• Ebubekir Sifil Külliyatı (19 Kitap)

    646.00  349.00 

    Sana Din’den Sorarlar 1 (619 Sayfa, 17 x 24 cm)

    Sana Din’den Sorarlar 2 (533 sayfa  17 x 24 cm)

    Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi 1 (511 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Modern İslam Düşüncesinin Tenkidi 2 (528 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Müslümanca Bir Hayat İçin (474 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    İhyâ ve İnşâ  (437 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Sözü Müstakim Kılmak 2 (295 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    İstikamet Yazıları 2 (398 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    İslâm ve Modern Çağ 1 (335 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    İslâm ve Modern Çağ 2 (324 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    İslâm ve Modern Çağ 3 (330 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Çağdaş Dünyada İslami Duruş (258 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Modern Fetvalar Çağdaş Hurafeler (250 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    İslami Bilincin İhyası (268 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Böyle Seslendiler (222 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Muvatta Nüshaları Muhteva Analizi (238 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    İdrak ve Tasdik (256 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Nüzûl-i İsa  (81 sayfa, 13.5 × 21 cm)

    Ehl-i Sünnet Akâidi (272 sayfa, 13.5 × 21 cm)

  • İstikamet Seti – 1 (9 Kitap)

    253.00  129.00 

    Modern Bir Din Projesinin Tenkidi – Salim Öğüt (442 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Modern Düşüncenin Kur’an Anlayışı – Salim Öğüt (326 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Modern Düşüncenin İslam Anlayışı – Salim Öğüt (419 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Derin Paradoks: Takiyye – Serdar Demirel (152 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Müslüman Bilincin İnşası – 1 – Serdar Demirel (305 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    Müslüman Bilincin İnşası – 2 – Serdar Demirel (296 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    İstikamet Yazıları 1 – Ebubekir Sifil (398 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    İstikamet Yazıları 2 – Ebubekir Sifil (398 Sayfa, 13.5 × 21cm)

    İbadetler Fıkhı – Şefîkurrahmân en-Nedvî (239 Sayfa, 17 × 24cm)

  • Fıkh’ı, “Müslümanların önünü açmakla görevli bir mekanizma” olarak görme eğiliminin giderek ısrara dönüşmekte olduğu bir ortamda, “ahiretimiz için neyin zararlı olduğu” değil, “dünyamız için neyin faydalı olduğu” sorusu ve endişesi ön plandadır. Seküler dünyanın talepleri, dayatmaları, kuşatmaları karşısında -“direnmek” şöyle dursun-, “uyum sağlama”yı hayat ilkesi edinmiş Müslümanların, Fıkh’a “durumu meşrûlaştırıcı” bir misyon yüklemesi kaçınılmaz olmaktadır.

     

    Fıkıh’la ilişkimizdeki tâyin edici faktör, dünya merkezli/seküler tercihlerimiz olunca Fıkıh da dünyayı ahirete yönelik olarak tanzim etmenin vahiy merkezli zemini olmaktan çıkıp, dünyayı dünya için tanzim eden “hukuk”a dönüşmektedir. Üstelik de pek çok boyutu tırpalanmış olarak.

    Elinizdeki kitap, esas itibariyle bu kırılmanın İslâmî ilimlerin hemen tamamına taalluk eden tezâhürlerini mercek altına almaktadır. Sorulan sorular, hükmü merak edilen fer’î-fıkhî meselelerle sınırlı olmayıp, bütünüyle din telakkimizi ilgilendiren alanları ihâta etmektedir. Akaid/Kelâm başta olmak üzere bütün İslâmî ilimlerle ve Kur’ân-Sünnet başta olmak üzere edille-i şer‘iyyenin hemen tamamıyla ilgili soru ve cevapları ihtivâ eden bir kitabın özet/muhtasar olması mümkün değildi. Bu sebeple sorulara “el-Cevap: Caizdir/değildir” demekle yetinilmemiş, kimi zaman soruların arka planına da inilerek detaylı cevaplar verilmeye çalışılmıştır.

     

    Cilt Kapak | İstanbul, 2020| 1. Kitap 619 Sayfa | 2. Kitap 533 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: 40 Hadis Şerhi Evlilik Üzerine


    Bu 40 Hadis derlemesinde Muftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî, herkesi olmasa bile insanların çoğunu ilgilendiren bir konuyu ele alıyor: evlilik. Evliliğin amacı ve öneminin ne olduğu sorularına cevaplar arayan müellif; zoraki evlilik, velisiz nikâh, aile içi şiddet gibi daha tartışmalı meseleleri çözüme kavuşturuyor. Hadisin lafzının basit bir şekilde izahından öte hadisler detaylı bir şekilde şerh edilerek, hadisle nasıl amel edileceği ve bu hadislerin evlilik hayatında neye karşılık geldiği gibi bir takım mülahazaları ihtiva ediyor.


