• Cuma Sohbetleri – Hasan el-Benna

    20.00  13.00 

    Nefsine sor! 
    Farz olan namaz karşısındaki durumu nedir? 
    Zekâtı verme hususunda ne yaptı? 
    İnsanların hukukuna riayet etmenin neresindedir? 
    Doğruluğa, güzel ahlâka, vefaya ve asil davranışlara ne kadar yapışabilmiş? 
    Her şeyden yüce olan Allah Teâlâ aklına geldiğinde neler hissediyor? 
    Maddi ve manevi olarak neleri kazanıyor? Kazancı, habis olan haram mı yoksa Allah’ın temiz kıldığı helallerden mi?”

    Kendimizi, bu soruların cevapları konusunda sorguya çekmemize vesile olacak, anlaşılır bir dil ve akıcı bir üslupla anlatılmış bu eser, “Benzersiz bir deha ve keskin bir basiret; eşsiz bir cesaret ile kâmil bir hikmeti kendinde bir araya getirebilmiş; insanları uyandırmış ve İslâm’a doğru giden yolu onlara aydınlatmış” olarak tarif edilen Hasan el-Benna’nın çeşitli vakitlerde yaptığı sohbetlerinden oluşmaktadır.

  • Kendisinden sonra gelecek İmâm Gazalî ve Hatîb el-Bağdadî gibi büyük isimleri etkilemiş olan İmâm Mâverdî’nin, fakih titizliğiyle yazıp yüzlerce hikmetli söz ve şiirle süslediği ahlak, siyaset ve öğüt kitabıdır.
    Mâverdî üstün zekâsı, tevazusu, feraseti ve edebiyle övülmüş; eseri İbnü’l-Cevzî, İmâm Zehebî, İbni Hacer gibi büyük âlimler tarafından tam güvenle tavsiye edilmiştir.
    Ahlak kütüphanesinin baştacı bu eser, nefis bir tercümeyle şimdi Türkçe’de.

  • – Muhammed Emin Yıldırım’ın En Güzel Örneğin En Güzel Örnekleri serlevhası adı altında Türkiye’deki tüm iller ve Kıbrıs ili de dahil olmak üzere 82 sahâbî efendilerimizin hayatını anlattığı bir eserden meydana gelmektedir.

    – Eserde her bir sahâbî efendilerimiz her bir il ile ilişkilendirilerek hayatları anlatılmış ve ardından bu proje matbu bir eser olarak yayın dünyasına kazandırılmıştır. Bu çalışma toplamda 4 ciltten oluşmaktadır.

  • Osmanlı ulemasının en önemli şahsiyetlerinden biri olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, ömrünü
    İslam dinine adamış; üstün yetenekleri, muhakeme gücü, dehâ çapındaki zekâsı, ilmi ve kültürüyle ün salmış büyük din alimidir. Süleymaniye Medresesi Müderrisliği vazifesinde de bulunan Elmalılı Hamdi, ilmi hizmetleri sebebiyle, Osmanlı nişanı ile ödüllendirilmiştir.

    Muhammed Hamdi, 1926’da yazımına başladığı, sabırla ve itinayla sürdürdüğü “Hak Dini Kuran Dili” adlı tefsirini, on iki yıllık uzun ve zorlu çalışmanın ardından, 1938’de tamamladı. Milletimizin Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlayabilmesi amacıyla yazılan bu eser, ilim çevrelerinin güven ve takdirini kazanan önemli tefsirlerdendir.

    10 Cilt Hadis, Ayet ve Tefsirlerden Alıntılar Tamamen Tahricli. Rical, Alfabetik Fihrist ve Lügatçe İlaveli. Türkiyede Benzeri Bulunmayan Bu Şaheser, Artık Günümüz Türkçesinde İnsallığı karanlıktan çıkaracak ilahi mesaj, Elmalı M.Hamdi Yazırım Kuran tefsiri ile sizleri aydınlığa çağırıyor cumhuriyet döneminin en büyük tefsir çalışmalarından biri olması Prof.Dr.İsmail Karaçam, Yrd.Doç.Dr Emin Işık, Dr.Nusrettin Bolelli ,Abdullah Yücel
    tarafından yapılan bu sadeleştirmenin halen aşılamamış olması bu esere ayrı bir önem kazandırmaktadır.

