• Hayatın temeli inançtır. Hayata gerek iyi, gerekse kötü istikamette yansıyan her türlü faaliyetin arka planında, onları kuvveden fiile çıkaranların varlık ve eşya hakkındaki telakkileri, kabul ve redleri vardır.

    Şüphesiz bu temel tespit biz Müslümanlar için de aynen geçerlidir. İslam inancına göre hayatın, Yüce Yaratıcı’nın irade ve rızası doğrultusunda yaşanması esastır. Bunun da ancak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadının hayatın temeline yerleştirilmesiyle mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

    Müslümanlar, nasıl Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in itikadî kabulleri doğrultusunda yaşadıkları zaman dilimlerinde dünyaya ilim, irfan ve medeniyet örnekleri vermişlerse, günümüzde de özelde İslam dünyasında, genelde insanlık âleminde yaşanan çürüme, yozlaşma, inhitat ve buhranlar ancak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadının ihyası ve bunun üzerine inşa edilecek pratiklerle aşılabilecektir.

    Elinizdeki çalışma, fikir hayatımızın muhtelif cephelerinde istikametimizin tayininde bize rehberlik edecek işaretler sunmaktadır.

    Karton Kapak | Ocak, 2020 | 5. Baskı | 258 Sayfa

  • İslam dini, elbette akla değer verir. Ama o küheylanın başı boş bırakıldığı zaman neleri kırıp dökeceğini iyi bildiği için, onu dizginlemeyi uygun görmüştür.
    Uzun zamandan beri öz kültürlerinden koparılmaya ve ona yabancılaştırmaya çalışılan insanımızın yediği vurguna ve derin acıya bir çare, gönlündeki ve zihnindeki boşluğu dinini yanlış öğrenerek gidermesine bir önlem olarak yazılan bu eserde hadisi şerifler üzerinden oluşturulmuş kafa karışıklıklarının giderilmesine gayret edilmiştir.


    Müellifin tarifi ile hadis karşıtlarını ikna etmek için değil, din kardeşlerimi onların tuzağına düşmekten korumak için kaleme alınan bu kitap, yüzyıllardır süre gelen ve son zamanlarda sesini duyurmaya başlayan sünnet karşıtı mihraklara seviyeli ve sağlam bir set olma özelliği taşıyor.


    Tahlil Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2018 | 2. Baskı | 480 Sayfa

  • Kur’an-ı Kerîm kendinden doğmayan bütün sistemlerle hesaplaştı. İlahi olanı beşeri olanla, beşerin arzularını dikkate alarak uzlaştırmayı reddetti. Hayata müdahil oldu, hükmetti. Sorunsuz bir cemiyet vücuda getirdi. Çirkini kaldırıp güzeli, en güzeli yerleştirdi. Bu yüzden O’nun yürürlükte olduğu çağlar insanlık tarihinin en güzel çağlarıydı. Ne Kapitalizma’da olduğu gibi zengin adına fakire haksızlık etti, ne de Komünizma’da olduğu gibi devlet adına zenginin malına el koydu. Fert ve cemiyet nizamını adalet üzerine tesis etti. Çünkü O, her şeyi en doğrusu ile bilen ve buna göre vahyeden Allah Teâlâ’nın kelamıdır.
    Emperyalizmanın değer yargılarını reddediyor diye böyle bir kitabın hükümlerinin tarihsel olduğunu söylemek, Kur’an’a değil emperyalizmaya hizmet etmektir. Kur’an’ı Kerîm’in emperyalizma ile olan mücadelesinde tarihselciliği tercih etmek, Allah ve Rasul düşmanlarının safında yer almaktır. Kur’an-ı Kerîm, kendisini etkilemeye çalışan bir bakış açısıyla değil, kendisinden etkilenilen bir bakış açısıyla anlaşılabilir. O, kulların istediği manayı değil yalnız Allah Teâlâ’nın muradını verir.