     

    Muhammed b. Âdem el-Kevserî


    Müftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî; Birleşik Krallık, Pakistan ve Suriye gibi dünyanın muhtelif yerlerinde geleneksel usûlle Arap Dili ve İslâmî ilimler tahsilinde bulunmuş bir İslâm âlimidir. Cinsel Hayata İslâmî Bakış ve İslâm’da Doğum Kontrolü ve Kürtaj isimlerinde eserler kaleme aldı. Dünyanın farklı yerlerinde çeşitli konularda dersler verdi. Hâlihazırda Leicester şehrinde (Birleşik Krallık) ikamet eden Müftî Muhammed b. Âdem el-Kevserî, İslâmî ilimler tedrisatı ile meşgul olmakta, Daru’l-İfta’da da (www.daruliftaa.com) direktör ve araştırmacı olarak görev yapmaktadır.

     

     


     

     

    Karton Kapak | Ocak 2020 | 1. Baskı | 112 Sayfa

     

     

     

     

     

     

  • el-Akîdetu’t-Tahâviyye, Hanefî mezhebinin büyük Hadis, Fıkıh ve Akâid âlimi İmam Ebû Caʻfer et-Tahâvî’nin, mezhebin üç imamı: İmam Ebû Hanîfe, İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed (rh.a)’in ortaklaşa benimsediği Ehl-i Sünnet akâid ilkelerini ihtiva eden temel metinlerden biridir.

    Üzerine tarih boyunca muhtelif dönemlerde şerhler yazılmış olan bu kurucu metin, yazık ki son dönemlerde ülkemizde neredeyse unutulmaya terk edilmiş bulunmaktadır.

    Elinizdeki çalışma, RUZEM’deki Akâid dersinde takip ettiğimiz el-Akîdetu’t-Tahâviyye metni üzerine yaptığımız kısa açıklamalardan oluşmaktadır. Mevcut boşluğu bir nebze de olsa doldurmak amacıyla neşrettiğimiz bu çalışmada fazla detaya girilmemiş, ağırlıklı olarak orta seviye okuyucu hedeflenmiştir.

     

    Karton Kapak | Mayıs 2020 | 7. Baskı | 272 Sayfa

     

     

     

     

  • “Bu çalışmada, tasavvuf tarihinde önemli ve farklı bir yeri olan, H. IV./M. X. asırda yaşamış ve hadisle ilgilenmiş zâhid ve sûfîlerle, sûfî meşrebli muhaddisler incelenmiş; onların hadis anlayışları ile kullanmış oldukları hadislerin durumları ele alınmıştır.


    Böyle bir çalışma iki yönden önem taşımaktadır: Evvelâ, sûfîlerin hadis anlayışları, hadisçilere ve hadis ilimlerine karşı tavırları ile, bilhassa konularıyla ilgili seçmiş oldukları hadislerin durumları hep merak konusu olmuştur. Çünkü bu kesime mensub kimselerden bazılarının iyi niyetle de olsa, hadisçiler tarafından şiddetli bir şekilde tenkit edilen hadis uydurma faaliyetine adlarının karıştığı tarihen tespit edilmiştir. Böyle bir uygulama hepsinde var mıdır, yoksa ilgilenmiş oldukları alanda zayıf hadisle amele yumuşak bakılması mı buralara götürmüştür, ya da cehalet mi bunda etkili olmuştur? Hadis ilimleriyle iştigal edenlerde de bu hata görülmekte midir? İşte, benzer hususlar hep merak edilmiştir.


    Ayrıca; tetkik edilen asrın, tasavvuf tarihinde farklı bir yeri vardır. Bu asırda, daha önce başlatılan ve tasavvufa Kur’ân ve Sünnet’ten kaynak bulma, tasavvufu Sünnî bir temele oturtma gayretleri olgunlaşmış ve ürünleri alınmaya başlamıştır. Nitekim Sünnî tasavvufun temel kaynakları bu dönemde kaleme alınmıştır. Tasavvuf, aynı zamanda, yine bu asırda, ricali ve kaynakları ile müstakil bir ilim olma çabası içerisindedir.


