• Eserin Tam İsmi: İmanın Sancağı Mus’ab bin Umeyr (Tarihi Roman)


    Mus’ab şehirlerin anası Mekke’de varlık içinde yüzen bir ailede dünyaya gelmişti. Şehrin bu yakışıklı ve narin delikanlısı çok çetin bir zamanda peygamberlik ayının hakikat güneşinden alıp sunduğu iksirle nuriandı. İman ve irfan yolunda ve hakikatin kaynağı Nebî’nin ardınca ve hep dikenler üzerinde yürüdü. Yoksul düşmüş olmasına rağmen, özellikle Medine’de İslâm’ın temellerini atmada fevkalâde hizmetleri oldu. Nitekim vefalı Rasûl onu ashabına göstererek şöyle diyordu: “Şu Allah’ın kalbini nurlandırdığı kimseye bir bakın! Ben onu anne ve babasının en güzel yiyecek ve içeceklerle beslediğini gördüm. Onun iki yüz dirheme satın aldığı bir elbiseyi giydiğine şahit oldum. Ancak onu Allah ve Rasûlü’nün sevgisi davet etti ve şimdi olanı görüyorsunuz.” O bunları söylediğinde Musab’ın üzerinde koç derisinden bir izar bulunuyor, torba gibi urbasında etleri soyulmuş kemik yığınına benziyordu. Neticede engin bir gerçek denizine dalmış olan ruhunun peşinden yıllar yılı sürüklediği bedenini Uhud dağı eteğine bir şehîd olarak bıraktı. Ve onun sevgili eşi Hamne bu taze mezarın başında ağlarken, Musab mücahit ruhlar alayıyla ve bir yıldız gibi kayarak sonsuzluk âlemine doğru yükseldi. Sadece biricik Hamne’sinin değil, candan arkadaşı Amir bin Rebîi’nin gözleri de yaşlıydı. Onun üzerine örtülen misk kokulu temiz toprağa bakarak şunları söylüyordu: “Musab benim için Müslüman oluşundan şu Uhud’da şehid oluşuna dek bir sırdaş, bir arkadaş idi. Habeşistan’a doğru çıktığımız her iki hicrette bizimle beraberdi. Topluluk içinde yakın dostumdu, ben ahlâk bakımından şimdiye dek ondan daha güzel ve ihtilafı az olanı görmedim.”


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Çelik Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2015 | 1. Baskı | 326 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: İslam Mezhepleri Tarihi


    Tarihin farklı kültürlerinden ve değişik inançlarından gelen insanlar, diğerlerinin inancını, düşüncelerini, hayat tarzını ve dünya görüşünü merak etmiştir. Günümüzde ise değişen sosyo-ekonomik şartlar, farklı kesimlere mensup insanları birbirleri ile münasebete zorlamaktadır. İlişkilerin sağlıklı olabilmesi için de diğer insanların itibar ettiği veya kıymet verdiği değerleri öğrenmek ayrıca bir zorunluluktur. Bu açıdan ait olduğu sosyal ve kültürel çevreyi bilmek, kişi için daha da ehemmiyet arz etmektedir.
    Bu kitap size; Asr-ı Saadet’ten bu güne, Ehl-i Sünnet’in görüşlerinin yanında, Şia, Alevilik, Bektaşilik, Vehhâbîlik ve Kâdıyânîlik gibi fırkalar hakkında çok önemli bilgiler verecektir.
    Eserin içeriğinde de göreceğiniz gibi, mezhep ve fırkaların görüşlerini, düşünce ve inanç sistemlerini kendi kaynaklarına dayanarak belirttikten sonra o meselede Ehl-i Sünnet’e mensup âlimlerin izahlarına da yer verilmiştir. Bu sebeple konunun, bütün yönleri ile okuyucular tarafından daha doğru bir şekilde anlaşılmasına imkân sağlanmıştır.
    Kitabın hazırlanmasında akademik usûl ve esaslara riayet edilmekle birlikte okuyucunun anlayacağı şekilde sade bir dil kullanılmıştır.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2018 | 10. Baskı | 448

  • Eserin Tam İsmi: Vahyedilişinden Derlenişine Kur’an Tarihi, Eski ve Yeni Ahit ile Karşılaştırmalı Bir Araştırma


