• Düşünce dünyası Kelâm’dan Fıkıh’a, Mantık ve Felsefe’den Tasavvuf’a kadar uzanan çok geniş bir alana yayıldığı ve her çeşit zihin seviyesindeki insana hitap ettiği için, Gazzâli’nin bu konudaki düşüncesi hakkında hüküm vermekte önemli güçlüklerle karşılaşırız. Bu güçlüğün bir başka sebebi de O’nun düşünce yapısının dinamik karakterinden yani; devamlı gelişip oluşan özelliğinden kaynaklanır.


    Gazzâli, bir sûfi, bir kelâmcı, bir mantıkçı veya büyük bir felsefe tenkitçisi kabul edilsin; her halükârda O, bunlardan sadece biri değil, belki hepsi birden, bir bütün olarak karşımıza çıkar. Bu yönüyle de O, bir sistemcidir ve orjinallik arzeder.


    Gazzâli, İslâm düşünce tarihinde keskin felsefe tenkitçiliği ile; bir felsefî düşünceyi, ondaki çıkmazları göstererek yıpratırken, başka düşüncelere zemin hazırlamış olarak görünür.

  • Hz. Ebû Bekir (r.a.) halife seçildiğinde minbere çıktı ve ilk nutkunu şöyle söyledi:

    “– Ey nâs!…
    Sizin en iyiniz olmadığım halde sizin başınıza geçmiş bulunuyorum. Vazifemi yollu yolunda îfâ edersem bana yardım ediniz. Yanılır isem bana doğru yolu gösteriniz. Doğruluk emânet, yalancılık hıyânettir. İçinizdeki zaîf hakkını alıncaya kadar nazarımda kuvvetlidir. İçinizdeki kuvvetli de, ondan başkasının hakkı alınıncaya kadar zaîftir.
    Bir millet Allah yolunda cihattan fâriğ olursa o millet zillete dûçar olur. Bir millette fenalık revaç bulursa bütün millet belâya uğrar. Ben, Allah’a ve Peygamber’e itaat ettikçe siz de bana itaat ediniz. Ben Allah’a ve Peygamber’e isyan edersem sizin bana itâatınız lâzım gelmez. Haydi namazınıza, Allah Teâlâ cümlenizi rahmetine lâyık kılsın…”
  • Hz. Ömer -radıyallahu anh- bir kıtlık zamanında bir deve boğazlayıp, Medine fukarasına ulaştırılmasını istemişti. Meğer hizmetçi, o devenin iyi etlerinden bir parça alıp Halife için hoş bir yemek pişirmişti. İftar zamanında huzuruna getirdikte;
    – “Bu neredendir?” diye sual etti.
    Hizmetçi de:
    – “Ya Emirel-Mü’minin! Dünki boğazlanan devenin etindendir.” deyince, hali değişti ve ağlayarak dedi ki:
    – “Vay benim gibi valiye ki, fukaraya etin kemiğini ulaştırıp, kendisi için iyisini alıkorlar. Ey hizmetçi! Bir daha böyle yapma. Bu yiyeceği kaldır, fukaradan ehl ü iyali olan bir kimsenin evine götür, yesinler. Bana da yine evvelki gibi yiyecek getirin. Halifeye ayda bir kere et yemek kifayet eder.”
    Hizmetçi de eti, sofrası ile bir ehli beyte ulaştırdı. Halife ise adet üzere hizmetçinin getirdiği kuruca ekmek ile bir miktar zeytin yağını ekmeğine katık edip ham eyledi.

  • Allah -celle celâlühû- hazretleri Yâkub ve Yûsuf’a şiddetli bir gam ve büyük bir üzüntü takdir buyurdu ki, bütün acılığına rağmen sabretsinler de Allah’a inâbeleri çok olsun, her zaman Hakk’a dönsünler ve onunla berâber olsunlar, mâsivâya olan alâkaları kesilsin de yüksek derecelere vâsıl olsunlar. Öyle dereceler vardır ki, onlara ancak mihnet ve meşakkatlere tahammül etmek sûretiyle vâsıl olunur.
    Yûsuf’un oniki sene hapiste bırakılmasının hikmeti, onun zât ve sıfatının halvet, riyâzat, meşakkat ve mücâhedât ile kemâle erdirilmesi içindir. Yûsuf babasının yanında kaldığı takdirde bunların tahakkuku müyesser kılınmayacaktı. Bu hikmete binâen nebîler, kendi vatanlarından uzaklara, bir zamana kadar birer garip olarak sevk olunmuşlardır.