    Yukarıda değindiğimiz meselelere ışık tutmayı hedefleyen bu eser, H. IV./M. X. asırdaki muhaddis sûfîleri ile sûfî muhaddislerinin tesbiti cihetine giderek, tasavvuf-hadis münasebetinin ortaya konulmasına yardımcı olmayı hedeflemektedir.”

  • İdrak ve Tasdik – Ebubekir Sifil

    28.00  17.00 

    “Yerli müsteşrikler”in Sünnet-i Seniyye ile başı pek hoş değildir. Elbette bu tavırlarını Sünnet’e karşı doğrudan ve açıkça cephe alarak belli etme yanlışına düşmezler. Bunun yerine pek çok hadisin akla ve Kur’ân’a uymadığından, genel olarak haber-i vahitlerin doğruluğundan emin olmanın imkânsızlığından, uydurma vakıasından… söz etmeyi tercih ederler…

    Elinizdeki kitabın, ağırlıklı olarak Hadis sahasıyla ilgili makalelerden oluşmasının en temel sebebi budur. Sünnet’in ve Hadis’in bilincimizdeki yeri muhafaza edilirse, cüz’î yalpalamaların kimliğimizi etkileyecek istikamet sapmalarına dönüşmesi mümkün olmayacaktır.

    Varisi bulunduğumuz devasa mirasın önce anlaşılması ve “idrak” edilmesi, arkasından da “tasdik” ve müdafaa edilmesi, itikadımızı da, fıkhımızı da murad-ı ilahî doğrultusunda şekillendiren Sünnet-i Seniyye’nin merkezî konumunun muhafazası ile mümkün olabilecektir.

    Makalelerin kaleme alınış tarihleri 1990’lı yılların başından 2006’ya kadar geniş bir yelpazeyi kuşatmaktadır. Bir kısmı muhtelif dergilerde neşredilmiş bulunan, bir kısmı ise herhangi bir mevkutede yer almayan bu yazıların, sahih Din tasavvurunun “idrak ve tasdik”ine katkı sunması temel arzumuzdur.

    Karton Kapak | İstanbul, 2020 | 5. Baskı | 256 Sayfa

     

  • İnsanlarla birlikte “çevre”nin de Müslüman olduğu zaman dilimlerinde İslâm’ı samimi olarak “öğrenmek”, “yaşamak” ve “aktarmak” isteyen için kapılar açık, imkânlar mevcut iken, bizler, 21. yüzyıl Müslümanları bu süreçler dizisinin her birinde bin bir sorunla yüz yüze bulunuyoruz. O kadar ki, bu süreçlerin her biri bizler için ayrı bir “handikap” teşkil ediyor.

    “Niçin” öğrenmeliyiz, “neyi” öğrenmeliyiz, “ne kadar” öğrenmeliyiz, “nasıl” öğrenmeliyiz ve nihayet öğrendiklerimizle ne yapmalıyız?

    Geçmişe oranla daha bir cesamet ve kesafet kazanmış bulunan tuzaklar tarafından içimizden ve dışımızdan kuşatıldığımız Modern Çağ’da İslâm’ın vadettiği zihin, kalp ve ruh berraklığına, “hakikat”i yaşayan insana, zamana ve mekâna nasıl ulaşabiliriz?

    İçimizi ve dışımızı önce tamir, sonra imar sorumluluğunu yerine getirmede, bu soruların gerçek ve açık cevaplara kavuşturulması hayatî önem arz ediyor.

    Elinizdeki kitap, bu temel gerçeği “mesele” edinenlere ve “hakikat” diye bir derdi olanlara hitaben kaleme alınmış yazılardan oluşuyor.

     

    Karton Kapak | İstanbul, 2020| 5. Baskı | 1. Cilt: 335 Sayfa | 2. Cilt: 324 Sayfa | 3. Cilt: 330 Sayfa 

  • Fıkh’ı, “Müslümanların önünü açmakla görevli bir mekanizma” olarak görme eğiliminin giderek ısrara dönüşmekte olduğu bir ortamda, “ahiretimiz için neyin zararlı olduğu” değil, “dünyamız için neyin faydalı olduğu” sorusu ve endişesi ön plandadır. Seküler dünyanın talepleri, dayatmaları, kuşatmaları karşısında -“direnmek” şöyle dursun-, “uyum sağlama”yı hayat ilkesi edinmiş Müslümanların, Fıkh’a “durumu meşrûlaştırıcı” bir misyon yüklemesi kaçınılmaz olmaktadır.