    Türk okuyucusunun İlk Devir Hadis Edebiyatı ve İslâm Fıkhı ve Sünnet –Oryantalist J. Schacht’a Eleştiri- başlıklı kitaplarıyla tanıdığı Muhammed Mustafa el-A’zami oryantalistler üzerine yaptığı ciddi araştırmalarla tanınan çağdaş bir düşünür. A’zami Türk okuyucusunun karşısına bu kez, Kur’an-ı Kerîm metnini, vahyedilişinden derlenişine, Eski ve Yeni Ahit’le karşılaştırmalı olarak ele alan Kur’an Tarihi başlıklı çalışması ile çıkıyor. Ömer Türker ile Fatih Serenli’nin çevirisi ve yazarın Türkçe baskıya önsözüyle yayımladığımız kitap, ülkemizde Kur’ân Tarihi alanında büyük bir boşluğu dolduracak nitelikte.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    İz Yayıncılık | Karton Kapak | İstanbul, 2018 | 4. Baskı | 440 Sayfa

  • “Mehmet Akif Hakkında Araştırmalar”ın bu cildinde, büyük şair ve fikir adamımıza dair, yeni bilgiler ihtiva eden şu bahisleri bulacaksınız.
    Safahat ve yeni baskıları
    M. Akif’le bir mülahat
    M. Akif’le bir gençlik hatırası
    M. Akif’i yetişen aile nasıldı?
    M. Akif için sözünde durmak ne demekti?
    M. Akif’in gençlere hitabı.
    Müslüman gencin azmi nasıl olmalı?
    İstiklal Marşı için açılan müsabaha ve Akif’in tutumu
    İstiklal Marşı’nın açıklaması
    Çanakkale Savaşı, Cihad-ı Mukaddes ilanı ve Akif.
    Çanakkale Şehitleri şiirinin açıklaması
    Akif’in yazı ve va’zlarından seçmeler
    M. Akif’ten ayet mealleri


    M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 5. Baskı | 254 Sayfa

  •  

    “Mehmed Akif Hakkında Araştırmalar”ın bu cildinde, büyük şair ve fikir adamı hakkında en çok merak edilen ve konuşulan bazı meseleler araştırılmış gerçekler ortaya konmuştur.


    M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 4. Baskı | 248 Sayfa

  •  

    M. Ertuğrul Düzdağ’dan nadide bir eser.


    M. Ü. İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 2. Baskı | 312 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Muhtasar Hayatü’s Sahabe


    Takdim: Prof. Mustafa Ağırman


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Ravza Yayınları | Karton Kapak | İstanbul | 1. Baskı | 558 Sayfa

  • “Muhtasar İslam Tarihi” ünvanı ile te’lifine teşebbüs ettiğim eserin işbu ikinci cildi, beş yüz seneyi mütecaviz bir devrenin vukuatını nakletmektedir. Bu kadar geniş bir zaman parçasının sayısız hadiselerini sıkıştırılmış bir pamuk balyası gibi özün özü bir surette nakletmesine rağmen her içtimai faaliyet sahibinin önünü aydınlatacak ibret sahnelerinin hiçbirinin ihmal edilmemesine çalışıldığı görülecektir!


     

    Sebil Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2010 | 3. Baskı | 512 Sayfa

  • Bugün milletlerin – şapla şeker birleştirmek kabilinden – bloklaşmalarla üstün bir güce ulaşma gayreti peşinde koşmaktayken İslâm Ümmetinin – tabii vasfı olması lâzım gelen – birlik ve beraberlikten mahrum bulunması hazin bir tecellidir!… İslâm’dan matlub olan gâyenin kâmil bir sûrette gerçekleşebilmesi için bu şuurun ihya edilmesi ilk ve en mühim bir lâzimedir.
    Ümmetin parçalanmış olmasının bir neticesi olarak Dünya’nın bir çok yerinde Müslümanlar’ın zulme mâruz bulunması ile sâbittir ki bu lâzime en acil bir ihtiyaçtır!… Bunu gidermenin en müessir çâresinin ise, İslâmî Tarih şuurunun canlandırılması olduğu muhakkaktır. İşte bu eser, böyle bir zaman ve böyle bir fâide temini maksadıyla yazılmıştır! Sana o’nu bereketli bir müessiriyete mazhar olması dileği ile sunmaktan derin bir bahtiyarlık duymaktayız!