  • “Her peygambere insanların onların benzerlerine iman ettiği birtakım mucizeler verilmiştir. Bana ise ancak Allah’ın vahyettiği şey (Kur’an) –mucize olarak- verilmiştir. Bu nedenle kıyamet gününde kendisine en çok tâbi olunan peygamber olmayı ümit ederim.” (Hadis-i Şerif)

    Allah Teâlâ’nın kelâmının ne kadar yüce ve değerli olduğunu en iyi anlatacak kişi, O’nu en iyi anlamış olan kişidir. O zat da hiç şüphesiz son peygamber olan Hz. Muhammed’dir (s.a.).

    İmam-ı Buhari, “Sahih”inde Allah Resulünün (s.a.) Kur’an ve Kur’an’ın faziletleri hakkındaki hadislerini bir araya getirerek “Fedâilu’l-Kur’an-Kur’an’ın Faziletleri” adlı bir bölüm oluşturmuştur. İbn Kesir de İmam-ı Buhari’nin zikretmiş olduğu bu Hadis-i Şerifleri şerh ederek enfes bir kitap telif etmiştir. Netice olarak bu kitapta, müfessirlerin zirvesi olan İbn Kesir ile muhaddislerin zirvesi olan İmam-ı Buhari bir araya gelmiş ve ortaya paha biçilemeyecek bir hazine çıkmıştır.

  • Bu eserde itikat, ibadet ve ahlâk konularında her Müslümanın dikkat etmesi gereken hususlar açık ve net üslup ile anlatılmaktadır.

    İslâm dünyasının yakından tanıdığı ve günümüz İslâmî tasavvur ve tefekkürünün oluşumunda büyük payı olan Nedvî, itikat, ibadet ve ruh terbiyesi hususlarında bütün Müslümanlara bir rehber kitap olması için yazdığını belirttiği eseri hakkında ‘‘Bu kitapta şimdiye kadar yaptığım çalışmalarımın davet ve terbiye alanındaki tecrübelerimin özü bulunmaktadır’’ diyor.

    Eser, Müslümanın hayatının bütün cephelerini Kur’an ve sünnet ışığı altında değerlendirirken, İslâm’ın değişmez prensiplerinin Müslümanın hayatına yansıyabilmesinin şartlarını da göstermektedir.

  • Hicri 7. miladi 13. asırda yaşamış olan Müfessir Kurtubî, hem Tefsir hem de Hadis İlminde derin bir vukûfiyete haiz idi. Kurtubî’ye ait el-Câmi’ li Ahkâmi’l Kur’an adlı tefsir; bugün literatürümüzün en değerli ve en meşhur ahkâm tefsirlerinden biridir. Kurtubî’nin hadis ilmindeki vukûfiyetini tefsirine almış olduğu 6700’ün üzerinde hadisi değerlendirme ve şerh etme şeklinden anlıyoruz.Yirmi ciltten oluşan bu ahkâm tefsiri, yüz yıllardan beri elden ele dolaşmış, nesilden nesile aktarılmış ve Müslümanlar ondan azami derecede müstefîd olmuşlardır.

  • Onlar Müslümanlığımızın aynalarıdır. Vahyin oluşturmak istediği ideal insan modelinin hayal ve ütopya olmayan gerekçeleridir. Allah Resulü’nün mübarek ellerinde yetişmiş yeryüzünün en nasipli insanlarıdır.

    Onlar tarihin belli bir zaman diliminde yaşamış, belli bir mekanda varlık göstermiş ama zaman ve mekana hapsolunmadan her çağa ve zamana seslenme kudretinde olan seçkin insanlardır. Onlar hakiki müminler, Allah’tan razı olmuş ve O’nu razı etmiş, takvayı hayatının eksenine yerleştirmiş örnek bir nesildir.