  • Hz. Ali kerremallahu vecheh buyurdu ki:
    Ey Oğul!
    Herşeyden önce Allah’dan hakkıyla kork. Bütün emirlerini yerine getir. Onu anmakla kalbini yaşat ipine sımsıkı sarıl. Eğer tutunursan Rabbinle aranızdaki bağdan daha kuvvetli hangi bağ bulunabilir?
    Ciddi olarak ölümü an ve ölümü anmakla kalbini yaşat. Her şeyin yok olacağını bil ve kalbini de yoklukta karar kılacağını ona bildir.
    Bilmediğin şey hakkında konuşma. Vazifen olmayan şeye karışma. Ve her işi kendi ehline bırak.
    İyiliği emret ki iyilik ehlinden olasın. Kötülüğü elin ile ve dilin ile ortadan kaldırmağa çalış.
    Allah yolunda hakkıyla çalış. O’nun uğrunda mücahede ve mücadele etmekten çekinme. Herhangi bir kimsenin ağır sözleri seni yolundan alıkoymasın. Nerede olursan ol, Hakka ulaşmak için bütün güçlükleri aşmağa çalış..

  • Hazreti Osman bir hutbesinde şöyle dedi:
    “Ey insanlar! Allah’a muhalefetten sakınınız. Çünkü Allah’a muhalefetten sakınmak bir ganimettir. En akıllı insan, kendisini hesaba çeken, kendini iyi idare eden, ölümden sonrası için amel yapan ve kabrin karanlığı için Allah’ın nurundan faydalanandır. Kul, gözleri gördüğü halde Allah’ın kendisini ama olarak haşretmesinden korksun! Hikmetten anlayana manalı bir söz kafidir. Ma’nen sağır olanlar zaten hakkı duyamaz.
    Aziz ve Celil olan Allah, size ahireti kazanmanız için dünyayı vermiştir. Dünya fani ahiret ise bakidir. Fani olan dünya sizi şımartıp da baki olan ahiretten alıkoymasın. Dünya yok olup gidicidir, sonunda varılacak yer, Allah’ın huzurudur.
    Allah korkusu, insanı onun gazabından koruyan bir kalkan ve rızasını kazanmaya bir vesiledir. Hadisler karşısında Allah’tan korkun, cemaata sarılın, fırka fırka ayrılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. İz birbirinize düşmandınız da Allah sizin kalplerinizi kaynaştırdı ve onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz.”


    Dört büyük halîfe. İslam’ın Peygamberimiz’den sonraki temel kaideleri. Yakınlık kelimesinin olanca sıcaklığıyla Efendimize yakın olmuşlar. O seçkin halîfeler, hayâtı nasıl yorumlamış dersiniz? İnsanlarla münasebetlerinde öne çıkan nedir? Eşyaya bakışları nasıl olmuş? Aile efradına, yakın çevresine, umum müminlere vermek istedikleri mesaj nedir? Hulefâ-yı Râşidîn’in hayatlarından seçilmiş menâkıbı. merhum Üstad Mahmud Sami Ramazanoğlu’nun vecîz üslubuyla yeniden okumaya var mısınız?

  • Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi’nin Takdimi ile… Halime Demireşik’in kaleminden… Peygamber Efendimizin örnek âile hayatına bir bakış!.. “Peygamber Efendimiz, âile yuvasında nasıl bir zevc idi? Hanımlarına nasıl muâmele ederdi? Hanımları kimlerdi? Ne gibi özellikleri, farklılıkları ve ortak yönleri vardı? Peygamber Efendimiz ile zevceleri arasında ihtilaflar olmuş muydu? Olduğu zamanlarda bu problemler nasıl çözülmüştü? Kısacası her hâliyle bizlere örnek olan Peygamber Efendimizden, günümüzde giderek sarsılan âile ve cemiyet hayatımıza ne gibi örnek ve ibretler çıkarmak mümkündür?”

  • Eserin Tam İsmi: Eminü’l-Ümme / Ümmetin Emini – Ebû Ubeyde b. Cerrâh (r.a.)


    Ebu Ubeyde b. Cerrah, ideal manada bir mü’minin hayatında emniyet ve teslimiyet nasıl gerçekleşir, bu iki önemli hususiyet nasıl hayata taşınır ve nasıl hayatta temsil edilir bunun en güzel örneğidir.