     

    Fıkıh’la ilişkimizdeki tâyin edici faktör, dünya merkezli/seküler tercihlerimiz olunca Fıkıh da dünyayı ahirete yönelik olarak tanzim etmenin vahiy merkezli zemini olmaktan çıkıp, dünyayı dünya için tanzim eden “hukuk”a dönüşmektedir. Üstelik de pek çok boyutu tırpalanmış olarak.

    Elinizdeki kitap, esas itibariyle bu kırılmanın İslâmî ilimlerin hemen tamamına taalluk eden tezâhürlerini mercek altına almaktadır. Sorulan sorular, hükmü merak edilen fer’î-fıkhî meselelerle sınırlı olmayıp, bütünüyle din telakkimizi ilgilendiren alanları ihâta etmektedir. Akaid/Kelâm başta olmak üzere bütün İslâmî ilimlerle ve Kur’ân-Sünnet başta olmak üzere edille-i şer‘iyyenin hemen tamamıyla ilgili soru ve cevapları ihtivâ eden bir kitabın özet/muhtasar olması mümkün değildi. Bu sebeple sorulara “el-Cevap: Caizdir/değildir” demekle yetinilmemiş, kimi zaman soruların arka planına da inilerek detaylı cevaplar verilmeye çalışılmıştır.

     

    Cilt Kapak | İstanbul, 2020| 5. Baskı | 533 Sayfa

  • “Kim Allah (c.c)’ın kader ve kazâsına râzı olursa Allah o kişiye nimet bahşeder ve onu razı eder. Kim de Allah’ın takdiri karşısında öfkelenecek olursa, asıl kendisi öfkeye maruz kalır, Allah bu kişiyi rahmetinden uzaklaştırır. O halde kazâ-i ilâhî karşısında öfkelenen, O’nun hükümlerinden usanan kişilerin vay hâline! Ve de Allah’ın işlerine kendini bırakan, O’nun kaderine teslim olan, her hâlükârda Allah’tan razı olan, başlarına ne gelirse gelsin: “İnnâ lillah ve innâ ileyhi râciûn” (Biz yalnızca Allah’a âidiz ve ancak O’na döneceğiz.” diyen kişilere de mübârek olsun! “İşte, Rablerinin lütufları ve rahmeti bunlar içindir ve işte doğru yola ulaşmış olanlar da bunlardır.” (2/el-Bakarâ, 157.)

    Bu risâle, akıl sâhiplerine bir hatırlatma, musibete dûçar olmuş her mü’mine; gönüllerine ferahlık verecek, sabretmesini sağlayacak bir teselli olmak üzere, dertli Müslümanlara nasihat etmeyi kolaylaştırmak, musibetlerini hafifletmek, sabredeceği takdirde alacakları sevap ve mükâfatı düşünmelerini sağlamak gayeleriyle yazılmıştır.

    Musibete uğramış bir kulu taziye (teselli) etmek için, Kur’ân-ı Kerîm’deki birtakım âyetlerden, bunları takip eden hadis ve eserlerden, bunlarla yoğrulmuş bazı hikâye ve şiirlerden daha tesirli bir araç bulamadım.  Bundan dolayı musibete uğramış herkese ferahlık getirsin ve zorluklardan çıkış vesilesi olsun için bu hususta vâkıf olduğum bilgilerimi, bu risâlede özetledim.”

    | İbn Nâsırüddîn ed-Dimeşkî

    Karton Kapak | Mayıs 2020 | 1. Baskı | 126 Sayfa | Çeviri ve Notlar: Kübra Öztürk

    1. Kitap: Evlât Acısıyla Yanan Yüreklere Teselli (Berdü’l-Ekbâd ‘Inde Fakdi’l-Evlâd) à Yazar: İbn Nasırüddîn ed-Dimeşkî
    2. Kitap: Evlâdını Kaybeden Anne Babaların Canlarına Teselli (Tesliyetü Nüfûsi’n-Nisâ ve’r-Ricâl ‘Inde Fakdi’l-Etfâl) à Yazar: İbn Receb el-Hanbelî

     

  •  

    Elinizdeki kitap, İslâm’da kadının yerine, onun nasıl bir kimlik ve kişilik kazanması gerektiği meselesine Rasûl-i Ekrem’in dilinden Kırk Hadis çerçevesinde açıklama getiren bir çalışmadır. Mütevazı bir hadis şerhi denemesi sayılabilecek bu çalışmada, Allah ve Rasûlü tarafından, Câhiliye döneminde ezilmiş, horlanmış, zulüm ve sefalete terkedilmiş, hak ve hürriyetleri ellerinden alınmış kadınlara nasıl bir izzet, şeref ve haysiyet kazandırıldığını bir kez daha görmek mümkün olacaktır.