    SAHABE İKLİMİ SETİ

    1-) HZ. HATİCE
    2-) ZÜBEYR B. AVVAM
    3-) TALHA B. UBEYDULLAH
    4-) EBÛ UBEYDE B. CERRÂH
    5-) SA’D B. EBÎ VAKKAS

  • Tefsîrü’l-Münîr, en son yazılan ve en kapsamlı tefsirdir. Her cildinde iki cüzün tefsiri bulunmakta olup bu özellik sadece bu tefsire aittir. Bu, eserden yararlanılmasını kolaylaştırması açısından son derece önemli bir yeniliktir.Tefsir günümüz insana hitap eden bir üslûpla kaleme alınmıştır. Âyetler ilk önce konu başlığı verilerek bölümlere ayrılmış, ardından i’rab’ı, daha sonra sırasıyla araştırmacılar için son derece önemli olan belâgatı yapılmıştır. Kelime ve İbarelerin anlamı verilmiş, sonra sırasıyla âyetler arası ilişki, var ise nüzul sebebi, âyetlerin geniş bir şekilde tefsiri verilmiştir. Sonunda da maddeler halinde âyetlerden çıkan hüküm ve hikmetler sıralanmıştır. Tefsirde kullanılan bütün hadislerin ve rivâyetlerin sıhhat ve zayıflık dereceleri belirtilmiştir. Kur’ân’dan çıkan gündelik hayata yönelik bütün fıkhî hükümler teferruatlı bir şekilde ve fıkıh mezheplerinin görüşleri çerçevesinde ele alınmıştır. Müfessirin aynı zamanda bir fıkıhçı olması, bu tefsiri diğer tefsirlerden ayıran bir başka özelliktir. Müfessir Taberî, İbni Kesir, Kurtubî, Râzî, Menar, Zemahşerî gibi güvenilir tefsirlerden alıntılar yapmıştır. Bu yönüyle hem rivâyet hem dirâyet tefsiridir.

  • 300 Soruda Tasavvufi Hayat

    30.00  23.00 

    Tasavvufî hayâtın hedefi ilâhî bir güzellik arayışıdır. Cemâl-i mutlak’a ve hüsn-i mutlak’a ermek, tasavvufun insanları ulaştırmak istediği nihâî gâyedir. Ancak bu gâyeye ulaşmak için geçilecek olan güzergâhlarda pek çok tuzaklar bulunmaktadır. Bu tuzakların en büyüğü insanın kendi içindeki nefs tuzağıdır. Onu aşıp vuslat sâhiline varabilmek kolay değildir.

    İnsanımızın uzun uzun kitap okumaya vakit bulamadığı çağımızda, tasavvufî konudaki sorularına da kolayca cevâb bulmak gibi bir arayış içerisinde olduğu gözlenmektedir. Bu maksada hizmet etmek için hazırlanan elinizdeki eser, tasavvufî hayâta dâir 300 soru ve cevâbından oluşmaktadır.

  • Eserin Tam İsmi: 40 Hadis Şerhi Evlilik Üzerine


    Bu 40 Hadis derlemesinde Muftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî, herkesi olmasa bile insanların çoğunu ilgilendiren bir konuyu ele alıyor: evlilik. Evliliğin amacı ve öneminin ne olduğu sorularına cevaplar arayan müellif; zoraki evlilik, velisiz nikâh, aile içi şiddet gibi daha tartışmalı meseleleri çözüme kavuşturuyor. Hadisin lafzının basit bir şekilde izahından öte hadisler detaylı bir şekilde şerh edilerek, hadisle nasıl amel edileceği ve bu hadislerin evlilik hayatında neye karşılık geldiği gibi bir takım mülahazaları ihtiva ediyor.