    Sebil Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2012 | 3. Baskı | 496 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Müslümanların Gerilemesiyle Dünya Neler Kaybetti


    “Müslüman, dalgaların önünde sürüklenmek veya insanlık kervanının ardında kuyruk olmak için yaratılmamıştır. Medeniyete ve âleme yön vermek için dünyaya gelmiştir. İnsanlığa yol gösteren beşeriyete güç veren, odur. Çünkü o, büyük bir davanın adamı ve gerçek ilmin sahibidir. Dünyanın gidişatından ve harekâtından mesuldür. Başkalarına özenmek ve başkalarının izini takip etmek ona yaraşmaz. Onun vazifesi yön vermek, kumandanlık yapmak, lider olmak, irşad etmek, iyiliği emretmek ve kötülüğü yasaklamaktır. Eğer zaman büsbütün kötüleşir, toplum isyan duygularıyla kabarır ve doğru yoldan saparsa; Müslümanın vazifesi zamana teslim olmak yani zamana uymak değildir. Bu durum karşısında Müslümanın vazifesi, Allah’ın hükmü tecelli edinceye kadar kötülüklerle yılmadan mücadele etmektir. Tarifi imkânsız güçlükler ve zorluklar karşısında yılmak, kaza ve kadere sığınmak; zayıf ve bayağı kişilerin harcıdır. Gerçek Müslüman, Allah’ın üstün kazası ve değişmeyen kaderidir.” der Müslüman’ı tarif ederken Muhammed İkbal…
    Elinizdeki bu kitap; İslâm’ın ortaya çıkışından itibaren Müslümanların bütün dönemlerini hemen her açıdan ele almakta; başarılarını, hatalarını ve bunların nedenlerini adım adım işlemektedir. Bu süreci anlatırken de dünyanın içinde bulunduğu atmosferi; Çin’den Hindistan’a; Batı Dünya’sından İran uzanan geniş bir coğrafya üzerinden gözlerinizin önüne serer.
    Müslümanların gerilemesinin sebeblerini ve Müslümanların gerilemesi ile dünyanın neler kaybettiğini işleyen bu kitap; bir yandan sizi sorunlarla yüzleştirirken; diğer yandan da sunduğu çözüm önerileri ile düşündürüp, daha iyiye doğru yönlendirmek istemektedir.
    Çünkü yazarın deyimi ile “Eğer Müslümanlar, insanlık âleminin yönetimini yeniden ellerine almak istiyorlarsa her şeyden önce etkisi, sözlerinden ve davranışlarından izlenebilecek gerçek bir imana sahip olmaları gerekir.”


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2015 | 2. Baskı | 416 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Osmanlı Devleti Tarihi


    Günümüzde, sosyal, ekonomik ve dinî çatışmaları ile siyasî istikrarsızlık merkezi durumuna gelen bir coğrafyanın, Osmanlı idaresi altında uzun süre barış ve huzur içinde yaşadığı düşünülecek olursa, Osmanlı Devleti tarihinin, gerek dünya, gerekse İslam tarihi bakımından sahip olduğu yerin önemi daha iyi anlaşılmış olur.
    Gerçekten de çok geniş bir coğrafya üzerinde hâkimiyetini kuran Osmanlı Devleti, farklı ırk, din, dil, örf ve âdetlere sahip toplulukları yüzyıllarca adaletli ve hoşgörülü bir şekilde idare etmişti.
    Ulaşım ve teknik imkânlar bakımından günümüzle mukayese edilemeyecek derecede imkânsızlıklar içinde bulunan o asırların dünyasında, bunca farklı yapıdaki toplulukları cebir ve tazyik kullanmadan yöneten ve vatandaşına normal bir hayat seviyesi (yaşam düzeni) kazandırmaya çalışmak, basit bir idare anlayışının sonucu olmasa gerekir.
    Bu sebeple biz, Osmanlı padişahların biyografilerini ele alırken, devletin, siyasî ve askerî grafiğinin yanında, sosyal, ekonomik, hukukî, dinî, bediî, kültürel ve etnik şart ile nizamlarının seyir durumunu da takip etmeye çalıştık. Böylece bu devlete ruh ve hayat veren sırları keşfetmeye çalıştık.
    Araştırmamızda, günümüz okuyucusunun rahatça anlayabileceği bir dil ve üslûp kullanılmakla birlikte, eski bir kültür birikimini günümüze taşıyabilmek için zaman zaman dönemin kaynaklarının diline de müracaat ettik.
    Hâlâ, maddî ve manevî mirasından faydalandığımız Osmanlı gibi büyük bir devletin tarihini araştırıp yazmak zannedildiği kadar kolay değildir. Zira burada, sadece Osmanlı’nın sadece kendi kaynaklarını değil, idaresi altında yaşamış veya onunla kader birliği etmiş devletlerin kaynaklarını da inceleyerek bu eseri meydana getirdik.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2015 | 2. Baskı | 560 Sayfa