     

    Hüküm Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 2. Baskı | 324 Sayfa

  • Eserin Orjinal İsmi: Modern Bir Din Projesinin Tenkidi ‘Allah ile Aldatmak’


    İnsanlık tarihi kadar kadîm bir hukuk ve ahlak kuralı vardır: “Başlayan/başlatan zalimdir.” Yani zulmün, haksızlığın veya ahlaksızlığın hangi türü olursa olsun, bunlardan birine tevessül eden ve karşısındaki insana bu şekilde davranmaya yeltenen insan zâlimdir. Onun zulmüne engel olmak, bunu başaramazsa asgariye indirmek için ona mukabele eden kimse ise, zulme engel olmak zorunda kalan, “ahlak” ve “adalet sözcüsü” konumundadır.

    Bu kitapta kullanılan üsluptan memnun olmadığımızı daha baştan belirtmemiz gerek. Ancak ne yaparsınız ki, bazen yapacağınız işi kendiniz seçemez, kullanacağınız üslubu kendiniz belirleyemezsiniz. Bazı durumlar bir emr-i vaki olarak karşınıza çıkar ve ondan kaçamazsınız. İşte bu kitap da yazarını böyle bir durumla karşı karşıya bırakıyor.

    Bir tarafta, bugüne kadar korumaya çalıştığı terbiye ve nezaket anlayışı, diğer tarafta “haksızlık, çirkinlik, kötülük ve çirkeflik karşısında susmayı kesinlikle yasaklayan inancı (Müslim, İman, 78; Tirmizî, Fiten, 11; Müsned, III, 20)” ve ahlak anlayışı. İnsan böyle durumlarda münker/kötülük karşısında isyan etmeyi ahlaki bir zorunluluk olarak görüyor. Evet, bazen isyanın dozunu ayarlayamasa bile, “el-bâdî azlam: başlay(t)an zalimdir” kuralından teselli umuyor.


    Karton Kapak | İstanbul, 2013 | 2. Baskı | 442 Sayfa

  • Eserin Orjinal İsmi: Modern Düşüncenin İslam Anlayışı  Dini Özünden ‘Koparmadan’ Okumak


    Bu ülkede son onbeş-yirmi yıldır, bazı ilahiyatçı akademisyenlerin, İslam dinini sunuşlarında, bugüne kadar bilinenden çok farklı bir yöntem uyguladıkları, çok belirgin bir biçimde görülmektedir. Bendeniz sözünü ettiğim bu yılları, bütün bu olup bitenleri anlamaya çalışmakla geçirdim. Ancak her yeni günde karşılaştığım her yeni durum dolayısıyla hayretten hayrete düştüm; bu yüzde de bir türlü olup bitenleri kavramaya imkan bulamadım.

    Ne amaçlarını, ne söylemlerini, ne hedef kitlelerini, ne de ortalığı kaldırıp kaldırıp indirirken kullandıkları yöntemi/metodu/usûlü anlayabildim.

    Bu insanlar, kimilerine göre İslam’ın bugüne kadar ertelenmiş reformunu gerçekleştiren aydın, ilerici, çağdaş, uygar ve modern ilahiyatçılar, kimilerine göre de, çağın ve insanının taleplerini görmüş ve onların, tashih (yanlışlarını düzelten) değil, tasvib eden (yaşadıkları hayatı onaylayan) ilahiyatçı tipine ihtiyaç duyduklarını fark etmiş, dolayısıyla onlara istediklerini veren, karşılığında da istediklerini alan şarlatanlardır.


    Karton Kapak | İstanbul, 2013 | 2. Baskı | 419 Sayfa

  • Eserin Orjinal İsmi: Modern Düşüncenin Kur’an Anlayışı ‘Bir Zihniyet Eleştirisi’


    Günümüzde gelinen son noktadan bakıldığında görülen manzara şudur: Bazı ilahiyatçılar dini, bir din âlimi sıfatıyla değil, din bilimci sıfatıyla incelemektedirler. Bunun ne anlama geldiğini görmek için din âlimi ile din bilimci arasındaki farkın bilinmesi gerekir.