     

    Muhammed b. Âdem el-Kevserî


    Müftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî; Birleşik Krallık, Pakistan ve Suriye gibi dünyanın muhtelif yerlerinde geleneksel usûlle Arap Dili ve İslâmî ilimler tahsilinde bulunmuş bir İslâm âlimidir. Cinsel Hayata İslâmî Bakış ve İslâm’da Doğum Kontrolü ve Kürtaj isimlerinde eserler kaleme aldı. Dünyanın farklı yerlerinde çeşitli konularda dersler verdi. Hâlihazırda Leicester şehrinde (Birleşik Krallık) ikamet eden Müftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî, İslâmî ilimler tedrisatı ile meşgul olmakta, Daru’l-İfta’da da (www.daruliftaa.com) direktör ve araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

     

     


     

     

    Karton Kapak | Ocak 2020 | 1. Baskı | 112 Sayfa

     

     

     

     

     

     

  • İmam-ı Azam Ebû Hanîfe’nin mezhebinin delillerinin Kütüb-i Sitte imamlarına veya bazılarına muvâfakat ettiği hadisleri içeren bu eserin (Ukûdü’l-Cevâhiri’l-Münîfe) müellifi, son asırlarda yetişmiş en büyük hadis hâfızlarından Seyyid Muhammed Murtazâ ez-Zebîdî (ö. 1205/1791)’dir. Hadis, fıkıh, lügat, tasavvuf ve nesep ilimlerinde çok büyük alimdir.

    İmam Ebû Hanîfe’nin rivâyet ettiği hadisler Kütüb-ü Sitte’de yoksa diğer hadîs musannefâtına tek tek müracaat eder.

    İmam Zebîdî “Mukaddime” kısmında: “Bu kitabı yazma amacım, “Ebû Hanîfe Kıyas’ı, Resûlullah (Sallallâhu aleyhi ve sellem)’in hadîsleri üzerine takdim eder” diyen doğru yoldan sapmış bazı mutaassıp kimseleri reddetmek içindir. Ömrüme yemin olsun ki böyle bir iddiayı ona nispet etmek doğru değildir” der.

    İmam Ebû Hanîfe şöyle derdi: “Anam babam feda olsun. Resûlullah’dan (Sallallâhu aleyhi ve sellem) bir hadîs geldiği zaman başım-gözüm üzerinedir. Biz ona muhâlefet etmeyiz. Sahâbeden bir fetvâ geldiği zaman ise onlardan birisi ile amel ederiz. Sahâbe dışında bir başkasından bir görüş gelirse, onlar nasıl içtihat ettilerse biz de içtihat ederiz.”

    “İMAM-I ÂZAM EBÛ HANÎFE’NİN RİVAYET ETTİĞİ AHKÂM HADİSLERİ”nde (Ukûdü’l-Cevâhiri’l-Münîfe) tekrarları hariç olmak üzere toplam 615 hadis vardır. Tercüme esnasında senedde ravinin isminin geçtiği yerde cerh-ta’dil kitaplarından durumunu dipnotta gösterilmiştir. Ayrıca açıklanması gereken kelime, mevzu ve hadisleri yeri geldikçe “Açıklama” adı altında izah edilmeye çalışılmıştır. Kitabın sonunda İmam Ebû Hanîfe’nin (Rahmetullâhi Aleyh) hocalarının durumlarını özet olarak hususi başlık altında verilmiştir.

  • Sasaniler, Göktürkler, Doğu Romalılar dünyaya hükümran olmak için acımasız bir yarışın içindeydiler.


    İbrahim Peygamber’den kalan inanç mirasını, Hanifler denilen bir topluluk yaşatmaya çalışıyordu.


    Zenginin alabildiğine zengin, güçsüzün ise insafsızca ezildiği bir dünyaydı. İsa Peygamber’in vefatından sonra yeni bir Peygamber gönderilmemiş; bu fetret döneminin yaklaşık dört yüzyıl geçeceğini kimse tahmin edememiş, semavi dinler aradan geçen yüzyıllarda tahrife uğramış, yeni bir peygamber yeni bir vahiy beklentisi had safhaya ulaşmıştı.


    Sayısız ticaret kervanı birçok şehre uğrayıp sadece kültürleri birbiriyle harmanlamıyordu.


    Yeni haberler vardı. Önce Tevrat’ta, sonra’da İncil’de geleceği müjdelenen ve haksızlıkları, adaletsizlikleri bitirecek, adı dilden dile dolaşan bir peygamberin gelmesi yakındı.