    O da, ilkelerden, öncülerden, önden giden atlılardandır. Çok yol almasına rağmen bir çiçeği dahi ezmeyenlerden, geriye takip edilmesi için çok güzel bir örneklik miras olarak bırakanlardan…


    O da, daha dünyada iken sesine ve nefesine kurban olduğumuz Efendimiz (sas) tarafından cennetle müjdelenenlerden, Allah ve Resulü uğruna neyi varsa feda edenlerden, verilen her görevi yerine en güzel şekliyle yerine getirenlerden.


    O da, diğerleri gibi ilk gün nasıl başladı ise, hayatını öyle bitirenlerden; ilk günün heyecanını, şevkini, aşkını ve tabiî ki imanını son güne kadar devam ettirenlerden…


    Hepsinden öte o, Allah Resulünün (sas): ”Her ümmetin bir emini vardır, benim ümmetimin emini de Ebû Ubeyde b. Cerrahdır” diye müjdelediği bir yiğittir.


    Siyer Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2012 | 6. Baskı | 150 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Hakiki Vechesiyle Mevlana ve Mesnevi  


    Ben sağ olduğum müddetçe Kur’ânın kölesi, bendesiyim
    Ben Muhammed Muhtar (S.A.V.)’in yolunun tozuyum,
    Benim sözümden, bundan başkasını bir kimse naklederse,
    Ben ondan da bizârım o sözlerden de bizârım.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Bedir Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 2. Baskı | 332 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Arslan Pençesi / Hamaset Kahramanı Sa’d b. Ebi Vakkas (r.a.)


    -Sa’d b. Ebi Vakkas, ilklerden, öncülerdendir.
    -O, İslam uğruna attığı ilk ok ile ilk kanı akıtan ve kendisine isabet eden düşman oku ile de ilk kanı akıtılandır.
    -O, Cennet ile müjdelenen, defaatle Efendimiz’in (sas) taltif ve ikramına mazhar olandır.
    -O, Uhud günü Efendimiz’in (sas): “At Sa’d! Anam, babam sana feda olsun.” diyerek taltif ettiği arslan pençesidir.
    -O, Hz. Ömer’in (ra) seçtiği şura heyetindeki altı sahabiden biridir.
    -Hepsinden öte o, Medine sokaklarında dolaştığında Efendimiz (sas), kendisine hayranlıkla bakarak: “Kimin böyle bir dayısı var, göstersin bakalım!” diye gururlandığı hamaset kahramanıdır.


    Siyer Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2013 | 7. Baskı | 170 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Şehidü’l-Hayy / Yaşayan Şehit Talha b. Ubeydullah (r.a.)


    -O, Efendimiz’in kutlu lisanı ile “Şehidü’l-Hayy/Yaşayan Şehit” diye aleme ilan edilendir
    -O, Talhatü’l-Feyyaz; feyzi ve bereketi sürekli ve çok olandır.
    -O, Talhatü’l-Hayr; hayrı, insanlara faydası en fazla olandır.
    -O, Talhatü’l-Cud ve Talhatü’l Cevvad; cömertliği, mertliği, keremi ve ihsanı çok olandır.

    -O, çok sevdiği dostu Zübeyr ile birlikte iman yolunda yaşamış ve aynı meydanda, aynı akıbetle dünyadan ayrılmış bir yiğittir.

    -O, İlklerden ve öncülerden olan Talha b. Ubeydullah’dır.


    Siyer Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2012 | 5. Baskı | 150 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Efendimiz’in Havarisi ve İhlas Abidesi Zübeyr b. Avvam (r.a.)


    -O, Efendimiz’in lisanı ile “havarim” diye ilan edilendir.
    -O, bir ihlas ve aşk abidesidir.
    -O, Risalet davasının beklentisiz yiğididir.
    -O, varını yoğunu inandığı değerler uğruna feda edendir.
    -O, Safiyye gibi bir annenin evladı, Hamza gibi bir dayının ve Hatice gibi bir halanın yeğeni, Ebu Bekir gibi bir kayınbabanın damadı ve Efendimiz (sas) gibi bir Peygamberin de bacanağıdır.
    -O, ilklerden ve öncülerden olan Zübeyr b. Avvam’dır.


    Siyer Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2011 | 9. Baskı | 142 Sayfa

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.