  • Milletimizin İslâm ile yoğrulmuş şanlı geçmişinin en mütekâmil devresi hiç şüphesiz “Osmanlı Asırları”dır. Hattâ bu değerlendirme “Asr-ı Saâdet” istisnâ edilmek şartı ile umûmî İslâm Tarihi için de doğrudur.

    Böyle olduğu hâlde, İslâm’ı reddetmekten yola çıkan Kemalist Rejim’in hükümfermâ olduğu veya başka bir ifâde ile mutlak bir hâkimiyet tesis edebildiği zamanlarda “Din” ile “Târih” de tahkir ve tezyif edilerek, nice mübârek şahsiyetin nurânî simâı dehşetli bir yalan zifofu ile matlaştırılmak istenmiştir.

    İşbu eser, Osmanlı’nın İslâmî ölçülerle değerlendirilmesi ve iftirâlara cevap vermek maksadı ile yazılmıştır.


     

    Sebil Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 1. Baskı | 768 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Osmanlı’da Eğitim Öğretim / Osmanlı Medeniyeti Tarihi – 1


    Eğitim ve öğretim, yetişkin neslin bir plan çerçevesinde ve belli bir gaye hedeflenerek, yetişmekte olan nesillerin gelişmesini sağlamak için yaptığı bir çalışmadır. Bu bakımdan, eğitim ve öğretim faaliyetleri, yeni nesillerin yetişmesi için bir plan dâhilinde yapılan bütün faaliyetleri içine alır. Bunun içindir ki eğitim ve öğretim, sadece bir kültürün nesilden nesile intikalini değil, aynı zamanda bunun sonucu olarak toplumun devamlılığını (bekasını) da sağlayan bir faktör olmaktadır, iyi tasarlanmış bir plan ve projeye göre gerçekleştirilen eğitim ve öğretim, toplumun belli bir seviyeye yükselmesine hizmet eder. İşte böyle bir anlayış ve faaliyet sayesinde Osmanlılar, uzun süre toplumlarını, dünya devletlerinden çok azına nasib olmuş bir şekilde zirveye çıkardılar.

    Bir kıta görünümünde olan bu coğrafyada hâkimiyetini tesis eden Osmanlı Devleti, farklı ırk, din, dil, mezhep, örf ve âdetlere sâhip toplulukları asırlarca âdilâne bir şekilde idare etmişti. Keza Osmanlı Devleti’nin emperyalist bir politika gütmemesi, gittiği yere idarî, hukûkî ve bir anlamda kültürel özerklik verip sivil topluma dokunmaması, çağındaki bütün devletlerden farklı olduğunu gösteriyordu.

    Bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu araştırmamız, ilmî bir metodla ortaya konmaya çalışıldı ve temel kaynakların ışığı altında hazırlandı. Bir giriş ile iki bölümden meydana gelmektedir. Osmanlı dönemi eğitim-öğretimi üzerinde büyük ölçüde etkisi olan ve ana hatlarıyla temas ettiğimiz “Osmanlı Öncesi” ilk bölümü, daha geniş ve detaylı olan “Osmanlı Dönemi”de ikinci bölümü meydana getirmektedir.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 2. Baskı | 232 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Osmanlı’da Toplum Yapısı / Osmanlı Medeniyeti Tarihi -4


    Bir beylik olarak ortaya çıkışından itibaren bünyesinde şartların gerektirdiği değişiklikleri yapmaktan çekinmeyen Osmanlı Devleti, sağlam temeller üzerine bina edip geliştirdiği ve kemâl mertebesine ulaştırdığı müesseseleri vasıtasıyla uzunca bir hükümranlık dönemi geçirme imkânı buldu. Bu devlet, “destanlarda görülen, âsumanî heykeller gibi, başı, kürre-i arzın bir kıtasına yaslanmış, vücudu bir başka kıtasına sarılmış, ayakları ise başka bir kıtasına uzanmış” heybetli bir vücuda benzemekte idi. Biz, bu vücudun, farklı görevleri bulunan organlarını, yani toplumun sosyal yönünü incelemeye çalışacağız. İslâm’ı kabul etmesiyle yepyeni bir hayat anlayışına intibak ettiğini gördüğümüz Müslüman-Türk dünyası, bağlı bulunduğu bu yeni dinin emirlerine uygun olarak toplum yapısını şekillendirmişti. Osmanlı Devleti de mensubu bulunduğu dinin prensiplerinden farklı bir şekilde hareket edemezdi. Zira “bu devlette din asıl (kök), devlet ise onun bir fer’i (dal) olarak görülüyordu.” Selçuklu-Bizans sınırlarında ortaya çıkan bu küçük beyliğin, kısa bir müddet sonra, tarihin akışını değiştirecek derecede kudretli bir devlet hâline gelmesinin sebebini bu anlayışta aramak gerekir.