  • Fetvalar, insanların her çağda karşılaştığı sorunlara İslam ekseninde çözüm üretmektir. Bu nedenle her dönemde fetvalar olacaktır, çünkü İslam’ın her döneme göre güncellenmesi gerekmektedir. Fetvaların bir diğer önemli özelliği de dönemin insanlarının sosyolojisi ve kültürünü görmek açısından da ipuçları vermektedir. Bu açılardan tarihi, ekonomik ve sosyolojik veriler barındırmaktadır.
    Seyda Muhammed Emin Er Hocamız da kendisine çeşitli zamanlarda iletilen soruları ve onlara verdiği cevapları derleyerek bu geleneği sürdürmüştür. Hocamızın fetvalarının en önemli özelliği güncel olmasıdır.

    Ülkemizde bilhassa yabancı ülke alimlerinin fetva kitapları tercüme edilerek yayınlanmaktadır. Halbuki bazı fetvalar bölgeseldir. Yani bir bölgede geçerli olan bir hüküm, başka bölgede geçerli olmayabilir. İmam-ı Şafii bile Bağdat’taki görüşlerini Mısır’a gidince değiştirmiştir. Bu nedenle yaşadığımız coğrafyanın örfünü, sorunlarını bilen kendi bölgemizdeki alimlerin fetvalarını dikkate almak daha yararlı olacaktır.

  • Günümüzde maddi hayatın manevi hayata hâkim olduğu, imanımızın her geçen gün zayıfladığı, ahlaki değerlerin kaybedildiği bu yüzden yeni buhranların/ sorunların meydana geldiği bir toplumda yaşıyoruz. Günümüz insanı dünyada istediklerine kavuşunca, yavaş yavaş manevi hayattan uzaklaşıyor. Cehalete kapılan insanoğlu huzurun ve mutluluğun olmadığı tekdüze bir hayatı yaşamaya mahkûm ediliyor. Çoğu insan bu mutsuzluktan kurtulup huzurlu bir hayatı istese de bunu elde edememektedir.


    Şunu çok iyi bilmeliyiz ki mutluluğu elde etmek oldukça kolaydır. Mutlu olmak çok kolay olmasına rağmen insanlar bunu başaramadıkları için mutsuz oluyorlar. Bu yüzden insanlar hem kendi hayatlarını hem de başkalarının hayatını cehenneme dönüştürebiliyor. Mutlu ve huzurlu bir hayat herkesin başarabileceği kolay bir iştir. Küçücük bir çabayla içimizdeki mücevherleri ortaya çıkararak huzur ve mutluluğu yakalayabiliriz.

  • İslam tarihinin erken dönemlerinde Hz. Peygamber (sas)’in savaşlarını içeren rivayet malzemesine dayanan Meğazı kitapları ile başlayıp daha sonra Hz. Peygamber (sas)’in hayatına dair rivayetlerin derlendği klasik bir edebi tür haline gelen Siret-Siyer, İslam tarihi boyunca Hz. Peygamber (sas)’in biyografisine dair çalışmaların ana malzemesini oluşturmuştur. Günümüzde de yine ana kaynak bu rivayet malzemesidir.
  • İslam dünyasının en meşhur kırk hadis derlemesi olarak bilinen İmam en-Nevevî’nin el-Erbeûn isimli eserinin Babanzade Ahmed Naim Efendi tercümesi yeni baskısıyla karşınızda. Yeni sayfa tasarımıyla Osmanlıca öğrenmeye yeni başlayanlar için kolaylık sağlayacak bu baskı, hadisleri tercüme hususunda geliştirdiği tekniklerle emsal teşkil eden bir eser.

  • Ben,derdi severim beyim! Derdim büyüdükçe dermanım büyür.Dillerim çözülür,fermanım büyür.Böyle derdi seyran etmesem olmaz. Hamd ü sena etmeyip sussam olmaz.Onun kendine has bir tadı vardır.Bir zamanlar gelir,dert demeye utanır da dil,lütuf der,nimet der,ikram der. Ona dert demeye kıyamaz.Adını dert koymaya utanır.

  • Derviş Keşkülü – Necdet Tosun

    18.50  14.00 

    Tasavvuf ve dergâh kültürümüze dair muhtelif yazılardan oluşan ve Derviş Keşkülü adıyla okuyucuya sunulan bu eser, sufilerin düşünce dünyası ve gelenekleri hakkında faydalı ve önemli bilgiler sunmaktadır.

