• Eserin Tam İsmi: Nurü’l İzah Hanefi Mezhebine Göre İbadet Fıkhı


    İslâm ilimleri alanında fıkıh ilminin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu sebeple İslâm’ın ilk asırlarından bu yana pek çok âlim bu alana yönelmiş, bu alanda çok kıymetli çalışmalar yapmış, takdire şayan eserler kaleme almıştır.

    Müctehid imamlar döneminden günümüze kadar varlığını ve etkinliğini sürdüren ve İslâm dünyasının değişik bölgelerinde müntesipleri bulunan Ehl-i sünnet’e ait fıkıh mezhepleri içinde Hanefî mezhebinin önemli bir yeri bulunmaktadır.
    Zamanımızda önemli bir coğrafya ve bu coğrafyada yaşayan büyük bir müslüman kitle, Hanefî mezhebine bağlı olarak dinini yaşamaya gayret etmektedir. Bu kitlenin günlük hayatında en çok ihtiyaç duyacağı temel bilgiler, günümüzde genellikle ilmihal adı verilen eserlerle karşılanmaktadır.
    Elinizde bulunan bu kitap da, hanefî mezhebine ait ibadetler fıkhını ihtiva eden kıymetli bir eserin tercümesidir. Eserin tercümesinde yeni nesiller tarafından daha kolay anlaşılmasını sağlamak için güncel bir dil kullanmaya çalışılmıştır. Orijinal metninden yararlanmak isteyenler için de Arapça orijinaliyle birlikte sunulmuştur. Semerkand Yayınları’ndan çıkan bu çalışma ise Mehmed Murad Efendi’nin kaleme aldığı Gencîne-i Maârif adlı şerhin sadeleştirmesinden oluşmaktadır.


     

    Semerkand Yayınları | Cildli | İstanbul, 2016 | 1. Baskı | 264 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Kelime Manalı, İzahlı Nuru’l İzah Tercümesi


    Müellif-i merhum, Hasan b. Ammâr b. Alî eş-Şürünbülâlî, 16.yy. Mısırda yetişmiş büyük alimlerden olup Ezher’de müderrislik yapmış, müteahhir Hanefî fakihlerindendir.

    Usûl-i fıkıh, tefsir, hadis, kelâm, akaid, tasavvuf, Arap dili ve edebiyatı alanlarında da yetkin konumuda olan Şürünbülâlî, eserlerinde kullandığı dil sadeliği, verdiği bilgilerin güvenilirliği ve mantıkî örgüsünün sağlamlığı bakımından muasırı alimler tarafından da yaygın kabul görmüştür.

    Şürünbülâlî İslâmî ilimler sahasında pek çok eser kaleme almıştır. Bunlardan en meşhuru ve en çok okunanı taharet namaz ve oruç ibadetlerine dair “Nûru’l-İzâh” adlı eserdir.

    Eser günümüzde de ibadetler fıkhına giriş kitabı olarak okutulmaktadır. Mütercimler eseri kelime kelime ayriyeten arapça metinin altında tercüme ve izahatlarla günümüz şartlarında olması gereken en üzt düzeye getirilerek hazırlanmıştır.


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Muallim Neşriyat | Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 1. Baskı | 656 Sayfa

  • Fıkh’ı, “müslümanların önünü açmakla görevli bir mekanizma” olarak görme eğiliminin giderek ısrara dönüşmekte olduğu bir ortamda, “ahiretimiz için neyin zararlı olduğu” değil, “dünyamız için neyin faydalı olduğu” sorusu ve endişesi ön plandadır. Seküler dünyanın talepleri, dayatmaları, kuşatmaları karşısında –”direnmek” şöyle dursun–, “uyum sağlama”yı hayat ilkesi edinmiş Müslümanların, Fıkh’a “durumu meşrulaştırıcı” bir misyon yüklemesi kaçınılmaz olmaktadır.

    Fıkıh’la ilişkimizdeki tayin edici faktör, dünya merkezli/seküler tercihlerimiz olunca Fıkıh da dünyayı ahirete yönelik olarak tanzim etmenin vahiy merkezli zemini olmaktan çıkıp, dünyayı dünya için tanzim eden “hukuk”a dönüşmektedir. Üstelik de pek çok boyutu tırpanlanmış olarak…

    Elinizdeki kitap, esas itibariyle bu kırılmanın İslamî ilimlerin hemen tamamına taalluk eden tezahürlerini mercek altına almaktadır. Sorulan sorular, hükmü merak edilen fer’î-fıkhî meselelerle sınırlı olmayıp, bütünüyle Din telakkimizi ilgilendiren alanları ihata etmektedir. Akaid/Kelam başta olmak üzere bütün İslamî ilimlerle ve Kur’an-Sünnet başta olmak üzere edille-i şer’iyyenin hemen tamamıyla ilgili soru ve cevapları ihtiva eden bir kitabın özet/muhtasar olması mümkün değildi. Bu sebeple sorulara “el-Cevap: Caizdir/değildir” demekle yetinilmemiş, kimi zaman soruların arka planına da inilerek detaylı cevaplar verilmeye çalışılmıştır.

     

    Ciltli Kapak | İstanbul, 2020 | 7. Baskı | 619 Sayfa

  • Asırlar boyu maalesef Sûfiyye’ye karşı hased edilmiş ve haklarına girilmiştir. O topluluk Allah rızasını merkeze alıp işlerine devam etmişler, sataşmalar üzerinde durmamışlardır. Diyebiliriz ki ‘Selam’ (Furkan, 63) deyip yollarına devam etmişlerdir. Bu asude topluluğa çatarlarken aslında işi yer yer iftiraya vardırdıkları da maalesef müşahede edilmiştir.

    Bu konuda Müslümanların mutedil düşünüp kardeşliğe zemin hazırlamaları için arzu ettik ki tenkitler insaflı olsun. Bunu temin için de bu çalışmayı düşündük.

    Böylece bir Müslümanın, ‘Doğru sadece benim bildiğim ve dediğimdir, başkaları yanlıştır’ fikrinden sıyrılıp onun dediğinden başka da doğruların olabileceğini; kendisinin de yanılabileceğini kabul etmesini hatırlatmak istedik.


    Karton Kapak | Mayıs 2020 | 2. Baskı | 110 Sayfa

     

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.