    Bu araştırmada, Osmanlı toplumunun sosyal ve kültürel özellikleri yanında, farklı mekân ve zamanlarda meydana gelen değişikliklere de temas edildi.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2017 | 2. Baskı | 208 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Osmanlı’da Vakıf Medeniyeti / Osmanlı Medeniyeti Tarihi -2


    İslâm’ın, yardımlaşma ile ilgili emir ve prensiplerinden doğmuş olan vakıf, asırlarca insanlığa hizmet etmiş dinî, hukukî ve sosyal bir müessesedir. İhtiyaç içinde bulunanlara yardım etmek gibi yüksek ve insanî bir düşüncenin ürünü olan bu müessesenin temeli, Kur’ân ve Sünnet’e dayanmaktadır.

    Tarihimizdeki etki, çeşitlilik ve hizmetleri, günümüz insanını hayretler içinde bırakan vakıflarımız, dönemin toplumsal kalkınması, huzur ve barışın sağlanmasında, büyük rol oynuyorlardı.

    İslâm ve özellikle Osmanlı dünyasında, asırları aşan uzun tarihî seyri içinde, döneminde bilinen hemen her sahaya el atmış olan vakıfların, ortaya koyup meydana getirdiği eser ve tesisler, bir hayli fazladır. Bu eserlerin bir kısmı, günümüzde bile varlıklarını devam ettirmektedirler. Eski medeniyetimiz ile Müslüman-Türk hayırseverliğinin tarihî şâhidi olarak Osmanlı coğrafyasını bir uçtan öbür uca doldurup süsleyen bu vakıf eserleri, ülkenin îmân, irfan, ümran, sosyal ve ekonomik hayatının gelişmesi için büyük hizmetler vermişlerdi. Ülke insanına ve hatta yabancılara bile hizmet sunan bu tesisler, maddî yönden toprağın üstünü, mânevî yönden de toplumun iç dünyasını kaplamışlardı.

    İlmî bir metodla ortaya konmaya çalışılan bu araştırma, temel kaynaklara dayanılarak hazırlandı. Tarih boyunca İslâm ve özellikle Osmanlı dünyası insanının ayrılmaz bir parçası haline gelen bir müessese, yeniden gün yüzüne çıktı…


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 1. Baskı | 240 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Osmanlı’da Vergi Sistemi / Osmanlı Medeniyeti Tarihi -5


    Tarihî bir vakıa olan vergi, amme hizmetlerinin muntazam bir şekilde devamını sağlamak için başvurulmuş bir çaredir. Bu yüzden vergi, devletlerin ekonomik ve sosyal hayatında önemli bir yere sâhiptir.

    Çok geniş topraklar üzerinde, asırlarca hükümranlığını devam ettirmiş bulunan Osmanlı Devleti, diğer bütün devletlerde olduğu gibi kendisini, vergi cibâyetinden (vergi alma ve toplama) müstağni sayamazdı. Zira varlığını ancak bu şekilde devam ettirebilirdi. Devletin iktisadî tarihinin önemli bir bölümünü teşkil eden bu vergi sistemini daha iyi anlayabilmek için onun dayandığı hukukî kaynakları da bilmek gerekiyor.

    Araştırmamızda, Osmanlı vergi sisteminde farklı isim ve şekillerde alınan vergiler olmakla birlikte, bu vergilerin dayandığı hukukî kaynaklara da yer verildi.