    Tasavvuf kültüründe çiçek konusuyla başlayan eser, İslâmiyet’in yayılmasında sufilerin rolü, tasavvuf ehlinin miracı, sufi gözüyle hac, hoşgörü, tekke yemekleri, aşure gelenekleri, tasavvuf kültüründe meyve, Yesevilik’te zikir, Üveysilik ve rabıta gibi konularla devam etmekte ve Bandırmalı iki Allah dostunun hayatından çizgilerle sona ermektedir.

    Bir keşkül misali, farklı konuları ihtiva eden eser, değişik çiçeklerden muhtelif tat ve kokular derleyen bir arının balı, ya da bir trenin penceresinde seyredilen farklı manzaraların zevki gibi okuyucuya tasavvufun tadını hissettirmek ve değişik boyutlarını tanıtmak gayesiyle kaleme alınmıştır. Gönül dünyamızda yeni bir kandil olması umuduyla.

  • Fıkhın tedvin edilmeye başladığı II. (VIII.) asırdan itibaren risâleler şeklinde telif edilen muhtasar eserlerin ardından geniş hacimli eserler kaleme alınmış, zamanla bunları şerhler ve hâşiyelerin yazılması takip etmiştir. İlim erbâbına hitap eden ve oldukça hacimli olan bu kaynaklar İslâm hukukunu ilgilendiren bütün konuları ayrıntılı biçimde ele aldığından halk için gerekli olan temel bilgileri ihtiva eden, dili sade, anlaşılması kolay, hatta ezberlenmeye müsait muhtasar eserlere ihtiyaç duyulmuştur. Bu sebeple Osmanlılar döneminde İlmihâl kitapları kaleme alınmaya başlamıştır. İlmihâl kitapları önce Arapça yazılmış, daha sonra bunların Türkçe’ye çevrilmesi ve eksik görülen kısımların tamamlanmasıyla gelenek devam etmiştir.


    II. Meşrûtiyetle birlikte ilmihâl kitaplarının yazılmasına hız verilmiş ve Cumhuriyet devrinde daha düzenli bir şekilde devam ettirilmiştir. Ancak bu ilmihâllerde fıkhî görüşlerin, genellikle delillerine yer verilmeksizin mücerret fetvâlar şeklinde ortaya konulduğu görülmektedir. Elinizdeki İlmihâl, diğer ilmihâllerden farklı olarak dört mezhebe göre Kur’an ve Sünnet’ten delilleriyle birlikte kaleme alınmış kaynak bir eser niteliğindedir. Eser zaman zaman Sahâbe ve Tâbiûn fakihlerinin günümüze ulaşan fetvâlarına da yer veren önemli bir araştırma mahsulüdür. Sadece ibadetlerle ilgili ilmihâl niteliğinde oluşu da, okunmasını ve yararlanılmasını kolaylaştıran ayrı bir özelliktir. Bu özellikleri sebebiyle eserden faydalanan kimsenin, mezhebinin görüşlerini ve dayandıkları delilleri bir arada görerek işlediği amellerin sıhhati konusunda gönlünün daha mutmain olacağını ümit ediyoruz.

  • el-Akîdetu’t-Tahâviyye, Hanefî mezhebinin büyük Hadis, Fıkıh ve Akâid âlimi İmam Ebû Caʻfer et-Tahâvî’nin, mezhebin üç imamı: İmam Ebû Hanîfe, İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (rh.a)’in ortaklaşa benimsediği Ehl-i Sünnet akâid ilkelerini ihtiva eden temel metinlerden biridir.

    Üzerine tarih boyunca muhtelif dönemlerde şerhler yazılmış olan bu kurucu metin, yazık ki son dönemlerde ülkemizde neredeyse unutulmaya terk edilmiş bulunmaktadır.