     

    Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 4. Baskı | 264

  • Resûl-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz Medine’ye hicret ederken, yol üzerinde bulunan Ranûna Vadisi’nde kıldırdığı Cuma namazında şöyle seslendi:

    Ey insanlar! Ölmeden önce kendiniz için ahiret azığı hazırlayın.

    Allah’a yemin olsun ki her biriniz öleceğinizi ve sürünüzü çobansız bırakacağınızı elbette biliyorsunuz. Sonra da Rabbi ona, aralarında ne bir tercüman ne de perdedar olmaksızın şöyle diyecek: Benim elçim sana gelip hakikati tebliğ etmedi mi? Ben sana mal mülk verdim, ihsanda bulundum; peki, sen kendin için önceden bir şey hazırladın mı?


    Rıhle Kitap | Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 3. Baskı | 222 Sayfa

  • Hayatın temeli inançtır. Hayata gerek iyi, gerekse kötü istikamette yansıyan her türlü faaliyetin arka planında, onları kuvveden fiile çıkaranların varlık ve eşya hakkındaki telakkileri, kabul ve redleri vardır.

    Şüphesiz bu temel tespit biz Müslümanlar için de aynen geçerlidir. İslam inancına göre hayatın, Yüce Yaratıcı’nın irade ve rızası doğrultusunda yaşanması esastır. Bunun da ancak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadının hayatın temeline yerleştirilmesiyle mümkün olabileceğini düşünüyoruz.

    Müslümanlar, nasıl Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in itikadî kabulleri doğrultusunda yaşadıkları zaman dilimlerinde dünyaya ilim, irfan ve medeniyet örnekleri vermişlerse, günümüzde de özelde İslam dünyasında, genelde insanlık âleminde yaşanan çürüme, yozlaşma, inhitat ve buhranlar ancak Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat itikadının ihyası ve bunun üzerine inşa edilecek pratiklerle aşılabilecektir.

    Elinizdeki çalışma, fikir hayatımızın muhtelif cephelerinde istikametimizin tayininde bize rehberlik edecek işaretler sunmaktadır.

    Karton Kapak | Ocak, 2020 | 5. Baskı | 258 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: Şiâ Rivâyet Kültüründeki Derin Paradoks TAKIYYE


    Müslüman tarihinde ortaya çıkmış İslam içi birçok fırka mevcuttur. Bunların kimisinin siyasi kimisinin de kelami felsefî yönü ağırlık basmaktadır.

    Siyasi söylemleri mezhebin iç dinamiğini oluşturan fırkaların başında ise Şia gelir. Tarihsel süreç içerisinde birçok Şia fırkası türemiş, bunların bir kısmı müntesiplerinin zamanla yok olması sebebiyle tarih sahnesinden çekilmiş bir kısmı ise aktif olarak varlığını sürdürmüştür. Şia fırkaları arasında bugün en yaygın olan fırka, İsna Aşeriyye el-İmamiyye diye bilinen On İki İmamcılar fırkasıdır. Türkiye’de daha çok Caferiler diye bilinirler. Bu çalışmada Şia’dan kasıt bu fırkadır.

    Bu fırka özüne siyasi talepler mündemiç bir fırka olmakla beraber tarihi süreç içerisinde kendine has inanç, ibadet, ahkam ve ahlakiyat sistemi de geliştirmiştir. Bu sistem bir yere kadar ana akım Ehli Sünnet mezhepleriyle uyuşmakta bir yerden sonra da ciddi farklılıklar göstermektedir. Bu çalışmada takiyye’nin Ehli Sünnet ve Şia’daki yerini, takiyye’nin Şia ekolleriyle beraber anılmasının sebebini, yine Şia rivayet kaynaklarına dayanarak takiyye rivayetlerinin meydana getirdiği rivayet sorununu ve bu sorunun yol açtığı ayrıştırıcı, ötekileştirici boyutlarını analiz ettik.


    Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 1. Baskı | 152 Sayfa

  • Bu kitap, İmâm-ı A’zam Ebû Hanîfe’nin (Allah ona çokça rahmet etsin ve onu
    rızasıyla kuşatsın) mezhebine göre hazırlanmış, temizlik, namaz, oruç, zekât, hac ve kurban bölümlerinden oluşan fıkhî hükümlerle ilgili muhtasar bir kitaptır.



    Ciltli Kapak | İstanbul, 2018 | 2. Baskı | 239 Sayfa


  • İhyâ ve İnşâ – Ebubekir Sifil

    40.00  24.00 

    Modern zamanlarda Ümmet olarak maruz kaldığımız işgal ve istila, yerine göre toprağı, yerine göre yeraltı ve yerüstü kaynaklarını hedefliyor. Bu durumun yol açtığı yıkımın telafisi hiç şüphesiz kolay olmayacak. Ancak Ümmet’in maruz kaldığı “zihnî kuşatma”nın yol açtığı tahribatın yol açtığı yıkım diğerlerine kıyasla çok daha derin ve kalıcı…

    Bu işgale direnmek, diğer işgal türlerine mukavemetle kıyaslandığında çok daha zor. Zira her şeyden önce onu “fark etmek” başlı başına bir çaba istiyor. “Pirincimizin içindeki beyaz taş”ı, yani İslam’ı “içeriden” bir dil kullanarak tahribe azmetmiş çevrelerin faaliyetlerini de bu gerçeğin üstüne eklediğimizde, sorumluluğumuzun ne denli ağır olduğunu uzun uzadıya anlatmaya gerek kalmıyor.

    Elinizdeki kitap, maruz kaldığımız “zihnî işgal”in kodlarını çözmeyi hedefleyen makalelerden oluşuyor.

    Karton Kapak | İstanbul, 2020| 4. Baskı | 437 Sayfa

  • Eserin Tam İsmi: İmam el-Eş’arî 


    Görünen o ki, bu saldırılar Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat’in lideri Ebu’l-Hasen el-Eş’arî’yi hedef almış bulunuyor; İmam el-Eş’arî’nin, Allah Teala ve sıfatları hakkında bir takım bi’dat görüşleri savunduğu gibi uçuk iddialar ortaya atarak çeşitli dergilerde büyük İslam âlimlerini karalama kampanyaları yürütüyorlar. Takdim’den


    Görsel temsilîdir. 


    Karton Kapak | İstanbul, 2016 | 1. Baskı |214 Sayfa

  • Modern zamanlarda bilincimize arız olan muhtelif illetler, İslam’ın ve onun kaynaklarının doğru/sahih biçimde algılanmasını önemli ölçüde engellemektedir.

    Bu “arıza” durumunun sadece algı seviyesinde kalmayıp, imana ve amelî hayata dolaysız biçimde etki ettiği ise izahtan varestedir…

    “Bahsedilen durumun bir “arıza” olarak tesbiti ne kadar doğrudur?” sorusu bu noktada önemlidir. Ancak bu sorunun cevabına burada eğilmektense, onu, makaleler okunduktan sonra okuyucuda oluşacak kanaate havale etmenin daha doğru olacağı düşüncesindeyiz. Zira makalelerde sadece arızanın ortaya konmasıyla yetinilmemiş, onun niçin “arıza” olarak değerlendirilmesi gerektiği sorusunun cevabı da ortaya konmaya çalışılmıştır…

    İslamî ilimlerin muhtelif branşlarına taalluk eden makalelerde salt akademik endişelerle hareket edilmemiş, Müslümanlar’ın gündemini oluşturan meselelere neşter vurulması da hedeflenmiştir.


    Karton Kapak | İstanbul, 2019 | 6. Baskı | 268 Sayfa

     

  • ‘İstikamet yazıları’ müslüman bireyin günlük hayatın hay-huyu içinde derinlemesine bir nüfuz ve tahkik imkanı bulamadığı meseleler hakkında kuşbakışı tesbit, tenkit ve teklifler ihtiva eden yazılardan oluşan bir kitap.

    İtikattan ahlaka, ibadetten davranışlarımıza kadar varlık algımızı oluşturan ne varsa bir bütün olarak tehdit altında bulunduğu modern dünyada, istikametimizi muhafaza ederek yürüyüşümüzü devam ettirmek ancak bir şekilde mümkün: Bizi ‘biz’ kılan değerleri ete kemiğe bürüyüp hayatımıza aktaran kaynaklardan devamlı surette beslenmek. Bu, asla kesintiye uğramadan sürdürülmesi gereken bir faaliyet.