    “Bir teolog (:din âlimi) ile din bilimci arasındaki fark, birinin dini vahiy eksenli anlamaya diğerinin ise bilim perspektifi içinden bir dini veya tüm dinleri anlama ve açıklamaya çalışmasıdır. Hristiyanlık’ta üniversitelerin teoloji bölümlerindeki Kutsal Kitap çalışmaları, misyonoloji (misyon bilimi) İslamiyet’te ilahiyat fakültelerindeki fıkıh, hadis, tefsir, kelam gibi alanlarla, dinleri sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih gibi sosyal ve beşerî bilimler perspektifinden ele alan Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Din Antropolojisi Din Fenomenolojisi gibi çeşitli alanlar birbirlerinden önemli ölçüde ayrılmaktadır.

    Teolojide Allah, peygamber ve kutsal kitap apriori olarak bir mutlak gerçek kabul edilip dinin insandan ve toplumdan ne istediği öğrenilmeye çalışılır. Oysa din bilimlerinde dinin bireyde, toplum ve kültürdeki yeri dinin metafizik veya dogmatik yönü metafizik kökeni üzerinde durulmaksızın araştırılıp açıklanmaya çalışılır.”


    Karton Kapak | İstanbul, 2013 | 2. Baskı | 326 Sayfa

  • Geleneksel değerler ifadesi ile tanımlanan İslami kavramlara karşı mücadele, aslında Kur-an ve Sünnette ifadesini bulan temel düşünce ve akidevi belirleyicileri karşı bir başkaldırıdır. Zaman zaman popüler bir mahiyet arzeden bu başkaldırının dayanağı varsayılan ilmi ve metodolojik argümanlar hakkında şu ana kadar ne yazık ki ciddi bir sorgulama yapılmış değildir. Bu modern İslam düşüncesinin fikir babası Fazlur-Rahman’dır. Türkiye temsilcisi ise Yaşar Nuri Öztürk’tür. Serinin I. Kitabı Yaşar Nuri Öztürk’e cevap mahiyetindedir. II.’inci kitabı ise Fazlur-Rahman’ın eserlerinin eleştirisidir.


    Karton Kapak | Haziran, 2019 | 7. Baskı | 528 Sayfa

  • Geleneksel değerler ifadesi ile tanımlanan İslami kavramlara karşı mücadele, aslında Kur-an ve Sünnette ifadesini bulan temel düşünce ve akidevi belirleyicileri karşı bir başkaldırıdır. Zaman zaman popüler bir mahiyet arzeden bu başkaldırının dayanağı varsayılan ilmi ve metodolojik argümanlar hakkında şu ana kadar ne yazık ki ciddi bir sorgulama yapılmış değildir. Bu modern İslam düşüncesinin fikir babası Fazlur-Rahman’dır.

    Türkiye temsilcisi ise Yaşar Nuri Öztürk’tür. Serinin 1. Kitabı Yaşar Nuri Öztürk’e cevap mahiyetindedir. 2. kitabı ise Fazlur-Rahman’ın eserlerinin eleştirisidir.


    Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 7. Baskı | 511Sayfa

  • Dünyanın içinden geçtiği postmodern dönem, özüne hakim seküler dünya görüşü ile tüm coğrafyalarda kutsaldan oldukça arındırılmış bir hayat inşa etmektedir.

    Müslümanlar modern ve postmodern kıskacında olsa da günlük hayatlarında karşılaştıkları meselelere dair kendi değer sistemlerine uygun duruşlar geliştirmek ve buna göre analizler yapmak durumundadırlar.