    Elinizdeki çalışma, RUZEM’deki Akâid dersinde takip ettiğimiz el-Akîdetu’t-Tahâviyye metni üzerine yaptığımız kısa açıklamalardan oluşmaktadır. Mevcut boşluğu bir nebze de olsa doldurmak amacıyla neşrettiğimiz bu çalışmada fazla detaya girilmemiş, ağırlıklı olarak orta seviye okuyucu hedeflenmiştir.

     

    Karton Kapak | Mayıs 2020 | 7. Baskı | 272 Sayfa

     

     

     

     

  • Bu çalışmada İmam Suyutî’nin “el-Cami’us-Sağîr” isimli eserindeki nehy hadisleri bölümü üzerinde bir çalışma yapılmıştır. Eserde kullanılan hadislerin hem sıhhatlerine bakılmış hem de başka kaynaklardaki yerleri tespit edilmeye gayret edilmiştir. Konu başlıklarından sonra hadislere geçmeden önce konu ile ilgili ayetler verilmiştir. El-Cami’us-Sağir’da ele alınan konularla ilgili benzer birçok hadis olmasına rağmen; mükerrer olan hadisler verilmemeye ve hadislerin içerisinde sahih olanlar kullanılmaya gayret edilmiştir. Hadislerin şerhleri yapılırken yer yer konu ile ilgili ayetlere ve muhaddislerin meşhur eserlerine başvurulmuştur. Bölümlerin sonlarına ise konu ile ilgili özet bilgiler verilmiştir. Bu eserin yayımlanmasından amaç Hz. Peygamberin (s.a.v) bizleri sakındırdığı konuları bilmek ve bunlardan uzak durmanın çarelerini aramaktır. Küçükte olsa Hz. Peygamberin (s.a.v) hadislerinin öğrenilmesine, dikkate alınmasına ve yaşanmasına katkısının olması hepimize mutluluk vesilesi olacaktır.
  • Bu mükemmel eser, İmam Gazali’nin üç eserinden biri ve birincisidir. Bu eserde, tasavvufi konular en ince ayrıntısına kadar incelenmiş ve irdelenmiştir.Tasavvufi İncelemeler konusunda en geniş ve en kapsamlı eser bu kitaptır.Bu kitap çok ciddi bir çalışmadır.İmam Gazali bu eserinde tasavvufun insanlar üzerindeki müspet ve menfi tesirlerini açıklamıştır.
    Eserde geçen bazı konular şunlardır.
    • Tasavvuf nedir?
    • Tasavvufu kimler kabul eder?
    • Tasavvufu kimler inkar eder?
    • Tasavvufu inkar edenlerin, inkar ettikleri en önemli konular nelerdir?
    • Tasavvuf Aristokrasimidir?
    • Tasavvuf seçkin insanların kullandıkları bir yöntem midir?
    • Tasavvuf Ruhbanlık mıdır?
    • Tasavvuf yabancı kaynaklı bir sistem midir?…vb ve daha çok ayrıntılı konular.
    Ayrıca bu müthiş eserle birlikte, İmam Gazalinin hayatını, yaşam mücadelesini, hangi hocalardan ders aldığını, kimlere ders verdiğini öğreneceksiniz.
    Araştırma ve inceleme yaptığı konularda Gazali, Kelamcılarla, Felsefecilerle, Batınilerle ve Sufilerle yaptığı farklı görüşlerini de bu eserine almıştır.
  • “Bu risâlenin temel kaynağı, Şeyh Ömer b. Şeyh Osman et-Tavîlânî’nin halifesi Şeyh Muhammed Emîn el-Erbilî’nin (k.s.)
    Tenvîru’l-kulûb fî mu’âmeleti ‘allâmi’l-guyûb” adlı eseridir. Fakat bu eserde sâdık kaldığım tek şey, manayı korumak olmuştur. Bu sebeple, takdîm-tehîr, ekleme-çıkarma ve kısaltma gibi tasarruflarda bulundum ve bütün bunları belli bir hedef doğrultusunda yaptım. Cenâb-ı Hak’tan niyâzım; bu amelimi kendi rızasına muvâfık ve ilim tâliplerine müyesser kılması ve hepimiz için faydalı olmasıdır. Son duamız; Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.“
    Merhum Seyda Muhammed Emin ER

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.