    Karton Kapak | İstanbul, 2017 | 3. Baskı | 398 Sayfa

  • Eserin Orjinal İsmi: Memâlik-i Osmâniyye’yi Keşfe Çıkan Oryantalistler


    Sultan II. Abdülhamid ve Vahîdüddîn’in yâverlerinden Mirlivâ Ahmed Hamdi Paşa (1871-1935)’nın, Yemen’de görevledirildiği 1911 yılında tuttuğu notlar arasına eklediği isim listesinden hareketle hazırlanan elinizdeki kitap, İstanbul’dan Balkanlar’a, Musul’dan Endonezya’ya, Şam’dan Sûdan’a, Mısır’dan Yemen’e kadar Osmanlılara bağlı ada, ülke ve şehirleri kapsayan; kimisinde siyâsî, kimisinde dînî, kimisinde ise ilmî yönün ağır bastığı keşif gezilerini gerçekleştiren 45 oryantalistin hayat, faaliyet ve eserlerine genel bir bakış sunmaktadır. Haklarında bilgi verilen bu şarkiyatçıları, XIX. yüzyılın ilk ya da ikinci yarısında yaşamış bilim adamları arasında yer almaları nedeniyle, Oryantalizm’in geçirdiği safhalar içerisinde “kolonyalizme yönelik hazırlıklar”ı kapsayan II. döneme yerleştirmek mümkündür.

    Geçmişte “British Museum” (1753) ve “The Royal Geographical Society” (1830) başta olmak üzere Avrupa’nın önde gelen müzeleri ile arkeoloji, coğrafya ve şarkiyat cemiyetlerinin organize ettiği, inkırâz halindeki Osmanlı toprakları (memâlik-i Osmâniyye) üzerinde gerçekleştirilen ve “hükmetmeye” hazırlık mahiyetindeki “tanıma” operasyonları olarak değerlendirilmesi gereken “kazı ve geziler”i, yayınlanan “yazı ve notlar”ı konu edinen kitap, keşif turlarıyla başlayıp küresel istilâ hareketine dönüşen bir süreçte, Oryantalizm yoluyla Emperyalizm’e sağlanan bilgi akışının nitelik ve niceliğini gözler önüne sermektedir.


    Görsel temsilîdir. 


    Karton Kapak | İstanbul, 2020| 2. Baskı | 206 Sayfa

  • Eserin Orjinal İsmi: Modern Bir Din Projesinin Tenkidi ‘Allah ile Aldatmak’


    İnsanlık tarihi kadar kadîm bir hukuk ve ahlak kuralı vardır: “Başlayan/başlatan zalimdir.” Yani zulmün, haksızlığın veya ahlaksızlığın hangi türü olursa olsun, bunlardan birine tevessül eden ve karşısındaki insana bu şekilde davranmaya yeltenen insan zâlimdir. Onun zulmüne engel olmak, bunu başaramazsa asgariye indirmek için ona mukabele eden kimse ise, zulme engel olmak zorunda kalan, “ahlak” ve “adalet sözcüsü” konumundadır.

    Bu kitapta kullanılan üsluptan memnun olmadığımızı daha baştan belirtmemiz gerek. Ancak ne yaparsınız ki, bazen yapacağınız işi kendiniz seçemez, kullanacağınız üslubu kendiniz belirleyemezsiniz. Bazı durumlar bir emr-i vaki olarak karşınıza çıkar ve ondan kaçamazsınız. İşte bu kitap da yazarını böyle bir durumla karşı karşıya bırakıyor.

    Bir tarafta, bugüne kadar korumaya çalıştığı terbiye ve nezaket anlayışı, diğer tarafta “haksızlık, çirkinlik, kötülük ve çirkeflik karşısında susmayı kesinlikle yasaklayan inancı (Müslim, İman, 78; Tirmizî, Fiten, 11; Müsned, III, 20)” ve ahlak anlayışı. İnsan böyle durumlarda münker/kötülük karşısında isyan etmeyi ahlaki bir zorunluluk olarak görüyor. Evet, bazen isyanın dozunu ayarlayamasa bile, “el-bâdî azlam: başlay(t)an zalimdir” kuralından teselli umuyor.