    Böylece hem “Tekâlif-i Şer’iyye” denilen vergiler hem de “Tekâlif-i Örfiyye” diye isimlendirilen vergiler ele alınıp incelendi. Bundan başka vergi muafiyeti bölümü ile farklı sebeplere dayalı olarak, kendilerinden ya çok az veya hiç vergi alınmayan kimselere de işaret edildi. Böylece o asırların dünyasında toplumun ekonomisine ve bu ekonominin dışarıya yansımalarına ışık tutulmuş oldu.


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 1. Baskı | 232 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Osmanlı’da Yerel Yönetim / Osmanlı Medeniyeti Tarihi – 3


    Çok geniş topraklarda hâkimiyetini kuran Osmanlı Devleti, çeşitli din, dil, ırk, örf ve âdetlere sahip toplulukları asırlarca âdilâne bir şekilde idare etmişti. Ulaşım teknolojisi bakımından, günümüzle mukayese edilemeyecek derecede imkânsızlıklar içinde bulunan o asırların dünyasında, bunca farklı yapıdaki toplulukları cebir ve tazyik kullanmadan, onlara normal bir hayat seviyesi kazandırmaya çalışmak, basit bir anlayışın sonucu olmasa gerek. Günümüzde, sosyal, ekonomik ve hatta dinî çatışmaları ile siyasî istikrarsızlık merkezi durumuna gelen Ortadoğu coğrafyasının, Osmanlı yönetimi altında uzun süre barış ve huzur içinde yaşadığı düşünülecek olursa, Osmanlı Devleti tarihinin, gerek dünya, gerekse İslâm tarihi bakımından sahip olduğu yerin önemi daha iyi anlaşılmış olur. Osmanlı Devleti, yönetimdeki başarısını, sağlam temeller üzerine bina edip geliştirdiği ve kemâl mertebesine ulaştırdığı müesseselerine borçlu görünmektedir. Biz, bu araştırma ile devletin hayatiyet sırlarından birini teşkil eden bir müesseseyi gün ışığına çıkarmaya gayret ettik.

    Arşiv belgeleri ile diğer temel kaynaklara dayanılarak ortaya çıkan ve belediyecilik tarihimiz açısından büyük bir boşluğu dolduracağına inandığımız bu çalışmanın eğitim hayatımıza da katkı sağlayacağını ümid ediyoruz…


    Görsel Temsilîdir. 


     

    Kayıhan Yayınları | Karton Kapak | İstanbul, 2014 | 1. Baskı | 240 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Bir Mazlum Padişah, Sultan Abdülaziz


    Bilekleri 2,5 cm kesilerek şehid edilen Padişahımız: BİR MAZLUM PADİŞAH SULTAN ABDÜLAZİZ

    Tanzimatla başlayan milli şahsiyet ve mefkureyi imha hareketine dirayetle karşı çıkmış olan ve devrinin ecnebi güdümlü ricali tarafından önce tahtından indirilen ve takriben bir hafta sonra da hailevi (dramatik) bir suretle şehid edilen Sultan Abdülaziz merhum vesilesi ile bozulma ve yıkılışın temel saiklerinin başlangıç safhasını anlatan bu eseri yayınlamaktan bahtiyarlık duymaktayız..


     

    Sebil Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 5. Baskı | 447 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Yakın Tarihimizde Cami Kıyımı


    Yakın tarihimizde, Selçuklular, Beylikler ve Osmanlılar devrine ait; on bin kadar cami, mescit, tekke, medrese, imaret, türbe ve sıbyan mektebi gibi, hepsi tek tek çok önemli birer kültür mirası olan milli varlıklarımız yok edilmiştir.

    Bu kitapta, o eserlerin binden fazlasına dair bilgiler ve belgeler var… Bu vatan topraklarının bize ait olduğunu gösteren o hüccetler, o tapu senetleri acaba niçin yok edildiler? Niçin binlerce cami kapatıldı, satıldı veya kiraya verilerek, gayesi dışında, yanlış hatta çirkin işlerde kullanıldı? Depo, sevkiyat merkezi, düğün salonu, CHP ocağı, spor kulübü lokali, saz evi, ahır, hatta meyhane haline getirildi? Bu eserler, titizlikle bakılmaları, korunmaları ve restore edilmeleri gerekirken, niçin kıyıma tabi tutuldular? Bu kıyım 1950-60 arasında da devam ederek, yol açma bahanesiyle nice tarihi caminin temellerine kadar yıkılmasına sebep olur?


    Görsel Temsilîdir. 


     

     

    Bedir Yayınevi | Karton Kapak | İstanbul, 2003 | 1. Baskı | 373 Sayfa

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.