerhi denemesi sayılabilecek bu çalışmada, Allah ve Rasûlü tarafından, Câhiliye döneminde ezilmiş, horlanmış, zulüm ve sefalete terkedilmiş, hak ve hürriyetleri ellerinden alınmış kadınlara nasıl bir izzet, şeref ve haysiyet kazandırıldığını bir kez daha görmek mümkün olacaktır.


     

    Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 4. Baskı | 264

  • Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz Medine’ye hicret ederken, yol üzerinde bulunan Ranûna Vadisi’nde kıldırdığı Cuma namazında şöyle seslendi:

    Ey insanlar! Ölmeden önce kendiniz için ahiret azığı hazırlayın.

    Allah’a yemin olsun ki her biriniz öleceğinizi ve sürünüzü çobansız bırakacağınızı elbette biliyorsunuz. Sonra da Rabbi ona, aralarında ne bir tercüman ne de perdedar olmaksızın şöyle diyecek: Benim elçim sana gelip hakikati tebliğ etmedi mi? Ben sana mal mülk verdim, ihsanda bulundum; peki, sen kendin için önceden bir şey hazırladın mı?


    Rıhle Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 3. Baskı | 222 Sayfa

  • İbni Hacer el-Askalânî’nin ahkâm hadisleri konusunda İslam dünyasında en çok tanınmış eseri olan Bulûğu’l-Merâm, özellikle ibadetler ve günlük yaşantı esnasında karşılaşılan sorunlara dair zengin içeriğe sahiptir.
    Nureddin Itr tarafından şerh edilerek alanında uzman isimlerden Ahmet Efe, Fatih Mehmet Albayrak, Ahmet Hamdi Yıldırım ve Nureddin Yıldız tarafından Türkçemize kazandırıldı.


    Ciltli | İstanbul, 2018 | 3. Baskı | 2338 Sayfa

  • Sünnet-i nebevînin kandili İmam Buharî’nin yüzyıllardır başucu kitaplarından biri olarak okunan, öğrenilen ve uygulanan el-Edebü’l-Müfred titiz bir çalışmayla iki cild hâlinde yayınlandı. Hadis-i şeriflerin ışığını aktaran en önemli kaynaklardan biri olarak görülen eserde kısa açıklamalarla izah edilen çok sayıda konu başlığında yüzlerce hadis bulunuyor ve adı geçen sahabilerin hayatı hakkında da bilgiler yer alıyor.

    Mehmet Yaşar Kandemir hoca efendinin ince kaleminden.


    Kuşe Kapak | İstanbul, 2020 | 3. Baskı | 1488 Sayfa

Updating…