    Karton Kapak | İstanbul, 2013 | 2. Baskı | 442 Sayfa

  • Eserin Orjinal İsmi: Modern Düşüncenin İslam Anlayışı  Dini Özünden ‘Koparmadan’ Okumak


    Bu ülkede son onbeş-yirmi yıldır, bazı ilahiyatçı akademisyenlerin, İslam dinini sunuşlarında, bugüne kadar bilinenden çok farklı bir yöntem uyguladıkları, çok belirgin bir biçimde görülmektedir. Bendeniz sözünü ettiğim bu yılları, bütün bu olup bitenleri anlamaya çalışmakla geçirdim. Ancak her yeni günde karşılaştığım her yeni durum dolayısıyla hayretten hayrete düştüm; bu yüzde de bir türlü olup bitenleri kavramaya imkan bulamadım.

    Ne amaçlarını, ne söylemlerini, ne hedef kitlelerini, ne de ortalığı kaldırıp kaldırıp indirirken kullandıkları yöntemi/metodu/usûlü anlayabildim.

    Bu insanlar, kimilerine göre İslam’ın bugüne kadar ertelenmiş reformunu gerçekleştiren aydın, ilerici, çağdaş, uygar ve modern ilahiyatçılar, kimilerine göre de, çağın ve insanının taleplerini görmüş ve onların, tashih (yanlışlarını düzelten) değil, tasvib eden (yaşadıkları hayatı onaylayan) ilahiyatçı tipine ihtiyaç duyduklarını fark etmiş, dolayısıyla onlara istediklerini veren, karşılığında da istediklerini alan şarlatanlardır.


    Karton Kapak | İstanbul, 2013 | 2. Baskı | 419 Sayfa

  • Eserin Orjinal İsmi: Modern Düşüncenin Kur’an Anlayışı ‘Bir Zihniyet Eleştirisi’


    Günümüzde gelinen son noktadan bakıldığında görülen manzara şudur: Bazı ilahiyatçılar dini, bir din âlimi sıfatıyla değil, din bilimci sıfatıyla incelemektedirler. Bunun ne anlama geldiğini görmek için din âlimi ile din bilimci arasındaki farkın bilinmesi gerekir.

    “Bir teolog (:din âlimi) ile din bilimci arasındaki fark, birinin dini vahiy eksenli anlamaya diğerinin ise bilim perspektifi içinden bir dini veya tüm dinleri anlama ve açıklamaya çalışmasıdır. Hristiyanlık’ta üniversitelerin teoloji bölümlerindeki Kutsal Kitap çalışmaları, misyonoloji (misyon bilimi) İslamiyet’te ilahiyat fakültelerindeki fıkıh, hadis, tefsir, kelam gibi alanlarla, dinleri sosyoloji, psikoloji, antropoloji, tarih gibi sosyal ve beşerî bilimler perspektifinden ele alan Din Sosyolojisi, Din Psikolojisi, Din Antropolojisi Din Fenomenolojisi gibi çeşitli alanlar birbirlerinden önemli ölçüde ayrılmaktadır.

    Teolojide Allah, peygamber ve kutsal kitap apriori olarak bir mutlak gerçek kabul edilip dinin insandan ve toplumdan ne istediği öğrenilmeye çalışılır. Oysa din bilimlerinde dinin bireyde, toplum ve kültürdeki yeri dinin metafizik veya dogmatik yönü metafizik kökeni üzerinde durulmaksızın araştırılıp açıklanmaya çalışılır.”


    Karton Kapak | İstanbul, 2013 | 2. Baskı | 326 Sayfa

  •  

    Sevad-ı Azam’la olan irtibatımız aynı zamanda İslam’a olan sahih teslimiyetimizin ilanıdır. Bu ilan Asr-ı Saadet’ten beri hep böyle olageldi. Ancak bir kısım nev-zuhûr ilahiyatçı zevat bu ilişkiyi ve bu ilişkinin inşa ettiği ilmî usulü hurafe kaynağı olarak tesmiye ettikten sonra, nefsî mülahazalarını din diye ileri sürmeye başladı.

    Kendisiyle varlığı anlamlandırdığımız, bizi biz yapan Usûlümüzü terk ettikten sonra çaresiz maruz kaldığımız modern duruma tam da burada el atıyor mezkûr zevat. Böylece modern durumda Modern Fetvalar serdediliyor yani Çağdaş Hurafeler.

    Bu kitap, çağdaş hurafelerin kadim ilmî usulümüz karşısındaki aciz durumunu ve bid’at halini ifşa ediyor.

     

    Karton Kapak | İstanbul, 2020 | 5. Baskı | 250 Sayfa

Updating…
  • Sepetinizde ürün bulunmuyor.