    Çağın dünyevileştirici hayat tarzı karşısında teslim olmadan, içe kapanarak canlı hayattan ilişkilerini kesmeden ve tarihe bir özne olarak müdahale etmek üzere medeniyetlerini yeniden inşa etmek amacıyla hareket etmelidirler. Bunu da İslam’ı bünyesinde canlı yaşayan birey ve toplumu inşa ederek yapabilirler. Bu kitabın ihtiva ettiği yazılar, karşı karşıya kaldığımız dini, siyasi, içtimai ve kültürel meselelere yukarıda bahsettiğimiz hassasiyetler çerçevesinde dokunmaya çalışmıştır.


    Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 1. Baskı | 305 Sayfa

  • Dünyanın içinden geçtiği postmodern dönem, özüne hakim seküler dünya görüşü ile tüm coğrafyalarda kutsaldan oldukça arındırılmış bir hayat inşa etmektedir.

    Müslümanlar modern ve postmodern kıskacında olsa da günlük hayatlarında karşılaştıkları meselelere dair kendi değer sistemlerine uygun duruşlar geliştirmek ve buna göre analizler yapmak durumundadırlar.

    Çağın dünyevileştirici hayat tarzı karşısında teslim olmadan, içe kapanarak canlı hayattan ilişkilerini kesmeden ve tarihe bir özne olarak müdahale etmek üzere medeniyetlerini yeniden inşa etmek amacıyla hareket etmelidirler. Bunu da İslam’ı bünyesinde canlı yaşayan birey ve toplumu inşa ederek yapabilirler. Bu kitabın ihtiva ettiği yazılar, karşı karşıya kaldığımız dini, siyasi, içtimai ve kültürel meselelere yukarıda bahsettiğimiz hassasiyetler çerçevesinde dokunmaya çalışmıştır.

     


    Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 1. Baskı | 296 Sayfa

  • Nüzul-i İsa (aleyhi’s-selâm) konusunda Sahabe döneminden itibaren Ümmet’in üzerinde ittifak ettiği bir kabul, modern zamanlarda Kur’an ve Sünnet’i “yeni ve farklı” bir okumanın nesnesi kılma faaliyetinin sonucu olarak, yerini “yeni ve farklı” bir değerlendirmeye bırakıyorsa, bunun “ilmî özgürlük”ten daha öte bir anlamı olmalıdır. Bu tarz yaklaşımların, ayrıca ima veya tasrihe ihtiyaç bulunmaksızın- “karşı taraf”ı oluşturan sahabîsi, müfessiri, muhaddisi, kelâm âlimi ve tarihçisiyle bütün bir Ümmet ulemasını itham anlamına geldiği açıktır. Sözün sahibinin yaklaşımına göre bu itham “yanılgı”dan “cehalet”e, “anlayış kıtlığına”, hatta “tahrif”e kadar uzanır.

    Karton Kapak | İstanbul, 2018 | 2. Baskı | 81 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Sünnet-i Nebeviyye ve Kur’an-ı Kerim Işığında Sünnetin Dindeki Yeri


    Öteden beri mevcud olmakla beraber son zamanlarda sesleri daha fazla yükselmeye başlayan islâmî hakikatleri sadece Kur’an-ı Kerim’e inhisar ettirip Sünnet-i Seniyyeyi kısmen veya tamamen devre dışı bırakanlara bir cevap teşkil eden bu eser memleket gençlerinin her zamankinden daha fazla muhtaç oldukları bilgileri ihtiva etmektedir.

    Kur’an-ı Kerim icazkâr ve mücmel olduğu cihetle sünnetsiz ilâhî emri ve nehiylerin tamamımın kavranmasının mümkün olmadığını bir “vahy-i metlûv” olan Kur’an-ı Kerim’in anlaşılması için sünnetin varlık sebebi olan “vahy-i gayri metlûv” hususları da bilmeye olan ihtiyacı oldukça mufassal bir şekilde nakleden bu eseri yayınlamaktan şeref duyuyoruz.


    Sebil Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2017 | 1. Baskı | 228 Sayfa

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.